HDP’nin SEÇİMİ ve ANARŞİ

HDP’nin İspanya anarşist devriminin sembol marşlarından olan A Las Barricadas marşını uyarlayarak seçim şarkısı haline getirmesi üzerine İstanbul Anarşi İnisiyatifinin yayınladığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

oylarr

Bir temsili demrokrasi klasiğiyle daha karşı karşıyayız. Memleket gene Pazar yeri. Her köşede bir sandık. Sandıkların başından sürekli birileri sesleniyor. Varlığını göstermeye çalışıyor. Her göz göze geldiğimizde bir gözü bize bakarken öteki gözüyle sandığı göstererek varlığımızı istiyor. Grinin hemen her tonunu barındıran bu rengârenk alanın şüphesiz ki en renkli köşesi HDP’nin. Ortaya çıkışı, kendini var etme biçimi ve buna paralel gelişen söylemleriyle birlikte başlı başına bir renk cümbüşü. Toplumun mülksüzlerden oluşan her katmanına seslenen ve hepsini kucaklamak için kollarını epeyce açan bir parti. İçinde barındırdığı her renkten bir nebze var, altında imzası bulunan tabloda. Kürt hareketinden, sosyalist hareketten, LGBTİ hareketinden, kadın hareketinden, emekçilerden, yoksullardan, sanatçılardan ve kendi söylemleriyle; toplumun tüm ezilen ve yok sayılanlarından oluşan bir yelpaze. Ancak bu rengârenk tabloda göze batan, kulağı tırmalayan ve kaba tabirle “oturmayan” bir şey var. O da, İspanya anarşist devriminin sembolü olan A Las Barricadas marşından ortaya çıkan seçim şarkısı: Haydi HDP’ye/Oylar HDP’ye…..      
Toplumsal devrim mücadelesi tarihimizde kendi başına bir tarihi anlatan bu marştan yola çıkarak yapılan şarkıyı duyduğumuzda şunu düşünmeden edemedik: HDP, içindeki tüm renkleri yansıtmak gibi bir var olma çabasına sanırız seçimlerde kendisine destek vereceğini söyleyen anarşistler için de girmişti. Ancak şunu hatırlatmak gerek: Bu marş toplumsal devrim arzusu duyan ve bu yolda mücadele eden anarşistlerin marşıdır. Yani amaç bahsettiğimiz gibi bir şey is şüphesiz ki HDP, fırçasını yanlış renge bulamıştır. Ya da kim bilir belki de HDP, A Las Barricadas’ı bir Bandista şarkısı zannetmiştir. Bunlar, meselenin şakayla epey karışık kısımları… Gelelim asıl meseleye…
Anarşistler olarak var oluşumuz gereği seçime giren partileri tartışmak, aralarındaki bilmem kaç farkı bulmaya çalışmak hiçbir zaman bizim işimiz olmadı. İktidarların ve iktidar arzusunun teşhiri ve yaşamdan kovalanmalarını iş eyledik hep kendimize. Bununla birlikte oy meselesinde temel mevzuumuz; kapitalist düzenin temeli olan toplumsal tahakküm mekanizmalarını yeniden örgütleyen, toplumsal hiyerarşik ilişkileri yeniden var eden ve meşrulaştıran, yani ki iktidarın sürekli tesisini sağlayan köşe taşlarından biri olan oy verme – verdirme meselesine dair olmuştur. Bundandır ki şimdiye kadar HDP de bizi, temsili demokrasiye dayalı siyasal ve toplumsal düzen içerisinde yer edinmeye çalışan her parti kadar ilgilendirdi. Söylemleri, politikaları, renkliliği, örgütlenme biçimi vs. öncelikli olmadı bizim için. Nasıl olsa HDP’ye de oy vermeyecektik. Ancak şimdiye kadar tartışmadığımız bir meseleyi, yani HDP’nin sistem içinde konumlanmayışı üzerine üretilen söylemlerin A Las Barricadas’tan yola çıkarak yapılan seçim şarkıyla birlikte nasıl temelden sarsıldığını görüyoruz.
Sözünü ettiğimiz toplumsal hiyerarşik ilişkilere benzer ilişkilenmeler ortak mücadele alanlarında da kendini gösteriyor maalesef. Uzunca bir zaman anarşist hareketin ve anarşistlerin; gerek gösterdikleri var oluş, gerek dayanışma, gerek ödedikleri bedellere rağmen, var olan toplumsal muhalefet odakları tarafından ortak mücadelenin sergilendiği her alanda yok sayılması, sözünün duymazdan gelinmesi, varlıklarının kabul edilmemesi, bunun mümkün olmadığı yerlerde manipüle edilmesi vs. bu hiyerarşik ilişkiler ağının bir ürünüdür. Anarşist mücadele bu topraklardaki köklü mücadele odakları tarafından, o hiyerarşinin alt basamaklarında konumlandırılır çünkü. Benzer problemler ve politikalarla feminist hareketin de çokça karşılaştığını söylemek ikinci bir örnek için yanlış olmaz sanırız. Ancak her hiyerarşi gibi bu muhalefet hiyerarşisini de reddeden anarşistler; emek, ilkeli duruş ve samimiyet ölçütlerinde müttefiklerine yaklaşmışlar ve bu gün mücadele alanlarındaki varlıklarını kimsenin lütfu sayesinde değil, kendi kararlı mücadeleleriyle görünmemesi mümkün olmayan bir hâle getirmişlerdir. Konuyu çok dağıtmayalım. HDP’nin İspanya Anarşist Devrimi’nin sembolü olan; kentte ve kırda kendi öz örgütlenmeleriyle faşizme, devlete ve iktidara karşı savaşan, özgürlüğü hiçbir hükümetin ve iktidarın peşinde görmeyip onları tümden reddeden ve her türlü tahakkümden kurtuluşun yolunu oy sandığı değil cephede gören ve özgür iradeleriyle mücadele etmek isteyen mülksüzlere oy sandığını değil, cepheyi göstererek çağrı yapan anarşistlerin A Las Barriccadas marşını, bu marşı var eden bütün tarihsel gerçekleri yok sayarak bir seçim şarkısına çevirmesi bu hiyerarşik bakışın örneğidir. HDP’ye göre anarşistlerin devrim ve özgürlük mücadelesi, bu yolda ödedikleri bedeller hiç önemli değildir. A Las Barricadas nasıl olsa bir anarşist marştır ve anarşistlerin tümden karşı olduğu seçim ve iktidar kavgası için de kullanılabilir. Kaldı ki bir anarşist bu marşın böyle bir amaçla kullanılmasına dair bir karşı duruş sergilediğinde, kendisine hemen oracıkta mülkiyetten dem vurulup, mülkiyetçi olduğu ve kendisiyle çeliştiği üzerinden nutuk atılabilir. HDP’nin böyle rahat davranarak, tarihte toplumsal bir devrim sayfası açmış olan anarşistlerin üzerine basma rahatlığını göstermesi de içinde konumlanmaya çalışmadıklarını iddia ettikleri sistemin yarattığı hiyerarşik ilişkilenme biçiminin bahsettiğimiz tezahürüne dayanmaktadır kısacası.
Sistem içi ve dışı meselesinde, bu konuyla ilgili bir nokta daha var ki HDP’yi doğrudan sistemle bütünleştiriyor. Kapitalizmin, kendi sürekliliği için her değerin içini boşaltma girişimi, bu değerlerin var oluşunu hiçe sayarak onu bir meta olarak kullanması alışıldık ve onun karakterine uygun. Gene bedeller ödenerek bu topraklarda yer eden direniş türküleri, marşlar, sloganlar maalesef ki bu gün televizyon dizilerinde, reklam filmlerinde, ticari kaygı dışında hiçbir gerekçesi olmayan sinema filmlerinde ve tüketim temelli var oluş gösteren müzik alanlarında amacından ve onu yaratan değerlerden tamamen soyutlanmış biçimde karşımıza çıkıyor. Çünkü kapitalizm için asıl olan kendi amacına ve sürekliliğine hizmet etmesi. Gerisi hiç önemli değil. İşte A Las Barricadas’ın bir seçim şarkısına dönüştürülmesi de HDP’yi kendi amacı dışında hiçbir gerçeklik tanımayan bir kapitaliste dönüştürüyor.
Peki, yukarıda sözü geçen toplumsal muhalefet içi hiyerarşik ilişkiler dâhilinde anarşistleri ötekileştirerek onların mücadelesini, tarihini ve o tarihin yarattığı değerlerini yok sayan HDP, bu topraklardaki etnik kimliklerin, kadınların, LGBTİ bireylerinin ötekileştirilmesinden bahsedebilir mi? Devrimci mücadele vermiş anarşistlerin mücadelesini yok sayarken bir taraftan da Kürt halkının mücadelesinden bahsedebilir mi?
Türkün kürt, erkeğin kadın, heteroseksizmin LGBTİ, müslümanın gayrimüslüm, sünninin alevi, insanın hayvan ve doğa üzerindeki tahakkümü ve ötekileştirmesi tüm çıplaklığıyla karşımızda ve biz anarşistlerin mücadelesinin de doğrudan kendisine tekabül ediyor. Ancak artık bunlardan bahsetmek HDP’nin işi değildir. Devletin ve her türlü aygıtının yıllar boyu her türlü tahakkümüne uğramış, yok sayılmış, katledilmiş, inkâr edilmiş, imha edilmiş ve direnişine hâlâ devam eden kürt halkının mücadelesi de bizim için A Las Barricadas marşını bizlere hediye ve emanet eden İspanyol yoldaşlarımızın mücadelesi kadar değerlidir. Ancak bu halkın mücadelesinden bahsetmek de artık HDP’nin işi değildir. Zorbalığa karşı verilen mücadelelerin birini dilinizden düşürmezken diğerini yok saymak, dilinizden düşürmediğinize dair de bir samimiyetsizliğe işaret eder çünkü.
Amacımız bir parti olarak HDP’yi tartışmak değil. Ancak bize dokunan bu meseleyi ve bu meselenin dayandığı gerçeklikleri konuşmamamız beklenemez. Çünkü tarihin her hangi bir vaktinde, yeryüzünün her hangi bir noktasında tahakküme, mülkiyete ve hiyerarşiye karşı devrimi örgütlemiş ve buna çabalamış yoldaşlarımızın mücadelelerinin eseri olan değerlerimiz sahipsiz değildir. Tıpkı Emma Goldman’ın “Oy vermek bir işe yarasaydı yasaklanırdı.” sözü gibi.
Tüm bunlarla birlikte A Las Barricadas, her cümlesi anarşistlerin ödediği bedellerle yazılan bir isyan ve devrim marşıdır ve HDP’nin bu marştan bir seçim şarkısı türetmesi bu marşın, özünde isyanından da devriminden de bir şey eksiltmez. Sandıklar etrafında söylenen hiçbir sözün, edilen hiçbir yeminin boy ölçüşemeyeceği kadar gerçektir bu. Anarşinin sandığa sığmaması kadar gerçektir.
İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: