GEZIDE YENI VE ILKLER.

Eskinin icinde varolan bu yeni durum; ilklerle, farkindaliklarla, yenilenmelerle sekillenmektedir.

Yeni ve ilk olan durumun kabul görmesi henuz kavranmamistir.

Halen israrla yeni olani eski yöntemle anlama ve aciklama yanlisi yapmaktadir.

Yeni durum degerlendirilmesinin  saglikli olmasi icin, bu gune kadar bilinenin disinda olaya kendi özgül kosullarinda ciplak gözle bakmak gerekmektedir.

Elimizde adalet terazisi ile dolasmanin maktiksizligi ve külfeti de ortadadir.
Sokaklarda adil olmanin direk demokrasinin en ufak nuveleri denenmektedir. Kendileri icin ve baskalari icin adalet terazisi bu yeni durumda bireyin kendisidir. Bilincli – bilincsiz bunu herkes gönüllü paylasimla göstermektedir.

Bunun ilerisi ne olur düsüncesi- kaygisi olmasi zaten bu yeni duruma ters düsmektedir. Cünkü burda hedefe kitlenme yoktur. Hedef zaten vardir. Hedefden cok insani boyutta ne yapabilirimin , sokaklarda anlam bulmasindaki ne yapabilirizlere dönüsmesidir.

Gezide ortada olan, ortak tüm insanlarla paylasilarak insani boyutta mümkün oldugu kadar kollektif kararlar alabilmek ve pratige uygulamaktir. Varolan platformun rolu o insanlarin ortak paylasimlarindaki kararlari dile getirmesidir. Bu platform informatiktir. Karar yetkisi yoktur. Ve bundandir ki, merkezi olmayan ve her an degisken durumlar sergiler. Ayni sekilde sabit kalmadigi icinde hareketlidir. Degisken olusu her durum yada olayda zaman-mekan-sartlar gözönünde tutmasindandir. Bundandir ki farkli farkli alternatifler her duruma göre yaratilmaktadir. Bu su anki  platformun dogal halidir. Sürec icinde,  insiyatifin insanlardan ayrilmasi ile kurumlasabilme tehlikeside vardir. Fakat korkmanin bir faydasi olmayacak yine rahatsiz olanlar kendileri belirlemeye calisacaklardir. Hatalar, yalnislar yapilmasi ilklerde rastlanan bir durumdur.

Bu platformun disinda farkli katilimcilarin kendi platformlarida olacaktir. Örgütlenme bicimleri geregi ayni alani paylasan farkli platformlarin ortaya cikmasi kacinilmazdir.Bu farkli platformlarin deneyimleri egiticide, körelticide olabilir. Bu cok sesliligin bir yansimasidir.

Yeni durumu ciplak kendi özeli ile düsünme -anlamayi, iktidari-hüküm sahibi durusla teorik yorumlarla cözmek ve önermeler getirmek sonucsuz kalmaktadir. Yükümlülükler sunmak – programlar cizmek ortada olan gercegi degistirmeyecektir. Beklenmedik bir baslangicla geldigi gibi almasi gereken sekildede kalacaktir. Yenilmek ve kaybetmek korkusu yoktur.

Yenilgiden ve kaybetmekten korkmanin nedeni sahipliktir, aittliktir. Sahiplenmek korumayi, korumaksa güc gerektirir, güc iste burda önemlidir.

Güc; insanlik temelinde ve özgür bireylerle paylasimin oldugu bir toplumun kendisini ifadesi mi?
Güc: Ideolojik örgütlenme birliktelikleri ile biraraya gelmis özgurluk mücadelesindeki bireylerin kendilerini ifadelerimi ?
Alttan yukari dogru- yukardan asagi dogrumu yada her taraftan baslayip asagi ve yukari kavramini yok etmek midir.?

Toplumsal beklenmedik olaylara karsi anlamayi kendilerinde yetkili sayan basin kalemsörleri. Bu olaylar basladiginda gazetelerinde gercegi yayinlamayanlarin hic bir etkisi olmayacaktir. Onlar kendi tarihi görevlerini uslenmekle vede insanlikta kendi tarihi görevleri yüklenmekle ayni atmosferi suluyacaklaridir. Kimse kimsenin yargici olmayacak herkes kendi kendisinin yargi mercisi olacaktir. Yasamin realitesi ise ögreticiligini koruyacaktir.

Düne kadar yasanmis deneyimler sonucunda alternatif bir tablo ortada olan. Yani bu güne kadarki yasananlar tez- su an yasananlar anti tezdir. Sentez icin daha cok erken zamana ihtiyac var. Ki insanlar sokaklarda bunun bilinciyle „bu daha baslangic „ demektedirler.

Politik- apolitik, örgütlü- örgütsüz, sembollerle- sembolsuz, ideoloji- anti ideoloji, merkezci- merkezi olmayan, popilist- anti popilist, kariyerist- antikariyerist, vb. Özellikleri ile bir karakteri ve ruhu olan özgürlükcü harekettir. Insanda herseyin baslayip bittiginin farkinda olmaktir.

„Kadinlar olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadinlar kurtulmaz“ sloganindaki anlayisin tam tersidir su an yasananlar.
Slogandan anlasilan ,bir degisim icin materialler yani insanlar, onlar olmazsa degisim olmayacaktir. Onlarla degisim gerceklesecektir. Temel insandir burda fakat devrim temel gösterilir.
Temel gösterilen devrim yine temel gösterilerek insanlara özgürlük vaad edecektir. Yani burda yine insan temel degildir.
Su an ise devrimi yapacak temel güc insan olarak, devrimle yer degistirme cabasindadir. Insanlar devrimi kendilerinde gerceklestirmediklerinde ne kadar mükemmel bir ideoloji olursa olsun gerilemeye kacinilmazdir.
Ve bundandirki, hedef amac olan ideoloji temel degildir. Temel olan insanlardir. Cünkü insanlarin özgürlükleri icin ideoloji yaratilmistir. Dünyada önce insan vardi.
Insanlar gecmis ve simdiyi anlama cabalari ile kendilerinden baslayarak dönüstürmek ve degistirmek istemi ile birseyler yapmak istiyorlar.

Sanal yasamin getirdigi bilgilendirme birikimi, information fazlaligi bireyleri iki tercihe zorlamaktadir. Kendisinin yasadigi ortama ve dünyaya yabanci olmak kendi bilgileri ile kendi hapishanesini yasamak yada bu birikimin disa yansimasi olan kendini yaratmak, özgür kilmak.

Insanlar önce teknolojinin uyusmasini ve uyanmasini da internetle, sanali sokaklarla birlestirdiler. Bu sokaklara tasima sekli ile eskisi gibi bir örgüt- örgütlenmeye ihtiyac olmamaktadir.
Devletin hukuk isleyisindeki yasasi baski- cezalandirma- hapis olan devleti yikmayada suc teskil etmeyi ortadan kaldirmaktadir. Cünkü örgüt yok ama sokaklarda her birey bir örgüt olmaktadir. Herkes kendisinden sorumludur. Ayni alanda diger katilimcilarda kosulsuz insani temelde kendisi olarak görür.Ve bu özgür hissetme duygusuyla kendi ve kendileri gibi düsünen cogunluklar yaratmakta hic zorlanmazlar.

Örgüt olmadigi icinde merkezden yönlendirme ve karar yok. Görev paylasimi yok. Kisacasi önceden planlanan hic bir sey yok. Gelen gelir, gelmeyen gelmez. Gelenlerlede o onda dogal paylasilmasi gerekenler olur. Bu isleyis dünyanin bir cok yerindede ayni sekilde olmaktadir.

Birara gelme gönüllü ve özgür oldugunda yapilmasi gereken bütün isler elbirligi ile yolunda gider ve gitmezsede dünyanin sonu gelmez. Yerini alacak baska bir alternatiflerde düsünülür. Insanlar özgür olduklarini hissettikleri ortamda yaratici olmaktadirlar. Özgüvenle paylasim birlesmesi yaratticiligi zenginlestirmektedir. Bu durumda insanlar örgütlenislerini yeniler ve degistirerek alternatifler yaratabilirler.

Bu günkü eylemliliklerin karekteri önemlidir. Cünkü bu gün eylemin malzemesi ( agaclar-insan- hayvan vb) devleti yikmaktan cok devletin islevinde insanlarin söz haklari agirligini tasimasi ve tabiki demokrasi- iktidara karsi iktidari ayakta tutanlarin kendileri oldugunu farketmeleridir.

Kendilerinin devleti ayakta tutan temel güc oldugu bilinci insanlarda yenidir. Ve bundan dolayidir ki gözaltindaki – mahkemedeki tavirda eylemi gibi kendisine aittir. Bu güclü bir savunma moral gücü eyleme enerji vermektedir.Kalici vede kendiliginden örgütlemeleri deneyimlerle daha yenilere yelpazelerini acmaktalar.

Eylemlerinde kullandiklari kendilerini savunma taktikleride farklilik tasimaktadir. Polis teskilatinin devletle baginin degerlendirilmesi ve insan olma boyutuna tasiyarak iktidari teshir derken üniforma altindaki insani ortaya cikarma cabalari. Orantisiz gücü kamuoyuna tasimalari, siddete karsi sivil itiaatsiz eylemi ile yanitlamalari.

En önemlisi sokakta olmalarini, eylemlerini, düsündüklerini, taleplerini hic bir yasadisilik duygusu tasimadan sahiplenmeleridir. Sokaklarda güclü olmalari yalnizca bu nedenler olmayip, tr devrimci mücadeleci kusaklarin bu Geziparki eylemleri ile baslayan tüm eylemliklere tam destek vermesidir. Tr topraklarindaki devrimci mücadelesi icinde yer almis örgütlü – örgütsüz her insanin birey bazinda haklarini su an sokaklarda aramasi iki celiskiyi de ortaya koymaktadir.
Gecmisle (örgütlü yaptigini su an örgütsüzlerle ) ve bu gündeki farkliliklari karsilastirmasina neden olmaktadir.
Kendi birey olarak nerde oldugu arayisini kendisinin sorgulamasina, olanlari kendisinin persfektifinden anlamaya calismaktadir. Bu yeni durumun icinde, alisik olmayan biciminde kendisine hitap edecek bir dil yakalayabilmek icin anlamaya calisiriken zorlanmaktadir. Zamanla ya orta bir yol, ya eskiyi, yada yeniyi yakalayacaktir.

Yeni mücadele seklinin böyle oldugu gibi kabul edilmesi, mudahale edilmemesi gerekmektedir. Cünkü daha sentezi sekillenmemistir. Nasil beklenmeden geldiyse, kendisini ifadesi ile özgür yasamin icinde sekillenmelidir. Insanlar kendilerini özgür hissettiklerinde yaratacaklari yine yasama geri dönecektir.
Bu yeni bir dünya yorumu ile birseyleri degistirme istemidir. Insanlar üzerinde vucut bulan, baskici devlet gücünün kaynaginin temelindekiler olarak bireyler uyandilar. Artik onlarin konusma zamanidir. Yanlislarda olacaktir. Apolitik sifatlanmasi ile anilanlarin sokaklardaki insiyatifi ayni zamanda bir koca elestiri niteligide tasimaktadir.
Her insan bir örgüt oldugu kadar, yine her insanda devleti ve iktidari kendisinde tasir.

Iris yilmaz
15.07.2013

Bir Yanıt to “GEZIDE YENI VE ILKLER.”

  1. Anasayfa / Gezi Parkı direnişi / >Bizim de ?darbe? öykülerimiz var artık baba!
    Emek Erez Sinemadan Gündemden Yazılar

    Yazılar:70
    Aldığı Yorumlar:118
    Okunma:111120
    Yaptığı Yorumlar:57

    Bizim de ?darbe? öykülerimiz var artık baba!
    27.06.2013 19:47:55 | Gezi Parkı direnişi
    Bizim de ?darbe? öykülerimiz var artık baba!
    Okuma : 735 Yorum : 0
    Puan: 4,3
    [Pin It]

    Seksenli yıllarda doğanların belleği normal bir insan belleğinin kaldırabileceğinden çok daha büyük acılarla doludur zaten bu nedenle de hep ölü kuşak kavramı kullanılır bu dönem doğanlar için. Kolay değildir çünkü her aileden en az bir devrimcinin çıktığı yılların sonrasında birçok acılı anıya tanıklık etmiştir seksen ve sonrası kuşak. Yeşil parkalı babaların, amcaların, dayıların, kızıl saçlı teyzelerin, halaların, annelerin işkencelerle acıtılmış ruhlarının yorgunluğu sinmiştir çünkü bu dönem çocuklarına…

    Bu günlerde Gezi Parkı direnişiyle birlikte yeniden bir umut oluşmuş olsa da geldiğimiz süreç o acılı darbe günlerini hatırlatmakta ve yeni acıklı anılar yüklemektedir belleğe. Belki sıkıyönetim falan ilan edilmedi ama gözaltılar, ölümler, yaşanan hukuksuzluklar, insanların hiçbir şeye kalmayan güveninden söz etmek gerekmektedir. Şafak operasyonları, ortaya konan deliller, kitapların suç unsuru teşkil ettiği günlere geri döndüğümüzün göstergesidir. Okuduğumuz haberlerde ders kitabının suç delili olarak kabul edilmesinden söz edilmesi babaannelerimizin babalarımızın, annelerimizin ya da diğer akraba bireylerinin aceleyle evdeki kitaplarını toplayıp yaktığı ya da bahçeye bir yere gömdüğü o günlere gönderme yapmaktadır.

    Her gün bir ilde düzenlenen şafak operasyonları, birçok siyasi örgütün fişlenmesine, illegalleştirilmesine bazı durumlarda ise yöneticilerle birlikte eylemlere katıldıkları bahanesiyle direnişçilerin tutuklanmasına sebep olmaktadır, Radikal gazetesinden İsmail Saymaz’ın haberine göre “Gezi eylemlerinde 5 bini aşkın insan hakkında adli işlem yapılmış, göstericilerden 85’i tutuklanmıştır. Operasyonların hali hazırda sürdüğü düşünüldüğünde bu, Türkiye’de yüzlerce davanın açılması ve binlerce kişinin sanık durumuna düşmesi anlamına gelmektedir.” Ayrıca sokağa çıkan sendikalara soruşturma ve baskı tehdidinin artması, sosyal medya paylaşımlarının bile “siber suç” olarak değerlendirilmesi dinlediğimiz darbe dönemi öyküleriyle benzer bir anlama doğru evriliyor gibi görünmektedir.

    Gezi direnişinde ölenlerin davalarının adaletsiz, hukuk tanımaz bir üslupla değerlendirilmesi, ölenden çok ölen “bayrak yaktı”, “örgüt üyesiydi” şeklindeki değerlendirmeler basın yoluyla yayılan karalama kampanyaları iktidar yanlısı olmayanların adalet ya da özgürlük hakları olmadığının göstergeleri olmuştur bu süreçte. Ayrıca gözaltına alınanların yaşadıkları, kadınların çıplak aramaya m?ruz bırakılmaları, Ankara Dikmen’ de önceki gün gözaltına alınan kadınların sözlü ve fiziksel tacize uğradıklarını beyan etmeleri, direnişçi sanılan bir kişinin ölesiye darp edilmesi, bu dönemde üç yüzden fazla çocuğun gözaltına alınmış olması, her gün ülkenin belli yerlerinde yaşatılmaya devam edilen polis şiddeti, sokaklardan eksik olmayan TOMA’ lar, akrepler, biber gazları ne yazık ki bize o darbe günlerini hatırlatmaktadır. Bu anılarla büyüyen seksen dönemi çocukları için bu öyküler tanıdık olmakla birlikte ürkütücüdür. Bütün bunların ötesindeki tek gerçek ise o günlerden bu günlere yalnızca isimlerin değiştiği, özgürlükleri uğruna sokağa dökülenlerin bu coğrafyada her dönemde aynı uygulamalarla karşılaştıklarıdır.

    Maalesef bu gün iktidarda ordu yerine sivil bir hükümetin olması hiçbir şeyi değiştirmemektedir, bir dönemin anti-komünizm propagandası gizli bir şekilde farklı bir yöne evrilerek devam etmektedir. Bu gün belki adını bu kadar rahat koymayız çünkü Gezi direnişi herhangi bir ideoloji yanlılığıyla başlayan bir ayaklanma değildir. Tek bir ideolojinin ya da söylemin değil çoğulcu bir anlayışın hakim olduğu bir direnişten bahsediyorsak bu gün iktidarın politikasının adını farklı olan her şeye karşı olmak olarak okuyabiliriz. Bu farklılığa eşcinsel bireylerden, Kemalistlere, sosyalistlere, anarşistlere, bir fikri olmayanlara kadar götürebiliriz ve iktidarın kısaca kendisinin dışında kalanlara karşı bir anti politika içinde olduğunu Kenan Evren’ in “asmayalım da besleyeli mi?” sözünün “polisim şunu yapmasında ne yapsın, bunu yapmasında ne yapsın” gibi genellenebilecek bir söyleme doğru gittiğini öngörebiliriz.

    Ancak bu durum bir umutsuzluk sebebi değildir, tarih boyunca devletler en önemli ideolojik aygıtları olan medyayı korku yaymak için kullanmışlardır ve insanları korkutarak özgürlük taleplerinden uzaklaşmalarını sağlamaya çalışmışlardır. Bu çok klasik bir tarih tekerrürüdür aslında çünkü özgürlük kolay elde edilebilen bir durum değildir “özgür doğan insan her yerde zincire vurulmuştur.” Derken Jean Jacques Roussaeu haklıdır ancak “özgürlükten, kişiliğin otoriteye üstün gelmesini anlıyorum.” Diyen Benjamin Constant daha da haklıdır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: