GEZI PARKI GENCLERINEDIR BU MEKTUBUM!

Merhaba gencler ve “Her zaman genc kalanlar.”

Bildigim ve bilmedigim tum dillerde merhaba…

Amacim; biraz sohbet etmektir sizlerle.

Sozlerime; gerceklerin tum dunyayi ozgur kilacagina olan inancimi belirterek baslamak isterim.

Cunku; Yalan=Karanlik, Gercek=Aydinlik.

Kafamdaki basit formul budur.

Benim cocuklugumda ve gencligimde sadece TRT kanali vardi.

Devletin radyosunu dinlemek ve televizyonunu izlemekten baska secenegimiz yoktu.

Siyah-beyaz televizyon zamanlari cocuktum ve koca koca adamlarin “Ermeni diye bir halk yoktur. Ermeni dili yoktur.” yalanlarini dinleyerek buyudum.

Sonra; renkli televizyon  ve ozel kanallar donemi basladi.

Ilk ozel kanal haberleri geldiginde nasil da umutlanip, sevindigimi bilemezsiniz.

Sevinmistim cunku nihayet, birilerinin bizi yalan haberleri dinlemekten kurtaracagini sanmak yanlisligina dusmustum.

Oysa renkli goruntulerden baska degisen hicbirsey olmadi cocuklar.

Resmi yalanlari, artik renklenmis olarak izliyorduk hepsi buydu olan.

Gecmisimize dair yasananlar, etnik kimligimiz  ve inancimizdan dolayi bire bir bildigim ailemin ve mensubu olarak dogdugum halkin gercekleri inkar edilirken, dedelerimize yalanci denmesini susarak dinlemeye mahkum edilmis magdurlardik.

Her inkarda her yalanda yeniden ve yeniden katlediliyorduk…

Hissettigimiz buydu… Tekrar ve tekrar oldurulmek, yok edilmek!

Ana dilini cocuklara ogrettigi icin koy meydaninda dili kesilen genc kadin ogretmenin hikayesini bilirdik. Bilirdik Ermeni dilinin oldugunu. Dil varsa halk da var démektir ama susmak; atalarinin yasadigi acilardan sonra, geride kalanlar icin bir korunma aracina donusmustu.

Susmak ve yalanlari dinlemek, bu yalanlarla kandirilip bize karsi dusmanlastirilan Turkiye’li musluman halklarin hic de hak etmedigimiz hakaret ve kufurlerine maruz kalarak, onlarda devlet mekanizmasinin tum kurumlariyla calisarak olusturdugu nefreti izlemek, tahammul etmek zorundaydik.

Ermeni sozcugu en buyuk kufurdu artik “yuzde doksan dokuzu musulman” olan ulkemde.

Basarmislardi.

Sonraki yillarda Kurt Halki’na yasatilan acilar inkar edildi.

Insanin, dogarken sahip oldugu haklari gaspetme yetkisini kendilerinde gorenler, insanlara ana dillerini yasakladilar , yaslilarini koy meydanina toplayip insan diskisi yedirdiler, binlerce koy yakilip insanlari goce zorladilar asirlardir yasadiklari topraklardan. Tipki daha once Yunan ve Hay(Ermeni) halklarina yaptiklari gibi acimasizca, utanmazca, haksizca, vicdansizca…

Yuzde doksan dokuzu musluman halklara Kurtler de dahildi ama oylesine ustaydilar ki otekilestirip, dusmanlastirip, bolerek yonetmekte. Kurt olmak da nefretle anilan sozcukler listesine eklendi.

Bunu da basardilar.

12 Eylul rejiminden once de olan ama bu donemde siddetini sistemli olarak artirarak uygulanan iskence tezgahlarindan binlerce insan sakat birakildi, olduruldu, mahvedildi.

Onbinlerce failli mechuller hala koca bir kara leke olarak duruyor devlet denen aygitin anlinin tam da ortasinda.

Bunu da inkar ettiler surekli olarak.

Diyarbakir cezaevinde, mamakta yasattiklari insanlik utancini hep inkar ettiler.

Yasadiklarini anlatma cesaretini gosterenleri yeniden hapsettiler.

Roboski’de katledilenler icin yapilan dokumanter filmini izlediniz mi?

En buyugu 40’li yaslarindaydi.

Aglayarak izledim. Bir kez daha utanarak insanligimdan…

Evlerine ekmek goturmek icin yollardaydilar.

Ekmek nedir bilir misiniz cocuklar?

Emegidir, alinteridir, yorgunlugudur, ozgurlugudur ve onurudur insanoglunun…

Halklarin tek derdi budur… Evine ekmek goturebilmek… Ozgurce!

Sonunda sira sizlere geldi guzel ve cesur cocuklarim benim.

Bilirim; istediginiz tek sey ozgurlugunuzdur.

Nereden mi bilirim?

26 yasinda bir ogul anasiyim. Sizler gibi deli cesur…

Canimdan candir, vazgecilmez tek sevdamdir ozgur ucmalari ogrettigim…

Gercek sevgi, sevdigini ozgur birakir canlar… Hapsetmez, iskence etmez, ne yapacagini emirlerle dayatmaz, nasilsa oyle sever, degistirmeye istedigi kaliba sokmaya calismaz.

Ben gibi olacak, ben gibi yasayacak, ben gibi inanacak, ben ne istersem onu yapacaksin diye asla dayatmaz…

Saf sevgiyi tadan bilir ki sevmek demek; oldugu gibi, renkleriyle, farkliliklariyla, kalite ve defolariyla sevebilmektir… Gerisi yalandir, inanmayin…

Bu bir haftadir ne yazik ki sizler de devletin siddetini, yasayarak ogrendiniz.

Sizin kusak da  yanli basin denen, satilmis ruhlar kulubunun suskunluguyla, zalime alkis tutusunun sahitleri oldunuz.

Gorerek, bu acilari yasayarak ogrenmemeniz icin hayatimi verirdim inanin. Ne yazik ki yasam irmagi boyle akiyor yataginda. Biz sagirlastikca baska canlarin acilarina, bizleri de ayni acilardan gecirerek ogretiyor dersini…

Anlamayip, duymamak icin yureklerini bilinciz bir inatla sagir edenleri yeniden ve yeniden bu sinava tabii tutuyor.

Mektubumu bitirmeden soylemek istedigim son birkac sey var.

Bir ananin cocuklarina nasihati gibi okuyun bu satirlarimi lutfen.

Kimsenin sizlere ne yapacaginizi, nasil yasayacaginizi, neye inanacaginizi-inanmayacaginizi soylemesine, yasaminiza mudahale éden emirler vermesine izin vermeyin!

Kimsenin, hickimsenin askerleri, polisleri olmayin!

Askerlik, polislik émir kulu olmaktir, koleliktir.

 Kullanilmaktir. Egemenlerin cikarlari icin masumca olmek ve masumlari oldurmektir.

Ne olur bunu cok iyi dusunun.

Asirlardir yikilmaz sanilan onca imparatorluk son bulmussa, o donemde mevcut sinirlari korumak ya da genisletmek icin olen gencler neden??? Ne icin??? olduler diye sorun kendinize.

Hep sorun… Sorgulamadan, arastirmadan ana-babanizin bile soylediklerinden suphe duyun.

Unutmayin ki onlar da bu sistemin icinde buyuyen cocuklardi bir zamanlar.

Kendi yasamlarinizin efendisi, belirleyeni sadece siz olun…

Gunumuzde karsi durmaniz gereken tek seyin, yikilmasi icin mucadele edilmesi gereken tek seyin kapitalizm ve fasizm oldugunu asla unutmayin ve bilin ki asirlardir butun halklara yasatilan bunca acinin tek nedeni egemenlerin doymak bilmeyen para ve iktidar hirslariydi.

Antropoloji bilimi “Irk diye birsey yoktur, yaratilan kulturler vardir.” der.

Asirlarin birikimiyle yaratilan kulturleri ureten topluluklara saygi duymak yerine, o toplumlari yok edip  hazira konarak, irk kavraminin sahteliginde bolerler sizi dikkat edin.

Din tacirligi en marifetli olduklari daldir. Vatikan’in Dunya’nin en buyuk mafyasi oldugunu, cami ve kiliselerin ticarethaneye dondugunu, imanin; inananla Allah arasinda olup, araciya ihtiyaci olmadiginin bilincinde olun…Ne din adamlarina ne de mabetlere ihtiyaciniz yok. Yureklerinizdir mabetleriniz.

Bir haftadir bire bir yasayarak ogrendiginiz, komun yasaminin guzelligiydi bizlere unutturmak icin cabaladiklari sey.

Paylasmanin, anlayisin, empatinin guzelligini, insani INSAN yapan degerleri unutturup, birbirimize yabancilastirip, otekilestirdiklerimizden korkarak tuketecegimiz yasamlar icinde bogulmamizdi hedefledikleri ama beceremediklerini oyle guzel gosterdiniz ki…

Buradan oyle guzel gorunuyorsunuz ki cocuklar, sizlerle gurur duyuyorum.

Ne olur sizleri yeniden bolmelerine izin vermeyin.

Hala mevcut olan hic bir politik akima yamalanmadan gelecegin dunyasini insa edebilirsiniz.

Bir haftadir yaptiginiz gibi Musluman canlarin seccadelerini siz vérin, Jesus, Isa , Musa, Ali, Buda, Ateist, diyenlerinizle, siyahi, beyazi, sarisini hepinizin sadece INSAN ve DUNYALI oldugu tek gerceginden hareketle, suni yaratilmis kimliklerinizden soyunarak sarilin birbirinize sonsuza dek.

Asirlardir ozledigimiz ozgurluk ve barisin hukum surdugu, emegin ozne oldugu yasamlari sizler kuracaksiniz.

Sizlere olan sonsuz guvenimle rahat uyuyacagim artik…

Halki kucuk gorenlere, halkin zekasiyla alay edenlere, nasil da guzel cevap verdiniz…

Halka émir vermek degil, hizmet etmek icin secildiklerini cesurca haykirdiniz.

Sloganlari ve sloganvari konusmalari oldum olasi sevmemisimdir.

Bugun bir ilk yaparak sizlere cok bildik bir slogana dair algiladiklarimi yazarak son verecegim mektubuma.

“Susma! Sustukca sira sana gelecek.” Cumlesini pratige doktugumuzde, hayatin icinde icsellestirdigimiz dogal bir durum haline getirdigimizde, iste o zaman emekcinin, uretenin, yaratanin haklarinin nihayet korunmaya, kollanmaya baslayacagina ve bu dogrultuda isleyen sistemler olusturabilmeye dogru ilerleyebilecegimize olan inancim sonsuzdur.

Bunu sizler basaracaksiniz!

Sevgimdesiniz her dem, her biriniz.

Ne mutlu fedai,  eskiya,gerilla, capulcu olanlara…

Ne mutlu INSANIM ve DUNYALIYIM diyenlere… Ne mutlu…

Anjel Dikme

5-6-2013

Paris

04:52

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: