‘Anarşist yoldaş İshak Tayak’a yönelik suçlamaları reddediyoruz!’

Posted in Haberler with tags on 01/11/2017 by Karakök

Günümüzde faşizmin kendi meşruluğuna duyduğu güven, her geçen gün varlığını daha fazla hissettirmeye devam ederken artık, bunun karşısında duran tüm mücadele biçimlerini ortadan kaldırmak için ‘tek ve kesin’ çözüm kolaycılığına gitmeyi de ihmal etmiyor. Keza, kutsal mevki’nin bekası için yıldırılarak, sönümlendirilerek, sindirilmeye bırakılacak birbirinden farklı koca bir muhalefet havuzu ve o havuz içerisinde parça parça, sıranın kendilerine gelmesini bekleyen bireyler bütünü bulunmakta. Statüko’larının, nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlamak için, kendini toplumun her alanında var etmeye ne kadar yoğun çaba gösterdiklerini gözlemlemek yeterli olacaktır.

Geçtiğimiz günlerde, faşizmin kolluk güçlerinin evine yaptığı baskınla gözaltına alınan bir anarşist, FETÖ adlı örgüte üye olduğu gerekçesi ile tutuklandı. Gerekçelendirilen polis fezlekesi; şahsi telefon hattından, örgütün yazışmalarında kullandığı ‘ByLock’ adlı programın indirildiği üzerine. Senaryo daha da ileriye giderek, bambaşka örgütlerden bireylerle görüşmeleri olduğunu ve 1 Mayıs 2012’de kapitalist şirketlere doğrudan eylemliliğe geçen grubun başında olduğunu hatta, Gezi Parkı eylemliliklerinde yine en önde olduğu gibi, yaratıcılıkta tavan yapan bir anlayışla, faşizm akıbeti kendinen meçhul bir biçimde bağlantılandırdığı bu fezlekeyi alıp ‘şifre çözüldü’ tarzında haber yapan diktatörlüğün kuklası haber ajansları içinse; anarşist ve anti-otoriterlerin aslında, devletin otoriter ve statüko yanlısı oluşumlara doğrudan veya dolaylı olarak destek verdiğini açıkça delillendirmeye çalıştığı görülüyor ki, bu da en başında bahsetmiş olduğmuz ‘tek ve güçlü bir yalan’ ile kendisine karşı olan tüm muhalifetin kökünü kazımaya çaba sarfetmeye devam edeceğinin bariz bir kanıtıdır.

Mahkemede verdiği savunmada açıkça; “Ben anti-otoriterim ve anarşistim, doğa, insan ve hayvan haklarını savunan bir bireyim. Hukukun askıya alındığı ve adaletin olmadığı bir düzende, herhangi bir bağlantım olmamasına rağmen, bir anarşist olarak FETÖ’den yargılanıyorum.” diyerek şuçlamaların şaşırtıcı ve gülünç olduğunu ve bir anti-otoriter olarak aynı zamanda ‘tanrı tanımaz’ olduğunu, devlet’in sınırsız imtiyazıyla bulunduğu noktaya gelmiş, din sömürüsüne dayalı bir örgüt ile uzaktan yakından bir bağı olamayacağını belirtmesine ve gözaltı sürecinde kendisinin darp edildiğini söylemesine rağmen, tutukluluk süreci devam etmekte.

Geldiğimiz noktada, statüko’nun attığı hiçbir adım, onunla mücadele eden bireyleri artık şaşırtmıyor. Faşizmin  gölgesi altında askeri ve siyasi darbe hükümetleri 21. yüzyıl kapitalizminin bekçiliğini sürdürmeye devam ederken, onunla mücadele eden bireylere parlementonun yolunu göstermek, zindanlarla-duruşma salonları arasında mekik dokumaktan öteye gitmeyen belirsiz bir geleceğe bizleri mahkum etme yolunda ilerliyor. Devlet’in karşıtlarına yaftası ise, dur duraksız ve bu savlarla yaşamı karış karış istila ediyor. Toplumsal muhalefetin hakim özneleri ise, örgütlenip sokağa çıkmak ve güvenli limanlarını terketmek için ardlarında güçlü bir sebep beklemeye koyulmuş durumdalar.

Baskı politikalarının kendilerini refaha ulaştıracağını, kontrolü elde tuttukları sürece ‘barış ortamı’nı sağlayacaklarını sananlar için söylenebilecek tek şey, derinleştirmekten öteye gidemedikleri krizler ve siyasi ömürleriyle birlikte, tarihin çöplüğünde atılmaktan öteye gidemeyecekleridir.

Yoldaşımız İshak’a yapılan komplo ve iftiralar silsilesi tüm muhalif çevrelere yapıldığı gibi anarşist hareketi bir kriminalize etme çabasıdır. FETÖ ile suç ortaklığı açık ve net ortada olan mevcut dikta rejimi günahlarını örtbas etmek için kendisi dışındaki tüm muhalefete FETÖ iddianameleriyle saldırırken anarşist hareketi de pas geçmeyeceğini tahmin ediyorduk. Bunun sonucunda şimdi devlet bizden bir arkadaşımızı rehin aldı ve biz de onu yanlız bırakmayacağımızı belirtiyoruz.

Ve herkesi, İshak’ın nezdinde çeşitli iftiralarla ve komplolarla işten atılan, açığa alınan ve tutuklanan tüm devrimcilerin ve anarşistlerin yanlız olmadıklarını hatırlatmaya ve onlarla dayanışmaya çağırıyoruz.

Anarşistler


BASINA ve KAMUOYUNA: ‘İshak Tayak; FETÖ gibi tüm faşist yapılarla mücadele eden bir anarşisttir.’

Anarşist İshak Tayak hakkında yandaş basına servis edilenler ucuz yalanlardan ibarettir!

Kendisini ‘anarşist’ ve aynı zamanda ‘ateist’ olarak tanımlayan İshak Tayak, 2 Ekim 2017 sabahında özel harekat timleri tarafından evine yapılan baskınla, 2014 yılında telefon hattından “ByLock” indirildiği ve bu sebeple “FETÖ” yapılanmasıyla bağlarının olduğu suçlamalarıyla, darp edilerek gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.

Mahkemenin bu yöndeki asılsız suçlamalarına, İshak’ın savunması; “Ben anti-otoriter, anarşist, doğa, insan ve hayvan haklarını savunan bir bireyim. Hukuğun askıyı alındığı ve adaletin raflara kaldırıldığı bu ortamda, her hangi bir bağlantım olmamasına rağmen anarşist biri olarak FETÖ davasından yargılanıyorum” şeklinde oldu ve mahkemede kendisine ‘hattınızdan bu programı indirdiniz mi’ dışnda bir soru sorulmadı. Şuan, FETÖ’den yargılananlarla aynı koğuşu paylaşmakta ve henüz bir mahkeme tarihi de verilmemektedir.

Daha önce, 1 Mayıs 2012’de yapılan eylemlerde fotoğrafı bulunduğu gerekçesiyle 3 ay tutuklu kalmış ancak, delil yetersizliğinden dava düşmüş ve kendisi bu suçlamalardan aklanmıştır. Ancak bu bile, devlet’in yandaş medyanın yayın organları tarafından, Gezi ve 1 Mayıs 2012’de en ön saflarda olduğu, PKK, DHKP-C ve FETÖ ile aynı anda bağlarının bulunduğu gibi asılsız iddialarla ‘en kripto Bylock’çu’ başlığıyla yalan haber yapılarak acımmasızca hedef gösterilmesini engelleyememiş. Aynı zamanda, anarşistlerin içine “FETÖ” örgütünün sızdığı gibi iddialarla, ileride anarşistlere ve anarşist harekete atılacak olan aciz iftiraların da önünü açmaya çalışmaktadırlar.

İshak aynı savunmada; “ByLock” kullanmadığını, yaşam tarzının ve siyasi duruşunun bu İslami yapıyla uyumlu olmadığını ve bu tarz oluşumlarla hayatının her alanında her zaman ters düştüğünü, hatta 2011 yılında, nüfus müdürlüğüne başvurarak kimliğindeki din hanesinde bulunan ‘İslam’ ibaresini kaldırttığını ayrıca, ev baskını sırasında eşine ve kendine sözlü hakaretlerde bulunulduğunu ve darp edildiği ve kaburgalarında ağrı olduğu halde doktora götürülmediğini” belirtti.

AKP’nin uzun süredir iktidarını sağlamlaştırma adına tüm muhalif özneleri aynı çatı altında göstermeye çalışarak tutuklama, alıkoyma çabalarına, yıllardır anarşist olduğunu ve hiçbir otoriter yapıyla ilişkisinin olmayacağını açıkça beyan eden bir ‘ateist’ bireyin islami eğilimleri olan bir yapıyla ilişkisinin olduğu çıkarımı yapılması gülünçtür.

Tüm kamuoyunu hayatı boyunca FETÖ gibi faşist yapılarla mücadele etmiş bir anarşist olmasına rağmen iktidarın iftira ve komplosuna maruz kalan İshak’la dayanışmaya çağırıyoruz.

http://sosyalsavas.org/2017/10/anarsist-yoldas-ishak-tayaka-yonelik-suclamalari-reddediyoruz/

Reklamlar

Immediate call to all our comrades Anarchists and Libertarians wherever they are

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol with tags on 18/10/2017 by Karakök

A direct and special call to our comrades Anarchists and Libertarians Arabic-speaking

No to State, No to war. Yes for self-administration and the Social revolution

For years and years we, anarchists and libertarian in Iraqi “Kurdistan”, Europe and other countries all our publicities and our slogan have been about Yes for self-administration in everywhere and for all the communities , but No to State.

We raised our voice against the Kurdistan Regional Government (KRG) and its very recent scenario of referendum on “independent Kurdish State”. We are very sure the other anarchists among Arab, Turkish, Assyrian and others had the same attitude. We also believe the same attitude from our anarchist comrades throughout the world to say no to State, authority, nationalism and to be against the nationalist and against pro-fascist war.

Iraqi “Kurdistan” has been going through a very difficult time since Oct 2015. The wages of public sector employees have been reduced to less than a half, the number of unemployment has increased sharply, the price of everything has gone up, business and the government services have dramatically been cut off. This all happened in addition to the war with Isis and disputes between (KRG) and the central government over the budget and the disputed lands and city like Kirkuk and the others.

So many strikes, demonstrations and boycotting work during this couple of years took place. Some of them lasted for few weeks even months. KRG instead of resolving all these problems tried to divert the attention of people from the real problems by announcing in July the referendum of independent Kurdistan, state of Kurdistan, on 25th of Sep.

Masoud Barzani the head of KRG set up the day of referendum without consulting Iraqi, neighbourhood countries, US and European countries. Once he called for referendum, all of them rejected it and told him that he will not get any support.

After the referendum of 25th of September Iraq, Iran and Turkey governments came together against it and threaten KRG with economic sanction. Iraqi government asked KRG to withdraw the decisions of the referendum and get back to the Iraqi constitution in taking any decision. Haider al-Abadi , the Prime Minster of Iraq gave Barzani warning that if he does not back down, the Iraqi government will take over control of Kirkuk province’s oil wells that are at the moment under the control of KRG.

Three days ago the Iraqi government sent a huge numbers of Police, military and Hishdi Shaibe [ the Siha paramilitary group] with various of heavy weapons to take positions on the city’s approaches.

The civil war now very imminent between Peshmarga, KRG forces, and the above forces of central government.

We are asking for support and solidarity from our comrades anarchists to protest, making a statement against this war, show their anger against the war and solidarity to Iraqi people.

We are anti State because we are against the current political system. We are anti-political party and anti-authoritarian ideology from left to the right, because we are anti class superiority, and anti-private ownership and exploitation of the labour. All the wars in history happened due to protecting class superiority, private ownership and labour exploitation.

We are against war, weapons and hatters between the different cultures and between different ethnic minorities. War in general produces death and slavery. The outcome of any war does not support starting the social revolution, in fact it damages and weakening the revolution climate. In the meantime, war opening a very big market for selling/ buying weapons and destroying the environment. War makes the poor people poorer and class superiority lasts longer.

While we are against war, we are very much in favour of people self-administration wherever they are living communally and working collectively. We are also aware wherever the state exist there is no freedom, wherever political party is, there is no self-thinking and individual independency. Wherever the businessmen and money are, there are slavery wages and exploited people.

In Iraqi “Kurdistan” there has been a strong authority for the last 26 years, there has been the bourgeois in power. For the last 26 years people deprived from the real freedom and from making the decision by themselves. For the long time the ruler has done very little for the people in “Kurdistan” in term of providing services. They encouraged people to move from the rural area to the towns and cities, making so many business contracts with the foreign oil company and corporations for their own profit, sold all the public lands and many more. In short “Kurdistan” became the home of many multinational companies, the financial institutions and the spies network of the neighbourhood countries and others. Since then they acted like a proper state in whatever they wanted to do. So why should we expect different when they set up their own “independent state” and think it will be better than what the people have it now?

We ask all our anarchist comrades to support and have solidarity with us to prevent this war. It is true that your opposition to the military and nationalist war in Iraq, if happens, may not as effective as our opposition, however, your solidarity will be crucial and greatly appreciated.

We again are calling our whole comrade anarchists especially Arab, Persian, Turkish and Assyrian speakers to raise their voices and act to stop this viscous war that is not in the interest of working class and poor people in Iraq and “Kurdistan”. Being silent and not be serious about it, is directly or indirectly serves the politicians, the big corporations and the capitalist system. We therefore have no choice but fighting back the system, its action and its war. We also expect the other anarchists wherever they are to stand with us, firm and to support the children, elderly and the disable people in Iraq.

No to war

No to State

No to nationalism and patriotism

No to capitalism system

Yes to solidarity and unite against the war

Yes to self-organise

Yes to the social struggle

Yes to social revolution

Yes to social uprising

Yes to self-administration

Kurdish-Speaking Anarchist Forum (KAF)

15t Oct 2017

Website:

www.anarkistan.com

Facebook page

www.facebook.com/sekoy.anarkistan

Twitter

https://twitter.com/anarkistan

Email

anarkistan@riseup.net

Arbeitsmigration und Surplus-Proletariat: Filmabend mit Input und Diskussion

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, English with tags on 25/09/2017 by Karakök

– von den italienischen Saisonniers/Arbeitsmigranten zu den abgewiesenen Geflüchteten heute –

Freitag, 29. September 2017 | Infoladen Kasama, Militärstrasse 87a, Zürich | Bar ab 19:30 Uhr | Film ab 20 Uhr

BUNKERS von Anne-Claire Adet (2016) – Kurzdokumentarfilm | SIAMO ITALIANI von Alexander Seiler (1964) – Dokumentarfilm

Ein Filmabend mit einem Input zur Migrationsgeschichte der Schweiz seit dem zweiten Weltkrieg. Beleuchtet werden erstens historische Eckpunkte der Entwicklung von Arbeitsmigration und Asylmigration angesichts der ökonomischen Entwicklungen in der Schweiz/Europa. Und zweitens stellen wir uns die Frage in welchen Phasen der Rassismus und die Xenophobie besonders beackert wurden, um die Klasse zu spalten und die Ausbeutung der ausländischen Arbeitskräfte zu legitimieren.

Kommt zahlreich!
Viele Grüsse und bis bald

Ang Pekeng Balita ay Karahasan (Fake News is Violence) Anti-Authoritarian against Fascism September 21, 2017 Luneta Park, Manila

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, English, Espanol, Français with tags , , on 25/09/2017 by Karakök

Remembering this day Sept.21, one of the horrific and tragic moment happened in the history of the Philippines. Martial Law was declared by President Marcos to suppress and repress most of the people. Rampant violence, forced disappearance, arrest, killings and torture experienced by dissidents and common people who are criticizing the authoritarian regime at that time.

Today, Duterte’s administration was also following the path for being a totalitarian and a fascist by putting people’s lives on his own hands defying constitutional and human rights. Declaring Martial Law in Mindanao and instigating War on Drugs policy by killings thousands of poor people. This regime are misleading the people by their fake news by putting their effort on drug related issue to stop criminality and not confronting the real problem of the society, that social injustice like poverty, no job opportunity, no social welfare, forced displacement are the main cause and this injustices are already violence.

As our attempt to express our sentiments against this atrocity. We planned to gather in Luneta Park to have a picnic, Food Not Bombs mass feeding, Really Free Market, mobile library, culture jamming, Radyo Kalye and many more. More than 40 participants show their support engaging ourselves with the homeless community who sleep and stay in the park. Homelessness are one of the awful problem happening in the Philippines and no government since before could make a solution.

“Ang Pekeng Balita ay Karahasan”

Uso ang peke. Pekeng pera, pekeng produkto, pekeng kwento, pekeng buhok, pekeng droga at pekeng balita. Hindi ko lang alam kung may Peking duck.

Marahil ay walang ibang layon ang pamemeke kundi manloko. Bakit? Dahil ikinukubli nito ang totoo. Hindi makikita ng ibang tao ang tunay kalagayan dahil ito ay natabunan ng nagpapanggap na katotohanan. Maaring nakabili ka ng murang pekeng produkto, kung ang hanap mo ay branded ikaw ay naloko. Ngunit kung sadya namang bumili nito ang korporasyon ang nagoyo. Ang paggamit ng pekeng buhok ay isa ring porma ng panlalansi, kung wala mang layon na masamang intensyon naikubli ang katotohanan, ang kasalatan sa buhok ay natatabunan.

Ang magpakalat ng pekeng balita at istorya ay likas na masama. Ito ay may pagtatangka na itago, pagtakpan o iligaw ang mga tao sa tunay na kalagayan para protektahan ang interes, posisyon o layunin ng isa o grupo ng mga tao.

Ang pamemeke ng tunay na kalagayan ay mapaminsala. Iyong nakakaligtaan na ang tunay na kalagayan ay ang kahirapan at kagutuman ng karamihan. Nagaganap ito dahil may iilang tao lang ang may hawak at kontrol sa mga yaman ng lipunan. Ang mga lupain, ari-arian at mga pasilidad na makakalikha ng ating mga batayang pangangailangan ay kontrolado ng iillan dahil sa kanilang mga posisyon at impluwensya sa pamahalaan.

Binentahan ang mga tao ng pekeng riyalidad. Sa pekeng riyalidad na ito nakatuon ang atensyon at nagiging bulag sa mahalagang usapin na may direktang kinalaman sa mismong buhay natin. Halimbawa, bakit hindi tayo nagagalit sa napakababa na batayang sweldo ng manggagawa? Habang hindi mapigilan ang pagtaas ng presyo ng mga batayang bilihin at serbisyo.

Laganap ang pagnanakaw sa pamahalaan, sa halip na mapunta ang salapi sa mga serbisyong panlipunan ito  ay isinisilid sa bulsa ng iilan. Makakarinig tayo ng pagtangis subalit sa kabuuan ay business as usal ang mga kawatan.

Sa tuwina’y bukam-bibig ang proteksyon ng kalikasan ngunit patuloy ang pagmimina, pagputol ng mga kahoy, pagbubuga ng carbon emission at pagkakalat ng basura at lason sa kapaligiran.

Bakit hindi tayo nag-aalburuto sa daan libong tao at pamilyang walang tahanan na nakakalat sa mga lansangan? Ang mga bata, matatanda o kababaiahan may kapansan na naghihingi ng awa, sa halip mag-abot ng suporta, mas mabilis pang sisihin sila sa kanilang katamaran at kabobohan. Ating nakakalimutan na ang kawalan ng marami sa atin ay dulot ng kontrol ng iilan lang.

Walang pag lagyan sa kasaganahan ang mga lider at pulitiko ng mga partido, korporasyon at simbahan habang malawak na bilang ng tao ay nag-aagawan sa mumo at tira-tira ng mga de-prebelehiyong iilan.

Hindi mo na pinapansin ang mga iyan dahil ang atensyon mo ay nasa PEKENG BALITA. Natutuwa ka bang makita na ang kapwa mo mahirap ay pinatay dahil sa akusasyon pa lang? Sabihin na nating adik nga siya o nagbebenta ng tingi-tinging shabu, ito kaya ay sapat na batayan upang siya ay kitlin?

Totoong may mga karahasan kaugnay sa illegal na droga; maaring ito ay sikolohikal na epekto o onsehan sa bentahan hindi ito dapat na pagtakpan. Marapat lang na masugpo ang ganitong mga karahasan. Ngunit iyo ding pag-isipan; gaano kaya karami ang buhay na nasayang dahil sa digmaan sa pagitan ng mga pulahan at pamahalaan? May ideya ka kaya sa bilang ng mga napatay dahil sa tunggalian ng mga sundalo at mga rebeldeng muslim? Nakita mo rin kaya na sa simpleng alak lang ay napakarmi na ring insidente ng patayan?

Dahil sa pekeng balita, hindi mo na alintana ang higit na seryosong usapin. Hindi mo na napagtuunan ng atensyon ang mga isyung may malalim na pinsala sa ating lipunan katulad ng kagutuman, kahirapan, diskriminasyon at pagkasira ng kalikasan.

Sa halip ay nalilibang ka sa mga nakasalansan na bangkay sa paniniwalang ang pagiging sangkot sa droga ay higit na masama kaysa pagpatay, pandarambong sa kaban ng bayan, kawalan ng mga disenteng pabahay, kawalan ng lupang sakahin, patuloy na digmaan at pagkawasak ng kalikasan.

 

Samantala, Septyembre 21 ay ika- 45th na taong deklarasayon ng martial law. WALANG DAPAT IPAGDIWANG.

Ang atin ay pag-alaala sa MALAWAKANG KARAHASAN ng Gobyerno laban sa mga tao.

Si Marcos sampu ng kanyang mga cronies ay bangag sa kapayangrihan at hayok sa yaman.

PANANAKIT, PANANAKOT, PAGPATAY, PAMIMILIT ang kanilang gamit.

NANGAMKAM, NAGNAKAW, NANDAYA, NG TORTURE, NANGIDNAP, AT PUMATAY NG LIBO. Ilan ito sa mga dapat nating maala-ala upang makaiwas sa mga katulad na sakuna.

Sa TOTOO, hati ang maraming tao. Ito naman kasi ang gusto ng mga pulitiko. Ang magbakod at maghiwalay sa mga tao. Kaaway ang hindi kapanalig sa pulitika. Ang DEMOKRASYA ay NAKAKATAWA, ang oposisyon kinikilala pero ang layon ay lupigin ang hindi katulad. Sa pagturing na ang sarili at kinabibilangang grupo o partido ay higit na superyor kontra sa iba. Ikaw ay may “matalas na linya” habang ang iba ay “totoong sosyalista”. Sila naman ang may “totoong pananampalataya” at “huwad”  naman ang sa iba.

Nakalimutan mo na pwedeng-pwede na sa iyong sarili ang pagpapasya. Desisyon na may pagkilala sa iyong interes, kapamilya, komunidad at kalikasan. Hindi ang IPAGTANGGOL ang interes ng iilan. Por diyos por santo! Matagal mo ng alam na ang mga pulitiko at partido ay pinakikilos lang ng kanilang interes na manatili sa kapangyarihan. Huwag ka magbulag-bulagan dahil kitang-kita mo na sila lang din ang may kontrol sa mga yaman. Hindi pa rin ba natatauhan? Ilang beses na bang nagpalit ng administrasyon, iba-ibang konsumisyon at iisa ang ating sitwasyon. GUTOM at MANGMANG pinaiikot sa palad ng mga may kapangyarihan. Aber mabibigyan mo ako ng pamamahala na naalis ang kahirapn, kagutuman, matinong serbisyong panlipunan? At sa karanasan wala ring matinong PULAHANG PAMAHALAAN, higit pa ang karahasan nito sa maraming bansa sa iba’-t-ibang paraan.

Ating balikan ang IDEYA AT PRAKTIKA NG BAYANIHAN — ang pagtutulungan sa ating mga pamayanan. Pagbibigy suporta na walang kapalit na pabor. Ito ang relasyon na may pagkilala sa ating limitasyon at pagkilala sa kolektibong aksyon bilang mabisang  solusyon sa ating mga problemadong sitwasyon.

Alam mo ba na ang pagyakap sa partido at mga grupo na ang layon ay maging boss, sentro at nagsasabi na siya lang ang tanging totoo ay likas na peligroso? Ang nais nito ay gawing iisa ang ating paniniwala at panlasa.  Walang itong pagkilala sa likas nating pagkakaiba-iba. Kahit anong gawin mo, malawak ang pagkakaiba-iba ng mga komunidad sa arkipelago. Dapat nating kilalanin ang samut-saring kultura na umiiral sa maraming lugar hindi lang dito maging sa buong mundo.

ANG MGA PULITIKO KABILANG ANG MGA PASISTA ay kumikilos upang panatilihin ang kamangmangan natin ng sa gayon tayo ay patuloy na aasa sa kanila at habang tayo naman ay tuloy din sa pagsuporta sa kanila. SILA AY LUMILIKHA NG DINGDING SA PAGITAN NATIN. Ang dingding na ito ay nagsisilbing harang upang hindi natin makita ang katotohanan na habang may iilang may kontrol ng kapangyarihan at yaman ay mananatili ang kahirapan ng karamihan at pagiging marhinalasado ng malawak na bilang ng mga pamayanan.

ANG PEKENG BALITA AY MARAHAS HUWAG MANIWALA.  PEKE ANG SINASABING PAGBABAGO. IKAW NA ANG MAKAPAGSASABI NG TOTOO MONG KUNDISYON. IKAW ANG DIREKTANG NAKAKARAMDAM NG TAKOT O MAARING POOT DAHIL NGA SA MGA KAGANAPAN NGAYON.

Amerikalı anarşist Rakka’nın IŞİD’den özgürleştirilmesi sırasında öldürüldü

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Français with tags , on 11/07/2017 by Karakök

Rojava’daki anarşist gerilla birimi IRPGF (Uluslararası Halkın Gerilla Güçleri), DAIS’e karşı Rojava konfederalist devrim için savaşan ABD’li anarşist Heval Demhat’ın Rakka’nın DAIS cetelerin’den temizlenmesi sırasında öldürüldüğünü duyurdu.

Heval Demhat, 2014’teki Kobane işgali bitisinde  YPG saflarina  katılmıştı.

AKP iktidari yikilana dek Anarsist recete gecerlidir.

Posted in Direnis with tags , on 27/06/2017 by Karakök

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 11/02/2017 by Karakök
1leon czolgosz

Leon Czolgosz

1- Leon Czolgosz (ABD Başkanı William McKinley)

Anarşist Emma Goldman’ın Cleveland’daki konuşmalarını duyan Leon Czolgosz bir amaç için kahramanca bir şey yapmak ister. Başkan McKinley’e birçok kez yaklaşır ama hamle yapmaz. Bir gün Başkan Niagara Şelale’lerinden dönmüş ve halkla buluşuyordur. Czolgosz da sıraya girer, silahını mendille kapatır ve sıra ona geldiğinde McKinley’i karnından iki kez vurur.

Amerikan toplumunun eşitlik ve adalet temelinde yükselmediğini düşünerek toplum açısından sarsıcı bir eylem arayışına girmiştir. Bu eylem hem toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliği vurgulayacak, hem kimsenin dokunulmaz olmadığını ispatlayacak, hem de yayılmacı politikalar izleyen bir büyük başı ortadan kaldıracaktı.

Emma Goldman ile ilk karşılaşmasında kendisine kitap önermesini rica ediyor. Anarşizme adım atacak ama nereden başlayacağını bilemeyen bir hali vardır. Camiaya katılmaya çalışırken gösterdiği çaba kimilerince ajan olduğu şeklinde yorumlanıyor. Emma Goldman hemen tekzip edilmesi için yazılar yazıyor bunu iddia eden dergiye. Gözünde gördüğü ışıltıyı hatırlıyor genç adamın, yanılmış olamayacağını biliyor. Bir süre sonra başkan William McKinley’i vuruyor bu çocuk. Emma Goldman’ın azmettirdiği çıkıyor tüm basında.

Leon Czolgosz: ” Ben bir yöneticiye gereksinim duyduğumuzu düşünmüyorum.”

” Başkanı öldürdüm çünkü o iyi insanların – iyi emekçi insanların düşmanıydı. bundan dolayı üzgün değilim.”

2- Emile Henry ve Sante Geronimo (Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot )

Emile Henry

Emile Henry

Emile Henry’nin asıl hedefi Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot’tu ancak Elysee Sarayı çevresindeki yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle zenginlerin buluşma yeri olan Cafe Terminus’u bombaladı.

Cáfe Terminus’u bombalamasının nedeni, bu mekânı burjuvazinin bir temsili olarak görmesiydi. Bombayı yerleştirirken olabildiğince çok sayıda burjuvanın ölmesini amaçlıyordu. Eylemleri nedeniyle mahkemeye çıkarıldığında, neden boşu boşuna birçok masum insanın zarar görmesine yol açtığı sorulunca, mahkemeye şöyle yanıt verdi, ‘ Masum burjuva yoktur.’

‘Senin ellerin kana bulanmış’ diyen hâkimi de ‘aynen sizin cüppeniz gibi’ diye cevaplamıştır.

Emile Henry: “Burjuvazi, savunmasız grevci işçilerin üzerine ayrım gözetmeksizin ateş açabiliyorsa; bunun sonucunun, eğlendiği restoranda patlayan bir bomba olabileceğini de hesaba katmalıdır.”

**
Henry’nin idamından hemen sonra İtalyan bir anarşist olan Sante Geronimo Caserio, Carnot’u Lyon’da bıçaklayarak öldürdü. O da giyotinin başında Henry’nin sözlerini İtalyanca olarak tekrarlayacaktı ‘Coraggio cugini – evviva l’anarchia!’ yani ‘ Cesaret yoldaşlar – yaşasın anarşizm! ‘

3- Gaetano Bresci ( İtalya kralı 1. Umberto )

Gaetano Bresci

Gaetano Bresci

İtalya’nın 1896’da Adowa Savaşı’nda Etiyopya’ya yenilmesi ise İtalyan sömürgeciliğinin sonunu getirdi.

Umberto tırmanan toplumsal huzursuzluk karşısında 1898’de sıkıyönetim ilan etti ve özellikle Milano’da şiddetli bir baskı politikası uygulamaya başladı. Kargaşanın doruğunda Gaetano Bresci adında bir anarşist tarafından öldürüldü.

Gaetano Bresci: ” Ben Umberto’yu öldürmedim. Ben kralı, bir ilkeyi öldürdüm.”

4- Simon Radowitzky ( Arjantin Emniyet Müdürü Ramon Lorenzo Falcon)

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky eylemde birçok işçinin öldürülmesinden sorumlu tutulan bir emniyet müdürünü olan Ramón Falcón’un arabasına ev yapımı bir bomba attı. Emniyet müdürü hastane yolunda öldü.

1909 yılında, bugün Congreso dediğimiz, o zamanın Lorea meydanında kutlanır Buenos Aires’teki 1 Mayıs. FORA (Arjantin Cumhuriyeti İşçi Federasyonu)’nın düzenlediği eyleme katılan binlerce işçinin talebi, sekiz saatlik işgünüdür. İşte o sırada, Buenos Aires emniyet müdürü Albay Ramon Falcon komutasındaki asker ve polisler, FORA üyelerine saldırır. Silahlar patlar, ondan fazla işçi hayatını kaybeder.

Henüz daha yirmisine varmamış Simon Radowitzky, Ukraynalı bir Yahudi ailesinin oğludur. Kısa zaman önce Arjantin’e göç etmiş, FORA’ya katılmıştır. Yoldaşlarının intikamını almak isteğiyle bir bombayı Falcon’un evine fırlatır. 1 Mayıs katliamının şefi Ramon Falcon, bunun altı ay sonrasında Radowitzky’nin eylemiyle ölür. Radowitzky’ye yaşı genç olduğu için ölüm cezası verilmez ama dünyanın ucuna gönderilir. Antarktika’ya komşu Ateş Toprakları’nda, dünyanın en güney ucundaki kent olan Ushuaia’da bir hücreye hapsedilir.

Falcon’u öldüren bu anarşist genç her ne kadar hücreye tıkılmışsa da, halk onu bağrına basar. Adı dilden dile dolaşır, Patagonya çöllerinde halk şiirlerine, şarkılarına konu olur. Yrigoyen hükümeti, ülkeyi terk etmesi kaydıyla 1930’da serbest bırakır ömür boyu hapis cezası mahkûmu Radowitzky’yi. Bir süre Uruguay’da yaşar, 1936’da Franco’ya karşı savaşmak üzere İspanya yolunu tutar, faşizmin zaferi ertesinde pekçoklarıyla beraber Meksika’ya sığınır. Radowitzky hayatının sonuna kadar devrimci bir işçi olarak yaşar. 1956’da Meksika’da hayata veda ettiği güne kadar, bir oyuncak fabrikasında çalışacaktır.

5- Michele Angiolillo ( İspanya Başbakanı Canovas del Castillo )

Michele Angiolillo

Michele Angiolillo

İtalya’da doğan Michele Angiolillo da o dönemin karakterine uygun davranan anarşistlerden biridir. İspanya halkına (ve onun sömürgesi olan Küba ve Filipinler halklarına) yaptığı eşsiz zulümle tanınan İspanyol başbakanı Canovas del Castillo’yu Santa Agueda’da 8 Ağustos 1897’de lüks yazlığında keyif çatarken öldürmüştür. Bu olaydan 12 gün sonra da 20 ağustos 1897’de idam edilmiştir.

6- Luigi Lucheni ( Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Elisabeth ‘ Sisi’ )

6Luigi_Lucheni

Luigi Lucheni

Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Sisi Eylül 1898 bir İsviçre ziyareti yaparken Cenevre’de Luigi Lucheni adlı bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sisi’nin son sözü ‘ Bana ne oldu ‘ olmuştur.

Luigi Lucheni: ” Ben inançlı bir anarşistim. Cenevre’ye bir egemeni öldürmek için geldim. Acı çekenlere ve sosyal konumunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlara örnek olmak için yaptım bunu. Hangi egemeni öldüreceğim benim için önemli değildi. Benim vurduğum bir kadın değildi, bir imparatoriçeydi, benim onda gördüğüm kraliyet tacıydı.”

7- Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles (İspanya Başbakanı Eduardo Dato)

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Dato üç Katalan anarşisti tarafından öldürüldü. Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles bu eylemi motorsiklet üzerinde gerçekleştirdiler.

8- Manuel Pardiñas ( İspanya Başbakanı Jose Canaleias )

Manuel Pardiñas

Manuel Pardiñas

1912’de Madrid merkezinde bir kitapçının vitrininden edebiyat romanlarına bakınırken anarşist Manuel Pardinyas tarafından öldürüldü. İşçiler arasındaki kaynaşmayı bastırmak için aldığı sert önlemler ve cumhuriyetçiler arasında yarattığı hoşnutsuzluk, anarşist Manuel Pardiñas tarafından öldürülmesinde önemli rol oynadı.

9- Narodnaya Volya ( Rus Çarı 2. Aleksandr)

2. Aleksandr

2. Aleksandr

Narodnaya Volya 1878’de Petersburg polis şefini, aynı tarihte Kiev jandarma şefini, 1879’da Rus jandarma komutanını ve nihayet 1 Mart 1881’de Çar II Aleksandr’ı öldürerek doruk noktalarına ulaştılar. 2. Aleksandr 1879’da yeniden canlanan devrimci şiddetin hedefi olarak sayısız suikast girişimi atlattı. 13 Mart 1881’de Narodnaya Volya’nın (Türkçesi: Halkın İradesi ) gerçekleştirdiği bombalı bir suikast sonucunda ağır yaralanarak öldü.

Lenin, Halkın İradesi’nin ütopik programını ve (suikast) taktiklerini eleştirmiş, fakat aynı zamanda onların çarlığa karşı kararlı mücadelesine saygı duymuş, katı ve sarsılmaz örgütlenme biçimlerine, sıkı merkeziyetçiliklerine büyük değer vermiştir.

Lenin’in abisi Aleksander İlyiç bir Halkın İradesi örgütü üyesiydi. Rus aydınında Halkın İradesi’nin “halk için kendini feda eden kahramanları” her zaman saygı görmüştü ve büyük bir etkiye sahipti. Lenin, bu saygıyı paylaşmakla birlikte, Narodniklerin işçi sınıfının önderliğinde gelişecek bir halk hareketinin yerine kahramanların fedakarlığını, suikastları ve silahlı propaganda eylemlerini koymalarını şiddetle eleştiriyordu. Narodnikler Rus feodalizminin “toplumculuğunu” idealleştiriyorlar, kapitalizmin gelişmesine karşı, toprak ve mülkiyet ilişkileri bakımından bir tür “köy kolektivizmi” olan eski “mir” düzenini savunuyorlar, köylülüğü de toplumsal değişimin yekpare gücü olarak görüyorlardı.

Yaşları otuzun altında olan bir avuç genç, Rusya okyanusu içerisinde bir su damlası, devin karşısında cüceler gibiydiler. Bununla birlikte o tarihlerde iktidarı korkudan titretmeyi başardılar. “Kayayı havaya uçurmayı” kararlaştırdıklarında, hayatlarını önceden feda etmişlerdi. Çar II. Alexander’ı öldüren bomba, aynı anda onları da yok etti.

Mahir Çayan’a göre;
1. Narodnikler savaşın, sadece sabotaj ve suikast bölümüne ağırlık veriyorlardı…
2. Narodnikler için devrimci yayın önemli değildi. Yurt çapında çıkan bir gazetenin önemi yoktu.
3. Narodnikler ideolojik eğitimi reddediyorlardı.

Sosyalizmi siyasetle bağdaşmaz bir şey olarak gören Narodnikler, siyasi hürriyetler uğruna mücadelenin ancak burjuvaziye yaradığını düşünüyorlar ve kapitalizmin ilerici hiçbir yanının bulunmadığını ileri sürüyorlardı.

http://www.bianet.org/biamag/siyaset/156236-halkin-iradesi-orgutu-narodnikler-ve-lenin

10- Alexandros Schinas ( Yunanistan Kralı George )

Alexandros Schinas

Alexandros Schinas

1913’te Bakunin ve Kropotkin’le tanışarak onlardan etkilenen Alexandros (Alekos ) Schinas Selanik’te Kral George’a suikast düzenlemiştir. Schinas hükümetlere, özellikle de aristokrasiye ve monarşiye karşıydı. 6 Mayıs’ta Selanik jandarma karakolunun penceresinden atlayarak intihar ettiği söylenir.

11- Pavel Gorgulov ( Fransa Cumhurbaşkanı Paul Doumer)

Pavel Gorgulov

Pavel Gorgulov

Henüz bir yılını doldurduğu bir sırada, Pavel Gorgulov adlı bir Rus anarşisti tarafından vurularak öldürüldü.

12- Kurt Gustav Wilckens ( Arjantinli Albay Hector Benigno Varela )

Kurt Gustav Wilckens

Kurt Gustav Wilckens

Radikal görüşleri yüzünden Amerika’dan ihraç edilen 35 yaşındaki Alman göçmen Kurt Gustav Wilckens, Arjantin’de tersane ve çiftliklerde çalışıyor, bir yandan da anarşist Alarm of Hamburg ve Syndicalist of Berlin gazeteleri için muhabirlik yapıyordu. Wilckens, Valera’yı yeni taşındığı evinin önünde silahlı ve bombalı bir saldırıyla öldürdü.

20. yüzyılın başında I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden kaçmak isteyen çoğunluğunu İspanyol, Alman, İngiliz ve Slavlar’ın oluşturduğu büyük bir göçmen grubu, neredeyse kimsenin yaşamadığı Arjantin’in Santa Cruz vilayetine bağlı Patagonya bölgesine yerleşmeye başladı. Onları buraya çeken bölgedeki koyun yetiştiriciliğine bağlı olarak gelişmiş yün endüstrisiydi, ama savaştan sonra ithalat oranlarındaki ani düşüş ciddi bir ekonomik krize yol açtı. Özellikle İspanyol göçmenlerin ilericilik idealleri işçiler arasında yayılmaya başladı ve 1920’de başlayan grevlerin tetikleyicisi oldu. 1922’deki son grevin hükümet tarafından kanlı biçimde bastırılması ve sonrasında gelişen olaylara Patagonya İsyanı ya da Trajedisi dendi. Hipolito Yrigoyen’in başkanlığı döneminde Arjantin ordusu, büyük bir bölümü zaten teslim olmuş olan 1,500 kadar greve giden işçiyi topluca kurşuna dizerek öldürdü.

Santa Cruz’da çıkan ilk ayaklanmaları 1 Kasım 1920’de gerçekleşen genel grev izledi. Otoriteyle yaşanan ilk silahlı çatışma sonrası bölge valisi olağanüstü hal ilan edilmesini talep etti. Bunun üzerine Albay Héctor Benigno Varela’nın komutasındaki 10. süvari alayını bölgeye yönlendirildi ve bölge limanları donanma tarafından kontrol altına alındı.

10. süvari alayı Kasım ayında tekrar bölgeye döndü ve ilerleyen günlerde grevci işçiler büyük gruplar halinde katledilmeye başlandı. Paso Ibáñez’de 900 kadar silahlı grevci Albay Varela ile makul bir pazarlık yolu bulmaya çalıştı, fakat geri çevrildiler. Bu sırada polis kuvvetleri Cañadón León’da 500 kadar grevci sempatizanını tutukladı ya da öldürdü. La Anita and Menéndez Behety çiftliklerine düzenlenen operasyonlarda yine 500 kadar grevci infaz edildi. Silahlı grevciler, ümitsiz de olsa son bir kez Teheulches tren istasyonunda direnseler de bir saatlik çatışmanın ardından yakalanarak kurşuna dizildiler.

http://vegunleryurumeyebasladi.tumblr.com/post/43301514354/subat-17

http://sosyalsavas.org/2015/01/anarsistlerin-isledigi-12-suikast/