sogutma sucu

Konu: sogutma sucu
Doğumhanelerde doğan bebekler anne karnından düşerken, ‘emret komutanım’ diye mi bağırıyorlar?
Türkiye’de savcılık bu soruya ‘’evet’’ diyor olacak ki „Herkes bebek doğar“, „Hiç kimse asker doğmaz“, slogan ve dövizlerini suç unsuru olarak gösterdi.
21 Ocak 2010 tarihinde Eskişehir’de vicdani retçi Enver Aydemir ile dayanışmak ve maruz kaldığı hak ihlalini protesto etmek için bir basın açıklaması yaptık.
Davut Erkan, Mehmet Atak, Fatih Tezcan, Ahmet Aydemir ve ben ilgili basın açıklamasında ‘’Herkes bebek doğar’’, ‘’Hiç kimse asker doğmaz’’ slogan ve dövizlerini açtık. Bu nedenle ‘’Halkı Askerlikten Soğutmak’’ iddiası ile 21 Nisan 2011 tarihinde Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacağız.

‘’Halkı Askerlikten Soğutma’’ suç tarihçesine kısaca göz atalım istiyorum;TCK m.318 ‘’halkı askerlikten soğutma’’ fiili, ‘’milli savunmaya karşı suçlar’’ adı altında 1926 yılında suç olarak kabul edildi.

1889 tarihli İtalyan Zanardi Kanunu (765 sayılı TCK 1926–2005) Türkçeye çevrilerek kabul edildiğinde, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey TBMM’de yaptığı konuşmada; ‘’Arkadaşlar, ceza kanunumuz çok serttir. Çünkü inkılâp çok kıskançtır’’ diyordu.

Evet, TCK çok sertti ve totaliter bir içerikteydi. Bunun en açık ifadesi de, ‘’halkı askerlikten soğutma’’ olarak düzenlenen TCK’nın 155. maddesiydi.

Bu yasa maddesi ile ‘’ordu ve askerlik eleştirilemez kurum ve değerler’’ olarak korunmaya alındı. Bundan böyle askerlik ve ordu eleştirilmeyecekti; eleştirildiklerinde ise eleştirenler cezalandırılacaktı. Zanardi Kanunu Mussolini İtalyası’nda değiştirilip daha baskıcı hale getirildi ve aynı değişiklik geciktirilmeden Türk Ceza Kanunu’na aktarıldı.765 sayılı TCK, 2005 yılında değiştirilip yerini 5237 sayılı TCK’ya bıraktığında, ‘’halkı askerlikten soğutma’’ hükmünü düzenleyen 155. madde, bu kez karşımıza 318. madde olarak çıktı. Yasa ve madde numarası değişmişti ama öz ve içerik aynen korunmuştu. 2006 yılında yapılan bir değişiklik ile ‘’halkı askerlikten soğutma’’ fiili ‘’terör suçu’’ kapsamına alınarak daha da ağırlaştırıldı.

Yasanın orijinalinin yazıldığı 19. yüzyıl sonu İtalya’sında erkekler askerlik yapmak için pek hevesli değillerdi.
1. Dünya Savaşı’nda tüm cephelerde yüzde 10’a varan firar vakaları yaşanıyordu. Osmanlı ordusunda da firar olayları revaçtaydı.
Yakalanan asker firarilerinin akıbeti hemen her ülkede ya zindana atılmak ya da kurşuna dizilmekti. Türk ‘’Kurtuluş Savaşı’’ ile birlikte yaratılan ulusçuluğun başarılı olabilmesi için halkın askerleştirilmesi gerekiyordu.

Osmanlı’da halk arasında bir ‘’kayıp’’ duygusu olarak belleklere kazınan askerlik algısı değiştirilmeliydi. Bunun içinde M. Kemal’in bizzat yazdırttığı Milli Güvenlik Kitabı ortaokullarda ders kitabı olarak okutulmaya başlandı.

Yine askerlik konusunda gönülsüzlük yapanları korkutmak ve baskı altına almak için cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
İstiklal Mahkemeleri’nde yüzlerce asker firarisi kurşuna dizildi.
1960’ların özgürlük rüzgarı ile dünyada ordu ve askerlik eleştirileri yapıldı.
Türkiye’deyse sosyal yaşamın derinliklerine sinen militarist kurum ve anlayışları eleştirmek tabu.
1989-2008 yılları arasında 590 kişi ‘’halkı askerlikten soğutmak’’ ve ‘’askerleri itaatsizliğe sevk’’ ettiği gerekçeleriyle hakim karşısına çıkartıldı.
Bunlardan 140’ı tutuklandı ve çeşitli cezalara çarptırıldılar.
‘’Halkı askerlikten soğutmak’’ gibi bir suç tarifi akıl dışıdır.
Askerlik eğitimi saldırgan erkeklik kurgulamasına dayanıyor. Bu kurguda güç, risk, yok edicilik, yenme ve itaat var.
Askerlikte erkek bedeni bir ilizyon halinde yeniden oluşturuluyor; yorulmaz, üşümez, korkmaz ve uyumaz… Bu erkeklik kadınsı olarak kabul edilen yumuşaklığı, kırılganlığı, şiddetsizliği ve duygusallığı öldürmeyi emrediyor.

Bunu eleştirmek ve reddetmek suç olarak görülüyor. ‘’Halkı askerlikten soğutma’’ suçunu düzenleyen m.318; yaşama, düşünce ve vicdan hürriyetinin savunusunu yasaklıyor.

Halkı askerlikten soğutmak suç olmamalı, çünkü halkı fırıncılıktan, mühendislikten veya doktorluktan soğutmak da suç değildir.
Bütün şiddet biçimlerini ve şiddet organizasyonlarını enine boyuna eleştirmeliyiz, eleştirebilmeliyiz.Askerlik bir dogma, bir tabu, bir kutsal değildir; dünyevidir ve eleştirilebilir, sorgulanabilir, değişebilir.

Bunca net yaşanmışlıklara rağmen insanlar hala öldürecek mi birbirlerini ve ‘’öldürmeyi ret edin’’ diyenleri hala cezalandıracak mı insanlık!
Keşke dünyadaki herkes soğusa silahtan, savaştan ve askerlikten!
Ve son bulsa artık bu ölüm oyunu…

Halil Savda

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: