Shengal Women’s Assembly holds the 2nd Conference

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol, Feminizm, Français with tags on 26/09/2016 by Karakök
SHENGAL – ANF
 img_1384

Shengal Women’s Assembly held the 2nd Conference with the participation of hundreds of delegates and guests.

The conference was attended by Kongra-Star members from Rojava Kurdistan, Newroz Camp, YJA-STAR guerrillas defending Êzidî people in Mount Shengal, women from Shengal, journalists from Europe and Koma Civaken Kürdistan (Kurdistan Communities Union, KCK) Co-Presidency Council Member Sozdar Avesta.

The conference which was participated by around 300 delegates began with one minute’s silence in memory of those martyred in freedom struggle.

Speaking here, KCK Co-Presidency Council Member Sozdar Avesta condemned all those responsible for the massacre and displacement of Êzidî people, and saluted Kurdish People’s Leader Abdullah Öcalan, PKK movement, YJŞ (Shengal Women’s Units), Êzidî Women’s Assembly, all the guests attending the conference, and all the martyrs who fell mounting resistance against massacres and genocides.

Avesta pointed out that they were holding the conference with the ultimate goal of rescuing the women enslaved by ISIS, adding: “We will free those women at the soonest time. We owe to them and we are giving a struggle to liberate those women who are enslaved at the hands of ISIS but are with us in heart and spirit.”

Avesta said the 2nd Shengal Women’s Assembly Conference was aimed at not only evaluating the annual activities of the Assembly and the current situation of Shengal women but also re-organising the Êzidî women and rendering them stronger and more organised.

Avesta put emphasis on the importance of carrying on the struggle in order for the return of displaced Êzidî people, liberation of the enslaved women and ensuring their self-defense once they are back home. She stressed that: “Those who caused the Êzidî people to suffer the 74th genocide in their history are afraid of the unity of Shengal people and the struggle of Shengal women, for which reason they want to break the will of Shengal people and women. They want to enslave Shengal women and render them unable to resist atrocity and repression. With this genocide, they want to drive them apart from their land, culture and history. The struggle given by Êzidî women against all these is a sacred one. Êzidî people were massacred, suffered a genocide, suppressed, burned and tortured dozens of times but they never gave up on their cause, language, culture and history. They never bowed down the head against atrocity and cruelty.”

Addressing Êzidî women, Avesta continued as follows: “You, women of Ezidxan, are not alone. Your revolution takes its roots from 40 years of struggle, labour of Leader Apo and women, women’s formation of an army and party. You are a part of this labour. We need to protect and embrace the enslaved and displaced women. We need to strengthen our unity and avenge the massacred Êzidî women. I reiterate that martyrs are immortal, that the struggle of Shengal women will triumph and that the freedom struggle will develop under the leadership of free women.”

Messages of PAJK, KJK, Efrin Êzidî Women’s Assembly and Êzidî Women’s Assembly in Europe were read out after Avesta’s speech. Activity report was also read out and approved, and a committee for the organisation of women was established.

img_1401img_1430

 

 

Sunum & Söyleşi: Permakültür Uygulamaları 28 Eylul Carsamba

Posted in Haberler with tags on 26/09/2016 by Karakök
Çeşitli permakültür ve kendi kendine yeterlilik uygulamalarını konuşacağımız 2. etkinlik 28 Eylul Carsamba saat 19:00’da infial‘de gerçekleştirilecek. Etkinlik ücretsizdir.
Etkinilik:
https://www.facebook.com/events/524774594384714/
Adres: Bulbul Mh. Turan Cd. No: 36a Beyoglu

Permakultur nedir?

Permakültür kavramını ortaya atan Bill Mollison, “Permakültür: Bir Tasarımcı Elkitabı” adlı eserinde permakültürü şöyle tanımlar: Permakültür, doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnekliğine sahip olan tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır. Üzerinde yaşayan insanlar ile arazinin, gıda, enerji, barınak ve diğer maddi ve manevi ihtiyaçları sürdürülebilir bir şekilde karşılayan ahenkli bütünleşmeleridir.

Permakültür tasarımı, kavramsal, maddi ve stratejik bileşenleri tüm canlıların yararına çalışan bir model içinde bir araya getiren bir sistemdir. Permakültür’ün arkasındaki, doğaya aykırı olmaktan ziyade onunla birlikte çalışma, uzun süreli düşüncesizce hareket etmekten ziyade uzun süreli özenli gözlem yapma, sistemlerin sadece bir ürününün peşinde koşmaktan ziyade onlara bütün işlevleriyle bakma ve sistemlerin kendi evrimlerinin gerçekleşmesine izin verme felsefesidir.

Permakültür, sürdürülebilir insan yerleşimleri kurgulayabilmemizi sağlayan bütünsel bir tasarım bilimidir. Bill Mollison permakültürün etik ilkelerini şöyle sıralamaktadır:

– Yeryüzüne Özen Gösterme; bütün yaşam sistemlerinin, canlı cansız bütün varlıkların devamı ve çoğalması için gerekli koşulları sağlama.

– İnsanlara Özen Gösterme; insanların gıda, barınak, eğitim, tatmin edici iş ve keyifli insan ilişkilerine sahip olarak sağlıklı bir şekilde varolmaları için gerekli kaynaklara ulaşmalarını sağlama.

– Nüfus ve Tüketime Sınır Getirme; kendi ihtiyaçlarımızı kontrol altına alarak yukarıdaki ilkeleri desteklemek için kaynak ayırabiliriz. Zaman, para veya enerji cinsinden olabilecek bu kaynakları birinci ve ikinci ilkelerin gerçekleştirilmesinde kullanabiliriz.

https://www.facebook.com/infialmekan/

IFOR: Civilians killed and cities destroyed in military operations in Turkey

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol, Français with tags on 14/09/2016 by Karakök

IFOR representative Derek Brett on behalf of IFOR said the Turkish state has destroyed many Kurdish cities through military operations and subjected people to extrajudicial killings, torture and forced displacement.

Wednesday, September 14, 2016 4:00 PM
GENEVA – ANF – SERKAN DEMİREL

Speaking at the UN Human Rights Council 33rd Session in Geneva, Derek Brett on behalf of IFOR said the Turkish state has destroyed many Kurdish cities through military operations and subjected people to extrajudicial killings, torture and forced displacement.

The 33rd session of the United Nations Human Rights Council continues on its second day with opinions of non-governmental organisations.

‘WOMEN AND CHILDREN MAIN VICTIMS OF HUMAN RIGHTS VIOLATIONS IN THE MIDDLE EAST’

Representatives of many non-governmental organisations spoke during today’s session, that all pointed to the increasing violence in the Middle East and other countries around the world.

NGO representatives put emphasis on ISIS terror attacks and increasingly ongoing human right violations caused by the conflict across the Middle East territory. Speakers also stated that world countries did not put forth democratic politics in the face of these human rights violations.

NGO representatives highlighted that civilians, mainly women and children, suffer from violence at the hands of states across the Middle East, and many states around the world subject people to torture, extrajudicial killings and death, mainly in Pakistan, Iran, Syria and Iraq. Speakers also mentioned numerous human rights violations perpetrated all around the world that are not seen by the United Nations.

‘TURKEY HAS DESTROYED CITIES WITH MILITARY OPERATIONS’

Speaking during the session, Derek Brett on behalf of the International Fellowship of Reconciliation (IFOR) recalled that the Turkish state has razed many cities in the Kurdish region to the ground by means of military operations.

Brett said: “Our local contacts in Turkey report us about a huge scale of human rights violations in the southeastern region of the country. Civilians are being targeted through military operations and suffering extrajudicial killings. Residents of the destroyed cities are subject to forced displacement.”

IFOR representative Derek Brett called on Turkey to open its door to the UN and return to peace talks with Kurds immediately.

MUSLUMANLARIN BAYRAMI (MUSLIMISCHES FEST)

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, English, Espanol, Français, Hayvan with tags , on 13/09/2016 by Karakök

05-11 Eylül 2016 > Dayanışma Menüsü!!!

Posted in Haberler with tags on 06/09/2016 by Karakök

14222290_1568841053422938_2413114175148979388_n

Birleşik Anarşist Atak’tan Kara Temmuz Çağırısı

Posted in Haberler with tags on 08/07/2016 by Karakök

12049175_483558175137028_5451674083164036237_n

Kobanê’nin yeniden inşa çalışmalarına katılmak üzere 1 yıl önce İstanbul’dan Urfa’nın Suruç ilçesine gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) ve içinde anarşist yoldaşlarımızında bulunduğu, 300 yoldaşın konakladığı Amara Kültür Merkezi bahçesinde patlama meydana gelmiş ve 33 Devrimci katledilmişti, aralarından 5’i anarşist yoldaşlarımızdı.

Kobanê’ye geçecek olan yoldaşlarımızın yapacakları açıklama öncesi toplandıkları kültür merkezi bahçesinde yaşanan canlı bombanın patlaması sonucu kültür merkezinin bahçesi kan gölüne dönmüştü.

Aralarında anarşist örgüt ve inisiyatifler olarak Birleşik Anarşist Atak, Eskişehir Anarşi İnisiyatifi ve Alozi-Kaos İnisiyatifi’ninde bulunduğu patlamada Eskişehir Anarşi İnisiyatifi’nden yoldaşımız Alper Sapan ve Alozi’den yoldaşlarımız Evrim Deniz Erol ve Serhat Devrim yaşamını yitirdi. Birleşik Anarşist Atak militanlarından’da Vatan Budak ve Medali Barutçu yaşamını yitirenler arasındaydı.

Kobane’ye, iktidarın ve çetelerin günlerce süren savaş ve her türlü kirli taktik ile yok ettiği şehri yeniden yaratmaya Suruç’a gittiler.

Beş anarşistin’de en iyi bildiği, dayanışmanın en güçlü silah olduğuydu. Kanlı savaşın ortasına giden anarşistler ve sosyalistlerin farklı yaşam tahayyüllerine ve tarihe rağmen dostça ve yoldaşça birbirlerine sarılmaları,

Muktedirlerin ancak bombalarla parçalamaya çalışacağı türden bir dayanışmadır.

