Eylül, 2012 için arşiv

Halil Savda – BASIN ACIKLAMASI

Posted in Haberler with tags on 30/09/2012 by Karakök

Merhaba,

Roboskiden başladıkları yürüyüşte 700 km yol katederek 6 farklı kentten geçen Halil Savda ve arkadaşları , Celalettin Cerrah’ın vali olduğu Osmaniye’den geçemediler.  Osmaniye Emniyet Müdürlüğünden polis memurları, valilik emri ile barış yürüyüşçülerini 5 saat alıkoyduktan sonra, Ceyhan otoban gişelerinde, Adana’da görevli polis memurlarına teslim ettiler. Barış yürüyüşçüleri gözaltına alınmaları sırasında darp edilip yerlerde sürüklendiler, kelepçeli bir şekilde tutuldular. Hiçbir yerde sorun yaşamayan barış yürüyüşçülerinin Osmaniye’den geçirilmemeleri akla şu soruları getirmektedir: İstanbul’un gazcı emniyet müdürüyken Osmaniye’ye vali atanan Celalattin Cerrah bu hukuksuz muamelede kimden güç almaktadır. Osmaniye’de başka bir hukuk mu vardır. Yaşanan hukuksuzluklar İçişleri Bakanlığı ve hükümetin bilgisi dışında ise, Celalettin Cerrah’tan bunun hesabı sorulacak mıdır? Kanaatimizce Başbakanın BDPlilerin elini sıkmaktan ve onlarla görüşmekten imtina ettiği bugünlerde Osmaniye Valisi de durumdan görev çıkartıp biraz da abartarak kendince makbul olmayan ve kente sokulmayacak vatandaşlar belirlemektedir. Barış yürüyüşçüleri ile birlikte bu konuya ilişkin olarak yarın Osmaniye’de bir suç duyurusunda bulunacağız. Suç duyurusu metni aşağıda. Orada barış yürüyüşçülerinin yaşadıkları daha ayrıntılı anlatılıyor.

Selamlar..

Sevil Aracı- Tugay Bek

OSMANİYE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

1-Halil Savda

2—Serap Halvaşı

3—İbrahim Yaylalı

4—Merve Cönger

5—Abdulhakim Bağış

 

ŞÜPHELİLER    :

Celalettin Cerrah (Osmaniye Valisi)

Osmaniye Emniyet Müdürlüğü’nde görevli ilgili emniyet amirleri ve polis memurları

SUÇ TARİHİ    : 28.09.2012

SUÇ            : İşkence ve kötü
muamelede bulunma, hakaret, darp, alıkoyma ve görevi kötüye kullanma

AÇIKLAMALAR:

– Bizler, ülkemizde kalıcı bir barışın sağlanması, akan
kanın ve ölümlerin durması talebini dile getirmek için, 1 Eylül Dünya Barış
Gününde Şırnak Uludere’den bir yürüyüş başlattık. Bu yürüyüşle barış talebini
görünür hale getirmeyi amaçlamaktayız. Yürüyüşümüz boyunca hiçbir şekilde
şiddete başvurmadığımız gibi kamu düzenini bozucu ve aksatıcı bir
faaliyetimizde olmamıştır. Yürüyüş Halil Savda tarafından tek başına başlatılmış,
diğerlerimiz ise sonraki illerde yürüyüşe katılmıştır.
– Yürüyüş boyunca geçmiş olduğumuz il ve ilçe
merkezlerinde basın açıklamaları yapıp barış savunucuları ile bir araya geldik.
Eylemimiz boyunca uğramış olduğumuz kentlerde emniyet yetkilileri ve mülkü
amirlikler tarafından da bizlere kolaylık sağlanmış, yürüyüşümüzün sağlıklı bir
şekilde devamı için yardımcı olunmuştur. Yine eylemimiz her kesimden basın
yayın kuruluşları tarafından da ilgiyle karşılanmış, takdir görmüştür. Yapmış
olduğumuz Barış Yürüyüşünün, Anayasa ve ülkemizin taraf olduğu uluslar arası
anlaşmalarla güvence altında olan düşünce ifade hürriyeti kapsamında
değerlendirilmesi gerekmektedir.
3- Barış yürüyüşümüzde 28.09.2012 günü saat on iki
civarında Osmaniye ili Bahçe ilçesine devlet karayolunda yol kenarından
yürüdüğümüz esnada Bahçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli sivil polis memurları
tarafından durdurulduk. Bizleri durduran 5 kişilik polis memurlarının başında
Bahçe Emniyet Müdürü Vekili olduğunu söyleyen ismini bilmediğimiz ama görsek
teşhis edebileceğimiz baş komiser rütbeli bir görevli vardı. Bize yapılan ilk
müdahaleden sonra bulunduğumuz yere Osmaniye Emniyet Müdürlüğü trafik şube ve
çevik kuvvette görevli 30 kadar polis memuru geldi.
4- Emniyet yetkilileri tarafından yürüyüş yaparak halkı
rahatsız ettiğimiz gerekçesi ile Kabahatler Kanunu’na göre para cezası yazmak
istediler. Yazılan tutanaklar bizlere tebliğ edilmedi. Yürüyüşümüze destek
olmak ve ihtiyaçlarımızı gidermek için bizlere eşlik eden 01 LN 244 plakalı
aracı kullanan Baver Bagatur isimli arkadaşımıza da hukuki bir neden olmaksızın
trafik cezası kesildi.

5-  Bizi durduran emniyet yetkilileri talep etmemize rağmen bize kimlik belgelerini
göstermediler. Israrla sormamıza rağmen isimlerini dahi söylemek istemediler.
Görevli emniyet yetkilileri bizim Osmaniye İli sınırları içinde hiçbir şekilde
yürüyemeyeceğimizi ve buna izin vermeyeceklerini söylediler. Hiçbir yasal
gerekçe, yazılı bir emir göstermeden tamamen hukuksuz bir şekilde yürüyüşümüzü
engelleyip bizleri alıkoydular. Bizi yol kenarında yaklaşık iki buçuk saat
boyunca hiçbir sebep göstermeksizin beklettiler. Saat 14:30 civarında
bulunduğumuz yeri araçla terk etmemiz halinde cebren olay yerinde
uzaklaştıracaklarını söylediler. Yürüyüşümüzün Anayasaya, uluslararası anlaşmalara
ve yasalara uygun olduğunu, Osmaniye dışındaki diğer illerde hiçbir sorun
yaşamadığımızı, eylemimizin demokratik haklar çerçevesinde değerlendirilmesi
gerektiğini belirtmemize rağmen zorla araçlara bindirildik.  Sürüklenme sırasında her birimiz vücudumuzun
değişik yerlerinden yaralandık. Sırt, kol ve bacaklarımızda sıyrık ve çizikler
oluştu. Bu sürüklenme nedeni ile ağrı ve acılarımız devam etmektedir. Polis
araçlarında ellerimize arkadan plastik kelepçe takıldı. Kelepçeler
bileklerimize baskı yapacak ve acı verecek bir şekilde gerdirilerek takıldı.
Hukuksuz bir şekilde yapılan gözaltı işlemi polis memurları tarafından kamera
ile görüntülenmiştir. Soruşturmada deliler toplanırken bu görüntülerinde
incelenmesi gerekmektedir.

Bizler bu şekilde ellerimiz kelepçeli olarak Ceyhan Otoban gişelerine kadar getirilerek
saat 17:00 civarında Adana Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis ekiplerine
teslim ettiler.

Adana Emniyet yetkilileri hiçbir gözaltı işlemi olmadığı ve
hukuki dayanaktan yoksun olduğu için bizi bu şekilde kelepçeli olarak teslim
alamayacaklarını bildirdiler. Yine Adana Emniyet Müdürlüğü’nde görevli
yetkililer kendilerine gelen talimatın bizlerin güvenli bir şekilde geçişini
sağlamaktan ibaret olduğunu belirtiler.

6-  Kelepçe takılması ve zorla araçlara bindirilmemiz esnasında görmüş olduğumuz kötü muamele
neticesinde vücutlarımızda meydana gelen izlerinin tespiti için ivedi olarak adli tıp kurumuna sevk
edilmemiz gerekmektedir.

7-  Hakkımızda yukarda özetlemiş olduğumuz işlemleri yapan emniyet
yetkilileri emri bizzat Osmaniye Valisi’nden aldıklarını ifade ettiler. Bu konu
yazılı emri görmek istediğimiz söylediğimizde ise emrin Emniyet Müdürlüğü’nden
geldiğini ama bize bir belge gösteremeyeceklerini söylediler.

8-  Osmaniye Valisi, Emniyet yetkilileri ve polis memurları hukuki bir temel
olmaksızın Anayasal haklarımızı kullanmamızı engellemiş, görevi kötüye
kullanmak, kanuna aykırı işlem yapmak, hakaret, darp, alıkoyma, işkence ve kötü
muamele suçlarını işlemiştir. Şüpheliler eylemleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
düşünce ifade hürriyeti, insanca muamele, seyahat etmek haklarını düzenleyen
ilgili maddelerini de açıkça ihlal etmiştir.

TANIKLAR:
Baver
Bagatur

İncirlipınar Mah.
Gazimuhtarpaşa Bulvarı Cazibe İş Merkezi

Kat:6 No:605 Şehitkamil- Gaziantep

SONUÇ VE İSTEM    :

Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle,  görevi kötüye
kullanmak, kanuna aykırı işlem yapmak, hakaret, darp, işkence ve kötü muamele
suçlarını işleyen Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Osmaniye Emniyet Müdürlüğü
amirleri ve ilgili polis memurları hakkında  gerekli incelemenin ve kanuni işlemlerin yapılarak cezalandırılmalarını
saygılarımızla arz ve talep ederiz.

29.09.2012

Halil Savda        Serap Halvaşı      İbrahim Yaylalı
Merve Cönger    Abdulhakim Bağış

Kara Kızıl İdea: Komünizm – Ramazan Kaya

Posted in Haberler with tags on 30/09/2012 by Karakök
“Gülecekler bize, içinde kül olacak denli sevdiğimiz için alevi” [Aragon]
Radikal entelektüellerin önemli bir kesimine göre ‘solun uzun gecesi’nin artık bittiği, komünizm’in bir idea olarak[1] yeniden güncellik kazandığı ve yeni bir tarihsel dönemin başladığı yönündedir. Pazar ideologlarının durmadan ölümünü ilan ettikleri komünizm, farklı renklerde ve suretlerde kapitalizmin karanlık semalarında bir özgürlük hayaleti olarak dolaşmaya devam etmektedir. Komünizm, artık ne bir devletin resmi ideolojisi, ne bir partinin stratejik hedefi ne de bir uluslar bloğunun adı olarak vardır. Komünizm, özgürlüğe dolaysız ve kesintisiz varmanın önadı olmuştur. Radikal siyasetlerin; aydınlanmacı yüklerinden, otoriter tahayyüllerinden ve modern örgütlenme modellerinden kurtulmaya çalıştığı günümüzde, “komünizm” radikal özgürleşme projelerini yeniden ifade eden o tılsımlı sözcük veya vazgeçilmez idea olarak belki de geri dönmüştür. Mülkiyeti, otoriteyi ve bütün hiyerarşileri reddeden bir hipotez olarak devletin gücünden alabildiğince çalan, disiplinsiz bir toplumsal pratik ve bitmeyen bir devrim arzusu olarak yeniden formüle edilmektedir.“Komünizm” bir radikal felsefe ve politika ideası olarak, devletin ve iktisadın mayınlı yollarından saparak, radikal eylemin yol işaretleri ışığında yirmi birinci yüzyılın politik deneyimlerinden beslenerek özgürlük hattını belirlemeye çalışmaktadır. Ufku gittikçe melezleşen, politik özneleri zenginleşen, reel sosyalizmin tarihine düşürdüğü lekelerle cebelleşen bir komünizm vardır. Jacques Ranciére göre, “komünizm sadece geçmişte kalmış şanlı hareketlerin ya da adı kötüye çıkmış devlet güçlerinin adı değildir; kahramanca ve tehlikeli bir görev olan onu diriltme görevini üstleneceğimiz bir kalıntı ya da lanetli bir isim de değildir. Komünizm, basit işçilerin, sıradan erkek ve kadınların, herhangi birinin herkese eşit olmasının gücünü kolektifleştirerek kendi ve herkesin hakları için mücadele etme ya da fabrikaları, şirketleri, idareleri, orduları, okulları vs. yönetme yetkilerini kanıtladıkları, çok bilinen ya da bilinmeyen birkaç anın etrafında yaratılmış bir gelenek”tir.[2] Tarihin önemli figürler veya aziz mertebesindeki kahramanlar etrafında döndüğü (Felsefeciler, Krallar, Jakobenler, Öncü Parti) çalışmanın sürekli kutsandığı, politikayı devletin belirlediği bir düzenleniş, bir iş bölümü olarak gören modern siyasetlerin kapanan dönemiyle birlikte modern sol, kudretsiz ve her türlü vaadini tüketmiş ve siyaset-dışı bir siyaset olarak tortulaşarak yok olmuştur. Geçmişten alınan derslerden hareketle biliyoruz ki özgürleşme ne tarihsel bir zorunluluğun gerçekleşmesi ne de bu zorunluluğun kahramanca diriltilmesidir. “Özgürleşmenin zamansızlığından yola çıkarak düşünülmesi gerekir ve bu da iki anlama gelir: bunlardan ilki, özgürleşmenin varoluşu için tarihsel bir zorunluluğun olmamasıdır; ikincisi ise, özgürleşmenin zamanın hâkimiyetiyle yapılandırılmış deneyim biçimleriyle ilgili olarak heterojenlik göstermesidir. İncelenmeye değer tek komünist miras, dün ve bugün, herhangi birinin yetisinin denenme biçimlerinin çoğulluğudur. Mümkün olan tek komünist zekâ biçimi, bu denemelerde inşa edilmiş zekâdır.”[3] Ayrıca özgürleştirici siyaset artık özel bir sosyal sınıfın veya öncü kuvvetin kendinden menkul eylemi olamaz, farklı faktörlerin ve tüm dışlanmışların “patlayıcı bir bileşimi” olabilir ancak. Devrimci geçmişin en değerli sayfalarını oluşturan sovyetlerin, işçi konseylerinin, özerk sendikaların, kent meclislerinin ve köy komünlerinin geride bıraktığı özgürlük mirasının yeniden filizlenmesi için toplumun özerk örgütlenme kapasitesinin açığa çıkmasını mümkün olduğunca desteklemek gerekmektedir. Anarşizmle ortak noktası bir sistem, bir anayasa, belli bir siyasal ereğe uygun yapılar ve modeller geliştirmeyi reddederek, insanların kendi kendini yönetebildiği, ortak varlığı olumlayan eşitlerin eşitliğini sağlamaktır.     Okumaya devam et

*YASALARINIZI SİZE YEDİRECEĞİZ!..

Posted in Haberler with tags on 26/09/2012 by Karakök

Hükûmet, hayvan katliamlarını meşru kılacak 5199 sayılı Hayvanları Koruma
Kanununu değiştirmeye hazırlanırken bizler de hayvan katliamlarının,
sürgünlerinin daha da sistematikleştirilmesine yönelik değişikliğe karşı
içimizde büyüyen öfkeyi bundan sorumlu olanların suratında patlatmaya
hazırlanıyoruz.     Okumaya devam et

I’m walking from Roboski to Ankara for peace! Je marche de Roboski à Ankara pour la Paix ! Bo aştiyé jı Roboski dımıeşım Enqeré! Barış İçin Roboski’den Ankara’ya Yürüyorum!

Posted in anti militer, Deutschsprachige Artikel, English, kurdi with tags , , , on 25/09/2012 by Karakök

I’m walking from Roboski to Ankara for peace!

We actually are living at a historic breaking point in the dilemma war/peace inTurkey. Since 30 years people are dying of war. Almost every day we have people dying and funerals in the mass media.
The human rights supporters, the ant-war people and the pacifists must find new ways of struggle for peace. Otherwise, this war will keep on sullying and causing suffering to us.
The Roboski massacre is a crime against humanity which is the fruit of the politic and the security tools that the government has introduced as being the only solutions to end the war. The Kurdish issue cannot be solved with an escalation of violence and the implementations of a politic of security but with more peace and freedom.
Of course more peace means more of everyday bread, as the bread, the sweat and the money of the people are given to weapons, soldiers, army, and other organizations of security. More security, more armament, then the less is the everyday bread. The will of “silencing the weapons” is a positioning against the definition of the structures used as tools of security by the state.
This is why, on the 1st of September, world day of peace, I will walk for PEACE the 1300 kms away from Roboski to Ankara in 40 days ! During this trip, I will share with the public the violations of the human rights existing in every cities I will cross.
War is not our fate and it mustn’t be! We can and we must stop this war!
I believe in the words of Gandhi: “Be the change that you want to see in the word!” I wanna start at my own place with this walk this

I believe in the words of Gandhi : “Be the change that you want to see in the word !” I wanna start at my own place with this walk this change I would like to see in the world. I make this choice to respond to theses injustices that we live. I also understand by what I’ve been through in the aim of fighting for peace this quote from Martin Luther King who once said: “Darkness cannot drive out darkness; only light can do that. Hate cannot drive out hate; only love can do that”. I’m walking in the aim to bring this war to light and increasing the hopes of peace and calling to the different groups back to peace and life.
The idea of walking is not a new one:
In 1930, the spiritual and political leader of the independence movement of India, the Mahatma Gandhi, has walked 400 kms against the “salt tax” imposed by the British on the colonized, and he was then a pioneer of this active way of struggle against violence. More recently, in 1995, most of the Bosnian who used to take the track of the forest to reach the city of Tuzla in the aim of escaping from the Srebrenica massacre was then massacred by the Tchetniks.
From then on this road was named “the death road” and every years, a 3 days long walk is organized in order to turn this “death road” to a “peace road”.
About the road I’ll cross, soldiers, guerrillas and civilians keep on falling for 30 years now. I always kept unbroken my hopes for peace against war. I striven myself to bring my small contribution even if the price to pay was then to be sent to jail, as the flowering of peace on the soil of my country was then more important than my own future.
This time, I will hit the road to find peace in me.
I believe in the ability of a world freed from any violence. If I manage to bring my small contribution for the will of peace can be heard from a higher view and for this “death road” that rising in Roboski turn to a “life road”. Then, this will make me happy.

I’ll make a small step, we can make it become a big march.

Halil Savda ( Conscientious Objector- Human Rights Activist)
………………..

Fransızca:

Je marche de Roboski à Ankara pour la Paix !
Nous vivons actuellement un point de rupture historique dans le dilemme guerre/paix en Turquie. Depuis 30 ans les gens meurent de la guerre. Chaque jour, pratiquement, dans les médias nous avons des nouvelles de gens qui meurent et de funérailles.

Les défenseurs des droits humains, les anti-guerres, et les pacifistes doivent trouver de nouveaux moyens de lutte pour la paix. Sinon, cette guerre continuera à nous salir et nous faire souffrir.
Le massacre de Roboski est un crime contre l’humanité qui est le fruit de la politique et des moyens de sécurité que le gouvernement a présenté comme étant les seules solutions de mettre fin à la guerre. La question kurde ne peut pas être résolue avec une escalade de la violence et de mises en œuvre de politiques sécuritaires mais avec plus de paix et de liberté.
Bien sûr plus de paix signifie plus de pain quotidien, car le pain, la sueur et l’argent du peuple sont donnés aux armes, aux soldats, aux militaires, et aux organisations de sécurité. Plus de sécurité, plus d’armement, moins de pain quotidien. La volonté de “faire taire les armes” est un positionnement contre la définition et les structures utilisées comme moyens de sécurité par l’Etat.

C’est pourquoi, le premier septembre, Journée Mondiale pour la Paix, je marcherais pour la PAIX les 1300 kms qui séparent de Roboski à Ankara en 40 jours ! Durant ce voyage, je partagerais avec le public les violations des droits humains résultant dans chaque ville que je traverserais.
La guerre n’est pas notre destin et cela ne doit pas l’être ! Nous pouvons et nous devons arrêter cette guerre !
Je crois aux mots de Gandhi :“Soyez-vous même le changement que vous voulez être vous même dans ce monde !”Je veux commencer chez moi avec cette marche ce changement que je désire voir dans le monde. Je fais le choix de répondre à ces injustices que nous vivons. Je comprends aujourd’hui par ce que j’ai traversé dans le but le but de lutter pour la paix cette la phrase de Martin Luther King qui dit “L’obscurité ne peut pas chasser l’obscurité ; seule la lumière le peut. La haine ne peut pas chasser la haine ; seul l’amour le peut.” Je marche dans le but de mettre cette guerre en lumière et d’augmenter ainsi les espoirs de paix et rappeler aux différents partis la paix et la vie.

L’idée de marcher pour la paix n’est pas une première :

En 1930, le leader spirituel et politique du mouvement d’indépendance de l’Inde, le Mahatma Gandhi, a marché 400 kms contre “la taxe du sel” imposée par les Britanniques aux colonisés, et il a été le précurseur de cette façon de lutte active sans violence. Plus récemment, en 1995, la plupart des Bosniaques qui utilisaient le chemin de la forêt pour atteindre la ville de Tuzla dans le but d’échapper au massacre de Srebrenica furent massacrés par les Tchetniks.
Dès lors cette route s’est nommée « la route de la mort » et tous les ans, une marche de 3 jours y est organisée afin de transformer cette « route de la mort» en « route de la paix ».
Sur le trajet que je vais traverser, des militaires, des guérilleros, et des civiles continuent de tomber depuis 30 ans.

J’ai toujours gardé intact mes espérances de paix contre la guerre. Je me suis toujours efforcé d’apporter ma maigre contribution même si le prix à payer à été d’être envoyé en établissement pénitentiaire, car la floraison de la paix sur les terres de mon pays était plus important que mon propre avenir.
Cette fois, je vais prendre la route pour trouver la paix en moi-même.
Je crois en la possibilité d’un monde libéré de toute violence. Si j’arrive à apporter ma petite contribution pour que la volonté de paix soit entendue d’une vue plus élevée et pour cette «route de la mort » qui prend sa source à Roboski évolue en route « route de la vie ». Ainsi, cela me rendra heureux.

Je fais un petit pas, nous pouvons faire de ce pas une grande marche.

Halil Savda (Objecteur de conscience – Militant des droits de l’Homme)

çeviri Gupse-Kardelen Berfin Snowdrop

Kürtçe:

Daxuyani ya Halil Savda …

Bo aştiyé jı Roboski dımıeşım Enqeré!

Em dı rébaya şer-aşti a lı Tukiyeyé de xaleke şıkestıneki diroki jiyan dıkın. Jıber şeré ku 30 sale dımeşı her roj xwin dırıje. Hema hema her roj dı ekranén televizyonande nuçeyeké mırıné, dérindéz a meyitan …

Parazvanén mafén mırovan, dıjberén şer u parazvanén aştiyé, dı rewşeki wılodene ku édi péwiste jıbo aştiyé prtikén nu yén tékoşiné raxinın ber çavan. Ger evya tınebe, wé şer, qıréjkırın u éşandına me bıdomine.

Komkujiya Roboski, suceké mırovahiyéye ku dewleté dı encama politikayén ewlekariyé u alavén wé de, jıbo qedandına şer, wek rastiya yekane péşkeşikırına me derketiye holé. Pırsgıréka Kurd ne bı şer, ne bı bergıriyén ewlekariyé, bı zédetırin azadiyé u bı zédetırin aştiyé dıkare were çareserkırın. Raste zidetırin aşti té wateya zédetırin nan… Lewra ku nané gel, xwédan a wé u pereyén wé, dıdın çek, leşker u sazumaniyén ewlekariyé. Zédetırin ewlekari, té wateya zédetırin xwe bıçekkırın u hin kémtır nan… Daxwaziya “Bédengkırın a çekan”, sekneké, lı hemberé tégıhin u sazi buna dewleté a derbaré ewlekariyéde.

Jıber vé yeké, roja 1 é éluné roja aştiya cihané de, jı Roboski heta Enqeré, bı meşa 1300 km ré, u jıbo aştiyé ezé derkevım réwitiyeki 40 rojan!

Dı vé meşé de her bajaré ku lé bısekınım, ezé jı rayagıştire, bınpékırınén ku şer ré lıber vekırıne, parve bıkım.

Şer ne çarenus a meye; nıkare bıbe! Em dıkarın vé şeré rawestinın, u péwiste em rawestinın!

Ez, jı gotınén Mahatma Gandhi ku dıbéje;
“Dı cihané de guhertına ku hun dıxwazın pék binın, péwiste beri her tışti, hun dı xwe de pé binın.” bawer dıkım.
Guhertına ez dı cihané de dıxwazım, bı wesile ya vé meşé, destpéké dı “Xwede” veguherinım rastiyé. Ez, hıldıbjérım ku bersıveké bı vé rengé bıdıme neheqiyén ku em dıjin.

Gotın a Marthin Luther go dıbéje;
“Tari, nıkare tariyé bıqediné, rık, nıkare rıké vekuje. Tené ronahi dıkare vé pék bine”
Jı xala ku dest bı tékoşina aştiyé kırıme u nıha ku cıhé ez gihıştımé, geleké baştır fém dıkım.

Fıkra “Meş a jıbo aştiyé” ne fıkreké nu ye:

Réberé siyasi u deruni yé Tevger a Serxwebuna Hindistan`é Mahatma Gandhi, dı sala 1930 é de, lı dıji dagırkeri ya Britanyayé “Jı bo rakırına baca xwé, ku 400 km meş” kırıbu. U bı vé çalakiya xwe ya meşé, bıbu réberé tehereké tékoşiné yé bı çalak u tehereké ku xwe jı dıjwariyé şuşti… Her wısa dı dirokeké hin néziktır de, lı Bosna`yé dı sala 1995`an de, Boşnakén ku dıxwestın xwe jı komkujiya Srebrenitsa`yé rızgar bıkın ku dı réya darıstané re meşyabun, jı aliyé Çentikan ve hatıbın gırtın u qetılkırın. Naveke bı navé “Réya Mırıné” lı wé réyé hat danin. U jı wé rojé u vırve her sal jı bo wé “Réya Mırıné” veguherinın “Réya Aştiyé” dı wé réya mırıné de meşén jı 3 rojan péktén tén lıdarxıstın.

Dı régeh a vé réya ku ezé vé meşé lé pékbinım de, bı 30 sale, téde leşker, gerilla u weka kur lı Roboski hat pékanin mırovén neferma dımırın.

Lı dıji şer, mın her tım héviya xwe ya aştiyé parast. Jıbo aşti dı van xakan de şin bıbı, qasi ku héz u behremendi ya mın hebe -ku berdél a vé zindan ji bıbe- mın paşve gav neavét. Lé vé caré, ezé vé réwitiyé, jıbo ez aştiyé dı hundıré xwe de bıhunım pék binım.

Bawer dıkım ku cihaneké xwe tundiyé şuştı gengaz e. Bı vé meşé ger mın kari ku ez bıbım sedem ku dengé Aştiyé hın xurttır derbıkeve u “Réya Mırıné” ku jı Roboski destpékıriye, tékariyé bıkım ku veguhertına buyina “Réya Aştiyé” çébıbe. Jı mın bextewartır tu kes nine!

Ez gaveke pıçuk tavéjım; em hemu bı hevre dıkarın vé gavé zédetır bıkın!..

Halil Savda
Redkaré Wijdani u Parazvané Mafén Mırovan

çeviri- Salim selçuk

Türkçe:

Barış İçin Roboski’den Ankara’ya Yürüyorum!

Türkiye’de savaş-barış ikileminde tarihi kırılma noktalarından birini yaşıyoruz. 30 yıldır süren savaş nedeniyle her gün kan akıyor. Neredeyse her gün televizyon ekranlarında bir ölüm haberi, bir cenaze merasimi…

İnsan hakları savunucuları, savaş karşıtları ve barış savunucuları barış için yeni mücadele pratikleri sergilemek durumundalar. Yoksa bu savaş, bizi kirletmeye ve acıtmaya devam edecek.

Roboski katliamı, devletin savaşı bitirmek için güvenlik politikalarını ve araçlarını bize tek gerçek olarak sunmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir insanlık suçudur. Kürt sorunu savaşla, daha çok güvenlik önlemleriyle değil, daha çok özgürlük, daha çok barışla çözülebilir. Elbette daha çok barış, daha çok ekmek demek… Çünkü halkın ekmeği, teri, parası, silahlara, askerlere, güvenlik organizasyonlarına veriliyor. Daha çok güvenlik, daha çok silahlanma, daha az ekmek… ‘Silahların susması” istemi, devletin şimdiki “güvenlik” anlayış ve yapılanmasına karşı bir duruştur.

İşte bu yüzden, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Roboski’den Ankara’ya 1300 km yol yürüyerek, Barış için 40 günlük bir yolculuğa çıkacağım!

Bu yolculuk boyunca uğrayacağım her şehirde savaşın yol açtığı insan hakları ihlallerini kamuoyu ile paylaşacağım.

Savaş kaderimiz değildir; olamaz! Bu savaşı durdurabiliriz, durdurmalıyız!

Mahatma Gandi’nin “Dünyada yapmak istediğiniz değişikliği, kendinizde yapın” sözlerine inanıyorum. Dünyada arzu ettiğim değişikliği bu yürüyüşle “kendimde” gerçeğe dönüştürmek istiyorum. Ben, yaşadığımız haksızlıklara böyle yanıt vermeyi seçiyorum.

Martin Luther’in “karanlık, karanlığı silemez, kin, kini söndüremez, ancak aydınlık bunu yapabilir” sözünü, barış mücadelesine başladığım noktadan, şimdi geldiğim yerde gayet iyi anlıyorum. Savaşı görünür kılmak, barışa dair umutları arttırmak, barış ve yaşamı yeniden taraflara hatırlatmak maksadı ile yürüyorum…

Barış için yürüyüş fikri ilk değil:

Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri Mahatma Gandhi 1930 yılında, o dönem Britanya’nın, sömürgesi olan Hindistan’a getirdiği “tuz vergisi”nin kaldırılması için 400 km. yol yürüyerek, şiddetten arındırılmış aktif bir direniş tarzının öncüsü olmuştu… Daha yakın geçmişte ise, 1995 yılında Bosna’da Srebrenitsa katliamından kurtulmak için, 110 km. uzaklıktaki Tuzla kentine gitmek amacıyla orman yolunu kullanan Boşnakların birçoğu, Çentiklerce yakalanıp katledildi. Bundan böyle bu yola “Ölüm yolu” ismi verildi. Ve o günden sonra, ölümü barışa dönüştürmek için her yıl, “ölüm” yolunda 3 günlük yürüyüş düzenleniyor.

Benim yürüyeceğim yol güzergahında ise 30 yıldır askerler, gerillalar ve Roboski’de olduğu gibi siviller ölüyorlar.

Savaşa karşı barış umudumu her zaman korudum. Barışın topraklarda yeşermesine gücüm ve yeteneğim oranında -bedeli cezaevi olsa da- katkı yapmaktan çekinmedim. Bu sefer barışı kendi içimde örmek için bir yolculuk yapacağım.

Şiddetten arınmış bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum! Bu yürüyüşle, Barış isteğinin daha yüksek sesle duyulmasına ve Roboski’den başlayan ölüm yolunun, yaşam yoluna evrilmesine katkı yaparsam ne mutlu bana!

Küçük bir adım atıyorum; bu adımı hep birlikte çoğaltabiliriz!..

Halil SAVDA ( Vicdani Redçi-İnsan Hakları Savunucusu)

TURKEY: Reimprisonment of conscientious objector İnan Suver

Posted in English with tags on 25/09/2012 by Karakök

TURKEY: Reimprisonment of conscientious objector İnan Suver

War Resisters’ International has learnt of the reimprisonment of conscientious objector İnan Suver on 12 September 2012. He was arrested in Istanbul during a routine identity check.
He has been re-arrested for escaping from hospital whilst serving a prison sentence for conscientious objection.
İnan was sentenced in absentia to five months imprisonment for his escape from prison.
He was released on 9 December 2011 from Balıkesir prison following an Aegean Armed Forces Command Court decision to suspend his sentence due to his deteriorating health condition. A mental health assessment at Gülhane Military Medical Academy in Istanbul confirmed he is suffering from a ‘psychological illness’.
İnan Süver’s lawyers declared that his mental health has further deteriorated and argue that a further spell in prison is likely to have a negative impact.
İnan Suver was called up for military service in 2001, and according to the information presently available, he deserted after about 13 months of service, but was arrested and spent seven months in prison. When İnan Suver initially deserted, he had not heard of the concept of conscientious objection. Once he learned about the concept and the politics behind it, he declared himself a conscientious objector in 2009.
His conscientious objection is a human right protected by Article 9 of the European Convention on Human Rights. Further to this, on 7 July 2011, the European Court of Human Rights, in their judgement Bayatyan v. Armenia (Application no. 23459/03, 1/6/2011), ruled that states have a duty to respect individuals’ right to conscientious objection to military service as part of their obligation to respect the right to freedom of thought, conscience and religion.
Since then, the European Court of Human Rights has consolidated its jurisprudence in judgements on Turkey (Demirtaş v. Turkey from 17 January 2012 and Erçep v. Turkey from 22 November 2011, Savda v. Turkey from 12 June 2012, and Tarhan v. Turkey from 17 July 2012).
As his initial imprisonment for conscientious objection was in violation of the European Convention on Human Rights, WRI considers this further sentence for escaping from prison null and void, as he should not have been in prison at all.
Furthermore, he has been released from prison for health reasons which still stand, and his reincarceration is likely to have a further negative impact on his mental health.
War Resisters’ International calls for letters of protest to the Turkish authorities, and Turkish embassies abroad.
Presidency of the Turkish Republic: Fax +90-312-4271330, email cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr.
A protest email to the Turkish President Abdullah Gül can be sent at http://wri-irg.org/node/20413.
Hannah Brock
War Resisters’ International

Archives of co-alert can be found at http://wri-irg.org/news/alerts

24 Eylül, SK’ya eklenenler…

Posted in Haberler with tags , on 25/09/2012 by Karakök

http://www.savaskarsitlari.org

 

El Şebab vekilleri hedef aldı Radikal
Somali’de vekiller hedefte 24/09/2012 Somali ’de eski Devlet Başkanı Şerif Şeyh Ahmed’in kayınpederi Milletvekili Mustafa Hacı Muhammed önceki gün evi önünde öldürüldü. Saldırıyı üstlenen El Şebab örgütü suikastları sürdürme tehdidinde bul
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:56:38

Irak’ta ilkokula intihar saldırısı: 5 öğ… Cumhuriyet
Irak’ın batısında bir ilkokula düzenlenen intihar saldırısında 5 öğrenci öldü, 6 öğrenci yaralandı. AA Bağdat- El Enbar İl Meclisi Başkan Yardımcısı Sadun Ebid Şalan, Bağdat’ın 180 kilometre batısında yer alan ve El Enbar’a bağlı Hit ilçes
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:44:11

Libya’da iktidar savaşı şiddetleniyor
etha.com.tr Libya Cumhurbaşkanı Muhammed Yusuf El Magarif’in ülkedeki tüm milislerin hükümet otoritesi altında bir araya gelmeleri ya da dağılmaları emri vermesinin ardından ordu birlikleri harekete geçti. Etkin Haber Ajansı / 24
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:40:34

ABD’li vicdani retçi asker tutuklandı
Kimberly Rivera, ABD ordusu askeri olarak Irak Savaşı’na katıldı, burada tanık olduğu sivil cinayet ve kaybetmeler kar
SK.’dan Haber, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:37:25  

Tunceli’de 1 asker, Van’da 1 polis öldür… Radikal
Polis memurunu şehit eden PKK’lı öldürüldü 24/09/2012 Van’da düzenlenen operasyonda, biri dün polis memuru Tuncay Akyüz’ü şehit eden olmak üzere iki PKK’lı öldürüldü. Van ‘ın Süphan Mahalesi ile merkeze bağlı Bakacık Köyü yakınla
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:32:21

Binlerce İskoç bağımsızlık için yürüdü
etha.com.tr İskoçya’da bağımsızlık yürüyüşü İskoçya’nın Birleşik Krallık’ta ayrılmasını savunan binlerce İskoç sokağa çıkarak halkı bağımsızlık için ‘Evet’ demeye çağırdı. Etkin Haber Ajansı / 24 Eylül 2012 Pazartesi, 12:15 ED
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 11:17:08

Yürüyerek barış yazmak -C. AKTAŞ
taraf.com.tr 24.09.2012 Cihan Aktaş Sadece ve sadece yürüyerek kendini teselli edebildiği anları vardır insanın. Kandırıcı bir şeyler sunması gerekmiyor gidilen yolun, bir mucize de yok; manzara değişirken başka ihtimallerin cümlel
Gündem Yazıları, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 10:52:20

TSK’dan PKK’ye karşı yeni konsept
t24.com.tr TSK, PKK’ya karşı bölgesel operasyon stratejisi geliştirdi 24.09.2012 PKK’nın son dönemde artan saldırıları sonrası Ankara, silahlı mücadelede yeni bir konsept için düğmeye bastı T24 TSK, PKK’ya karşı alan
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 10:41:06

Asker aileleri: İntihar değil cinayet! Radikal
Askerlerin şüpheli ‘intiharları’ 22/09/2012 Antalya’da bir grup aile, intihar ettiği belirtilen çocuklarının öldürüldüklerine
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 10:30:46

Mehmet Ali Birand: PKK kışın şehirleri v…
taraf.com.tr 24.09.2012 Neşe Düzel “PKK’nın saldırıları eskisi gibi kışın bitmeyecek. PKK karlar eriyinceye dek şehirlere gelecek. Vuracağı çok hedef var. Apartmanlar, çarşı, alışveriş merkezleri var. PKK, yeni stratejisiyle Türkiye’yi
Gündem Yazıları, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 10:27:14

‘Altın Koza’ barış çağrısı yaptı bianet.org
19. ALTIN KOZA ÖDÜLLERİ VERİLDİ Barışı Bekleyen Annelere Adanan Ödül 19. Altın Koza’da En İyi Film Ödülü Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın “Babamın Sesi”nin oldu. Yönetmenler barış çağrısı yaptı. Adana – BİA Haber Merkezi 24 Eylül 2012,
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 10:00:05

Derin devlet 1911’de İttihat ve Terakki’… Radikal
Osmanlı’nın son savaşını anlasaydık Kürt meselesini çözmüştük EZGİ BAŞARAN 24/09/2012 Tarihçi Erdoğan Aydın “Bu toprakların ilk derin devleti bizi vahim bir savaşa sürükledi” derken Kürt meselesinin çözümü ile ‘Osmanlı’nın son savaşı
Gündem Yazıları, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 09:34:39

TSK’nın misket bombaları fotoğraflandı
firatnews.com İşte TSK’nın ‘ölüm oyuncakları’ ANF 11:24 /
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 09:15:55

Aydar: Şartsız olarak masaya oturabiliri…
firatnews.com Aydar: Oslo sürecinin tıkanmasından hükümet sorumlu ANF 10:24 / 24 Eylül 2012 LONDRA – BBC Türkçe servisine konuşan KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, Oslo sürecinin tıkanmasından Türk hükümetinin sorumlu old
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 09:12:22

Güvenlik harcamalarındaki artış korkunç Akşam
23 Eylül 2012 Cuma gecesi uyuduk. Sabah zamla uyandık. Sürpriz miydi? Hayır. Sekiz ayda 8.5 milyar liraya ulaşan bütçe açığı dolayısıyla, ‘ek tedbir’ ya da ‘düzeltici önlem’ deyimleriyle rafine edilen zamların sinyali çoktan verilmişti. Bugün-y
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 08:59:29

BMC krize girdi, ‘kirpi’lerin üretimi du…
t24.com.tr BMC’nin yaklaşık 6 aydır ciddi bir finansman krizi yaşadığı iddia edildi T24 Bingöl’de yola döşenen bombalı tuzakta 8 polis memurunun şehit olmasının ardından yeniden gündeme gelen zırhlı araç ‘kirpi’lerin üretiminin d
Basın Arşivi, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 07:42:25

Aritmetik
Aslı Erdoğan ”7 Eylül: Mürefte Jandarma Komutanlığında görevli Metin İmrak, astsubayın tabancasının kaza ile ateş alması
Gündem Yazıları, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 05:44:30

UAÖ: İsrail’in yıkım ve tahliye sayısı z…
Son üç yılda yıkımlar üç katına çıktı, El Halil Tepeleri’ndeki köyler ise tehlike altında 30 yardım, gelişim ve insan hakları kuruluşu, İsrail hükümetinin El Halil tepelerinde bulunan 13 köyü tahliye ve yıkım planının, yıkım ve yerinden e
Sizden Gelenler, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 05:00:50

UAÖ: Balyoz davası kamuoyunu ikiye böldü
“Balyoz davasında karar açıklandı” Hükümeti devirmek için şiddet içeren bir darbe planı hazırlamakla suçlanan 365 sanığın yargılandığı davada bugün karar verildi. Üç sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi ve darbeye eksi
Sizden Gelenler, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 04:53:56

Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni (Sayı…
Düşün, düşün… Sebahat Tuncel’e 8 yıl 9 ay hapis BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel’e PKK üyesi olduğu gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi, ayrıca yurt dışına çıkış yasağı kondu. Tuncel, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahk
Sizden Gelenler, Dökümanın yayım/üretim tarihi: 24-09-2012, Dökümanın kayıt tarihi: 24/09/2012 04:47:06

Diyarbekir’deki Roboski Standi

Posted in Haberler with tags on 25/09/2012 by Karakök

MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından Ankara’da kurulan ve 83 gün açık
kaldıktan sonra Diyarbakır’a taşınan “Roboskî’ye Adalet Standı” 21 Eylül
Cuma günü Diyarbakır Ofis Sanat Sokağı’nda “Adalet Nöbeti”ne başladı.

Bir hafta açık kalacak standın 25 Eylül Salı günkü adalet nöbetine Roboskî
Katliamında yaşamını yitiren Adem Ant’ın ablası Narin Ant da katılacak.

Ayrıca Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun saat 17:00’da stand’da
bir söyleşi yapacak…

bütün dostlarımız davetlidir…

yer: ofis sanat sokağı bitişi, diyarbakır