Ocak, 2009 için arşiv

ANTI – WEF MITINGI

Posted in Uncategorized on 29/01/2009 by Karakök

]28-01-2009 Isvicrenin Basel sehrinde ANTI- WEF mitingi yapildi Miting tertip komitesi “Revolutionäres Bündnis” Devrimci birlik adinda gruplarin katilmasi ile gerceklesti Mitinge Anarsistler de destek verip meydanda yerlerini aldilar. Miting olaysiz bir sekilde son buldu. .Bilindigi gibi Munih te Nato guvenlik toplantisi yapilacaktir. WEF toplantisida isvicrenin Davos sehrinde yapilacaktir. WEF in merkezi .Cenevre sehrinde oldugu icin 31.01 de cenevrede tum anti fasistler ,G8 kasitlari ve Anarsitlerin yer aldigi protesto gosterileri yapilacaktir. Alinan bilgiye gore Cenevre ye girisler kontrol altinda olacak ve ozelikle siyah giyen gosterici tipinde olanlar polis tarafidan gozaltina alinacagini bildiriyorlar. Bu onlemlere ragmen Avrupanin cesitli yerlerinden gelen protestocular 31.01 de Cenevre olacaklarini bildirdiler.

Reklamlar

*Faşistlere, Polise, İdareye Defol De*

Posted in Uncategorized on 29/01/2009 by Karakök
*Faşistlere, Polise, İdareye Defol De*

Son bir hafta için günlük tutsaydık şu notları düşerdik. Bu hafta okulun iki
balkonunda iki pankart asılıydı. Birinde "Faşistlere, Polise, İdareye Defol
De", diğerinde ise daha kısa ve kestirme olarak "Faşizme Defol De" yazılı.
Bir sınır karakolu artı bir havalimanının güvenliğine sahip, tek bir afişin
ya da pankartın bile ağır ihlal olarak görüldüğü bu yerleşkede her şey
soruşturulur. Açık söylemek gerekirse neden bu basit işler bile devlet
tarafından bu kadar çok önemsenir ve büyütülür anlaşılmaz. Ya da şu
anlaşılır; "Faşistler Kıymetlidir".

Bu kıymetli kişiler 21 ocak günü yemekhanede bazı öğrencileri önce tehdit
ettiler, tehdit umursanmadığında tekbirle saldırdılar. Satırlar bu kez işe
yaramadı. Geçen yıl bir kişiyi yaraladıkları yemekhaneden bu kez kafalarına
yedikleri sürahiler ve tabaklar ( komik ama n'apalım ) nedeniyle çekildiler.
Üstelik saldırıya polislerin de katılmasına rağmen.Kapitalizmin bekçileri
tarafından bir anarşist, faşistlerin tarafına çekilmeye çalışıldı.Göz altına
alma çabaları engellendi.

Saldırının ardından tüm okul bloke edildi. Çevik kuvvet koridorunda sınava
götürülmek istenen faşistler, çevik kuvvetle birlikte bütün geçiş
koridorlarından püskürtüldüler. Gün sıyrıklarla atlatıldı.

Ertesi sabah öncekinin birkaç katı daha fazla çevik kuvvet mevcuduyla, artı
özel tim, artı birkaç karakol dolusu polis takviyesi, artı güvenlik şube
ekibi, artı terörle mücadele ekibiyle karşılandık. Perşembenin gelişi önceki
akşamdan belliydi aslında. Sabah harekatı okulun arkasında kalan Yükses
İhtisas Hastanesine pansumana giden "Gazze eylemi gazisi" bir öğrenci ve
yanındaki iki arkadaşına saldırılmasıyla başladı. Gözaltına işlemi için yere
yatırılan ve kafalarına silah dayalı öğrencilerden biri okulun demir
kafesleri parçalanarak polisten kurtarıldı. Aynı anda silahlı ateş başladı.
Bu çatışma sırasında bir öğrenci daha kafasından yaralandı. Neyse ki
kurşunlarla değil. Leş yiyici medya gün boyu her türlü enformasyona
ulaşmasına karşın bu haberi böyle değil de polis anlatımlarıyla geçiştirdi.
Sanırım bir kişinin daha bu kurşunlarla ölmesi gerekiyor. Dikkati çekense
daha ilk saniyeden polis kameralarının çatışma içindeki öğrencileri
kaydetmesiydi. Gaz saldırısı altında bir öğrenci daha polis arabasıyla
kaçırıldı. Resmi gözaltı süresi ertelenen bu öğrenciye saatlerce işkence
edildi. Polis tarafından başından yaralanan öğrenci götürüldüğü İbn-i Sina
hastanesinde gözaltına alındı. Bunların ardından dört öğrenci daha
üzerlerinde pankartla yakalanarak gözaltına alındı.

Gün içinde gözaltına alınanları adliyeye getirilmeleri sırasında karşılamak
ve nöbetçi duruşma sırasında desteklemek için adliye önünde toplanıldığında,
belki de tüm zamanların en iğrenç geçidi olan Sıhhıye köprüsü altında iki
öğrenci daha domuz saldırısına uğradı. Bu andan sonra köprüaltında başlayan
çatışmanın dağınık olan ilk dakikasında iki kişi daha gözaltına
alındı.Çatışma sıhhıye köprusunun altında başlayıp yanan barikatlarla dil
tarhin önunden saman pazarı ve ukurtuluş parkına kadar sürdü.Yaklaşık 1
saaat süren çatışma da bir çok polis ve araçları tahrip edildi.üç arkdaşımız
hafif yaralandı.

Faşizme ve tüm otoritelere karşı mücadelemiz devam ediyor.

Yaşasın Devrim

Yaşasın Anarşi

Ankara Anarşi İnsiyatifi

MOSKOVA DA YANGIN

Posted in Uncategorized on 27/01/2009 by Karakök

Moskovada illegal yasayan tacik iscileri Mege strolpolis adli bir insaat firmasi tarafindan kacak calistiriliyor. 24 katli bir binanin garajinda yatiriken cikan yangin neticesinde 7 kacak tacik iscisi yanarak ölürken 20 tanesi de yangindan kurtarilarak tutuklanmistir. insaat firmasi 100 kisinin uzerinde kacak insaanlari dusuk ucrette calistirdigi, sagliksiz ve gaz tuplerin oldugu grajda, Kontayner de yatma yerleri sagladigi ortaya cikmistir.

SAVASLAR VE BIZ

Posted in Duyurular, Makaleler on 23/01/2009 by Karakök

Savaslar hepimizin bildigi gibi cikarlarin, paylasimlarin, rekabetin, sömürünün basladigi anda ortaya cikar. Devletler, düzenli ordularla hegemonya kurup diger bir ülkeyi teslim almaya calisir.. Bizler gecmiste ulusalci sol dusunceyle duzenli ordu savaslari “hakli” ve “haksiz” olarak ikiye ayiriyor ve ona göre taraf olup destekliyorduk. Maalesef düsünemiyorduk ki, hakli savasda da duzenli ordularini kuru

p idare edenlerin, hakim olanlarin ,partilerin hiyarasi ve otoritelerin ondeligindeki savaslarda sivil insanlar ölüyor, yaralaniyor, evsiz kaliyor, yoksullasiyorlar . “Hakli” savastir, diyip savasta herkes ölür mantigi ile kemdimizi ikna ediyorduk. savaslar düzenli ordulara karsi ,yine düzenli ordu ve milis gücleri arasinda ceryan ediliyor ve kazanan devletler yenilenlerin ülkesini fiili isgal edip, talan, baski,somuru ve iskence uyguluyordu. Bazen fakir devletler veya parti onderligi savasi kazandigida oluyordu. Orada kazanan yeni kurulan devlet ve parti etrafi daha sonra halktan ayrilip devletlesip kapitalizmini kurarken, kaybeden ise yine halki idi. Günümüzde emperyalistler birlestiler ve sermayelerini zincir haline getirmeleri ile globallesip top yekün fakir, maddence zengin, toprak olarak verimli yerlere saldiriyorlar. Kapitalistler ve devletler kendi aralarinda anlasip, kendilerine düsen görevi yapmaktadirlar. Kimisi abd, ingiltere ve israil gibi devletler ordusu ile saldiriyor, diger kapitalist ülkeler ise isgal edilen ülkelere farkli sekilde giriyorlar (isvicrenin, almanyanin, fransanin,italya v.b. sermayesiyle girmesi gibi). salt gözlerle duygusal ,sag bakip olayi yorumlarken, sadece isgalcileri ve kan dökücü devletler görünuyor ve onlara tavirlar, protestolar ve boykotlar yapiliyor.. YANLIS. Postal sesleri sermaye icin vardir. Günümüzdeki savaslarda savas suclusu sadece hakim olan devletler degil, tüm devletlerdir. Mahkum edilmesi gereken DEVLETLER dir. Saldiran devletin tüketim malzemelerini boykot etmek yüzeysel ve reformist bir bakis acisidir. Tüm uretim ve tuketim malzemelerin arkasini iyice okudugumuzda firmanin ve ortak grubunu adini patent ve imalat yerini inceledigimizde, hicbir ülkeye ait olmadigini, sadece dünya finanslarina ait oldugunu görüyoruz. Hatta kendini milli üretim ve tüketim malzemeleri diye gosterenler icin de gecerlidir. Devletler birlikte calisir, sermaye birlikte calisir. Kapitalistler paralarini bankalara yatirir. Sonucta o bankalar ayni borsa ve dunya bankasi etrafindadir. sermayeyi finansörlük, para yikamak ve kredi olarak kullanir. Boykotlar sadece kendi vicdanimizi rahatlatmak ve bazi seylerin üstünü örtemeye yarar. 21. yüzyilda savaslar, kapitalist hristiyan ve yahudi devletlerin sermaye ihtiyaclarini karsilamak icin, fakir halklarin bulundugu topraklarda hüküm sürmektedir. Gercek su ki müslüman devletler ile hristiyan devletlerin arasinda fark yoktur. Ordular savasirken, insanlar ölürken,doga yok olurken her iki devlet tezgah altindan kar saglamaktadir. Saldiriya ugrayan zayif ülkede devlet ve onun sivil kurum ve kuruluslari vasitasi ile gizli propagandayla dini ve irki calismalar yapmaktadir. Kendini halkinin, ümmetinin yanindaymis gibi gösteren iktidar, savastan kendine düsen payini yutmakla mesguldur. Dünya devletleri tek basina degildir, tüm devletler kirli ve ortakdir. Israil-Filistin savasinda, islami propaganda karsi halklarin dini ve irki alehinde fasizan tutumlarla taskinlik yapmaktadir. Birileri irkci,fasist ,islamci, ümmetci fikirlerin yukseltip, kimileri ise buna karsi anti semitizime karsi imza kampanyasi aciyor. Evet, haklilik payi cok yüksek: savaslar her zaman irkciliga yol acar. Peki saldiran kapitalist devletler de ve onunla ayni dini paylasan ülkelerde durum nasil? Tam tersi: onlarda saldiriya ugrayan halkin ve dinin ümmetleri alehinde imza kampanyalari, filmler, belgeseller yapip dinlerinin etrafinda irkciligi yükseltiyorlar. Ne olacak simdi: islam ülkelerinde antisemitizme karsi imza toplayip, ayni zamanda hristiyan ve yahudi ülkelerinde ise anti islamci ve anti arap düsünceye karsi mi imza toplayalim? Bu davranis bir halkin savunmasini ve neticesinde diger bir halkin ayrimini getirir. BIZLER devletler arasi savaslara karsitiyiz. Hicbir halki diger bir halkdan ayri göremeyiz. Galip gelen devletlerin halki ile kaybeden devletlerin halki ayni yoksulluk icinde, eflasyonla, issizlikle,agir yukselen vergilerle,kesilen sosyal yardimlarla, dusen maaslarla ve her gecen gün daha da fakirlesmektedir. Savaslarda zenginlesen devletlerin halki degil, zenginlesen kapitalistleridir. Baska bir halkin cikarlarini düsünmek, onlarin yaninda yer almak irkcilikla ayni paralleliktedir. Ne antisemitizm karsiti olmak nede anti islamci karsiti olmak durumundayiz. Devletler ve sermayeler birdir. Kendileri savasir, bizleri ortak eder, bizde bir taraf olmak durumunda kaliriz. Devletler politikasinin vazgecilmez halkasi oluruz. Varsin, fasistler ve dinciler karsi propaganda yapsin. Bizler taraf olamayiz, savasimiz sermayeye, fasizme, dine, devletlere karsi dir. Fasizmden kacarken fasizmin öbür koluna yardim etmeyelim

Tum devletler kirlidir.

Biz halkiz

karakok Otonomu turkiye/isvicre

MOSKOVA DA CINAYET

Posted in Uncategorized on 21/01/2009 by Karakök

 

Stanislav Markelov ve Anastasia Baburova Moskova da basin toplantisi sonrasi sokak ortasinda vurularak öldürüldüler.

Stanislav Markelov ve Anastasia Baburova basin toplantisinda , bir Rus komutaninin ( Juriy Budanov )  Cecenistanda yaptigi katliamlar ve insan haklarini ihlalinden dolayi mahkemeye cikarildiktan sonra bundan 4 gün önce ( 15.01.2009 ) serbest birakilmasi ile ilgili idi. Juriy Budanov Cecenistandaki katliamlardan dolayi 10 yila mahkum olmustu. Sok bir karar ile 15.01.2009 da serbest birakildi.

Stanislav Markelov hakkinda :

 Cecenistandan gelmemesine ragmen bir Rus olarak her zaman Cecenistanda ki olaylarla ilgilendi. Kendisi Antifasist kimligi ayni zamanda insan haklari savunucusu bir Avukat olarak taniniyordu. Avukat olmasindan dolayi Cecen ailelerinin davalarina giriyordu ve bu ailelerin durumlari ile ilgileniyordu. Rusyada ki irkci-Fasist –Nazi saldirilarinda duruma dikkat cekiyordu. Ve Bir cok Antifasist davalari üstleniyordu.

Sadece 2008 yilinda Rusya genelinde yaklasik 100 yakin göcmen ve mütcei irkci saldirilar sonucu hayatlarini yitirdiler. Markelov bu konuda calisiyor ve Rus devletinin Antifasistlere karsi baskilarina karsi calisiyordu.

Anarsist –Otonom ve Antifasistler arasinda iyi taninan Stanislav Markelov 34 yasinda idi.

 

Anastasia Baburova hakkinda :

Anastasia Baburova Novaya Gazeta ( Yeni Gazete ) serbest gazeteci olarak yaziyordu.  Ayrica  cevreci ve Anarsist hareketlerde yer aliyordu. Bu konuda yazilar yazarken Antifasis hareket ve Rusyada ki gelisen irkci Fasist- Nazi  gelismelerine dikkat ceken yazilar yaziyordu. Anastasia Baburova 24 yasinda idi.

 

 

 

 

Anastasia “Skat” Baburova, 30.11.1983-19.01.2009

Our friend and comrade Skat was murdered today in Moscow, shot to head by an assassin.

Assassin was not after her – he was after advocate Stanislav Markelov, another good friend and comrade. We do not know who was there to kill Stas – it could be associates of some war criminals he put to prison, it could be connected to some corporate crimes, it could be Nazis, many of whom Stas put to prison as well. List of achievements of Stas is so long, that it will take a couple of days to gather all of them to a necrology – and list of his enemies is even longer. But we know for sure, that Nastya had a bad luck of being in a wrong place in wrong time. Assassin shot her to head as well, either to eliminate a witness, or in order to escape – some witnesses have stated that Nastya attempted to arrest assassin. Stas died in place, Nastya died in hospital few hours afterwards.

Nastya was a graduate of journalist faculty of Moscow State University. She worked a while in “Izvestiya”, but left and worked as a freelancer.
During last few months she wrote to critical paper “Novaya Gazeta”, mostly about far right.

Nastya was an anarchist and was involved in numerous activist projects. She was involved in anti-repression issues, such as solidarity actions in Moscow for repressed French activists Ivan and Bruno, and later last year in solidarity work for Tarnac 9. Last year she was actively involved in attempts to defense a dormitory in Yasniy Passage, inhabited by refugees from conflict regions of Caucasus, against violent takeover of the premises by UFSIN (Administration of Federal Service for Execution of Punishment, that is Russian federal prison administration). Nastya was arrested in that action. Nastya also joined protest camp of Rainbow Keepers last summer in Sasovo of Ryazan region, and campaign against police brutality in spring of 2008. She also traveled to European social forum in Malmö in September 2008. She was co-organising alternative media section in Russian conference Anticapitalism-2008. Nastya also helped in work with latest issue #30 of Avtonom-journal. She joined Autonomous Action a day before she got murdered. Inside the movement, Nastya got well along with everyone.

Nastya was into physical sports such as jumping with a parachute and she was also well trained in martial arts. She never went around unarmed, but her knife was not a match against a gun.

Nastya was a positive person of exceptional spirit. She will be missed by parents, friends and comrades from all around Russia and Ukraine. She was from Sevastopol, and is likely to be buried there. 

 

 

CRIFA TOPLANTISI

Posted in Avrupa haberler, Duyurular, Haberler on 12/01/2009 by Karakök

Enternasyonal Anarsist Federasyonu (IFA) Avrupa

daki uyeleri birlikte calisma grubu olan CRI

FA toplantisi 10_11 ocak 2009 da Fr nin Strasburg

sehrinde bir araya geldiler

Avrupadaki anarsist mucadele , boyutlari,

sorunlari, yapilacak eylemlikleri ve son durum deger

lendirmeleri yapilmistir.

Strasburg toplantisinda yer alan Karakok Otonomu

turkiye/isvicre delegeleri Turkiyedeki son durumlari

ve anarsist mucadele bicimlerini aktarmislardir.

Avrupadaki anarsist mucadeleyi yukseltmek icin

bölgeler ve ülkeler arasi anarsistlerin

ortak calismasinin zorunlulugu kabul edildi.

Dayanismayla kalalim

radio yayini

Posted in Uncategorized on 10/01/2009 by Karakök

 Bu ayki yayinimiz 15 ocak 2009 saat 17 -18 arasinda “Radio Kara” adiyla yayilanacaktir.

 Kablolu yayin:  Radio LoRa  97.5 Mhz 

Internet uzerinden www.lora.ch canli dinleyebilirsiniz.

Okunmasini  istediginiz haberlerinizi asagidaki adreslere gonderebilirsiniz.

otonomkarakok@gmail.com 

laydaran@hotmail.com

2009  yilinda  yayinlarimiz her ayin  3. persembesi saat 17-18 de yapilacaktir. Telefonla canli baglanti yapabiliriz.

Dostcakalin