Temmuz, 2012 için arşiv

Tayfun Gönül’ü Kaybettik!

Posted in Haberler with tags on 31/07/2012 by Karakök

Türkiye, Tayfun Gönül’le 7/13 Ocak 1990 Haftalık Sokak Dergisi’nde çıkan bu röportajla tanıştı. Türkiye’nin ilk vicdani retçisi Gönül’ün “Askerliğe Savaş Açan Adam” başlıklı bu ilk röportajını ve kararının nedenlerini anlattığı manifestosunu yayımlıyoruz.


Türkiye, Tayfun Gönül’le 7/13 Ocak 1990 Haftalık Sokak Dergisi’nde çıkan bu röportajla tanıştı. Türkiye’nin ilk vicdani retçisi Gönül’ün “Askerliğe Savaş Açan Adam” başlıklı bu ilk röportajını ve kararının nedenlerini anlattığı manifestosunu yayımlıyoruz.

Tayfun Günül doktor. Onu Sokak’a zaman zaman yazdığı telif yazılardan hatırlayabilirsiniz. 32 yaşındaki Gönül, “Beni zorla askere almaları vicdan özgürlüğünün ihlalidir” savıyla devleti mahkemeye veriyor.

Askerliğe karşı tepkin ne zaman başladı?

Çocukluğumdan beri diyebilirim. Çünkü ben kendimi bildim bileli, var olan dünyadan çok, olması ge­reken üzerine düşündüm. Bir takım değer yargılarım var. Bunlar kendimi bildim bile­li vardı. Özgürlük gibi, adalet gibi, eşitlik gibi. Uzunca bir süre bu yargıları, mesela Müslümanlık içinde aradım. Birçok insan gibi.
Ortaokulda, kolejde okuyordum, kole­je gelenler hep üst orta sınıf ailelerinin ço­cuklarıydı. Orda hayat, din dışı düzenlen­mişti. O insanların yaşam tarzları öyleydi. Sahurda niye yemek çıkmıyor diye idareyle kavga ettiğimi hatırlıyorum.
O ruh hali bu­gün de devam ediyor. Hiçbir zaman disipli­ne uymadım. Her zaman başım disiplin ku­rulları ile derde girdi. Doğru bulmadığım bir şeye, kurallar böyledir diye uymadım, çoğu zaman sessiz de kalmadım.

Kaç yaşındasın?

Şu anda 32 yaşındayım. Birisinin bana emir vermesine çok tepki duyuyorum. Aynı şekilde başka birine bir şey emretmeye de çok zorlanıyorum. Gar­sondan çay istemeye bile. Genelde şiddete yatkın olmayan bir kişiliğim var.
Bugüne kadar askere gitmemeyi nasıl başardın?
Sonuna kadar yasal olanakları kullan­dım. Bakaya suçundan mahkemeye veril­dim. Mahkemeye gitmeyerek ve adresimi değiştirerek mahkemeyi uzattım. Bu arada paralı askerlik hakkı çıktı, iki yıl da böyle geçti.
Neden paralı askerlik yapmadın, üç ay­da kurtaracaktın?
Yaşamımda her zaman düşüncelerimle, davranışlarım arasında bu uyumu gözetmişimdir. Sonuçta benim askerliğe karşı çık­ma nedenim; askerliğin zor ve uzun olma­sından değil, çünkü ben bir doktorum, her­kes bilir ki doktorlar zaten sıradan erler gibi bir askerlik yapmazlar, hayli rahat geçer. Tam tersine askerlik yapmayı reddetmek, bir doktor için yaşamını daha zor koşullar­da sürdürmektir.
Benim karşı çıkışımın nedeni ahlaki. Bu açıdan paralı ya da parasız, uzun ya da kısa dönem benim için fark etmez. Orduya katılmak militarist aygıtın bir parçası olmak demektir. Bunun ahlaki sorumluluğunu üstlenmek istemiyo­rum.
Doktorum diyorsun ama doktorluk da yapmıyorsun? Okumaya devam et

Reklamlar

Tayfun Gönül: Hayata da Ölüme de Gülümseyerek Bakan Anarşist…

Posted in Makaleler with tags on 31/07/2012 by Karakök

Tayfun Gönül’ü 1970’lerin sonlarından beri tanırdım. O zamanki Maocu partinin gençlik örgütlenmesinin içindeydi, Hacettepeli Aydınlıkçı gençlerden biriydi. Daha o zamandan hayata muzipçe gülümsediğini hatırlıyorum. Doktor olmak falan umurunda değildi sanki. Hayat öyle büyük, öyle derin, öyle güzeldi ki. Doktor olmuşsun ya da bir başka şey, ne önemi vardı. Bu büyük hayatın içine olduğun gibi atılmak, onun sırlarına kafa yormak ve hep birlikte yaşayıp gitmek en güzeli değil miydi?
Sonra, 1980’li yıllarda onun doktor olduğu halde hiç de bir doktor gibi yaşamadığını, anarşist olduğunu, ilk vicdani retçi olduğunu, kendisi gibi arkadaşlarıyla komünal bir hayat sürdüğünü duydum uzaktan uzağa. Daha sonra doktorluğu da bırakmış, sahil kasabalarında bileklik falan satarak yaşıyormuş. Ruhuna yabancı hiçbir hayatı kabul etmeyecek kadar özgür bir ruhtu. Okumaya devam et

4 politik tutsaktan 4 yeni mektup var- EROL ZAVAR- HASAN SAHINGÖZ- CEMAL ÇAKIR VE VELI ÖZDEMIR YAZIYOR

Posted in Haberler with tags on 30/07/2012 by Karakök

asag?da ve ekte 3 politik mahpustan 3 yeni mektup ve bir kartpostal paylas?yorum.  .Veli Özdemir tekirdag cezaevindeki son durumu bir karikatür ile ifade etmis. ekte jpeg olarak bulabilirsiniz. Erol Zavar, Hasan Sahingöz,  ve Cemal Çak?r. Sincan, Ad?yaman ve Tekirdag hapishanelerinden yazm?slar. gelen mektuplar? paylasman?z dilegiyle. dostlukla

“bir adres de siz al?n bir mektup da siz yaz?n”

Not: Asag?daki mektubu yazan sair Erol Zavar ag?r kanser hastas?.
Hapishanede tam 21 kez ameliyat oldu. Ancak hala tahliye edilmiyor.küçük bir
çocuga (k?z?m Öykü’ye) yazd?g? mektubunda hiçbir sikayet yok, tersine d?sar?ya
moral vermeye çal?s?yor.   Okumaya devam et

ONEMLI BIR IMZA KAMPANYASI!!!

Posted in Haberler with tags on 29/07/2012 by Karakök

Tecavuz Ve Ýskence Hukumlusu Polis Sefi Sedat Selim Ay Gorevden Alinsin

Tecavüz ve iþkence hükümlüsü Sedat Selim Ay terfi ettirilerek Ýstanbul Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele þube müdürlüðünden sorumlu il emniyet müdür yardýmcýsý yapýldý. Ýþkence ve tecavüz insanlýk suçudur. Suçlular terfi ettirilerek ödüllendirilmemeli, cezalandýrýlmalýdýr. Sedat Selim Ay’ýn derhal gorevden alýnmasýný istiyoruz.

ÇAÐDAÞ HUKUKÇULAR DERNEÐÝ ÝSTANBUL ÞUBESÝ

Þu ana kadar 2490 kiþi imzaladý

Mor pembe teskere!

Posted in Haberler with tags on 29/07/2012 by Karakök

Mor pembe teskere!

Genelde erkek arkadaslar?m bazen askerlik an?lar?n? anlat?rlar. Hikâye bitince, dönüp bana, “Ya Esmeray sen askerlik yapt?n m??” derler. Ben de “Evet, yapt?m” derim. “Pembe mor kar?s?m? bir teskere ald?m ve askerlik sürem de üç gün!” diyorum. O nas?l oluyor? Eminim sizde merak ediyorsunuzdur. Anlatay?m:

23 yas?ndayd?m. Tabii ki art?k kad?n kimligimle yas?yordum. Henüz kimlik mavi ve askerlik belas? dolas?yor kap?mda. Birkaç arkadas?ma dan?st?m. “Kas?mpasa Askerlik Subesi’ne basvuracaks?n” dediler. “Ama giderken de ‘çok kad?n’ git” dediler. Mini etegimi giydim, üzerime de dekolte bir bluz; kuaföre gittim. Serpil Çakmak misali, yandan kuyruk saç?m? baglatt?m. Subeye vard?m. Okumaya devam et

ISVICRE ;ULUSLARARASI ISGAL FESTIVALINE POLIS BASKISI

Posted in Haberler with tags on 29/07/2012 by Karakök

27.07. 2012 tarihinde baslayip 1 hafta surecek uluslararasi isgal festivali polisin baskisi ve siddetiyle baslamadan son buldu.

Fribourg sehrinde tren garinin yakinda uzun suredir bos duran bina isgal edilip fesrival yapilacakti.

Fribourg anarsistleri ve isgalcileri freiboug polisini cok sert ve toleransiz davrandiginin soyluyorlardi. Bu isgalin ve festivalin  zorda olsa yapilmasi gerektigini soylediler.

27.07 tarihinde aksam isgalin baslamasi icin Fribourg da  anarsistler ve isgalciler  bir araya gelmeya basladi. Polis cok onceden onlem aldi. Polis sayisi isgalci sayisinin cok ustundeydi.  Polis kitleye saldirarak sopalarla, joplarla vurmaya basladi. Cok kisi bu saldiridan ve dayakdan yaralandi. Yetmezmid gibi 50 kisiyi gozaltina aldi. Polis dayagi yolda da, hucrelerde devam etti. 12 kisilik hucrelere 30 kisi doldurularak,  havasiz kalan gozaltindakilere 8 saat  sureyle siddet uygulandi

Gozaltinda olanlarin DNA ve parmak izleri alindi. Cumartesi sabahi serbest birikilanlar mahkemeye verilp haklarinda dava acildi.

| Wohnungsnot/Squat | Repression/Knast

Posted in Deutschsprachige Artikel with tags on 29/07/2012 by Karakök
Gestern Abend wollten wir in Fribourg ein ungenutztes Kino wieder zum Leben erwecken um es einige Tage für unser Intersquat Festival zu benutzen. Dies wurde jedoch von der Staatsmacht verhindert.
Schon vor Beginn des Festivals war in Fribourg die Polizeipräsenz höher als normal, als wir uns aufmachten das Gebäude in Beschlag zu nehmen, stellten sich uns viele Bullen in den Weg und es war uns nicht möglich einen Fuss in die Liegenschaft zu setzen. Wahllos wurden Menschen verhaftet, brutal zu Boden gedrückt und verprügelt. Über 50 Personen wurden dabei vorübergehend festgenommen und zur DNA- und Fingerabdruckabgabe gezwungen. Nach ca. 8 Stunden, in denen kontinuierlich Leute mit Schlagstöcken verprügelt und in völlig überbelegte Zellen (über 30Personen in Zellen die für 14Pers. ausgelegt sind) gepfercht wurden, wurden alle wieder entlassen. Alle bekommen Anzeigen wegen: Hausfriedensbruch, Gewalt und Drohung gegen Beamte und Störung der öffentlichen Ordnung, zusätzlich wurde den Verhafteten ein Fribourg-Verbot für einen Monat auferlegt.
Auch diese krasse Repression von Fribourg hindert uns nicht daran weiter zu kämpfen gegen Kapitalismus und Unterdrückung, gegen leere Häuser und volle Büros.
Es ist wichtiger denn je, gegen den Staat und seine Diener zu agieren.

Zerstört den Staat statt Häuser!

Der Kampf geht weiter!