TC Devleti Bombalarla, yangınlarla doğayı ve insanlığı öldürüyor. Orta yol yok, Uzlaşma Yok! Kara-Kızıl bayrakları yükseltin, öfkelerinizi kuşanın. Yoldaşlarımızı hatırlatmanın, onları anmanın en iyi yolu sokaklardan, barikatlardan geçer.

Zaman uçtuğunda, nefret büyür. Eski dünyanın taşları çatladığında, onu parçalayıp küle çevirmek bizim elimizdedir.

Kara dumanı nefretle şehirlerin gökyüzüne dolduralım.

Temsil eden zalimlerin heykellerini, toplumun hapishanelerini ve zincire vuran sembolleri yakalım.

Özgürlük savaşında düşmüş yoldaşlarımızı unutmayalım.

Daha iyi bir dünya için.
Kara Temmuz için.
Anarşi için.

Birleşik Anarşist Atak

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

Posted in Direnis, Duyurular, Feminizm, Queer with tags , on 27/06/2016 by Karakök

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

İlk günden itibaren polisin ve işbirlikçisi faşist çetelerin tehditlerine rağmen süren Onur Haftası’ nın son günü gerçekleşen Onur Yürüyüşü’ne polis biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Onur haftası komitesi ve eyleme katılan bir çok kişiye yapılan gözaltıların yanı sıra, anarşist ve anti-otoriterler de gözaltına alındı.
Bu, devlet şiddetine direnişle, var olmakla alakalı.  Özgürlük hayallerimizi elimizden almalarına izin vermemekle alakalı.
Hayatlarımız şiddetle baskı altında. Varoluşumuz için eyleme geçen herkesle dayanışma içerisindeyiz.
ABC İSTANBUL

Onur Haftası Komitesi’nin açıklaması şöyle:

“Dağılıyoruz, dağılıyoruz, dağılıyoruz”

Bilindiği gibi, geçen sene polisin saldırdığı LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 14. senesinde de İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Benzer şekilde, bir hafta önce yapılan Trans Onur Yürüyüşü de açıklanan yasak üzerine polis tarafından engellendi.

Bu gelişmeler üzerine, 24. LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi olarak, 26 Haziran günü saat 17.00’da Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak üzere İstanbul Valiliği’ne bildirimde bulunduk ancak “uygun görülmediği” yanıtını aldık. Valilik, yasak gerekçesi olarak gösterdiği tehditlere karşı bizleri korumak yerine, Anayasa’da demokratik bir hak olarak yer alan “Gösteri ve Toplantı Yürüyüşleri Kanunu”nu ihlal etmeyi tercih etti.

14. Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştiremeyeceğimizi üzüntüyle duyuruyoruz. Ancak bizim kendimize duyduğumuz güven, ufkumuz ve hayallerimiz bir yürüyüşten, İstiklal Caddesi’nden, bu şehirden ve bu ülkeden çok daha geniştir. Varoluş mücadelemiz dünü, bugünü ve geleceği aşar çünkü biz hep buradaydık, buradayız ve burada olacağız.

Hatırlarsanız, Emniyet güçleri Trans Onur Yürüyüşü’nde basın açıklamasını okumaya ve bir arada durmaya çalışan insanlara “Lütfen dağılın ve hayatın normal akışına dönmesine izin verin,” diye seslenmişti.

Biz de bu çağrıya riayet ediyoruz: 26 Haziran Pazar günü, İstiklal Caddesi’nin her köşesine dağılıyoruz. “Hayatı ‘normal’ akışına döndürmek” için Pazar günü Beyoğlu’nun her sokağında, her caddesinde birbirimize kavuşuyoruz.

12 yıl boyunca büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz Onur Yürüyüşleri varoluşumuzu, onurlu bir yaşam sürme ısrarımızı ve her geçen yıl büyüyen mücadelemizi kutladığımız bir alandır. Sadece LGBTİ+ bireylerin değil, herkesin hayatına etki eder. Onur Yürüyüşü,insanlığa bir hayal kurdurur: Bu dünya başka türlü olsaydı, nasıl insanlar olurduk? Ne giyer, ne arzular, ne eyler, ne söylerdik? Bu kentin sokakları neye benzerdi? Aşkla örgütlenseydik, bizi birbirimizden ne koparabilirdi? Bedenimiz, emeğimiz ve geleceğimiz bizim elimizde olsaydı, nasıl olurdu? Yürüyüşümüzü gerçekleştiremesek de aklımızda bu hayallerle İstiklal’in sokaklarını doldurmaktan vazgeçmiyoruz.

Bize dayatılan hayatı reddediyoruz. Şiddeti ve baskıyı normalleştiren, bizi yok sayan bir hayat değil, kendi seçtiğimiz, onurla varolduğumuz hayatı yaşamaya devam ediyoruz ve “Hayatı ‘normal’ akışına döndürerek”:

DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ…

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu