Kürd sorununda gelinen yer

27 Mayıs’ta başlayan Taksim direnişi tüm taşları yerinden sarsarken yeniden yerine yerleştiriyor.

Adeta bir turnusol kağıdı gibi.

Kürd sorunu ve demokratikleşmede Başbakan ve Hükümet çevreleri bugüne kadar,  ‘işte efendim ulusalcılar var, onlar sürece karşılar, barışa karşılar, Öcalan ile görüşmelere karşılar o nedenle başbakan cesaretle adım atamıyor, ürkek davranıyor, ulusalcı söylemler kullanıyor’ diyorlardı. Bunun böyle olmadığı gezi direnişi ile anlaşmıştır.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan bu konuya işaret etti ve dedi ki: Bakınız, Başbakan Gezi olaylarıyla ilgili konuşurken, konuyla ilgili ulusalcıları bile eleştiriyor; “siz nasıl Atatürk’le terörist başının fotoğrafının yan yana olmasını kabul ettiniz” diyor. Halen “terörist başı” diyor, ulusalcı diye tanımladığı kişileri bile bu konuda tavır almadığı için eleştiriyor. Bu ne demek! Eğer sen Kürt sorununu çözeceksen, topluma ve ulusalcılara da kabul ettirmeye çalışman gerekmez mi? Eğer gerçekten o ulusalcı denilen çevreler Önder Apo’yu kabul etmişlerse bu iyi bir şey değil mi?”

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; “Bir tarafta Sayın Öcalan ile müzakere yapacaksın sonra terörist başı diyeceksin. Sormazlar mı sana sen neyin başısın? Bu dil ile süreç ilerler mi?” Bu yaklaşım ve dil ile süreç ilerlemiyor. Tıkanmış durumda. Eğer tümü ile bitmediyse bu Kürd tarafının hassasiyeti ve çabası sayesindedir. Bu hassasiyet ve çaba da bir yere kadar, sonrası malumunuz…

Demirtaş: “Demokratik siyasete nefes aldırmayan bir anlayışla yol alamayız (…)18 aydır biz görevsiziz diyorlar. 18 aydır Roboski halkıyla alay ediyorlar. Velev ki görevsizsiniz. Bunun anlamanız için 18 ay beklemeniz mi gerekiyor?” diye soruyor. Beklemeleri gerekiyor çünkü önceki katliamlar ve işkenceler gibi hesap sormak istemiyorlar ve oyalama çabasındalar. Şu açıktır ki Roboski’nin hesabını vermeden demokratikleşme de olmaz, Kürd sorunu da çözülmez.

Ak Parti hükümeti süreci tıkamıştır. Demokratik siyasetin kanalları açılmadan çözüm olmaz. Başbakan meydan okuyor, çağrı yapıyor diyor ki “sandıkta görüşelim”. Gezi Parkı’na çadır açanların üzerine polisini saldırtıyor, tomasını saldırtıyor, gaz bombalarıyla saldırıyor. Gezi direnişi ile ortaya çıkan demokratik ruhu boğmak için başbakan hem yalan söylüyor hem de SDP’ye, ESP’ye ve Taksim Dayanışması’nın bileşenlerine operasyon yapıyor. Öte yandan Kazlıçeşme Meydanı’na devletin tüm imkanlarını seferber ederek insan taşıyor. Seçim barajını kaldırmıyor, ifade özgürlüğünü sağlamıyor sonra da “sandıkta görüşelim” diyor.

Ak Parti Kürd siyasetçilere rehine politikası uyguluyor. Binlerce tutuklu var ve tek biri bırakılmadı. “silahlar sussun siyaset konuşsun” diyen başbakan Kürd siyasetçileri cezaevlerinde rehin tutuyor.

Böyle mi konuşacak siyaset, Kürd sorunu böyle mi çözülecek?

Kimse kusura bakmasın ama Kürd sorunu böyle çözülmez. Hükümet oyalama ve kandırma peşinde.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan “Siyaseti yürütecek olanlar zindanda kalacak, gerilla geri çekilecek, karakol inşaatlarına hız verilecek. . Peki, ne yapılmak isteniyor? diye soruyor.

Böyle yol alınmaz bu anlaşılmıştır ve açıktır.

Görülen odur ki hükümet yerel ve genel seçim hesapları yapıyor. İşin özü şudur ki açılım süreci ile Kürd hareketini ve halkını rehin alarak kazanmak istiyor. Ama bunun gerçekleşme şansı yoktur.

Hiçbir iktidar nimetten değildir; hizmet ettiği ölçüde gereklidir. Hizmet etmiyorsa ve zorbalaştıysa gidecektir.

halil savda

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: