Toplumsal mücadele: Mezopotamya

Verimli-altın hilal, bazı araştırmalara göre âdem ve havanın ilk yasaklı bahçesi, kimilerinin hayalini kurduğu öbür dünyanın cennet tasviri, Mezopotamya, toplumlar tarihinin başlangıç noktası Ortadoğu…

 

NEDEN MEZOPOTAMYA?

Tarihte ilk yerleşik düzenin başladığı, insanlığın toplum bilincinin açığa çıktığı,  insanlar arasında doğal bir iş gücünün geliştiği ve toplu üretim aşamasına geçtiği alan, tükettiği kadar üreten insanoğlunun ilk olarak kendi toplumsal sistemini oluşturduğu coğrafya…

İlkel komünal topluluklar dediğimiz bu toplumsal sistemde, İnsanoğlu ilk olarak toprağı işlemiştir ve doğanın ‘doğal’ üreticisi pozisyonundadır.  İnsan tarımı geliştirdikçe emeğini toprağa ve doğaya daha çok vermeye başlamış, onu korumuştur, korudukça daha çok ürün almıştır, aldıkça paylaşmıştır. İşte tam burada yıkıcı, kapitalist –neo liberal sistemin eleştirisini, aslında Mezopotamya kendi tarihinin derinliklerinde yapmıştır.

Bu topraklar yüzyıllar boyunca insanlığın sosyo-kültürel gelişimine esin kaynağı olmuştur.  Yeraltı ve yerüstü kaynaklarının zengin olması ve yağış sisteminin doğal bir sulama mekanizma işlevini görmesi tarih boyunca bölgeyi çekim merkezi haline getirmiştir. Bunun sonucu burada yaşayan topluluklar sosyo-ekonomik ve kültürel olarak doğayla iç içe geçmişlerdir. Bu coğrafya halen dünyada büyük önem arz etmektedir.

Uzun yıllar bu coğrafyada köklü uygarlıkların var olduğu (Sümer, Babil, Akad, Asur, Mitani, Urartu, Medler bunlardan bir kaçıdır), bin yıllar boyunca medeniyetlere ev sahipliği yaptığı tarihi araştırmalar sonucu açığa çıkarılmıştır. Bu medeniyetler kendilerini hep toplumsal sistem üzerinden var etmiştir.

Emperyalist küreselleşme ile beraber Ortadoğu – Mezopotamya büyük bir sömürü alanı haline getirilmiştir, bu sömürü çok boyutlu gelişmiş ve devam etmektedir. Her şeyin meta haline dönüştürüldüğü kapitalist sistemde hammadde ihtiyacının giderildiği coğrafya her geçen gün daha da yoksullaşmaktadır (adeta varlık içinde yokluk yaşanmakta) ve ciddi bir Pazar alanına dönüştürülmüştür – dönüştürülmektedir.

Tüm bu politikaların sonucu toplumsal mücadele alanı olarak Mezopotamya coğrafyası güçlü mücadele ağları oluşturmaya başlamıştır, insanın insan ve insanın doğa üzerindeki tahakkümüne, bunun sonucu gelişen çürüme ve yok oluşa karşı alternatif bir süreç başlatılmıştır.

Bir yandan yıkıcı kapitalist sistemin dünyayı adeta çöplüğe çeviren, halklar arası uçurumları geliştiren, alabildiğince doğayı tahrip eden, tüketici bir toplumu… Buna karşı sistemin alternatifini yaratmaya çalışan, insan-insan, doğa-insan arasındaki çelişkileri gören, her türlü tahakkümü reddeden, özgür eşitlikçi bir toplum yaratma arayışında olan özgürlükçü toplumsal hareketler…

2001 yılında Brezilya’nın Porto Alegre kentinde toplanan ve yeni bir dünya isteyen sistem karşıtı hareketler Dünya Sosyal Forumu (DSF) ile politik bir süreç başlatmışlardır.  Mezopotamya sosyal forumu (MSF) kendisini bu sürecin bir parçası olarak görmüş ve DSF ilkelerini benimsemiştir,  bu doğrultuda alternatif bir sistem arayışında olan kadınların, gençlerin, çevrecilerin, yoksulların, inanç gruplarının, etnik yapıların toplumsal bir mücadele ağı olmuştur.

Bu mücadele ağı;

Sosyal adalet prensibi ile hareket edilmesini;

İfade ve örgütlenme özgürlüğünü;

Tarihsel, kültürel, varlıkların korunup gelecek kuşaklara taşınmasını öngörür.

Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının ulus üstü şirketlere değil o coğrafyanın gerçek sahiplerine akıtılmasını,

Toplumsal eşitlik ilkesini

Halkların kendi kaderlerini belirleme prensibini savunur…

Mezopotamya sosyal forumu Ortadoğu’daki tüm toplumsal kesimlere ulaşmayı temel ilke olarak benimsemiştir, köklü uygarlıların yaşam merkezi olan coğrafya henüz kendi sistemini oluşturamamış ve halkların bir arada olduğu toplumsal bir mekanizma yaratamamıştır. Sosyal forum bu coğrafyada yaşayanların kendi sorunlarını tartışacağı, tüm bu temel sorunlara dünya’daki diğer halklarla dayanışma ağı örerek, bölgede toplumsal mücadele tabanı oluşturabilir. Bu mücadele tabanı Ortadoğu ve Mezopotamya’daki birçok kültür ve halkın iç içe geçmişliğini bir çelişki ve çatışma alanı olarak değil, bunların bir birlerini var eden çok ciddi bir zenginlik olduğunu ve halkların birlikteliği ile bu alanı toplumsal harekeler coğrafyası haline dönüşebilir.

Forum bileşenleri Temel olarak mücadele felsefelerini şu cümlelerle dile getirmektedir;

 

( İnsanın doğa üzerindeki egemenliğine; Çoğunluğun azınlık, beyazın siyah, erkeğin kadın, büyüğün küçük üzerindeki tahakkümüne; Başta halkların sömürüsü olmak üzere tüm sömürü biçimlerine; Yoksulluğu bir kader, sosyal adaleti sadece sistemin güvenliği için bir araç olarak gören anlayışa; İnsanı ihtiyacı kadar üretime teşvik etmeyip aksine çılgın bir tüketimi kışkırtan, kârı merkezine koyup insan ve doğayı hiçe sayan kapitalist sisteme; Daralan pazar paylarını artırmak, yeni pazarlar bulmak, piyasaya hareketlilik getirmek ve kapitalist sistemin krizini aşmak için başlatılan tahakküm savaşlarına; Sistemi korumak ve süreklileştirmek amacıyla geliştirilen tüm iktidar biçimlerine; Toplumu tepeden tırnağa kuşatan militarizme; karşı mücadele edeceğiz ve mücadele edenlerle dayanışma ağları geliştireceğiz (Mezopotamya sosyal forumu çağrı metni – 20 Aralık 2008 )

Sosyal forum sürecine Mezopotamya‘daki halklarla dayanışma ağı geliştirmek isteyen ve dünyada yaşanan sorunlara ortak bir bakış açısı yaratma arayışında olan kurum, sendika, sivil toplum, demokratik kitle örgütleri ve bireyler katılacaktır. Bu gruplardan biri de Sınırsızlar kampıdır.

Kampın hedefi Kürt, Türk, Süryani ve bu coğrafyadaki diğer halklarla Avrupalı enternasyonal aktivistlerin buluşmasını sağlamaktır. Amacımız sınırlar ötesi kamp ve Sosyal Forumlarında olduğu gibi çeşitli etkinlikler düzenlemek, tartışmalar yapmak ve tüm bunlar aracılığıyla Mezopotamya´da yaşayanlarla, konuk olarak giden kamp katılımcıları arasında fikir ve deneyim alış-verişinde bulunmaktır.( Noborders Camp çağrı metni )

Tarih Mezopotamya’da başlar ve bu insanoğlunun kendi kendini var eden toplumlar tarihidir, toplum bilincinin harekete dönüştüğü bu alan dünya’daki neo liberal politikaların insanı adeta mekanik bir canavara dönüştüren sistemine alternatif oluşturacaktır çünkü tarih günümüzde gizlidir…

TUNCAY OK (MEZOPOTAMYA SOSYAL FORUMU AKTİVİSTİ )

Amed International Camp 2009

Info A forum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: