SEYDO : İKTİDAR ve GÜRUHU

Posted in Duyurular with tags on 03/12/2016 by Karakök

adolf-hitler

Türkiye’de özellikle 2013 Gezi Ayaklanması’ndan sonra ayyuka çıkan ve radikalleşen bir kutuplaşma söz konusu. Halk temelli tüm örgütlü ayaklanma veya yükselen direnişlerin zirvelerinde iktidarın “meşrutiyet” sorgulaması yapılırken; iktidar da bu tepkiye karşılık olarak kendi tabanını öne sürerek hatta defalarca sahaya çıkarma tehdidinde bulunarak bu ‘suçlamayı’ bertaraf etme yolunu seçti. memlekette son yıllardaki tüm infialler iktidarın bir uzantısı olarak, daha doğrusu onu yaratan yığınların kültürlerin dinamiklerinde gelmektedir. infialler memleketi allak bullak ederken bunların sık olması da refleksif eylemleri kendiliğinden getirmektedir.

iktidarın şiddet sarmalına soktuğu memleket, iki yönlü bir çıkış yolu bulmaya çalışırken bir kısır döngüde olduğu açıkça ortada. Tarafların bir araya gelmesi özellikle ezilenlerin yaşadığı travma itibariyle mümkün görülmektedir. 15 Temmuz darbesi bir araya gelmek için iktidarın kullandığı ve birkaç gün de olsa başarılı olduğu bir bahaneyken bunun da suni bir ittifak olduğu tarafların kendi çizgilerine dönmeleriyle belli oldu.

Memleketteki hemen hemen herkesin önceliği, deyim yerindeyse günü kurtarmak üzerine kurulu. Uzun vadeli planlar her iki kutup da politik bunalımda olduğu için bir öngörü yoksunluğu çekmektedir. Hamasi söylemler, mesnetsiz suçlamalar, çarpıtmalarla, tutuklamalarla… iktidar kendini var ederken; bir türlü yok edemediği muhalif kesim ise baskılar sonrasında sokak gücünü kaybetmesiyle içine dönüp tartışarak bir yol bulmaya çalışmaktadır.

geleceği görememenin, daha doğrusu bu iki tarafın da neredeyse tamamen birbirinden kopmuş olması ve bir araya gelme zeminin ortadan kaybolmuş olması, iki tarafın kamuoyunda da altı boş olmayan bir “savaş”ın çıkma ihtimalinden söz etmektedir. hatta bunun hazırlıklarının yapıldığı bilinmektedir.

AKP iktidarı taraflarıyla ve AKP iktidarı karşıtları arasında yıllar içinde olgunlaşan kutuplaşmada, aşağıda iktidarın kimden ve ne olduğu kısaca anlatılacaktır. Daha sonra paylaşacağımız metinde ise AKP iktidarı karşıtlarının kimlerden oluştuğunu anlatıp sonrasında genel olarak anarşistlerden söz edeceğiz.

 

İKTİDAR ve GÜRUHU

Devletin bugün geldiği konumu, hitap ettiği kitleleriyle kendisi birbirine daha fazla muhtaç hale gelmiştir. Göklere çıkarırcasına gösterilen, orada burada birbirini sıvazlayan bu ilişkinin birbirine duyduğu sevgi de, sarsılmazmışçasına dosta güven, düşmana (bize) korku salmak için sık sık tehdit aracına dönüştürülmekte. 15 yıllık tek iktidarın sürekliliğinde -7 Haziran hariç- tüm seçimlerde zaferle ayrılmasının nedeni de dostlarının sayısını da sürekli arttırmayı başarmasındandır. Bu yolculuğunda yaratıcı aktörüyle düşmanlaşmış olsa bile onun kitleleri soğurmuştur.

Dostlarını kırmamaya çalışırken iktidar, bir yanda da onların kılıflarında hem söylem hem de pratikte kendini en radikal biçimde gösterebilmiştir. Söz gelimi, hitap ettiği kitleler liberalse, en liberal; cihatçıysa, en cihatçı; milliyetçiyse, en milliyetçi; istismarcıysa kurumsal dostları, tüm ‘değerleri’ yerle bir ederek istismarcı; yeri geldikçe mafya, holigan, maganda olan, Kemalizm’e göz kırpan… bir biçime bürünmüştür. Geçen zaman içerisinde bu ilişkilerin hepsini bünyesinde hemhâl ederek kendi karakterini tek boyutluluktan çıkarıp çok boyutluluğa dönüştürmüştür. Sonuç olarak; birbirine çok da uzak olmayan sadece nüans farkları olan parçalı toplumsal yapıları kendinde bütünleştiren iktidar, tarihsel geçmişin argümanlarıyla modern bir kültür yaratmıştır. Devletin bu toplamdaki karakterinin hitap ettiği kitlelerin niteliği şimdilerde, devletle barışıklığından kaynaklanan daha da yozlaşmış bir varoluşu meydana getirmiştir.

İktidar, hedef kitlesine rüştünü ispat ederek, TC’nin yeni rejimine kazasız belasız ulaşabilmişken(!); Yeni Türkiye’sinde yığınların tamamen teslim olması sonucunda, onlara adeta lastik misali davranıp onları istediği yöne çekmektedir. Bu, güvenin inşasından öte, artık kat çıkmaktır. (…) Yeter ki iktidar kendi cisminde onların da otoritesi olduğunu hatırlatsın; rahatlıklarına rahatlık katsın, mesut dünyalarına ilişmediği gibi zenginleştirebilsin.

Otoriter, hiyerarşik, tahakkümcü yaşam tarzlarıyla barışık olan bu yapılar, ideolojilerinden gelen bu yaşamı, en ideal form olarak zihinlerinde kabul etmişken; hele ki devletten yeteri kadar pay almaları söz konusu olduğu müddetçe şu süreçte asla değişip dönüşmeyecektir. Temsiliyetleri sembolleştirildiği müddetçe küfürleri asla bitmeyecektir, faşist zihniyetleri asla tükenmeyecektir, kendilerinden olmayanın katlini vacip göreceklerdir. Onlar için iktidar da bir güç unsuru olarak bunu yeteri kadar yerine getirmekle mükelleftir.

İktidar istediğinde silahlanan/silahlanacak olan yığınların, kendilerinde biten fiili durumun yarattığı günümüz koşulları, hayatlarımız onların namlulularının ucuna kadar gelmişken, koruma kollama yöntemiyle tüm devlet, tarikat, STK kurumları radikal söylemlerle cansiperane iktidarı, dolayısıyla çıkarını savunmaktadır. Bu, gönül rızasıyla karşılıklı olarak aynı safı tutarken ister istemez bir özgüvene dönüşmektedir. Sosyal medyada veya özellikle ana akım medyada sözünü dinledikleri köşe yazarlarının öncülüğüyle girişilen silahlanma çağrıları, kendinden olmayan herkesin yok edilmesi gerektiğine dair fetva niteliğindeki söylemleri; tehdit unsuru olarak görüldüğümüzü ve henüz fethedilemediğimizi göstermektedir. Her adımda “Yeniden Diriliş”, “2.Kurtuluş Savaşı”… söylemleri devlet şiddetinin dozu gitgide kendilerinden olmayanların üzerine “şok etkisi” uygularken, öyle görülüyor ki artarak devam edecektir.

Karşılıklı fayda üzerine kurulan bu ilişkinin bozulmaması için olağanüstü çaba sarf edilirken, bu çabada muhabbetin çözülmesi durumunda, güçten düştüğü anda çırılçıplak ortada kalma endişesi yer almaktadır. Bu yüzden en ufak bir aşınma riskine karşı bile bıçak sırtında olduklarının hatırlatmasını yapmaktadırlar. Kendilerini bir arada tutan statükonun çökmesi ortamında en başta maddi çıkarlar olmak üzere suni maneviyatın da paramparça olacağını bilmektedirler.

İktidarın dostlarını arttırma kotası dolmuştur artık. Bunu yaparken de karşısına aldığı ve hayatlarını çarçur ettiği sayı da had safhaya ulaşmıştır. Kutuplaşma gitgide derinleşmekte, nefretini ve öfkesini de beraberinde örgütlemektedir.

Bu karşılıklı sömürü ve tahakküm içeren ilişkiye dahil olmayan, en azından iktidar otoritesinin dışında kalanlar kendi ideolojik gelenek ve farklılıklarını koruyarak son çare olarak öbekler oluşturmaktadır. Devletin kendine itaat ettiremediği, kendisiyle barıştıramadığı, aslında hiçbir zaman güven vermediği devrimci, demokrat değerlere bağlı etnisiteler, örgütler, oluşumlar dayanışma çağrılarıyla bir araya gelmektedirler. Bu zeminde politika kendine hatlar çizmektedir.

Genel olarak muhalif hareketlerde düzen karşıtlığı onu var eden maddi nedenlerden çok bu nedenlerin simgeleştiği kişilere yöneldiğinden bu itiraz soyut düzlemde kalmıştır. Tek bir figürün al aşağı edilmesiyle her şeyin düzeleceği yanılsamasına kapıldığımız, gün gibi aşikarken; bunu çok önceden dillendirenlerin haklı olduğu ortaya çıkmıştır. İktidarı kendilerinden var eden yığınlar görmezden gelindikçe ve buna karşı kültürel argümanın retoriği geliştirilmedikçe iktidara dokunup onu aşağı çekmenin başarısızlığını daha birçok defa tadacağız. İktidarın tüm katliamlarından -kendi öznelliğinde- azade olmadığı gibi bu yığınlar onu var eden esas nedendir. Somut olarak hemen hemen her yerde karşılaştığımız yığınlardırlar bu insanlar ve iktidarın başka başka tezahürleridirler. Kendi aralarında kurdukları güven ilişkileri gündeliktir ve çıkar üzerine kuruludur. Dünden razı oldukları anlaşılan savaş naralarını da tüm kanallar aracılığıyla ağızlarından her gün duymamız, bizlerin yaşamlarına olan tahammülden bir an önce kurtulma isteklerinden gelmektedir. Bunlar sokağa çıkma cesaretini gösterdiklerinden mücadele artık buradan verilecektir. Ama neden, nasıl ve hangi düzlemde?

(…)

SEYDO

http://www.sosyalsavaş.org

Rest In Power anarchist comrade Michael Israel, killed fighting ‘Islamic State’ fascists in Rojava

Posted in Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Espanol, Français with tags , on 01/12/2016 by Karakök

michael_israel

**UPDATE** via Kurdish Question

People’s Protection Units (YPG) volunteers, American Michael Israel (27) from Colorado and German Anton Neshek (Zana Ciwan), were killed by Turkish warplanes on 29 November according to another international volunteer fighting alongside the pair against the Islamic State group (IS/ISIS/ISIL), north of Raqqa. [updated].

On his Facebook page, the international volunteer, who was amongst the group killed by Turkish warplanes wrote:

“We were taking a small village when we got hit by Turkish jets in the night. Two of my friends, Anton and Michael were killed among many others. I’m staying to finish out my six months. Fuck Erdogan and Fuck Turkey.”

The YPG have informed both men’s families.

Another of Micheal Israel’s comrades posted the following message on his Facebook page:

“It’s with a heavy heart that I learn today heval [friend] Michael Israel has passed away fighting ISIS as a volunteer with the YPG in Rojava. Michael was a man of extremely powerful convictions; an inspiring, idealistic fighter who struggled unlike any other for a better world, not just for a better Kurdistan and a better America. He spent his whole life fighting systems of injustice that deny peace, and trekked the states spreading awareness against the Iraq war. He conferred his experiences and lessons from both Syria and the states with everyone. He died the very way he lived, and his legacy is an example of how a true revolutionary should be. History will exalt him as one of the greatest of our generation, like many others. He taught me a lot, I’ll never forget him. Rest in power heval”

According to reports Michael Israel was an anarchist and member of IWW (Industrial Workers of the World).

In a Facebook post on 11 August 2016, Israel, who had spent two stints in Rojava wrote:

“I am back in Rojava again and will be here for the next several months to do my part in defending the revolution.

The Rojava struggle is the most dynamic and ground breaking revolutionary movement of our time. I am determined that it is the job of leftist allies and internationalists to rally behind this movement, to help build it up and learn from it. Things that we may have only dreamed of in theoretical writing are acted upon in Rojava, modified and adapted to their struggle and made real. Rojava is doing this all and reorganizing society despite the chaos and destruction of 5 years of civil war. The gains of the revolution under such austere and harsh conditions is truly remarkable.

Now that I am back in Rojava, I know all my needs will be met. Here I will never be in want of basic necessities for lack of money. I, like all others in Rojava, will never go without food and water, clothing or a place to rest my head at night. The movement takes care of people here.

That is not to say though that Rojava and the rest of Syria do not need help though.

I’m calling on all of my friends and comrades to learn about the Rojava revolution and how they have been leading the charge in the war against ISIS fascists. I’m calling on all of you who are able, to do your part in helping or sending donations so that this revolution may become stronger with the aid of the international community.”

Michael Israel becomes the 5th American YPG volunteer to be killed in battle against the Islamic State in Rojava but the first to be killed by Turkish fire.

Anton Neshek is the 4th German to be killed in the ranks of the Kurdish forces.

It is not known how many other fighters of the YPG, a leading force in the multi-ethnic SDF which launched the ‘Wrath of Euphrates’ operation to liberate Raqqa from IS, were killed in the aerial attack.

01.12.16:

Anarchist comrade and member of the IWW (Industrial Workers of the World) Michael Israel from the US has been killed in action fighting alongside YPG / YPJ forces against ‘Islamic State’ fascists in Rojava, Northern Syria. Full details of the circumstances surrounding the comrades death have not been released yet.

Here is part of a message Michael posted to his Facebook page on August 11, 2016:

Hey everyone,

I am back in Rojava again and will be here for the next several months to do my part in defending the revolution.

The Rojava struggle is the most dynamic and ground breaking revolutionary movement of our time. I am determined that it is the job of leftist allies and internationalists to rally behind this movement, to help build it up and learn from it. Things that we may have only dreamed of in theoretical writing are acted upon in Rojava, modified and adapted to their struggle and made real. Rojava is doing this all and reorganizing society despite the chaos and destruction of 5 years of civil war. The gains of the revolution under such austere and harsh conditions is truly remarkable.

Now that I am back in Rojava, I know all my needs will be met. Here I will never be in want of basic necessities for lack of money. I, like all others in Rojava, will never go without food and water, clothing or a place to rest my head at night. The movement takes care of people here.

That is not to say though that Rojava and the rest of Syria do not need help though.

I’m calling on all of my friends and comrades to learn about the Rojava revolution and how they have been leading the charge in the war against ISIS fascists. I’m calling on all of you who are able, to do your part in helping or sending donations so that this revolution may become stronger with the aid of the international community.

Mike

Voces disidentes sobre las elecciones presidenciales en USA

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol with tags on 21/11/2016 by Karakök

unnamed

Desde abajo, es una serie de entrevistas que buscaron abordar las elecciones presidenciales en USA bajo una óptica distinta, haciendo énfasis en los movimientos sociales y los grupos de base que no se vieron representados en esta elección.

 

 

  • “There is a huge political vacuum in the United States right now” interview with Chuck Morse founded the Institute for Anarchist Studies in 1996 and taught at the Institute for Social Ecology. Morse translated the classic biography of the revolutionary Buenaventura Durruti by Abel Paz entitled Durruti in the Spanish Revolution (AK Press).  In 2010, he completed a translation of Juan Suriano’s Paradoxes of Utopia: Anarchist Culture and Politics in Buenos Aires, 1890–1910 (AK Press). He lives in Oakland, CA. Read here: http://rodolfomontesdeoca.contrapoder.org.ve/2016/11/desdeabajo-in-english-there-is-huge.html

 

  • “Hablar de latinos en el contexto de la política para mí es solo una técnica del liberalismo para alentar la colaboración entre clases.” entrevista a Arianna Lucia venezolana radicada en la #Florida, participo en el movimiento Occupy, es miembro del sindicato Industrial Workers of the World (IWW) y en la Incarcerated Workers Organizing Committee (IWOC)  de Gainsville. Léela aquí: http://rodolfomontesdeoca.contrapoder.org.ve/2016/11/desdeabajo-hablar-de-latinos-en-el.html

 

  • “Me niego a creer que estos dos candidatos representen al pueblo norteamericano” entrevista a Benjamin Wood,  defensor de los derechos humanos de inmigrantes indocumentados en el Sur de California y fundador de CopWatch IE; Ha colaborado en la realización de varias Ferias del Libro Anarquista en Los Ángeles, y ha escrito decenas de artículos sobre los movimientos sociales para el Indymedia de esa ciudad. Léela aquí: http://rodolfomontesdeoca.contrapoder.org.ve/2016/11/desdeabajo-me-niego-creer-que-estos-dos.html

 

Teil 4 und Jour Fixe mit Anarchos aus der Agglo

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol with tags on 21/11/2016 by Karakök

Freitag, 25. November 2016, 19:30 Uhr | Infoladen Kasama, Militärstrasse 87a, Zürich

 

Buchvorstellung und Diskussion mit dem Autor Lou Marin
Rirette Maîtrejean. Attentatskritikerin, Anarchafeministin, Individualanarchistin

Rirette Maîtrejean (1887-1968), Anarchafeministin und Individualanarchistin im französischen Milieu libre vor dem Ersten Weltkrieg, wandte sich in ihren Souvenirs d’anarchie (1913) entschieden gegen anarchistische Attentate und Raubüberfälle, von denen besonders die «Affäre Bonnot» bis heute erinnert wird.
Die daraus entstandenen konfliktgeladenen Diskussionen führten zur Schwächung der anarchistischen Massenbewegung beim Kriegseintritt Frankreichs 1914. Die staatliche Repressionswelle traf nicht nur das vielfach von Anarchafeministinnen geprägte lebensreformerische und individualanarchistische Milieu, sondern zwang auch alle anderen anarchistischen Strömungen (u.a. Syndikalismus, kommunistischer Anarchismus) dazu, Stellung zu beziehen.
Rirette Maîtrejean argumentierte in den Zwanziger- und Dreißigerjahren gegen ihren ehemaligen Lebenspartner und Gesinnungsgenossen Victor Serge, als dieser als Konsequenz aus dem gescheiterten «Illegalismus» den Staatsterror der jungen Sowjetunion befürwortete. Während und nach dem Zweiten Weltkrieg begegnete sie Albert Camus, der ihre Erfahrungen in seiner Kritik des Nihilismus ausformulierte.
Diese Biographie mit einer Auswahl übersetzter Artikel bietet die Möglichkeit, sich mit Leben und Werk der bisher im deutschsprachigen Raum unbekannten Rirette Maîtrejean auseinanderzusetzen.

Kommt zahlreich!

infiAl’de haftanın etkinlikleri (22-26 Kasım 2016)

Posted in Haberler with tags on 21/11/2016 by Karakök

Tausende demonstrieren in Athen gegen Obama-Besuch

Posted in Deutschsprachige Artikel, English, Espanol, Français with tags on 16/11/2016 by Karakök

Argentinien: Repression gegen feministische Demo

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Duyurular, English, Espanol, Feminizm, Français with tags on 09/11/2016 by Karakök