Ocak, 2011 için arşiv

Amed’de ekoloji forumu

Posted in Eko yazilari, Haberler with tags on 31/01/2011 by Karakök
31 Ocak 2011

29-30 Ocak arasında Amed-Diyarbakır Sümerpark’ta düzenlenen ekoloji forumu yapılan asamble ile sonlandı.

Birkaç ay öncesinden ön çalışmaları hazırlanan ekoloji forumu 29 Ocak’ta Tigris salonunda yapılan açılış konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmaları sonrası program içerisindeki oturumlara ayrılan katılımcılar tartışmaları Ferat, İştar, Munzur, Ararat salonlarında sürdürdü.

29 Ocak Cuma günü gerçekleştirilen,

” Barajların Coğrafya’ya Sağlığa Etkileri ve GAP ” oturumunda;
GAP projesinin soytarı politikacıların makro politik hattında bir araç olarak kullanıldığı aktarıldı. Devletin bölgeki nehirlerde baraj yapımı esnasındaki gerekçelerinin
”Bölge halkının güvenliği için, gerilla geçiş noktalarına doğal engel oluşturması” şeklinde geliştiğini dillendiren konuşmacılar, nehir üzerindeki barajların bölge halkları üzerinde bir tahakküm aracına dönüştürüldüğünü vurguladı.

” Toplumsal Ekoloji,Vicdani Red,Dil ve Ayrımcılık ” oturumunda ;
İnsanın yabancılaşma kökeninde , doğadan soyutlanma ve doğayı kontrol etme algısının yattığını vurgulandı. Gerontokrasi, Heteroseksizm, Patriaka, Militarizm gibi olguların her gün eğitim kurumları ve çeşitli devlet kurumlarında perçinlendiği konuşulurken, perçinlenen bu kültürün ayrımcılığı ve toplumsal adaletsizliği körüklediği vurgulandı.

” Sürdürebilir Kentler, Ekokent, Konut Hakkı, Organik Mimari, Mimari Yaklaşımlar ” oturumu ;
Kapitalizmin içerisinde ; Bireyin, beton binaların içerisine sıkıştırılıp, ortak yaşam alanlarından yoksun bırakılarak yoksunlaştırıldığı konuşuldu. Kapitalist sistemin kent mimarisinden uzaklaşılması ve doğadan bağımsız olmayan alternatif eko-kentlerin oluşturulma tartışması yapıldı. Oturuma Meksikadan katılan Jean ROBERT sürdürülebilir kentler üzerine yaptığı sunumda, devrimin ertelenmemesi yaşam alanlarında hayata geçilerek doğrudan yer bulması çağrısı yaptı.

” Köylüler, Direniş ve Deneyimler ” oturumunda;
Urfa Viranşehir’de hayata geçirilmeye başlanan Viranşehir Ax u Av Ekolojik Evler Kolektifi’nin aşılan süreç ve gelecek planları konuşuldu. 70 kadar ailenin ihtiyaçları ve talepleri dahilinde bir araya geldiği, kapitalist tüketim ve bencillik kültürüne karşı karşılıklı yardımlaşma ve doğrudan demokrasiye dayalı yeni bir yaşam kurulduğunu müjdeleyen bu girişim damgasını vurdu. Betonlaşan kentlere karşı alternatif hayatın Ax u Av’da kerpiçle şekillendiği vurgulandı. Katılımcıların yoğun soruları ve ilgisiyle karşılaşan oturuma, katılımın normalin çok üzerinde olduğu gözlemlendi.

30 Ocak Pazar günü yapılan,

” Baraj ve HES Karşıtı Mücadeleler ” açık oturumunda yapılan mezopotamyadaki asimilasyon ve savaş politikasına baraj projeleriyle devam edildiği konuşuldu. Oturumda Karadeniz İsyandadır Platformu ise , asimilasyonun mezopotamya ile sınırlı kalmadığı Karadeniz coğrafyasında 1980 darbesi sonrasında şekillendirilen depolitizasyonun , Karadeniz sahil yolu projesi ve HES projelerinin ön aşaması olduğunu vurguladı. HES projeleriyle birlikte henüz tüketim kültürünün örgütlenemediği ve karşılıklı yardımlaşmanın kısmi örneği olan imece kültürünün yaşandığı köylere sistematik şeklinde saldırıların yöneldiği vurgulandı. Aynı zamanda bu projeler sırasında ve sonrasındaki oluşacak göçlerin, Karadenizde konuşulan Lazca, Hemşince gibi dillerin yok edilmesi anlamına geldiği konuşuldu.

Oturumların değerlendirildiği, forumun olumlu ve olumsuz noktalarının dillendirildiği, ortak taleplerin ve hedeflerin ortaya konulduğu asamble’de Devrimci Anarşist Faaliyet adına; insan-doğa arasındaki hiyerarşik algının sistem tarafından hergün dahada derinleştirildiği, bu derinleşen algının özgür, alternatif yaşamalanları olmaksızın yıkılamayacağı vurgulandı. Asamble yeniden bir araya gelip özgür yaşam alanları ve özgür toplum için direnişi büyütme çağrısıyla sona erdi.

alinti: Anarsi faliyet

TUTUKLU GAZETECİLERLE DAYANIŞMA PLATFORMU’NDAN BASINA VE KAMUOYUNA

Posted in Duyurular with tags on 31/01/2011 by Karakök

* Tutuklu Yazar Hasan Basri Aydın Paşakapısı Cezaevine Sevk Edildi…

* Hasan Basri Aydın’a Özgürlük

22 Ocak 2011 tarihinde evinden gözaltına alınıp tutuklanarak Metris
cezaevine konulan eğitimci yazar Hasan Basri Aydın Paşakapısı Cezaevi’ne
sevk edildi. D-1 hücresine konulan yazar, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek’e Adalet Bakanı iken yazdığı dilekçeyle “hakaret”
ettiği gerekçesiyle TCK’nın 125. Maddesine göre kesinleşmiş 2 yıl 2 ay
cezası bulunuyordu.

Hasan Basri Aydın, Ceylan Yayınları’ndan çıkan Tanrıya Mektuplar, Tanrıyla
Polemikler, Ateist Tanrıyla Söyleşiler adlı kitapların da yazarıdır.

Son olarak Dicle Haber Ajansı (DİHA) Bitlis muhabiri Sinan Aygül ve Hasan
Basri Aydın’ın tutuklanmasıyla birlikte cezaevlerinde tutuklu bulunan
gazeteci ve yazarların sayısı 45’e çıktı. Durum vahimdir. Düşünce ve ifade
özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik
saldırılar her geçen gün daha da artıyor.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu olarak 80 yaşında ve ciddi sağlık
sorunları bulunan Hasan Basri Aydın’ın düşüncelerini açıkladığı için
tutuklanmasını protesto ediyor, derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.
Düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan tüm kişi ve kurumları, gazeteci ve
yazarları, insan hakları savunucularını Hasan Basri Aydın’la dayanışmaya
çağırıyor, mektuplarımızla, kartlarımızla, fakslarımızla tutuklu yazarımızı
sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Posta Adresi:

Hasan Basri Aydın

Paşakapısı Cezaevi, D-1, Üsküdar/İstanbul

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)
30 Ocak 2011

İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,

TUTUKLU GAZETECİLERİN LİSTESİDİR

Necati Abay, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun saptamasına göre 27 Ocak 2011 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunan 9’u yazı işleri müdürü 45 gazeteci ve yazarın isimlerini, görevlerini ve tutuklu bulundukları hapishaneleri; basının ve kamuoyunun, duyarlı kişi ve kurumların bilgisine sunuyoruz…

1- Abdulcabbar Karadağ, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Temsilcisi, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi
2- Ahmet Birsin, Gün TV Genel Yayın Koordinatörü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
3- Ali Buluş, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi
4- Ali Çat, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi
5- Ali Konar, Azadiya Welat Gazetesi Elazığ Temsilcisi, Malatya E Tipi Cezaevi
6- Baha Okar, Bilim ve Gelecek Dergisi Editörü, Silivri L Tipi Cezaevi, B Blok
7- Barış Açıkel, İşçi-Köylü Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi, KOCAELİ
8- Bayram Namaz, Atılım Gazetesi Yazarı, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi
9- Bayram Parlak, Gündem Gazetesi Mersin Temsilcisi, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi
10- Bedri Adanır, Aram Yayınları Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni, Kürtçe Hawar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
11- Behdin Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
12- Berivan Eker, Rengê Hêvîya Jinê (Kadının Umudunun Rengi) Dergisi Eski Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır E Tipi Cezaevi
13- Cihan Gün, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
14- Dılşa Ercan, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Adana Karataş Kadın Kapalı Cezaevi
15- Dilek Keskin, Atılım Gazetesi Muhabiri, Karataş Kadın Kapalı Cezaevi, ADANA
16- Emine Altınkaya, DİHA Ankara Muhabiri, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi, ANKARA
17- Erdal Süsem, Eylül Dergisi Editörü, Edirne F Tipi Cezaevi
18- Erol Zavar, Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Şair, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
19- Faysal Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
20- Fazıl Duygun, Yeni Nizam Dergisi ve Baran Dergisi Yazarı, Kızılcahamam Cezaevi, ANKARA
21- Füsun Erdoğan, Özgür Radyo Eski Genel Yayın Koordinatörü, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ
22- Hakan Soytemiz, Red ve Enternasyonal Dergilerinin Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi, B Blok
23- Halit Güdenoğlu, Yürüyüş Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
24- Hamdiye Çiftçi, DİHA Hakkari Muhabiri, Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi
25- Hasan Basri Aydın, Eğitimci-Yazar, Paşakapısı Cezaevi, Üsküdar/İSTANBUL
26- Hasan Coşar, Atılım Gazetesi Yazarı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
27- Hatice Duman, Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Gebze M Tipi Cezaevi, Gebze/KOCAELİ
28- İbrahim Çiçek, Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci-Yazar, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ
29- Kaan Ünsal, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
30- Kenan Karavil, Radyo Dünya Yayın Yönetmeni, Adana Kürkçüler Cezaevi
31- Mahmut Güleycan, Özgür Halk Dergisi Çalışanı, Van F Tipi Cezaevi
32- Mehmet Karaaslan, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi
33- Mehmet Yeşiltepe, Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı, Gazeteci-Yazar, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi
34- Musa Kurt, Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
35- Mustafa Gök, Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA
36- Nevin Berktaş, Proleterce Devrimci Duruş Dergisi Yazarı, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi
37- Nuri Yeşil, Azadiya Welat Gazetesi Tunceli Çalışanı, Malatya E Tipi Cezaevi
38- Ozan Kılınç, Azadiya Welat Gazetesi Eski İmtiyaz Sahibi veYazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
39- Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü ve Gazeteci- Yazar, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi
40- Seyithan Akyüz, Azadiya Welat Gazetesi Adana Temsilcisi, Adana Kürkçüler Cezaevi
41- Sinan Aygül, DİHA Bitlis Muhabiri, Van F Tipi Cezaevi
42- Suzan Zengin, İşçi-Köylü Gazetesi Kartal Bürosu Çalışanı, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi
43- Şahin Baydağı, Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi
44- Vedat Kurşun, Azadiya Welat Gazetesi Eski Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi
45- Ziya Ulusoy, Atılım Gazetesi Yazarı, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

İLETİŞİM: Necati ABAY-TGDP Sözcüsü, GSM: 0535 929 75 86,
E-posta: info@tutuklugazeteciler.com, necatiabay@gmail.com,
Blog: http://tutuklugazeteciler.blogspot.com/

mısır, bir video …

Posted in Haberler with tags , on 31/01/2011 by Karakök

http://asiksinan.blogspot.com

hapishanelere sıçradı ve yayılıyor

Posted in Haberler with tags on 31/01/2011 by Karakök

Mısır’da isyan dinmiyor: 3 gösterici ile 8 tutuklu öldürüldü
ANF
16:29 / 29 Ocak 2011

KAHİRE – Mısır’ın başkenti Kahire’de protestolar dinmek bilmiyor. İçişleri
Bakanlığı’na girmeye çalışan göstericilerden 3’ü ölürken, çok sayıda kişi
de yaralandı. İsyanın çıktığı Shaben El Qom Cezaevi’nde 8 tutuklunun
vurularak öldürüldüğü bildirildi.

Kahire’nin Tahrir Meydanı’nda onbinlerce kişinin katıldığı protesto
gösterisi devam ederken, yüzlerce gösteri İçişleri Bakanlığı’na yürüdü.
Bakanlığı taş yağmuruna tutarak içeri girmeye çalışan göstericilere polis
ateşli silahlarla müdahale etti.

El Cezire televizyonu, bakanlık önündeki gösteride en az 3 göstericinin
öldürüldüğünü, onlarca kişinin de yaralandığını bildirdi.

Kent merkezinde Merkez Bankası’na bir binayı işgal eden göstericilere ise
askerler tarafından müdahale edilerek, göstericilerin binadan
çıkarıldıkları kaydedildi.

Ordu tarafından uzatılan ve yerel saatte saat 16.00’da yürürlüğe giren
sokağa çıkma yasağına rağmen onbinlerce kişi protesto gösterilerini
sürdürüyor. Ordunun göstericilere karşı henüz bir müdahalede bulunmadığı
gelen bilgiler arasında.

CEZAEVLERİNDE İSYAN YAYILIYOR

Bu arada, Kahire’nin Ebu Zaabal cezaevinde de isyan çıktığı bildirildi.
BBC’ye konuşan tutuklulardan Muhammed Mahmud Sami, 120’ye aşkın tutuklunun
cezaevinde kontrolü ele geçirdiğini söyledi. 17 yıldır cezaevinde bulunan
siyasi tutuklu Sami, güvenlik güçlerinin müdahaleye hazırlandığını ancak
askerlerin yanlarında yer almak istercesine ateş etmek istemediklerini
gördüklerini aktardı.

8 TUTUKLU ÖLDÜRÜLDÜ

Öğle saatlerinde de El Manufiya kenti Shaben El Qom cezaevinde isyan
çıkmıştı. El Cezire televizyonu, buradaki isyanda en az 8 tutuklunun
öldürüldüğünü bildirdi. Cezaevinde gerginliğin devam ettiği gelen bilgiler
arasında.

ANF NEWS AGENCY

Kıyamet No:15 Çıktı!

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 31/01/2011 by Karakök

*İçerik (8 sayfa):*

– Kahire Alev Alev!
– Silahların Reddi – *Alfredo M. Bonanno*
– Vahşi Cennet: Tecuanimeh Silahlı Direnişi
– Greenpeace’in Sahte Çevreciliği: Ağaçlardan Bahsedene de Bakın!
– Lafla Peynir Gemisi Yürümez – *Derrick Jensen*
– Arnavutluk’ta halkın öfkesi taştı
– Tunus’ta gösteriler sürüyor
– Anarşist Tutsak Marco Camenisch’e Destek!
– Reklam Bozumu: Kosla Oxi Vanish Max – Lekeleri Asla Çıkarmaz
– Atina – Göçmenler açlık grevinde
– Belçika’da artan doğrudan eylemler
– İtalya’da anti-kapitalist saldırılar
– Anadolu-Kürdistan’dan direniş haberleri
– Ateş Hücreleri İttifakı tutsakları
– Şili – Santiago’da ses bombaları ve tehditler
– Haitili Çiftçiler 400 Ton GDO’lu Tohumu Yaktı
– Uygarlığa karşı isyan ve direniş haberleri
– Minimum Güvenlik – Stephanie McMillan (Karikatür)

*
İndir / Online Oku:*
http://internationala.org/index.php/isyan/anarsist-hareket/2037-kyamet-no15-ckt.html

ayaklanmalar

Posted in Haberler with tags on 29/01/2011 by Karakök

“Düzgün” 1: “Anarşi”: Tunus ve Cezayir – Destek eksikliğimizin hiçbir
mazereti yok!

http://istanbul.indymedia.org/news/2011/01/270818.php

Cezayir ve Tunus’ta , ekonomik koşulların kötüleşmesinden ötürü ve bu
“kötüleşmenin” aşağı sosyal tabakadan milyonlarca insana darbesinden
dolayı bir haftadan daha fazladır devam eden destansı boyutlardaki bir
ayaklanma devam ediyor. Tunus’ta, Sidi Bu Zeyd şehrindeki bir meyve
satıcısının kendisini öldürmesi[tam olarak kendisini yaktı] tüm canlı
gösteri dalgasının, isyanın ve üniformalı alçaklar tarafından görünüşe
göre 20’den[ç.n: resmi rakamlara göre 78 kişinin öldürüldüğünden
bahsediliyor] fazla insanın öldürüldüğü acımasız polis baskısıyla
saldırılan ayaklanmaların kıvılcımını tutuşturmuştu. Gıda fiyatlarındaki
ve diğer temel ürünlerdeki fiyat artışı, zaten mevcut olan özgürlük
yoksunluğu ve her tarafa yayılmış işsizlik aynı zamanda ayaklanmaların
komşu ülke Cezayir’e de yayılmasına yol açtı.

Beni gerçekten şaşırtan şey şu ki, hiç kimse ya da en azından birkaç
arkadaş anarşist blogçunun(en azından hemen her gün incelediklerimden
bazılarının) böylesine önemli olayları haber yapmaktan rahatsız olmuş
görünmesi. Ne her hangi bir eylem planlandı ne de, Cezayir, Sidi Bu
Zeyd(Tunus’ta bir şehir), Tunus ve diğer sokaklarda devletlerle ve kendi
sömürücüleriyle cesurca dövüşen işçilerle, gençlerle ve sıradan insanlarla
dayanışma için birşeyler yapıldı…

Burada neler oluyor?… bu iki ülkenin “İslami köktenci” inler olarak
ünlenmesi, gerçekleşebilme potansiyeli olan herşeyin, bizim etnosentrik
batılılaşmış düşüncelerimizde otomatik olarak ilgisizliğe dönüşmesi
sonucuna mı yol açıyor?… İslami köktencilik, yerel elitlerin kendi
insanlarını (özgürlük) aşkından vazgeçirmek ve bir alana bastırması ve
başarısız olmaya başlamış bu türdeki bir kontrolün bir çok çeşidinden
birisi olarak görebilirmiyiz?… Tüm Müslüman “köktenciler”, “potansiyel
teröristler mi”?… Bazı taban cemaatlerindeki Hristiyanların olduğu gibi
onlar da isyankar, özgürlük ve anarşi için arzu taşıyor olabilirler miydi?
İslam’ın etki alanındaki bölgelerde yaşanan herşey kaçınılmaz olarak
dinsel konularla mı ilgili?… Cezayir’in güney berberi bölgesinde(Kabile
bölgesi) tüm 2001 boyunca gördüğümüz, ayaklanmanın en ilham verici
örneklerinden birisini; polis karşıtı duyguyu ve tüm on yılın devlet
karşıtı öz-örgütlenmesini şimdi unuttuk mu?…

Görebildiğim kadarıyla, sıradan insanlar için, -Avrupa Kıtası’nda “hala o
kadar kötü değil”imizde zar zor hayal edilebilecek olan-, tamamen
yaşamsal, gündelik yaşam mücadelesi olan, şartların daha da kötüleşmesi
söz konusu. Mesele şu ki, bir çok kişi Cezayir ya da Tunus isyanlarına
“Umrumda değil!/Bana ne!” diyor gibi görünüyorken, (tüm boyutlarıyla
Alexandros Grigoropoulos’un öldürülmesinden sonraki Yunan Ayaklanması’yla
karşılaştırılabilir ve açıkça çok daha fazla ölüm içeriyor)
Filistin’lilerin mücadelesine destek veren herhangi bir gösteriye tam
anlamıyla koşması, eğer saf ve basit ikiyüzlülük eylemi değilse, tek
kelimeyle iğrenç bir savsaklama olduğundan rahatsız etmekte.

Anarşist ya da değil, bu insanlar birbirleriyle onurlu bir dayanışma
gösteriyorlar, cesaret ve politik bilinçle, ve sadece bu yüzden dünyanın
diğer yerlerindeki yoldaşları desteklediğimiz gibi aynı şekilde onları
desteklemeliyiz. Anaakım medya tarafından basmakalıp bir kategoriye
sokulan ya da belki resmedilmelerine aldırmayarak, farklı kültürel
arkaplanları ve gerçeklikleri olan insanlarla köprüler kurmaya
başlamalıyız ve iletişim kurmayı denemeliyiz(mümkünse yüz yüze). Belki,
bugün hakkında hiçbirşey bilmediklerimiz yarının yoldaşları olabilirler.

Eminim ki, Tunus ve Cezayir’de kendi yaşamları için tam anlamıyla kavga
eden insanlar her destek eylemini, yalnız olmadıklarını onlara gösterecek
ve kendi ülkelerinin sınırlarının ötesinde ne olup bittiğinin bilen
birilerinin olduğunu gösteren her türlü eylemi selamlayabilirler.

Bunu ve daha fazlasını hakediyorlar… Benzer bir durumda kendimizi
bulduğumuzda aynen bizim de hakedeceğimiz gibi.

İngilizce kaynak: http://325.nostate.net

sogutma sucu

Posted in anti militer with tags on 29/01/2011 by Karakök
Konu: sogutma sucu
Doğumhanelerde doğan bebekler anne karnından düşerken, ‘emret komutanım’ diye mi bağırıyorlar?
Türkiye’de savcılık bu soruya ‘’evet’’ diyor olacak ki „Herkes bebek doğar“, „Hiç kimse asker doğmaz“, slogan ve dövizlerini suç unsuru olarak gösterdi.
21 Ocak 2010 tarihinde Eskişehir’de vicdani retçi Enver Aydemir ile dayanışmak ve maruz kaldığı hak ihlalini protesto etmek için bir basın açıklaması yaptık.
Davut Erkan, Mehmet Atak, Fatih Tezcan, Ahmet Aydemir ve ben ilgili basın açıklamasında ‘’Herkes bebek doğar’’, ‘’Hiç kimse asker doğmaz’’ slogan ve dövizlerini açtık. Bu nedenle ‘’Halkı Askerlikten Soğutmak’’ iddiası ile 21 Nisan 2011 tarihinde Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacağız.

‘’Halkı Askerlikten Soğutma’’ suç tarihçesine kısaca göz atalım istiyorum;TCK m.318 ‘’halkı askerlikten soğutma’’ fiili, ‘’milli savunmaya karşı suçlar’’ adı altında 1926 yılında suç olarak kabul edildi.

1889 tarihli İtalyan Zanardi Kanunu (765 sayılı TCK 1926–2005) Türkçeye çevrilerek kabul edildiğinde, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey TBMM’de yaptığı konuşmada; ‘’Arkadaşlar, ceza kanunumuz çok serttir. Çünkü inkılâp çok kıskançtır’’ diyordu.

Evet, TCK çok sertti ve totaliter bir içerikteydi. Bunun en açık ifadesi de, ‘’halkı askerlikten soğutma’’ olarak düzenlenen TCK’nın 155. maddesiydi.

Bu yasa maddesi ile ‘’ordu ve askerlik eleştirilemez kurum ve değerler’’ olarak korunmaya alındı. Bundan böyle askerlik ve ordu eleştirilmeyecekti; eleştirildiklerinde ise eleştirenler cezalandırılacaktı. Zanardi Kanunu Mussolini İtalyası’nda değiştirilip daha baskıcı hale getirildi ve aynı değişiklik geciktirilmeden Türk Ceza Kanunu’na aktarıldı.765 sayılı TCK, 2005 yılında değiştirilip yerini 5237 sayılı TCK’ya bıraktığında, ‘’halkı askerlikten soğutma’’ hükmünü düzenleyen 155. madde, bu kez karşımıza 318. madde olarak çıktı. Yasa ve madde numarası değişmişti ama öz ve içerik aynen korunmuştu. 2006 yılında yapılan bir değişiklik ile ‘’halkı askerlikten soğutma’’ fiili ‘’terör suçu’’ kapsamına alınarak daha da ağırlaştırıldı.

Yasanın orijinalinin yazıldığı 19. yüzyıl sonu İtalya’sında erkekler askerlik yapmak için pek hevesli değillerdi.
1. Dünya Savaşı’nda tüm cephelerde yüzde 10’a varan firar vakaları yaşanıyordu. Osmanlı ordusunda da firar olayları revaçtaydı.
Yakalanan asker firarilerinin akıbeti hemen her ülkede ya zindana atılmak ya da kurşuna dizilmekti. Türk ‘’Kurtuluş Savaşı’’ ile birlikte yaratılan ulusçuluğun başarılı olabilmesi için halkın askerleştirilmesi gerekiyordu.

Osmanlı’da halk arasında bir ‘’kayıp’’ duygusu olarak belleklere kazınan askerlik algısı değiştirilmeliydi. Bunun içinde M. Kemal’in bizzat yazdırttığı Milli Güvenlik Kitabı ortaokullarda ders kitabı olarak okutulmaya başlandı.

Yine askerlik konusunda gönülsüzlük yapanları korkutmak ve baskı altına almak için cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
İstiklal Mahkemeleri’nde yüzlerce asker firarisi kurşuna dizildi.
1960’ların özgürlük rüzgarı ile dünyada ordu ve askerlik eleştirileri yapıldı.
Türkiye’deyse sosyal yaşamın derinliklerine sinen militarist kurum ve anlayışları eleştirmek tabu.
1989-2008 yılları arasında 590 kişi ‘’halkı askerlikten soğutmak’’ ve ‘’askerleri itaatsizliğe sevk’’ ettiği gerekçeleriyle hakim karşısına çıkartıldı.
Bunlardan 140’ı tutuklandı ve çeşitli cezalara çarptırıldılar.
‘’Halkı askerlikten soğutmak’’ gibi bir suç tarifi akıl dışıdır.
Askerlik eğitimi saldırgan erkeklik kurgulamasına dayanıyor. Bu kurguda güç, risk, yok edicilik, yenme ve itaat var.
Askerlikte erkek bedeni bir ilizyon halinde yeniden oluşturuluyor; yorulmaz, üşümez, korkmaz ve uyumaz… Bu erkeklik kadınsı olarak kabul edilen yumuşaklığı, kırılganlığı, şiddetsizliği ve duygusallığı öldürmeyi emrediyor.

Bunu eleştirmek ve reddetmek suç olarak görülüyor. ‘’Halkı askerlikten soğutma’’ suçunu düzenleyen m.318; yaşama, düşünce ve vicdan hürriyetinin savunusunu yasaklıyor.

Halkı askerlikten soğutmak suç olmamalı, çünkü halkı fırıncılıktan, mühendislikten veya doktorluktan soğutmak da suç değildir.
Bütün şiddet biçimlerini ve şiddet organizasyonlarını enine boyuna eleştirmeliyiz, eleştirebilmeliyiz.Askerlik bir dogma, bir tabu, bir kutsal değildir; dünyevidir ve eleştirilebilir, sorgulanabilir, değişebilir.

Bunca net yaşanmışlıklara rağmen insanlar hala öldürecek mi birbirlerini ve ‘’öldürmeyi ret edin’’ diyenleri hala cezalandıracak mı insanlık!
Keşke dünyadaki herkes soğusa silahtan, savaştan ve askerlikten!
Ve son bulsa artık bu ölüm oyunu…

Halil Savda