Nisan, 2011 için arşiv

1 Mayıs’ta Kara-Kızıl Kortejle 1 Mayıs alanına!

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 30/04/2011 by Karakök

Onlar diyorlarki, devrimler çağı bitti. Oyunu kaybettiniz. Sizin özgürlüğünüzün değeri yok, bizim verdiğimiz kadar özgür olabilirsiniz. Böyle diyorlar iktidarlar, patronlar. Böyle diyor ve bizim örgütlenmemizi engellemek için herşeyi yapıyorlar. Biliyorlar ki sözlerinin içi boş. Biliyorlar ki örgütlü bir toplumu hiç bir kuvvet yenemez. Biliyorlar ki devrim bir efsane, özgürlük bir ütopya değil!

Emeğin mücadele ve direniş gününde, biz anarşist işçiler, emekçiler, öğrenciler kalbimizde taşıdığımız özgür dünyamız için bir araya geliyoruz.

Sömürünün olmadığı, sınırsız, sınıfsız, devletsiz bir dünya için Kara-Kızıl Kortejle 1 Mayıs´ta, 1 Mayıs Alanına!

Toplanma yeri : Cevahir AVM önü
Saat : 8.30

*Emek Fetişizmi… *

Posted in Duyurular, Makaleler with tags on 30/04/2011 by Karakök

*Emek Fetişizmi… *

1889 yılında toplanan II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı “birlik, mücadele ve
dayanışma” günü olarak ilan etti. 1 Mayıs, başlangıçta 8 saatlik çalışma
hakkı içindi. İşyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi
temel haklar için çabalıyorlardı.

Bugün ise talepler farklı… Daha fazla ücret, daha fazla tatil, erken
emeklilik hakkı…

Ama çalışmama hakkı kimsenin gündeminde yok gibi!

Çünkü sistem, kendisini korkular ile var eder ve yaşatır. İşsiz kalma
korkusu, işsizliğe bağlı aç kalma korkusu, evsiz kalma korkusu,  hastayken
bakılamama korkusu, emeklilikte ne olacağı korkusu…

Zulmün en büyüğü budur. İnsanlara ömür boyu çalışmasını gerektirecek
değerleri dayatmak, ardından o değerlere uygun standartlarda yaşaması için
korkuyla güderek, sisteme daimi hizmetini sağlamak…

Bugün 1 Mayıs, bu korku ile güdülüyor.

Uygarlık denen sistemde, tüm insanlar eşitsiz doğarlar. Bu salt kapitalizme
özgü bir özellik değildir; miras hukukunu tanıyan bütün toplumsal
sistemlerin bir özelliğidir.

“Kapitalizm”, spekülatif kazanç ile var olur. Kapitalizm spekülatifi “meşru”
kılmak ve inandırmak için insanların sahip olma güdülerini dürtmek suretiyle
“emek-değer teorisini” üretmiştir. Böylece insanlar daha fazla emek
üretirler ve bu da, kapitalizmin karı olur. Emeğin değeri kadar “emek
değişimi” yaşanmaz, “aşırı” mal üretiminin olduğu dönemlerde ise emeğin
değeri düşer. Fazlalık veya kıtlık, tüccarın aracılığı ile yaşanır ve onun
spekülasyonu sonucudur. Spekülatif kazancı örtbas etmek için üretilen bir
dizi teori, Kırk Haramiler talanına benzer. Piyasa değeri denilen şey bu
talandır. Yani; “emek haramiliği”…

“Marksist teori” de benzer olarak, toplumsal hayatın gelişmesini, tümüyle
üretici güçlerin gelişmesi ile paralel görür. Esasta liberallerden tek
farkı, birinin serbest piyasasına karşın, öbürünün kamu hâkimiyetidir.
Devlet ve iktidar kuralları burada da geçerlidir. İkisi de iktidarı ve
devleti güçlendirir.

Sol, tam da bu noktada emek ukalalığı ve kutsallığı ile gözünü kör etmiştir.
Sermaye düzeninin kaynağında ücretli emek sömürüsünün bulunduğunu, sistemi
besleyenin bu işçilik düzeni olduğunu unutarak… Rus Devriminin aslında bir
“işçi” değil, “köylü” devrimi olduğu gerçeği, sol tarafından hep görmezden
gelinmiş, fabrika emeği kutsanmış, ev içi ve köylerin emeği ise yok
sayılmıştır.

Daha çok mal sahibi olmak için harcanan zaman ve emek, modern köleliğin bir
biçimidir.

Düşünün ki bir çalışan yılda ancak en çok iki hafta tatil yapabiliyor. Bütün
yıl iki hafta tatil, kira ve yiyecek için çalışıyor. Tek bir ev sahibi olmak
için, otuz yıla varan krediler alıyor. Bütün ömürleri de banka kredilerinin
ödenmesi için harcanıyor.

İnsanın isterse on evi olsun, oturacağı sadece bir tanesidir. Stokçuluk
insana özgüdür ve doğada yoktur. İnsanın biyolojik saatine göre vücut ne
zaman isterse o zaman uyanır. Oysa bütün sisteme çalışanlar sabah saat en
geç yedide uyanmak zorundadır. Bunu yapamazsa, sistem onu aç, evsiz ve
sağlık güvencesinden yoksun bırakır. Dünyanın kaynaklarının hiç çalışmadan
insanları beslenmeye aslında yeter olmasına rağmen…

Hep bir slogandır; “İş, Emek, Özgürlük!”.

İnsanın tembellik hakkı, çalışma hakkından neden çok daha az önem arz
ediyor? İnsanların dinlenemediği ve zamanını özgürce yönetemediği bir dünya
neye yarar ki?

İş ve emek, insanı koşullar. İnsanın özgürlüğünü sınırlandırır ve sona
erdirir. İşin ve emeğin olduğu yerde özgürlükten bahsetmek zordur.

1 Mayıs’ın aslında karşısında durduğu sistemi besleyen emek fetişizminden
yola çıkarak, 1 Mayıs’a sadece “İşçinin, Emekçinin Bayramı” diyen zihniyete
karşın,  1 Mayıs,  işsizlerin, ev kadınlarının, köylülerin, azınlıktaki
etnik grupların, göçmenlerin, evsizlerini eşcinsellerin ve gençlerin de
bayramıdır.

Çalışmak eğer bir “hak”sa, bu hak, insanın kullanım özgürlüğüne
bırakılmadıkça, emeğe zulüm etmeye devam edecektir.

Halil SAVDA

(29 Nisan 2011Özgür Politika Gazetesi)

: Yeni Kitap : İşsizlik Hakkı – Ivan IIlich

Posted in Duyurular with tags on 30/04/2011 by Karakök

Yeni İnsan Yayınevi Illich Kitaplığı’nın ikinci kitabı The Right to Useful
Unemployment And Its Professional Enemies “İşsizlik Hakkı” Deniz Keskin’in
çevirisiyle Türkçe’de.

İşsizlik Hakkı ile ilgili tanıtım dosyası ekte incelemenize sunulur.

İyi çalışmalar.

Ceyda Falay
http://www.yeniinsanyayinevi.com

Ekmek, Adalet ve Özgürlük için Devrimci Anarşist Faaliyet’le 1 MAYIS’A

Posted in Direnis with tags , on 30/04/2011 by Karakök

*Ekmek, Adalet ve Özgürlük için Devrimci Anarşist Faaliyet’le 1 MAYIS’A*

1886’daki genel grevde tutuklanan ve idam cezasıyla yargılanan, Anarşist
işçilerden biri olan Spies; “*Eğer bizi asarak… tahakküm altındaki
milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu isteyen ve bekleyen
milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız, eğer
düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz,
burada veya orada ve her yerde alevler yükseliyor. Bu saklı bir ateş. Bunu
asla söndüremezsiniz”* demişti. Anarşist işçiler idam edildiler; ancak
1886′da alevlenen bu ateş dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna sıçradı.

Patronlar bu ateşi söndürmek için saldırdılar. Saldırılar yetmedi, kandırmak
istediler; çay molalarını fazlalaştırdılar, yemek molalarını uzattılar.
Bizden çaldıklarını düğünde, bayramda, bize sadaka ettiler.

Biz kandık. Güvencesiz, geleceksiz on iki saat çalışmayı sürdürdük.

Devlet; sözde hak hukuk var dedi. Sözde sekiz saat dedi. Sözde, sendikalanın
dedi. Alın size Taksim dedi.

Biz kandık. Hakka, hukuka güvendik, mahkemelerde rezil rüsva olduk. Sekiz
saat zannettik, hep on saat çalıştık. Sendikalandık; işten atıldık, çadır
kurduk, dayak yedik. Sonunda Taksim’e çıktık bunu da kazanım sandık.

Kavga, ne 1886′da başladı ne de “sekiz saat” içindi. Bu kavga ezen ve ezilen
arasında her yerde, her zaman vardı ve de var olacak. Dehak’lara isyan eden
Kawa’yla, Marcus’a isyan eden Spartacus’lerle başladı. Bir naçiz insan
mülksüz Ebu Zer, sırtında hırkasıyla hazinelerin Halifesi Osman’la tutuştu
kavgaya, *Adalet için!* “Yârin yanağından gayrı, her yerde ve her zaman
beraber olabilmek için.” diyen Bedrettin, padişah Mehmet’e karşı *eşitlik
için* çıktı kavgaya. Serez Meydanı’ndan Paris sokaklarına, “Bayrağı ölüm
taşıyacak. Al kanlara boyanmış kara bayrağı.” diyen Louise Michel *özgürlük
için* burjuvaziye karşı kara bayrağıyla tutuştu kavgaya. Meksika köylüsü
Zapata toprak ağası Madero’ya karşı verdi kavgasını. Ukrayna’da bir başka
köylü de toprak ağalarına karşı başlayan kavgasını, sonrasında Çar’a, daha
sonrasında da “halk için halka rağmen” diyenlere karşı sürdürdü. İspanya’da
eşek üstünde gezenlerin örgütlediği halk ise diktatör Franco’ya karşı,
yüzbinlerce Durruti doğurdu.
Bu ezeli kavga, dünyanın bir ucundan öbür ucuna halen sürmekte. Atina’da,
Chiapas’ta, Oxaca’da, Amed’de, Gazze’de, Kahire’de, Tunus’ta, İstanbul’da.
Ezenlerin iktidarı biliyoruz ki yıkılacak, yüreğinde yeni bir dünya
taşıyanların kavgası sürdükçe ezilenler gerçekten kazanacak. Kavgayı ödünç
aldık, ödünç vereceğiz.

*Ekmek, Adalet ve Özgürlük için Anarşizmde örgütleneceğiz.

1 Mayıs’ta, Taksim’e !*

*TOPLANMA YERİ VE SAATİ : ŞİŞLİ/CEVAHİR ÖNÜ SAAT: 09.00*

“Benim çocuğum böyle şeylere karışmaz” diyen anne babalar da kendileri de bir gün aynı hukuksuzluğun içinde bulacak.

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 30/04/2011 by Karakök

ODTÜ Öğrencisi Ergün: Adaletsizlik Bir Gün Herkesi Vurabilir
Eyleme katıldığı için 10 yıl hapisle yargılanan ODTÜ öğrencisi Ergün: Bu adaletsizlik ne yaparsanız yapın bir yerden sizi vuruyor, vurmadıysa da vuracak. “Benim çocuğum böyle şeylere karışmaz” diyen anne babalar da kendilerini aynı hukuksuzluğun içinde bulacak.

Ankara – BİA Haber Merkezi
28 Nisan 2011, Perşembe

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Merve Ergün, hakkında açılan iki ayrı davadan toplam 20 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor.  Ergün, 5 Ocak 2011’deki “Başkaldırıyoruz” eylemi sonrasındaki Ankara Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan’ın dava açtığı 117 öğrenciden biri.

Haklarındaki delillerin polis tutanaklarından ibaret olduğunu söyleyen Ergün, “Artık en basit muhalif tutum bile kara listeye alınmanıza yetiyor” diyor. Ergün, bianet’e yolladığı mektupta şu ifadelere yer verdi:

* 20 Ocak 2009’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) yemekhanesinde, jandarma istihbarattan olduğunu tahmin ettiğimiz bir görevli, öğrencilerin açtığı standın fotoğraflarını çekerken yakalandı.

* Yanına giden öğrencilere yemekhane görevlisi olduğunu ve fotoğraf çekmediğini söyleyen kişi, yemekhane çalışanlarıyla yüzleştirilince yalan söylediği ortaya çıktı. Öğrenciler bu kişinin telefonuna baktı ve içerisinde okulun birçok yerinin ve öğrencilerin fotoğraflarıyla, askeri personelin telefon numaralarını buldular.

* Rektörlükten birilerinin gelip tutanak tutmasını talep eden öğrenciler jandarma ablukasına alındı. Yakaladıkları kişi de “Siz kimle uğraştığınız bilmiyorsunuz, sizi mahvederim” diye onları tehdit etti.
“İstihbarat için çalıştığı düşünülüyor”
* Rektörlük genel sekreteri Tanju Mehmetoğlu, şöyle bir tutanak tuttu: “19 Ocak 2009’da kafeteryada fotoğraf çekilirken tespit edilen ve öğrenci olmadığı tahmin edilen bir kişinin ve arkadaşının kimliği sorulması ve gösterilmesi üzerine kafeterya şefliğine yönlendirilmiş, kişinin üzerinde Şehmuz Çelik adına Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından düzenlemiş kimlik bulundu. Kişinin istihbarat için çalıştığı düşünülmektedir. İş bu tutanak tutulmuştur.” Ardından, görevli serbest bırakıldı.

* Bu olaydan bir ay sonra, 26 Şubat’ta 15 öğrenci sabah operasyonuyla gözaltına alındı ve izinli eylemler ve mitinglere katılmaları delil olarak sunulup PKK/Kongra-Gel üyesi olmakla suçlandılar.

Bu öğrencilerin birçoğunun 20 Ocak’ta yemekhanede olan öğrenciler olmasından, bunun jandarma istihbarat elemanının bizi “mahvetme” operasyonu olduğunu anlamıştık.

* 21 Mayıs’ta da aynı durum, benim de içlerinde olduğum Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi 13 öğrencinin başına geldi, senaryo aynıydı. Sadece üye olmakla suçlandığımız örgüt farklıydı. Bizi Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) üyesi olmak ve örgüt propagandası yapmakla suçladılar. Kanıt olarak öne sürdükleri deliller de telefon konuşmalarından ve yasal kitaplarla fotoğraflardan ibaret.
“İmza kampanyası bile delil sayıldı”
* Avukatlar da bu delillerle yargılama yapılamayacağını söylüyor ancak ben 10 yılla 20 yıl arası değişen bir cezayla yargılanıyorum şimdi.

* Bunları size anlatmak istedim çünkü son yıllarda öğrenci tutuklamaları sık sık duyuluyor fakat bu insanların nelerden yargılandıkları söylenirken haklarındaki deliller hep abartılıyor, örgütsel doküman olarak söylenen şeyler genelde sizin günlüğünüz ya da defteriniz oluyor.

* Çevre Mühendisliği bölümünde okuyan arkadaşımın bir ders kitabı üzerindeki dağ resmi delil olarak alındı. Bilgisayarınızın geçmişine girilip girdiğiniz sitelerden otomatik gelen fotoğraflar sizin bilgisayarınızda masaüstü ekranınızdaymış gibi lanse ediliyor. Bir forumdaki yorumunuz veya imza kampanyalarındaki imzanız örgüt üyeliğinize delil sayılıyor.
“20 yılla yargılanıyorum ve korkuyorum”
* 5 Ocak 2011’deki “Başkaldırıyoruz” eylemi nedeniyle 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan 117 öğrencinin içindeyim. Bu davanın hukuksuzluğu zaten şiddete uğramış öğrencilere dava açılması ve bunun mevzuata göre yapılmaması. Hakkında soruşturma açılacak sanıklar belirlendiğinde, dava açmaya gerek olup olmadığını anlamak için önce savcılık bu kişileri teker teker ifadeye çağırır onları. Fakat bu davada bizim ifademiz alınmadı, tamamen kolluk kuvvetlerinin raporlarıyla hakkımızda dava açıldı. Aleyhimizdeki deliller, polisin tuttuğu tutanaklar ve doktor raporları.

* Bu adaletsizlik siz ne yaparsanız yapın bir yerden sizi de vuruyor, vurmadıysa da vuracak. “Benim çocuğum böyle şeylere karışmaz” diyen anne babalar da kendileri de bir gün aynı hukuksuzluğun içinde bulacak. Çünkü artık en basit muhalif tutum bile kara listeye alınmanıza yetiyor.

* Herkesin bize destek olmasını istiyorum. Çünkü ben şu an toplam 20 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum ve korkuyorum. (AS/EÖ)

Ayvalık’ta “Sen Beni Görmedin” sergisi‏

Posted in Duyurular with tags on 30/04/2011 by Karakök
Unutmayanlara ve de hiç görmeyenlere
davetimizdir..

Süreyya
Martin
Fotograf Gösteri ve
Sergisi
“SEN BENİ
GÖRMEDİN”
Açılış : 30 Nisan
Cumartesi,14.00
Ayvalık İsmet İnönü Kültür
Merkezi
01-08 Mayıs Ayvalık  Belediyesi  Sanat Galerisi
Sergileme
AYVALIK BELEDİYESİ VE AYVALIK HALKEVİ KATKILARIYLA

Beşikçi için basın açıklaması (29 Nisan 12.30)

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 30/04/2011 by Karakök

Bilindiği gibi Dr. İsmail Beşikçi, “Çağımızda Hukuk ve Toplum” dergisinin, kış-2010 tarihli sayısında çıkan “Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler” başlıklı yazısı nedeniyle 15 ay ceza almıştır.

Yazdığı kitaplar ve düşünceleri nedeniyle ömrünün 17 yılını cezaevinde geçiren Beşikçi’ye destek olmak için İzmir’de;  “Eğer İsmail Beşikçi’nin söz konusu yazısı suç ise, yazısının altına imzamızı atarak aynı suçu işlediğimizi bildiriyoruz.”  denilen bir imza kampanyası düzenlenmiştir.

Bu kampanya çerçevesinde toplanan imzalar, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı’na gönderilecektir.

Bu amaçla 29 Nisan 2011 Cuma günü saat 12.30’da Alsancak Cumhuriyet meydanındaki
Pasaport Postanesinin önünde yapılacak olan basın açıklamasının ardından toplanan imzalar yukarıda belirtilen kurumlara gönderilecektir.

Sizleri bu etkinlikte birlikte olmaya davet ediyoruz. Saygılarımızla…

İsmail Beşikçi’ye Destek İnsiyatifi

İzmir/2011