TAKSIM GEZI PARKI: KENDINI KAPTA GEL!

Bireylerin kendini özgürlestirme cabalari; siyasi görüsleri ile duygularini sekillendirir.Kendi icindeki ve disindaki dengeleri degistirmeye cabalar. Gecmisi ve simdiyi anlayabilmesi icin cabalarini, dönüstürme icin kullanir. Insanlarin örgütlenis bicimini yeniler ve degistirerek alternatifler yaratabilirler.  Bu özgür hissetme duygusuyla kendi ve kendileri gibi düsünen cogunluklar yaratmakta hic zorlanmazlar.  Kendimizi ifade etmek olan bu insanlik tarihine sorumlulugumuzla  kendimiz olma ve yapma gücümüz Taksim direnisi ile ilk adimi atmis durumdadir.

Darbelerle – Iskencelerle- Ölümlerle- Gözalti kayiplarla- Cezaevleriyle-Katliamlarla- Yasaklarla- Kutuplasmalarla- vb. insanlarin yasam kalitesinin diplere vurdugu sürecleri bu güne kadar tasiyanlarin disa vurumuda güclü olmaktadir.

Fasist Cunta nin ezip yok ettigi yalniz  siyasi yapilar ve bu yapilarda yer alan insanlar degildi. Ayni zamanda insanlarin simdiye kadar inandiklari birlikteligin ve örgütlenmedeki basarisizligi da umutsuzluk yaratmisti. Kisacasi artik bir daha ayni acilari yasamama adina unutmak istegi yada bir daha denememek icin naifce duyularini kullanmamayi tercih ettiler. 12 eylül’ün  insanlar üzerine bir ölü toprak gibi yayildiginin farkina varamadan simdiki süreclere gelinildi.

Bizim topraklarda özellikle aile – din- devlet politikalari bir bütünlük tasimakdadir. ( otoriter- itaatkar- hiyerarsik gibi ortak özellikleri) Aile kurumu tek reislik ve gorev dagilimi agir basan gelenekci yapisini korumaktadir. Aile de asiri sevgi yogunlugun dayattigi feodal bagimlilik, ailereisi durumundaki ana- babanin (tahsilli- tahsilsiz, varlikli- varlikdiz, kentli-koylu ) insiyatifi- cocuklarin kendilerine ait bir parca olarak görülmesi- cocuklarin icinde yetistigi ve büyüdügü bir feodal kurum olmaktadir.

Ayni zamanda es, dost akraba, sosyal cevre ayni sekilde kisiyi sekillendiren bir kurum islevi görür.. LGBTQ hareketine karsi pozitif düsünen veya yeralan birinin kendi ailesine, yakinlarina akraba cevresine bu durumu saklamasi ve savunamamasi gibi bir süre örnek verilebilinir. Insanlar homofobik olup bunu sorgulayamamaktadirlar.

Evlilik kurumunun devamini ailesinden aldigi miras gibi devam ettirir. Aile ve cevresi disinda daha genis politik örgütlenme ile tanisan kisi ise örgütün hiyerarsik ve otoriter yapisi icine girmistir.

Örgütlenme bicimleri yukardan asagiya- illegal örgütlenme – kadro örgütlenmesi – mücadele programlari- hiyerarsik ve otoriter yapisi kisinin yasamini belirlemektedir. Goruyoruz ki devrimi marksist- leninist cizgiyle daraltan, turkiyenin devrim tahlilini bu cizgiyle degerlendirmeleri basarisizliga neden olmustur. Örgütlerin liderleri etrafinda, kitlelerinde örgütleri etrafinda hareket etmesi olarak sekillenmisti. Bu örgütlenme bicimi toplumsal evrelerden gecerek gelecek icin umut olmaktan cikmis ve üretemez hale gelmislerdir. Insanlar üzerinde ise umutsuzluk yaratmis oldugu icin cogunluk psikolojisi ile kendi ananevi degerlere dönmelerine neden olmaktadir. ( ornek olarak 12 eylül sonrasi ve simdiye kadar ki sürecte dinin hizla yayilmasi- kemalist- laikligin altinda nasyonalist bir yapinin cikisi – geleneksel aile biciminin güclenmesi, devlet bayragi gibi)

Dünya da baslayan 1968 hareketinden türkiye ögrenci gencligi yalnizca siyasi olarak anti emperyalist, marksist- leninist cizgiyi almistir. Kemalist ordu dan milli demokratik devrim teorisiyle harmanlanmistir. Turkiye toplumunda yetismis devrimci genclik dunya 68 lerin isteklerine gözünü kapamis vede gormemezlige gelmistir. Turkiyenin feodal, millici kulturu ve dini zaten buna izinde vermezdi. Devletin kendilerini sucladiklari anarsistler gercekten kendilerimiydi. Anarsizm ne idi , feminist oda ne, cicek cocuklari(savasma ask yap), tüm bireysel özgürlükler, cinsel tercihler, dini tabular, ekolojik – hayvan haklari vb mucadele alanlarini bilmiyorlar veya es geciyorlardi. O dönemde teknolojik iletisimin olmamasi ve baska ülkeleri görme sansinin olmamasindandir ki, bilgi yetersizligi ve bilgi yalnisligi olmaktaydi.

Sadece radyo kisadalga yayin üzerinden Belgrat- sofya ve tirandan haberler dinleniliyordu. Yabanci yurd disina tatil ve egitim icin giden, dil bilen bir kac aydin kesimin sansürlü kominist enternasyonelin onayladigi kitaplar tercüme ediliyordu. Cuba devrimi; Che nin romantizmi, Vietnam isgali hasper kader turkiye ye ulasiyordu. Turkiye icinden kemalist ordunun devrimci yani ve verdigi anti emperyalist savas surekli anlatilarak manupulasyona ugruyorlardi. Nazim Hikmet in Turk ve Kemalist siirleri, Kivilcim in ve Mihri Belli nin ordu hayranligi, devrimci ordu 60 darbesi derken turk bayragiyla samsundan vatan kurtarmaya yola cikmislardir. Türkiye 68 kusagini böylesi bir eksiklikle 1973 lere kadar tasimistir.1990 lardan sonra tarihi eksikligini tamamlamaya calismaktadir.

Bu gun dünyanin teknolojik ve elektronik agi cok genis ve hizli olup , istenilen bütün bilgilere ulasilmaktadir. Yani dünya cok kücüldü. Bilgiler hafizalara yüklendi. 1980 ile 2013 arasi yasanan olumsuzluklarin, mutsuzluklarin birikimi bu gün Taksim gezi parki direnisi ile patladi.

Bu bir kusak ile ( 1990 ) sinirlanamayacagi ve tarihsel bir eksigin tüm kusaklar tarafindan el birligi ile tamamlanmasidir. Bu kusagi hareketlendiren 68 , 78 ile 90 kusaginin birlikte olusturduklari Eko platformu ve aktiviteleridir. Platformun eylem cagrisi, her yastan insani ve farkli düsünenleri biraraya getirmesi ile de bunu göstermektedir.

Eylemliklerdeki bu farkli düsünceler icinde AKP ye karsi MHP nin fasist yapisina es degerli ve hatta daha tehlikeli bir IP li cuntaci, Atatürkcü düsünce ve bayrak fetisizmi getirilmeye calisilan nasyonalist tehlikedir. Vatan bolucu kürt düsmanligini körüklenmektedir. Bu gün iktidarda olan akp nin vucut buldugu dinci politikasina karsi darbeci, laiklik-kemalistlik-vatan-millet -sakarya dusuncesiyle fasist mhp nin disinda bu yeni nasyonalist yapi eklenmistir.

Akp iktidarini diger iktidar partilerinden ayiran, sermaye ve kapitalist ulkelere sirtini dayayip muslumanlik adina yasaklar getirmesi, ortacag metodu olan:ezberci egitim sistemi- camiler, mescitlere, imam okullarinin acilmasinin abartilmasi – kilik kiyafette, aile planlamasina , ahlakli nesil yetistirilmesi adi altinda beyinleri uyusturma calismalari-kisilerin aliskanliklarina( sigar-icki vb.) % 50 lerdeki oyuyla iktidar gücüne sahip bir kisinin emirlerine cogunlugun itiaat etmesini dayatmistir.

Iktidardaki zihniyete karsi kitlelerin suskunlugu, akp nin basarisi degildi. 12 eylül darbesi sonrasi geride kalan ölü topragin üzerinde din sermayenin iktidar olmasini, savastan yenilgiyle cikmis insanlar üzerinde uyguladi. Darbe sonrasi insanlarin umutsuzlugunu yasamalarina bile izin verilmedi. Kitleler bu agir ve zor yillarin etkisinde hareketsizlesmistir. Iktidarda bu kadar uzun süre kalmalari, muhalefet partilerinin basarisizligi olmayip bu umutsuz insanlarin muhalafete olmamalaridir.

Toplumsal muhalefetin, ilk tepkisi Hrand Drink katledilmesi sonrasi gösterilerdir. Iktidara tepki olarak türk bayraklari ile gelip hepimiz Ermeniyiz slogani olmustur. Din- sermayenin baskisina karsi ermeni- türk kardesligini türk bayragi ile birlestirilmesidir.

Ermeni soy kiyimi yillar önce yapilmis ama tarih iste gercegi ile yine karsimiza cikarmistir.

Ayni sekilde su anki biz her türlü milliyetciligi karsiyiz, kürt milliyetciliginde ayni bakiyoruz anlayisi olan konservativ sol. Kürt halki ne zaman baska bir halkla esitlesti. Düne kadar kürtce konusmak yasakti. Bu halk asagilandi, varliklari red edildi, kültürleri ellerinden alindi, kendilerini red ederek yasamaya zorlandilar. Bu halkin mücadelesi ulusalcilikla suclamak; yani basinizdaki isci partili ulusalcilari- yani basinizdaki mhp – hep tepedeki devlet politikalari- cebindeki turk kimligi bunlar egemen guc ulusalcilik olmuyorlar. Kürt halkinin kendilerini ifade etmesi ise ulusalcilikla tehlike görülüyor. Eger ulusalcilik yasanacaksa türk halki nasil mücadele edecekse vede ediyorsa ayni hakki da kürt halkinda beklediginiz an Kürt- Türk kardestir sloganin anlam bulur.

Dünyada bir cok örnegi vardir dinleri- dilleri – gelenek -görenekleri- hatta ic islerinde kendi dis iclerinde ülkelerine bagli olan yönetimlerde vardir. Bizde ise ya ulusalci- ya vatan bölen- düsmanca önyargi- etiketlerimiz hemen hazir. Kürt halkinin kabullenilmesi türkiye topraklarinda yasayan tüm halklarin kardesligi ile birlesecektir. Demokratiklesmeye yardimci oldugu ve ulusalciligi alasagi ettigi an olacaktir.

Istanbulda agaclarin kesilmesi karadenizde barajlarin yapilmasi icin agaclarin kesilmesi- ic savas durumunda oldugu dönemde kürt halkinin agaclarinin kesilmesi- yakilmasina karsi tepkimiz ortak oldugunda demokratiklesmeyi basarabiliriz. Bayragi -vatani insan üstünlügünün yerine koyan mantiga karsi insanligimiz olmalidir, dedigimizde iste o zaman Insan olacagiz. Yada bayrak- vatan- millet- sakarya naralari ile türkiye topraklarinda at üzerinde cirit atip herkesi düsünce boyutunda kilictan gecirecegiz.

Devrim: yalnizca kurumlar ve ekonomik- siyasi iliskiler uzerinden yorumlamalarla degil, kendimizden basladigimizda canli- cansiz tüm evrenle dogayla girdigimiz iliskilerin bilinci ile icinde oldugumuz her seyi yasami yorumlayisimizdadir.

Türkiye topraklarinda 12 eylül fasizminden sonra ortaya cikan ilkler: ilk aktiviteler, marksist bir ideolojinin disinda bir baska dünya mümkün diyen Anarsizm – Sokak tiyatrolari – Calismalari -Feminist örgütlenme bicimlerinin cesitli kollari – Eko anarsizmi – Hayvan haklari-Vicdani red hareketi -Savas karsitligi – Ötekilestirmeme icin aktiviteler- Kürt hareketinin kendini ifade etmesi – Gerillara halkin  sahiplenilmesi- Kayip annnelerin hak arama cabalari – grevler ve grevlerinin biciminin degismeye baslamasi yani tek bir bireyin bile hakkini arama cesareti-  Quer hareketi ve örgütlenmeleri- Mülteciler sorununun sahiplenilmesi- sokak catismalari ve tartisma platformlari- vb.hareketlenme ile aktivistlerin olumlu – olumsuz -farkinda yada farkinda olmadan yasadiklari deneyimlerle birlikte bireyin belirleyicigini yansittilar. Toplumsal degisimin baska kulvarininda olacagini göstermis oldular.

Hem kendileri icin hem var olduklari toplum icinde bir ayna görevini yaptilar. Insanlar simdiye kadar hep örgütlü ve ait olduklari bir grupla degil tek bir birey olarakta güclerini farkettiler.

12 eylül fasist darbeyle insanlarin beyinlerine yüreklerine hapis edilen hak aralamalarinin sokaklarda özgürlesmesine yardimci oldular.

( bizler gibi darbeler yasayan latin halklarindada benzeri sürecler yasamasi paralellik tasimaktadir)

Taksim geziparki eylemde, eko aktiviteleri ile halkin sistemle olan mutsuzlugunu birlestirdi.

Taksimin ilk baslama noktasi:

24 mayis konseri „ dik oyna“ konseri –cagri icerigi:

Horon asktir,
ozgurluktur horon direnmektir, isyandir dememizin ustunden iki yil gecti. Iki
yilda yasam alanlari icin direnen yuzlerce insan hakkinda davalar acildi,
dogaya ve yasama sahip cikanlar “suclu” ilan edilip sorusturmalara,
gozaltilara, yargilamalara ve tutuklamalara maruz kaldi.

Yine bu iki yil
icerisinde topragini, suyunu, havasini savunanlar; yasam dusmani sirketleri
koruyan polis/jandarma siddetiyle, copla, gaz bombasiyla, silah dipcigiyle
korkutulmaya ve yildirilmaya calisildi.

Bizler hala daglarin
doruklarindan kopup gelen dereler gibi ritim tutuyoruz koylerde, sehirlerde ve
sokaklarda. “Korkmadik, bezmedik ve hala buradayiz” diyoruz.

Doga bizlere simdi
daha guclu, simdi daha yuksek bir sesle “komut” veriyor: DIK OYNA

Ekolojik yikima;

rant projelerine, dillerin-kulturlerin yok edilmesine, doganin ve yasamin her
alaninin talan edilerek ticarilestirilmesine karsi dik oynamak icin yasami
savunan tum dostlari Karadeniz Isyan ve Dayanisma Konserinde bir araya gelmeye
cagiriyoruz

Konserden sonraki asamada ise geziparki agaclarin sahiplenilmesi icin protestosu duyurusunun iceriginin özgür ve gönüllü olusudur.

Gezi parkinin eylem cagrisi olan; Yemeğini/ yüreğini/ sanatını / çocuğunu / aklını / çadırını / KENDİNİ kap da gel!

Parklar, meydanlar, sokaklar, mahalleler, bu kent bizimle baslayan , icerigi, eylem sekli, eyleme hazirlanma bicimidir.

24 mayisda Konserle baslayan- 27 mayisda eyleme dönüsen – 31 mayisda ise gönüllü dayanisma ile tr bir cok yerine yayilmistir.

12 eylül sonrasi yukarda anlatmaya calistigim aktiviteler devam etti. Bu ilk aktiviteler bireyin kendin yap- degisimi kendinden baslat bilincinin ortaya cikmasina olanak sagladi. Gezi parki eylemcilerine saldiran polise karsi ilk müdahale eden ve makinalarin ününe gecen Sirri Süreyya Önder eylemi basina tasiyip kamuoyu yaratmistir. Parlementer kimligini hice saymasi ve bu eylemli baslatan eylemcilerle ayni sekilde sahiplenmesi akp den mennun olmayanlarida eyleme gecirmistir.

Mücadelenin agaclarin sahiplenilmesinin, insan haklarininda birbirleriyle bütünlük icinde olusunun bir yanini yansitmistir. Cevremizdeki her hangi bir degisim herseyi etkilemektedir. Cevremize karsi ilgisiz ve kör olmak, kendimize de kor olmaktir. Geziparki platformunun basin aciklamasinda talepler ve eylemler butunlesmistir.

Gezi parkinin park olarak kalmasi, Agaclarin kesilmemesi. AVM yapilmamasi, orantisiz siddet uygulayan polis, valilarden hesap sorulmasi, gözaltina alinanlarin serbest birakilmasi, turkiye nin tüm kamusal alanlarda toplanti, gösteri, eylem yasaklarina, fiili engellemelere son verilmesi ve ifade özgürlügünün önünde engellerin kalkmasi.

Ayni sekilde sloganlarda eylemin rengini yansitmaktadir. Herkes bir seyler yazma özgürlügünü kullanmistir.

Alkolu yasakladin millet ayildi – Her yer Taksim her yer direnis- geleneksel gaz festivaline hosgeldiniz_ korkma biziz halk- 3-5 agac baksana ne yapiyor – rabbime sordum direngezi dedi- polis dudaklarina yapisip kalicam- ne devrim ne seriat sadece saygi- korkak medya- anamizi aldik geldik- ben gezi parkinda kanat carpan kelebegin kizilayda yarattigi firtinayi istiyorum- kahvaltimi yaptim simdi catisabilirim- direndik icimizdeki ölü vatandasi kurtajla aldirdik-Polis kardes gercekten gözlerimizi yasartiyorsun- devrim televizyonlarda yayinlanamayacak. Vb sloganlar da taleplerle bir paralellik bütünlük tasiyor.

1978 kusaginin ait olan bir slogan ise ilk defa herkes tarafindan kullanildi “ Fasizme Karsi Omuz Omuza“ direnisde ortak soylenen slogan oldu.

Kisacasi eylemin baslangici – simdiye kadar devam eden dayanismaci- toleransli – ozguvenle dusuncesini soylemesi – kutuplasmama- herkesin gönüllü ve canla basla calismalari , bu alternatif yasam bicimi ilk oldu.

Komun düsüncesi ise dünyada 68 kusaginda yasanirken bizler o dönemde komun yasami bilmiyorduk. Dogal olarak 68 de yasanmasi gerekeninin gecikmeli olarak su an yasanmasida kendi icinde bir cok sorunda tasiyacaktir. Anit komuncu olusumuz atasözlerimize kadar islenmistir. Her koyun kendi bacagindan asilir, kapini acik birakma komsunu hirsiz yaparsin, vb.

Komun yasam iste simdi Taksimin ortasinda vucut bulmustur. Insanlar örgütlenme bicimini degistiriyorlar. Kendinde ve cevresinde bir seyleri degistirebiliyorlar. Cesitli orgutlenme bicimleri yaratmaktadirlar.. Otonom, kollektif ve ozgurlukcu yasam bicimine dogru gidilmektedir.

Insanlar artik yasam kararlarim bana aittir, bana emir verme ve yasak koyma tepkisiyle yola ciktilar. Bunu düsündügüm icinde suclu degilim ve suclu hissetmiyorum vede yalniz degilim ifadesini paylasarak gösteriyorlar. Icimizdeki hapislerimiz, özgür olmak istemektedirler. Bunuda deneyleriyle bir sonraki sürece tasimaktadirlar.

Bir coklari devrim demektedir, devrimdende cok bir basikaldiridir. Kisilerin birey olarak varolduklari zeminin farkinda olmalari ve o zemin icin mücadele etmenin özgürlügünü yasamasidir. Ben varimin, bizde varizlara gönüllü dönüsmesidir. Uzun zamandir beklenilen ve gec yasanan cok sesli uyanistir.

„ Direndik icimizdeki ölü vatandasi kurtajla aldirdik“ duvar yazisindadir.

iris yilmaz.

20.06.2013

Bir Yanıt to “TAKSIM GEZI PARKI: KENDINI KAPTA GEL!”

  1. asya Says:

    Sana ne dedik?
    Çağdaş Günerbüyük

    Biz sana parkı alamazsın demedik. Sen cebini dolduracaksın diye ağaçların bir suçu yok dedik. Ama senin silahın var, bomban var, cephanen gırla. Elinde bir şey olmayan halkı kovalayabilirsin, zehirle saldırabilirsin, hayvanları öldürerek, düzenini yok ederek parkı işgal edebilirsin. İsteyen herkesin gelip katılabildiği parkı “halka açtığını” söyleyip, polisinin kimseyi içeri bırakmasına izin vermeyebilirsin. Biz o park babanın malı değil, talan da etsen halkı muhatap alacaksın dedik. Almadın mı?

    Biz sana yalan söyleyemezsin demedik. Halk artık bunları yemeyecek dedik. Ama senin medyan var, satılık onca adamın var, her şeye bir cevabın var. Her gün yeni bir yalan söyledin, bir tanesini ispat edemedin. Görmemeye çalışanlar, senin borazanların dışında hiçbir sese kulak vermeyenler, varsın gerçeği öğrenmemiş olsun. Bayrak yakılma yalanını sürdüremedin, cami yalanlarını müezzin boşa çıkardı, faiz lobisini, yabancı ajanları uydurdun, herkes güldü geçti. Biz gerçeğin kendisiyiz, gerçek bizim yanımızda dedik. Değil miymiş?

    Biz sana öldüremezsin demedik. Öldürmekle azalmayız, yanına bırakmayız dedik. Ama sen, öldürmeyi iyi bilirsin. Gaz bombaların, mermilerin üç canımızı aldı. Kendi memurunu bile koruyamadın. Kuşların, kedilerin, köpeklerin binlercesini gazın öldürdü. Ne unuttuk, peşini bıraktık, ne korkup kaçtık. Ankara’da bir kişi öldürdün, cenazesini on binler taşıdı. Sen öldürebilirsin, biz hayatı biliriz dedik. Bilmedin mi?

    Biz sana yasak koyamazsın demedik. Yasaklamakla bir şeyi engelleyemezsin dedik. Ama senin kanunun var, meclisin var, polisin, mahkemen var. “İkinci bir emre kadar” dersin, “yasak” dersin. Sen de yasağın ne olduğunu tanırsın, senin bağıra çağıra laf anlattığın milyonlar da tanır. Biz cevap vermeyelim, sen ver. Kimi tutabilmiş yasaklar?

    Biz sana meydanlara toplanamazsın demedik. Biz meydandayız, buraya konuş dedik. Ama senin bilmem ne kadar oyun var, desteğin var, bedava otobüslerin, yemeklerin, her gelene verecek harçlığın var. Yüz binleri toplayıp orada kendine karşı ayaklananlara küfür de edebilirsin. Bütün diktatörler bunu yaptı. Sonra hepsi yıkılmadı mı?

    Biz sana geri adım atmadan duramazsın demedik. Biz özgürlük talebimizden geri basmayacağız dedik. Ama sen polisinle, mahkemenle, belediyenle döner dolaşır dediğini yapabilirsin. Biz binlerle toplanıp zehirli gazının, suyunun karşısında geri adım atmadık, gerisini sen düşün. Geri adım atmamak marifet olsaydı, TOMA’nın önünde Ay yürüyüşü yapmazdık. Adım atmayayım diye ayak oyunları yapan sen değil misin?

    Biz sana gündemi belirleyemezsin demedik. Bizim de sözümüz var dedik. Ama senin ağzın laf yapıyor, her gün başka konu açıyor musun, açıyorsun. Parka gittik “çapulcular”ı dinlemek istemedin, polisini daha fazla saldırttın, biz daha kalabalık geldik, hâlâ “dinlemiyorum” dedin. Peki haftalardır başka bir konuda konuşmak için ağzını açtın mı? Kışlayı yapıp yapmayacağını, parkı yıkıp yıkmayacağını, sandığa sarılıp sarılmayacağını boşuna anlatmıyorsun ya. Konu bu dedik, diyen biziz. Ondan beri onu konuşmuyor musun?

    Biz sana çiçek dikemezsin demedik. Bina değil, alışveriş merkezi hiç değil, yeşil istiyoruz dedik. Ama sana çiçek mi yok? Diktin. Bir hafta oldu. Kimseyi parka adım attırmadın. Çiçeklerin ve polislerin mutlu mesut güneşleniyor. Bunu tabii ki yapabilirsin. Ama biz o ağaçlara sarılmasaydık, o çiçekler dikilecek miydi, o para kazanma binalarının inşaatı duracak mıydı? O zaman o çiçekleri sen dikmiş mi oluyorsun yine de?

    Biz sana kimseden destek bulamazsın demedik. Herkesi satın alamazsın dedik. Ama senin yalakaların var, eli sopalıların var, satın alınmış soytarıların var. Salarsın sokağa, konuşturursun ekranlardan, sabahtan akşama savunurlar seni, “yedirtmezler”. Herkesi kendi gibi sanmak ne acı. Bu düşmanlık senin, bizim değil. Bütün medyayı susturdum sanırsın, satın alınamayan kanallar çıkar. Herkesin ipi elinde sanırsın, tehditler savurursun. Bazısı da dinlemez, oyunu bozar. Bozmadı mı?

    Biz sana bizi dağıtamazsın demedik. Toplanırız dedik. Ama sen, bunca silahsız insanı, zehrinle parktan kovarsın, ordunu da çağırdın mı sokakları gazlayıp durursun. Kişi kendinden geçtikten sonra neler yapmaz. O kalabalığı o gün, hadi birkaç gün içinde diyelim, dağıtırsın. Dağıttın. Bize park mı yok? Bir park polisin oldu, kimseyi sokmuyor. Biz ertesi gün onlarca parkta yeniden toplandık. Şimdi hangi birine yetişeceksin?

    Biz sana bizi durduramazsın demedik. Durduk işte. Sen ne zaman duracaksın?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: