AH BERKİN.. ZAMANI MIYDI KANAT TAKMANIN

 

               Seninle  aç ölen bendim..                              

                                                                            Ümit Yaşar Işıkhan

 ..süzül perdesinden koyu uykunun / uyan dala durmuş gonca gülüm / açıl geleceği rengarenk..

dallarına,uzun bükük yapraklarına../ sarılsan bile sessiz ölüm iniltisinin..

Uyan Berkin..Uyan çocuğum..

Alacağın var havadan, sudan, maviden ve yeşilden. Alacağın var umuttan ,sevgiden, kavuşmalardan.. sıcaklığın var, aşkın sarhoşluğundan, anne kucağından, baba avuçlarından.. Sevgilinin saç bağlarından, bakışlarından, heyecandan, sarılmaktan..

Ah Berkin  zamanı mıydı  kanat takmanın..

Seni Öldürdüler.. Bütün çocukları..

Bir serçe, bir kelebek, bir rüzgar ılık ve sevimli kanatlarını okşarken zamanın bir noktasında. Daha bıyıkların terlememişken, daha bilinmezken tok günlerin umudu ve dokununca ürpertisi sevgilinin..

Ah Berkin  bulut muydu  bakışlarının ardında kalan..

Sokak oyunlarında koşturmadan, doyunca topun peşinden.. Uçurtmayı daldan dala, tepeden tepeye  renklerin  rüyasında bırakmadan.. Şeytan kuyruklu uçurtmanın bir yılan gibi  kıvrılıp, tepelerden  ağaçlara sarılmasını görmeden.. Bir zafer kazanmış gibi dönüp arkadaşlarına bakmadan.. Sıcak havalarda  , seyyar dondurmacının, şekercinin ve baloncunun peşinden koşturmadan, oyunların en çılgın saatlerine doymadan, ayak izlerinde biriken yağmurun suyunda kağıttan gemileri batırmadan. Komşunun erik ağacına tırmanmadan ve  kuşlar ürkmesin diye  dallardan inmeden, şarkıları dinlemeden …Nereye… Ah Berkin, çocuğum.. Yeğenim.. Kardeşim.. Sevgilim..

Hangi  kuş kanadında kaldı özlemlerin. Hangi yağmurda saklandı annenin gözyaşları..Sen nereye gittin böyle ansızın sokak oyunlarımızdan.. Daha akşama çok var…Daha özgürlüklere  çok var.. Daha hayata dair çok masalımız var.. Umudumuz var.. Kavgamız var.. Açlığımız var.. Hıncımız var..    

Biliyor musun..Ellerinin yumuşaklığını kuşlar saklayacak. Bakışlarındaki ışığı, aydınlığı direnen halklar..Bacaklarını  özgürlüğe koşan bir hayat ve yüreğini direnen bütün barikatlar..

Biliyor musun.. Kaşlarını akşamın hüznüne   bıraktın.  Söyleyemediklerini meydanlar haykıracak.. Sesinde usulca şarkılar,sevgilinin kulağında martı çığlığı ve kavuşan ellerin  hep orda olacak..

Susturdular …Berkin..

Ah bütün suskunluklar beni boğuyor. Ülkemin ,dünyanın suskunluğu renklerimi öldürüyor. Mevsimler, bütün fotoğraflarını siyaha veriyor.. Katran karası ,suskunluğun ve umutsuzluğun  kapılarında duran insanlar çoğalıyor.. Susuyorlar …Susuyorlar ve dünya daha karanlık çağlarına çekiliyor incecik bir ipin ucunda..

Biliyor musun  Berkin..

Az önce  Suriye’ de kardeşlerin öldürüldü. Aç ve çıplak ve sabah aydınlığını görmeden. Duvarlardaki  sloganların  derinliğini öğrenmeden.. Anne ve babalarına sarılmadan ve doymadan ekmeğin kokusuna..Seslerle boğuldular..Uçak sesleriyle, bomba sesleriyle, mermi sesleriyle…

Ses düşmandı…Ses ölümdü…Ses ayrılıktı,ucu kanlı bir bıçaktı ve kandı damlarken kuşların kanatlarında. Oyuncakları olmadı..Süt ve peynir ve sıcak evleri, amcaları, dayıları, dedeleri olmadı.. Evleri ve kendilerine ait yatakları, umutları olmadı.. Orda birlikte ölüyorlardı.. Birlikte  oynarken paramparça olmuş bir bebeğin bakışlarında.. Onlar senin yaşıtlarındı…Onlar senin kardeşlerin esmer renkli ve aç  bakışlarıyla.. Onlar da  ekmeğin  kokusuna çıktılar yola.. Dünyanın öbür ucundan ..

Onlar aç öldüler..Seni aç öldürdüler..Seni  korkaklar öldürdü..Kardeşlerini öldürenler de onlardı. Aynı cephaneden besleniyordu  silahları..Aynı  renkte kusuyorlardı  hayata.. Duvarlarda çizilen bir haritanın bıçak izlerinde tanrı yoktu.. Yemek yoktu.. Su yoktu..Can güvenliği ve gelecek yoktu.. Her saat  kendi içinde koşturan umutların ölüm döşeğiydi,Faşistler..

Sen öldün Berkin..Seni öldürdüler..Bütün çocukları da öldürdüler..Ah o çığlık nasıl anlatılır..Nasıl anlatılır bir merminin sıcaklığı, yangına koşuşu hain bakışların ve nasıl bir yürek bu taşıdıkları.. Katiller.. Nasıl uyurlar sabaha kadar.. Nasıl sarılıyorlar çocuklarına elleri kan içindeyken..Katiller ..Sizin katilleriniz nasıl sevişiyorlar  hayatla..

Ah Berkin sırası mıydı şimdi gitmenin..

Daha yeni örgütlemiştik bütün kardeşlerimizi.. Ellerinde  pankartlarla katılacaklardı oyunlarımıza.. Halaya duracaktı bütün baloncular.. Bütün dondurmacılar ve şekerciler bayramlık  giysilerinde  geçecekti  kapımızdan.. Bütün kızlara göz kırpacaktık.. Paylaşacaktık  oyunlarımızı, uçurtmalarımızı, sapanlarımızı, kitaplarımızı, ekmeklerimizi.. Kolkola koşacaktık deniz kenarında martıların şaşkınlığında, balıkların gözlerinde.. Sinemaya gidecektik, tiyatroya, luna parka, aynalara, dönme dolaplara.. Bekçiler bize şarkı söyleyecekti.. Biz onlara bakıp sevinecektik kanatlarımıza.. Uçacaktık.. Sarılacaktık.. Öpecektik.. Ekmeğe doyacaktık..

Çığlığı duyuyor musun Berkin…

Dinle bak..Sınırların ardında.. Bak bak !..Bir kuş havalandı gözyaşlarıyla.. Halepçe’ de kardeşini öldürdüler.. Roboski’ de  oyun arkadaşlarını da … Bak duyuyor musun, Bağdatta el Mansour’ da sığınakta saklanan 600 çocuk bombalandı Amerikan uçaklarınca.. Çığlıkları duyuyor musun..Öldüler…Öldürüldüler..

 Tırnaklarını duvarda  gördüm ,yapışmış.. Paramparça.. Ellerinde şeker yoktu.. Oyuncak ve süt kokusu..  Az önce.. Kül  oldular.. Ah Berkin ben ordaydım. Çocuğum da ordaydı. Ben orda ölen çocuktum. Ben her coğrafyada ölen çocuktum.. Ben seninle koşturandım.. Taş atan ve aralardan fırına koşmaya çalışan bendim.

Seninle aç ölen bendim.. Vurulan bendim.. Kanayan ve  yere yaslanıp kuşların gelmesini bekleyen bendim.

Hadi Berkin.. Gidebiliriz artık.. Arkadaşlarımız bizi   bekliyor kır bahçesinde..17 yaşındayken yaşını büyütüp astıkları  Erdal Abin orda.. 13 kurşunla öldürülen 13 yaşındaki Uğur Kaymaz’da .. 12 yaşında öldürülen Ceylan Önkol da orda.. Abilerin Abdullah Cömert, Ethem Sarı Sülük, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik ,Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, ve Mehmet Ayvalıtaş ve rüyalarından kalkan bütün kuşlar orda.. Ah o kalabalık bizim insanlarımız  Berkin.. Nazım Babanın büyük insanlığı..Trende ,şosede, tarlada, fabrikada ,barikatlarda açlığına  halay çekenlerdir. Dünyanın her yerinden, bayraklarıyla,  balonlarıyla, ekmekleriyle…Umutlarıyla.. Direnişleriyle bizim olan insanlar..Şili’den, Kore’ye.. Filistin’den, Suriye’ ye..Srebrenitsa’dan  Halepçe’ye, Bağdat’tan bu ülkeye..

Ah Berkin,hiçbir şarkı ve slogan ve hiçbir rüya sığmaz artık kendi gerçeğine..  Sen gül yine de..Bakma bana..Ekmek sıcaklığı  ve  şekerciler, baloncular  ve kanımızdan ıslanan bayraklar yoldaşın olacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: