vicdani redci inan suver tutuklandi

5 Agustos 2010 tarihinde Vicdani Redçi arkadaşımız İnan Süver İstanbul’daki
evine yapılan baskında gözaltına alınıp tutuklandı.Tutuklanma gerekçesi
olarakta geçmişte ”askerlik” yaparken birkaç kez firar girişimi gerekçe
gösterildi.Halen İstanbul Kasımpaşa askeri cezaevinde tutuklu
bulunmaktadır.İnan Süver vicdani ve düşünsel kanaatlerinden dolayı vicdani
reddini açıklamıştır.Vicdani redçi olan birinide kalkıp askeri hukuk
mantıgıyla yargılamak ceza vermek,insan hakına yapılan bir gasp olarak
degerlendiriyoruz.Bu mantıgı kınıyoruz.Askerliği red eden birinin askeri
mahkemelerde yargılanması ve askeri cezaevlerinde tutulması varolan sacma
hukuk sistemlerinin acımasızlıgının yansımasıdır.Ve elbetteki askerliği red
eden biride geçmişte farklı bir alternatifi bırakılmamışsa, kışlalarda baskı
ve zora ugramışsa firar edecektir.

Geçmişte defalarca askeri kışlalarda ve askeri cezaevlerinde tutulan İnan
Suver,işkenceye maruz kaldı.Bu gordüğü işkencelerden dolayıda son dönemlerde

TİHV (Türkiye insan hakları vakfı) dan tıbbı destek alıyordu.Askeri
cezaevinde tekrardan işkence göreceginden ciddi kaygılarımız vardır.İnan
Süver le askeri cezaevindeyken yaşadıklarına dair yapılan roportajıda ekte
bilgilerinize sunuyoruz.

”Kürt halkının onurlu bir barışa uzanması için yapması gerekenin,bir bütün
olarak askerliğe karşı çıkmasında saklı olduğunu” savunan İnan Süver’le
başta Kürt kamo-

oyunun sahip cıkmasını bekliyoruz.Kürt ve Türk Vicdani Redçiler,militarist
rejim tarafından baskıya ugratılan halklarımızın bireysel karşı koyuş
iradeleri ve toplumumuzun vicdanıdırlar.Bu vicdanların susturulmasının
önünde engel olun.Askeri cezaevi olarak adlandırılan fakat gizli birer
işkencehane olan mekanlarda yankılan seslerine ses katın.

İnan Süverinde söylediği gibi ”yılarca hapis kalsam dahi, sırf bu oyunu
bitirmek isteyen vicdani redci arkadaşlarımın yanında olup, onlarla beraber
coğalıp bu oyunu bozmak için. Ordunun bu zulmüne başkaldıracağım, onun
askeri olmayacağım.Türk, Kürt, Laz her ne olursa her kim olursa olsun, bu
oyunu, biraz dikkatlerini verip fark etsinler korkmasınlar… RED etsinler
istiyorum.”

Bizler konunun takipçisi olacagımız gibi bulundugumuz her alanda bu
haksızlıga karşı tavrımızı koyacagız.

Red edişler demokratik özgür bir ülkenin muştu sunu taşıyor.

Kimsenin Askeri değiliz…

Red et,Diren Hayır De…

Kürt Vicdani Red İnsiyatifi adına

Vicdani Redçi Metin Aydın.

Not, Ekte inan süverle yapılan askeri cezaevleri hakkında yapılan vede 15
mayıs dunya vicdani redçiler gününde yapılan röportajları sunuyoruz.

*ASKERİ CEZAEVİNDE YAŞANANLAR,AYDINLATILMALIDIR.*

*RÖPORTAJLAR I.BÖLÜM*

Birkaç ay önce yapmış oldugum ”Kışlalarda etnik ayrımcılık ve intiharlar”
adlı

araştırmada Bir husus dikkatimi çekmişti.Ayrımcılıga ugrayanların yada
intihar eden-

lerin ettirilenlerin bazılarının yolları,askeri cezaevlerinde
geçmişti.Askeri cezevlerini

anlatırlarken ses tonlarında dahi bir değişikligi
hisedebiliyordum.Cezaeviyle ilgili so-

rular sorarken,gözlerine çaresizlikle birlikte Hüzün çöküyordu.Aynı
üniformayı giyen

askerlerin birbirleriyle paylaşamadıkları neydi?Askeri cezaevlerinde
işkencenin ne-

denlerini öğrenmek herkesin hakkıdır.

Askeri kışlalar başlı başına-apoletlilerin biçtiği misyona göre- ”terbiye
ve törpüle-

me” merkeziyken,neden askeri cezaevlerine ihtiyaç duyulmuştu.Kışlalarda
yapama-

dıklarını askeri cezaevlerinde sistematik bir işkenceylemi yapmaya
çalışıyordular?

İşkenceye ugrayanlarla sohbet etmek, onlara bazı sorular yöneltmek
isterken.Aynı zamanda askeri cezaevlerinde gardiyanlık yapan,işkenceyi
uygulayan askerlerlede

bunu yapmak isterdim.İşkenceyi askeri tutsaklara uygulatan Tsk dır.Onun bir
politi-

kası oldugu aşikardır.Fakat bunu uygulayan askeri gardiyanların duygu ve
düşünce-

leride önemli.Çünkü bu çalışmayı yaparken işkenceci olarak askeri cezaevi
gardiyan-

larını değil,bu politikanın asıl sahiblerini afişe etmek yerinde
olur.Şimdiye kadar ula-

şamadım.Bu çalışmayı okuyup,söylemek istedigi olanlar,kontaga gecerlerse
mutlaka

yer veririm.

Gecen günlerde İnan SUVER adında bir genc vicdani reddini deklere
etti.Vicdani red deklarasyonunun içinde askeri cezaevinde geçen günlerinede
atıfta bulunmuştu.

Askeri cezaevinde neler oluyor ondan ögrenelim dedik.

*1.-Önce seni tanımak istiyoruz?*

1977 Van doğumluyum.24 yıldır istanbulda yaşıyorum evliyim.iki kızım bir
oğlum var. Halen istanbulda ikamet ediyorum.

*2.-Ne zaman askere alındınız?*

23 temmuz 2001 yılında.

*3.-Meydan okurcasına reddinizi deklare ettiniz.Sizi bu kadar bezdirten
neler olmuştu?*

Erken evliliğim ve ikiz çocuğumun olması. Erken yaşta onların sorumluluğu
ilen bastırmış olduğum isyan duygularımın patlaması diyebilirim.

*4.-Askerlik yaptırdıkları zaman zarfında,etnik kimliğinizden dolayı bir
ayrımcılıga ugradınızmı?*

Askeri birliğimde hic bir kötü muammele baskı ayrımcılık görmedim. Aksine
herkes den özel ve farklı muamele görüyordum. Fakat mahkemeler de ve ceza
evi idaresince sözlü olarak söylenmesede ayrımcılığın farkındaydım. Şunu
belirtmek isterim ki kürtlere karsı içten içe bir saygı duyduklarını da
hissediyordum,yani o dönemde.

*5.-Askeri cezaevine neden girdiniz?*

Üst üste firar lar ediyor ardından bir gün sonra veya 1 hafta sonra teslim
oluyordum. Yani onları ciddiye almadığımı göstermek istiyor,yıldıracağımı
sanıyordum. Hakim, doktor, bölük komutanları hepsinede benden size asker
olmaz diyordum. onlarda beni anlıyor fakat bunun mümkün olmadığını
söylüyorlardı. geriye tek seceneğim kalıyordu. Mükerrer firar sucundan,
cürüğe ayrılmak. Bunun içinde ceza yatmam gerekiyordu.

*6.-Hangi askeri cezaevinde yattınız?Cezaevinin mimari yapısını ve iç
işleyişini biraz anlatırmısınız?*

İzmir Şirinyer askeri cezaevinde.Ara koridorları labiret seklinde,tam emin
değilim.8, 10 havalandırma sı ve 18 koğuşa sahip. 1,2 ,3 koğuş tecrit
koguşlarıydı.4, 5,6,7 de subaylar ve işkenceye dayanmış pes etmemiş
sindirilmemiş idarece torpil gecilmiş koguşlardı.

*7.-Askeri cezaevinde uzun süre kaldınız.Biraz askeri cezaevinde
yaşadıklarınızı*

*anlatırmısınız?*

İlk cezevine girdiğimde bir arkadaşa sordum.”Burda dayak varmı?” Verdiği
cevap burası şirinyer burada dayak her yerde var.Bir ara denetlememi ne
oldu, o zaman bizi bir kaç gün dövmediler . Gardiyanlar bizi dövemeyince bir
birlerini dövüyorlardı.Cezaevinde özellikle üç şeyi yapmamam için cevremdeki
arkadaş

lar hep beni uyarıyordu.Birincisi sakın Traj olmak için verdikleri jiletleri
eksik

verme,iki sayımlarda hata yapma.Üçüncüsü ise bilerek-bilmiyerek komutanla-

rın suratına bakmayacaksın.Ben ilk daha cezaevine girdigim andan itibaren
ba-

na farklı yaklaşmaya başladılar.Genelde ilk günlerde nöbet
tutturmazdılar.Ama

bana ilk geldiğim gün dört saat nöbet tutturdu.

Bize o kadar dayak atıp baskı yapılırdı ama birşeye çok dikkat
ederlerdi.Oda

sağlıgımızdı.Zorla yemek yedirirdiler.Yemekleri ise kokmuş-kalitesizdi ama
yine

de yemek zorundaydık.Çünkü yemegi çöpe atmamız,geri vermemiz yasaktı.Wc

ye dahi atamıyorduk çünkü logar hergün kontrol edilirdi.Birgün bir ekmek
par-

çası bulunmuştu logarda.6-7 gardiyan koğuşa girdiler saatlerce copladılar
bizi.

Gardiyanlar bizlere kimin attıgını soruyordu.Kimse kabullenmiyordu.En sonun-

da bir Diyarbakırlı arkadaş çıktı ”ben attım” dedi.Coplamayı kestiler.O
arka-

daşıda tecrite attılar.Ardında logara götürdüler.Başını zorla logara sokup o
ekmegi yedirdiler.

Kerem adında bir arkadaş vardı.Dört yıl siyasi nedenlerden dolayı hapis
yatmış.

Askere almıstılar onu.Kışlada buna çok baskı yapmışlar en son dayanamamış

silahı ile bir askeri rehin almış.Gelen rütbeliye derdini anlatmış ama
kurtulama-

dı askeri cezaevinde.jilet kaybolmuştu.Saatlerce yine dövdüler bizi.En son
ke-

remin yatagında çıktı.Ama o kabul etmedi.Sonra arkadaşlarla kendi aramızda

karar aldık,ben kabullenecektim.Biri kabulenmese günlerce sürerdi bu
işkence.

Ben kabullenince gardiyanlar ” niye lan deli” dediler.Bende ”unuttugumu
söy-

lemiştim.Askeri cezaevinin gardiyanları beni biraz kafadan”sakat”
buluyordular.

Nedenide o dönemde en çok dayak,işkence gören bendim.

*İŞKENCE YAPANIN AKILLI,İŞKENCE MAGDURUNUN İSE ”DELİ” SAYILDIĞI MEKAN,
ASKERİ CEZAEVLERİ,(?)*

Evet öyle görüyordular.Askeri cezaevinde banyoya bile emirle
giderdik.Herşey

emirle zaten.Banyoda sağa dön,sola dön,koltuk altı kaldır,etek indir,kapı
kolu-

na uzan,içeri gir.Suyu aç,sabunlan,durulan çık.Herşey emirleydi,baş kaldıra-

mazdık.Ve Banyoda suyun altında coplanırdık.

Sıradan nedenlerden dolayı bile dayak atarlardı.Gardiyanlar saatlerce süren
coplamalarda yorulduklarında,kendi arkadaşlarına ”gel lan sen devam
et”derdi

Dayak işkence esnasında duvarlar kandan yada herhangibi bir şeyden lekenir-

se.İşkence seyansı bittikten sonra hemen duvarları temizlemeye
başlardık.Acı-

mızı hisetmeden,gözyaşlarımızı bile silmeden başlardık duvarları
temizlemeye.

Yoksa burası neden pis diye tekrar döverlerdi.Adanalı bir gardiyan
vardı.Bazen

tek girerdi koğuşa.Bizimle konuşurdu.İyi biriydi.Kendi teselli verirdi
bize.Derdi-

ki,”sabredin bir aya kadar biz göreve gelecez,sizi bu kadar dövmeyecez.”

*8.-Askeri Cezaevinin içinde mahkum koğuşunda,mahkumlarda nöbet mi tutuyor
dediniz.Neden?*

Nöbet tutturmalarının bir çok nedeni var.Mahkumların bir çogu deyim yerin-

deyse piskopat yada piskolojileri bilerek bozulturmuş.İkinci nedeni intihar
va-

kalarının önüne geçmek.Ben bile onca işkence ve baskıyı gördükten sonra ilk

ay kendimi nasıl öldürebilirim diye düşündüm.Ayagımı kırmayı veya kendimi

yakmayı düşündüm.Bir defasında gazeteleri elbiselerimin içine koydum ama

yakamadım.Üçüncüsü herkes bir nedenden dolayı gelmiş,normal askerliğini
yaparken nöbet tutmamış ama orda nöbettutururken şunu söyluyor orda nöbet
tutmadınız ama burda size tuttururuz.İntikam alıyorlar.Dördüncü nede-

ni ise mahkumlar arasında askeri cezaevi yönetimine ispiyonculuk yapanlar
var.

Nöbet tutturarak onların da can güvenliklerini sağlama alıyorlar.Kimse
onları öl

dürmesin.

*9-) Saydığınız kurallar içinde Jiletleri eksik vermemeden bahsettiniz? O
neden?*

Kendimizi jiletlemiyelim diye.Şahit olduğum bir olayı size anlatayım.Aydın

ler adında (ismini tam hatırlamıyor olabilirim.istanbullu romen asıllı bır
arkadaştı) kendini jiletledi.Vucudunun her tarafı kan içindeydi,kendini
parcalamıştı.Başcavuş geldi,ne dedi biliyormusun?”’A….koy….çocuğu ne
kolunu-baçagını kesiyorsun,vur gırtlagınada geber.Çok çok bir rapor yazarım
bir köpek kendini keserek intihar etti diye.”Çocuk kuzu gibi oldu.Aldılar
teçrite götürdüler.Birkaç kişi görmüştü onu anlatıyordular.Fena durumdaymış
her gün saatlerce dayak atıyormuşlar.Gece canı sıkılan gardiyan,çocugu
dövsünler diye hücresinin kapısını dahi kiletlemiyordular.

*10.-Neden işkence yapıyordular,amaçları neydi?*

Ceza evi müdürü şöyle acıklıyordu.”Benim sizi burada dövdürmekten işkence
ettmek ten keyif aldığımı sanmayın, size iyi davran dığımız dönemlerde, ceza
evinde boş yatak kalmamıştı. Mevcut 250 aşmıştı 6 ay gibi sürede.Giden 1
hafta sonra aynı suçtan geri geliyordu.Şimdi bu dayaklardan sonra ben yine
gelirim diyen varmı aranızda?”diye sorardı.Yani,cezamız bittikden sonra
askerliğimizi yapmamız ve bir daha suç işlememek için korkutmak caydırıcı
olmak istiyordu.

*11.-Hangi işkence çeşitlerine maruz kaldınız,bir mahsuru yoksa
anlatabilirmisiniz?*

Farklı dönemlerde ceza yattım. Ilk 2002 sonlarıydI,4 ay kaldım. ve ciddi
bir şekilde işkence gördüm.Yani 120 gün içersinde bir gardiyanın yüzüne
bakamadım, yasaktı. Duvara dönerdik dikkat sesleri ilen.Yani hem ellerimiz
kanayıncaya, hem ayaklarımız şişinceye kadar coplanır, hemde psikolojik
olarak işte baş eğme sesli tekmil vermemiz sayımlarda gırtlağımız
yırtılıncaya kadar bağırmamız. Çalıştırılmak zorla bu çalışmalar
coplanıyorduk.Mesela koğuşta ranza ve masaları bezle silmezdik. Toz
kalıyordu diye ellerimizle sildirtirdiler ve her 10 dakikada bir temizlik
yaptırırdılar. Tabi dışarıdada calıştırılırdık yani günümüzün 4/3 dayak ve
calışma ile gecerdi. Hakaret,küfür,spor eğitim adı altında
işkence,saçlarımızın kazınması,faullerin cok yukarılarda olması,
ziyaretcilerimiz ile aramızda iki ayrı tel ve 50 60 cm aralık olmasına
rağmen, iki askerin basımızın önünde bizi dinlemeleri, bazen onları da sert
uyarmaları, bizi onların gözleri önüde başımız eğik, dövüyor olmaları gibi.

2005 yılında girdiğimde ise ikinci kez, daha farklıydı.Ceza evi yönetimi iç
idareyi coğu koğuşlarda mahkumlarca sağlıyordu yani müeebetle-ağır cezalarla
yargılanan kişileri kullanıyordu.ilk verdikleri koğuşta beni, tehlikeli
bulup hemen almışlardı. Mümesiillere karsı geliyordum,defalarca dayak
atılmasına rağmen.Bu durumda oradaki mahkumlar cesaretlenmiş mümessil
korkusunu kırmaya baslamışlardıki,o koğuştan alındım. Yaşlılar koğuşu denen
daha rahat bir koğuşa verilmiştim.Oradada, 4 gün aclık grevi yaptım.Nedenini
sordular birşey diyememiştim.Sadece burdan cıkmak istiyorum diyordum.Onlarsa
sen suç işlemişsin cezanı cekiyorsun diyorlardı. o gün nasıl olduysa kendime
bilen daha önce söylemediğim sözler cıkmıstı ağzımdan. Ben suç işlemedim bu
işlediğim firarları,suç kabul etmiyorum askerliğe inanmıyor ve askerlik
yapmak istemiyorum demiştim.Okuyarak birilerinin teşviki ile değil içimden
vicdanımdan gelmişti o ses.Üsteğmen,”yarın düşman gelip ananı bacını
elinden alınca ne yapacaksın ”demişti.Bu kadar basit olmalarına
şaşırmıstım.Bende ”Zaten alan almış memleketini, diğer şekilde alıpda ne
yapsınlar bu kadar aç işsizi nasıl doyursunlar”demiştim.Sonrasında deterjan
içtim intihara teşebbüs yani, tecritteydim ailem gelmiş benim ceza evinde
olmadığımı istanbula gönderildiğimi söylemişlerdi. Ailemin inanmayıp ısrarı
ilen beni görştürdüler. Tabi ailem tanıyamamıs görünce ürkmüşlerdi
beni.Annem o günü hala unutamıyor.Beni maymuna benzetmiş.ilk mahkememde 13
ay ceza almam gerekirken tahliye edildim.

*12.-Sizin askeri cezaevinde kaldınız dönemde,müdür kimdi ismini
hatırlıyormusunuz?*

Piyade albayıydı,oktay diye hatırlıyorum soy adını unuttum. Zaten onu
haftada veya 15 günde bir kere pazartesi sabahları görürdük.

*13.-Önceleri neden askeri cezaevinde yaşadıklarınızı kimseye
anlatmıyordunuz?*

Son yıllarda orduya karsı olan korku az biraz kırılmış gibi, fakat
öncesinde yani 80 li 90 yılları bırakın da 2001 de 2005 de bilen kimse ordu
aleyhinde konuşamazdı.Bir kaç yıldır, ki ordu içinde ki pislikler yazılıp
konusuluyor. 12 eylül sonrası halk iyicene sindirilmişti.Kirli savaşı da
bahane ederek binlerce köy yakmış milyonlarca insanın köylerinden kovmuş
binlerce faili mechuller milyonlar işkenceden geçmiş bir ülkede, yani
işkence zulüm heryerde iken, korkuları onları körleştirmeye götürmüştü. Önce
ne mutlu türküm diyecek sonrada görmedim duymadım bilmiyorum diyeceksin
diyen toplum, haliyle inanmak da istemiyor,yada inanmamayı istiyordu.Birde
ne yapabilirim ki en iyisi sesiz kalmak, diyen bir toplum. yada sistemin
yarattığı marka delisi tv hastası magazin meraklısı bananeci toplum.Samimice
düşünüp de,ya olurmu nöbette uyudu diye de bu işkence yapılmaz ki, sen
abartıyorsun diyen bir toplum.Yani 7 yıl boyunca anlattıklarıma sadece bir
kaç kişi inanabildi. Yaşamım boyunca yalandan korkup kaçmış biri olarak,
yalancı durumuna düşmek istemedim.. Sustum.

*14.-İşkencenin etkilerini günlük yaşamınızda hisediyormusunuz?*

Elbette ki hissediyorum.Çok cabaladım, fakat kendimi
yenileyemiyorum.Farkındayım her gerceğimin.Dışarıdan desteğe ihtiyaç
duyuyorum. ilk yıllar cok kötüydüm yeşil reçeteli ilaçlar kulanıyordum.
ilaclar beni sarhoşlastırıyor du.Sonra kestim aniden bu sefer daha fena
olmuştum. Ya düşünebiliyormusun istanbuldaki bütün cincileri-hocaları
dolaştırdılar. Hatta birinde gitmeyeceğim, dediğimde ”bak cinlerin
istemiyor seni rahatsız eden cinlerindir gitmeni istemeyen onlardır ”diye
zorla götürülmüştüm.Cinci de, ”bendeki cinlerin yıllardır içimde örgütlenip
coğaldıklarını,kolay kolay cıkamayacağını söylemişti” Bu yüzdende 5,6, ay
bana kurandan ayetler okuyayacağını söylemişti. içme suyunu da para ile
satıyordu.Hemde 20 kuruşluk suyu 50 kuruşa. O kadar sıra vardıki saatlerce
bekliyor 2,3 tane su içiyorduk.Her kes deli gözü ile yada cinli gözü ile
bakıyor, ciddiye almıyordu beni. aşırı ilgisiz dim en yakın cevremden
insanlar ölüyor,banene diyebiliyordum.Şimdiler de ise tek sıkıntım
yalnızlık.Yani korkuyorum işe gitmediğim günler evden dışarı
cıkmıyorum,calışma zorunluluğum olmasa aylarca dışarı cıkmak
istemiyorum.Yeni insanlar tanımak istemiyorum.Nedendir bende
bilmiyorum,fakat cok ürkek ve asırı dürüst zararsız olabilme cabası
sıkıntısı yasyorum.insanlar benden uzaklaşıyor. Hep sıkıntı lı konulardan
bahsediyormuşum, onları bunaltıyormusum.Psikolojilerini bozuyormusum.Yani
bunalımlı biriymişim.Öyle diyorlar.Aşırı duygusalllaştığımın
farkındayım.Aşırı derecede bunama, unutkanlık,sayma ölçme tizliği, yani
evimdeki her seyin ölçüsünü bilirim kalem kc cm, masa kac cm, tavan yer
arası,sandaleye kac cm yukarda, gibi aklıma gelen her seyi ölçerim.Nerdeyse
matematik profösürü olacağım.Çevremde aşırı temizlik hırsı bardağı defalarca
yıkar, olmadı tekrar deterjanlar yıkarım. Bu yüzden de alkole bağlandım bir
dönem şimdilerde ondanda kurtuldum. Bir şeylerden kurtulurkenden bir şeylere
bağlanarak oldu, düzelmemdeki başarım.Herkesin merak edip dikkatini cekiyor
ben ise buna bağlıyorum. Fakat şunuda cok iyi öğrendimki inançlı bir insan
daha dirençli ve daha az etkileniyor.Ne kadar inançlı iseniz o kadar sağlam
sınızdır der isek, orada kalmış kişilerin bir coğunun daha beter durumlarda
olabildiğini tahmin ediyorum.

*15.-Şimdi nelerle ugraşıyorsunuz?*

Her şeyden önce bir babayım,elbette calışmak onların gecimini temin etmek
için bir şeyler yapmam gerekiyordu.Hiç bir resmi belge sahibi olamayan,
karanlık çökmeden evinde olmak zorunda kalan, sürekli evini taşımak zorunda
olan, akrabalarından tüm cevresinden uzak durmak zorunda kalan biri olarak,
zorlandım tabi.Meslek olarak, tek secenek olan şehirlerin dağları,
inşaatlara sığındım. inşaatlarda calısıyorum. Kimi zaman evime 200 metre
olan inşaatlarda günlerce dışarı çıkmadan calıştım, orada yatıp kaldım.

*16.-Eklemek yada son olarak belirtmek istediğiniz bir husus varmı?*

Bir subaya söyle demiştim.”Bu gün savaşlar bire bir muharabe seklinde
olmuyor, adam düğmeye basıyor senin silah fabrikanı havaya ucuruyor yada
yüksek teknoloji ile füzeleri ile savasıyor. Seni ticari-siyasi ilişkiler
ile kıstırıyor.Bu kadar askere ne gerek var?”diye.YanıtI, ”haklısın ama,
pkk ve iltica tehdidine karsı bu kadar asker ve uzun askerlik süresi
olmalı”demişti.O an kullanıldığımızı cok daha iyi anlamıştım. Pkk ile savaş
olmaz saydı, askerlik belki olmayacak yada cok kısa süre olacaktı. Pkk ile
savası bitirmek istemeyenin de,ordu olduğunu da düşünerek, bu ülke nin
insanlarının bir birine kırdırılarak.Ordu; bakın ben bir şeyler yapıyorum.
ben olmasam seriat gelecek, ben olmasam ”eşkiya” artacak gibi nedenlerle
halkı uyutup, saygınlığını elde etmek istiyordu.Bu yüzdende devlete karsı
silahlı bi güc olmasa dahi, belkide kendi askerini kendine karsı
savaştırmanın yolunu arayacaktı.Savaş olacak tıki, ordu paşaları, daha rahat
kazanıp daha saygın olacaktı .Savaşı kendileri yaratıyordu ve bizlerde
askerler olarak kukla oluyorduk.Onların elinde kulanılıyorduk bizleri
birbirimize öldürtüp kendi varlığını sürdürmek istiyordular.Savaş içinde
olmayan askerleride, ordu gücünü korkusunu bir ömür unutamasın,ordudan
korksunlar diye sindirme amacı ile ağır disiplin adı altında eziyordu.

10 yaşında ikizlerim, 11 yaşında birde kızım var. Fedakar mı fedakar bir de
eşim. Onlarla ilişkilerim cok iyi her imkanlarını ve sevgi yide dahil
yeterince verdim. 2 yıl da 3 okul değişmelerine rağmen her okulda okulun en
başarılı cocukları oldular. Tırnaklarımı hatta organlarımı ayırsalar
yaşarım, onlarsız yasayamam. Kahraman olabilme gibi bir derdim de yok.Ona
rağmen, cokda meraklı değilim ceza evinde hor görülmeye kıcımı acıp kontrol
ettirmeye aylarca coplanmaya. en sevdiklerim elimden alınsa dahi, yılarca
hapis kalsam dahi, sırf bu oyunu bitirmek isteyen vicdani redci
arkadaşlarımın yanında olup, onlarla beraber coğalıp bu oyunu bozmak
için.Ordunun bu zulmüne başkaldıracağım, onun askeri
olmayacağım.Türk,Kürt,Laz her ne olursa her kim olursa olsun, bu oyunu,
biraz dikkatlerini verip fark etsinler korkmasınlar… *RED *etsinler
istiyorum.

*ILETİŞİM: *kurd.vicdani.red.insiyatifi


KÜRT VİCDANİ RED İNSİYATİFİ…

1.1 unbenannt 19 KB
2 Sans-titre-2.gif 40 KB
Vorschau des angehängten Bildes
Ein Bild mit der Bezeichung Sans-titre-2.gif ist an diese Nachricht angehängt. Eine Vorschau befindet sich unten.
Anhang anzeigen
3 roportaj 2.odt 37 KB
4 inan suver.odt 24 KB
5 7823_1138189810591_1102764443_358262_4420303_n.jpg 45 KB
Vorschau des angehängten Bildes
Ein Bild mit der Bezeichung 7823_1138189810591_1102764443_358262_4420303_n.jpg ist an diese Nachricht angehängt. Eine Vorschau befindet sich unten.
Anhang anzeigen
6 inan suver.jpg 51 KB
Vorschau des angehängten Bildes
Ein Bild mit der Bezeichung inan suver.jpg ist an diese Nachricht angehängt. Eine Vorschau befindet sich unten.
Anhang anzeigen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: