Bilim=Zulüm? Yeryüzüne Özgürlük Derneği aktivistleri, hayvan deneylerine dair bilinmeyenleri anlattı…

aslı çalapkulu, yeryüzüne özgürlük derneği Sonra Oku

ASLI ÇALAPKULU
acalapkulu@haberturk.com

HABERTURK.COM

Bilim=Zulüm. Sert bir tanım olabilir. Açıklaması şu: Bir canlı, başka bir canlının kendisinden daha az önemli olduğunu düşündüğü için onu öldürme hakkına sahip değildir, olamaz.

Yeryüzüne Özgürlük Derneği, her türlü ayrımcılıkla mücadele eden bir oluşum. Konu hayvanlar olduğunda kendilerine “hayvansever” denmesinden hoşlanmıyorlar. Çünkü mesele, daha zayıf olanın zulmüne sessiz kalmamak, farkındalık yaratmak.

Son yıllarda protestoların bir kısmı işe yarasa da hâlâ dünyanın birçok yerinde deney amaçlı kullanılan hayvanlar “Bilim” adı altında işkencelere maruz kalıyor; diri diri kesiliyor, gözleri kör ediliyor… Bu deneylerin ardından ortaya çıkan sonucun ise sadece %0,04’lük bölümü insanlık için yarar sağlayacak buluşlar oluyor.

2003 yılında bir makale hazırlayan Prof. Dr W. F. Crowley’e göre, hayvanlar üzerindeki 25 bin çalışmanın yalnızca 1 tanesi kullanışlı bir ilaç olarak sonuçlanmış…

Dernek ne zaman kuruldu?

2010 yılında.

Öncelikli amacı ne?

Klasik dernekçilik anlayışından çok doğrudan eylemleri benimsemek şeklinde. Ana amacı hayvan özgürlüğü ve hayvanların uğradığı esaret için bir şeyler yapmak, zulmü teşhir etmek.

Bu mücadele sadece hayvanların uğradığı ayrımcılık üzerine mi?

Tüm ayrımcılıklara karşı açık ve aktifiz. Irkçılık, cinsiyetçilik, sınıfa dayalı ayrımcılık… Hepsini bir arada ele alıyoruz ancak hayvanlar doğrudan köle gibi görüldüğü ve kapitalizm piramidinin en altında tutulduğu için hayvan özgürlüğüne ağırlık vermek zorunda kalıyoruz. Hayvan özgürlüğü meselesi, muhalif kesimler için bile gündemde değil. Bu yüzdenen öne hayvan özgürlüğünü koyduk.

Sevgiden kaynaklı bir yaklaşım değil o zaman?

Hayvan özgürlüğü ve diğer özgürlükler için bir şey yapan ama hayvansever olmayan bir derneğiz. Bizim derdimiz onların üstünde hak sahibi olamayacağımızın vurgusunu yapmak. Kadın hakları için mücadele eden birisi nasıl ‘Kadınsever’ olarak tanımlanmıyorsa bizim için de hayvansever denilmemesi gerekiyor. Derdimiz, canlıların var oluştan gelen haklarına saygı gösterilmesi, bu hakların kolaylıkla gasp edilemeyeceğini vurgulamak ve doğanın pervasızca sömürülemeyeceğini hatırlatmak. Her türlü tahakküme, hiyerarşik ilişki biçimlerine karşıyız ve yeni bir adalet anlayışı arayışındayız.

Standınızda Bilim=Zulüm yazıyor. Bu yaklaşım tepki görüyor mu?

Sağcı, solcu , ateist fark etmiyor. Biz bu yazıyla onların kutsalına dokunmuş olduğumuz için “Ne diyorsunuz, bilim dışında başka bir çıkış yolu olabilir mi?” şeklinde tepkiler alabiliyoruz. Bu konuda yanlış anlaşılıyoruz. Kapitalizme, canlıları öğüten şirketlere hizmet eden bilim tabii ki eleştirilmeli. İnsanlığın ilerleme zorunluluğu düşüncesi ve gerekçesi ile yüceltilen bilimin, bir yılda milyarlarca canlıyı ortadan kaldırılması kabul edilebilecek bir durum değil. İnsanlığın, uygarlığın geliştikçe dünyada ne gibi yıkımlar, kıyımlar olduğu ise günümüzde gayet açık bir şekilde ortada.

Çalışmalarınızı nasıl yürütüyorsunuz?

Biz kanun değişikliği için çok bastırmıyoruz. Halkın gözünde yasaların sorgulanması için zemin hazırlayarak yasaların yasa koyucuyu koruduğunu ve diğerlerini bastırdığını insanlara anlatmaya çalışıyoruz. Daha çok sokağa çıkarak, zulmü teşhir ederek…

Daha çok kamuoyu bilinçlendirmesi gibi mi?

Evet. Halka bizi bastıran her türlü otoriteye karşı kendi başlarına çözüm üretebilme çerçevesi sunuyoruz ve toplumun kendi kendine dönüşmesini bekliyoruz.

Bu dönüşüm nasıl olacak?

Toplumun tamamının değişeceğini ummak hayalcilik ama karşı çıkan ve mevcut sistemden rahatsız olan kitleyi büyütmeye çalışıyoruz.

“BU, TECAVÜZ İÇİN İZİN ALMAK GİBİ BİR ŞEY”

Türkiye’de yasalar ne şekilde?

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yasalar çıkıyor. Hayvan hakları yasası 2004 yılında hayatımıza girdi. Deneyler için etik kurul onaylarının geçmişi de yine sadece 10 yıl gibi yakın bir tarih. Ondan öncesinde bir profesör istediği kadar fareyi, tavşanı kimseye hesap vermeden kesebiliyordu. 13 Aralık 2011’de ve geçtiğimiz ay, 15 Şubat 2014’te yürürlüğe giren deney yönetmelikleri, hayvan deneylerini daha da serbest hale getirdi mesela, sokak hayvanlarının deneylerde kullanımının da önü açılmış oldu. Hayvanları ve onların haklarını gözettiği iddia edilen tüm mevzuat, aslında hayvanları değil insanların menfaatlerini koruyor maalesef. Zaten yasalar ile hayvanlara yönelik zulmün, hak ihlâllerinin sonlanacağını da düşünmüyoruz.

Şu an ne değişti?

Artık bir araştırma yapabilmek için önce etik kurul onayından geçebilmesi gerekiyor.Deney etik kurulu ile ilgili yönetmelik ilk olarak 2006 yılında yürürlüğe girdi. Ancak 15 Şubat 2014’te bu yönetmelik değiştirilerek, deney yapacak her firmanın kendi yerel etik kurulunu oluşturacağı ve deneylerin bu etik kurullardan geçerek yapılabileceği hükme bağlanmış oldu. Bu, tecavüze izin için tecavüzcüler kurulundan izin almak gibi bir şey bize göre.

 

Onay için Etik Kurulu’nun aradığı şart nedir?

İnsan yararı… Bizim zaten en büyük derdimiz bu noktada. Deneyin insan yararına olduğu söyleniyor ya da düşünülüyorsa o hayvan yine kesilip biçilebiliyor.

Diyelim ki tüm dünyada hayvan deneyleri sonlandırıldı. Alternatifler neler?

İnsan hücresi, insan dokusu, mikrodoz çalışmaları gibi alternatifler var ve bunlar kesinlikle insana zarar vermeyen yöntemler.

Hayvan deneyinden geçip insanlarda etkisiz olan çalışmalar var mı?

FDA’ın (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) açıklamasına göre, hayvan deneylerinden geçen 10 ilaçtan 9’u insanlar için tehlikeli ya da faydasız oluyor. Örneğin penisilin ilacı hayvanlardan geçemediği için uzun bir süre insanda da kullanılmıyor. Ya da test edildikten sonra piyasaya sürülen bazı ilaçlar yüzünden 10 bin çocuk sakat doğuyor.

Sonuçlar böyleyken hayvanlarda ısrar etmenin sebebi nedir?

Hayvanlarla ortak noktamız var ama aynı değiliz. O yüzden FDA’nın kuralı iki defa hayvanda bir defa insanda denemek zorundasın şeklinde. Alternatifleri geliştirmek için odaklanan bir fon yok. Para neredeyse orası gelişir. “Kan dökmeyelim” anlayışına sahip kişiler zaman zaman alternatife destek olabiliyor. Hayvan deneyleri, dünyanın üçüncü büyük endüstrisi olan tıp ve ilaç endüstrisinin kendi menfaatini korumak ve kendisini aklamak için kullandığı bir araç sadece. İlaç endüstrisi, milyonlarca hayvanı öğüttüğü gibi insanları da değersizleştirip kendi ekonomisini büyütmekte sakınca görmüyor. İngiltere Sağlık Dairesi (NHS) verilerine göre reçeteli ilaç alan sadece 2008’de sadece İngiltere’de 1 milyon insan ilaçların öngörülemeyen yan etkilerinden ötürü hastanelere yatmış. Hayvan deneyleri işe yaramadığı için biz de denek olmuşuz zaten…

Alternatiflere yönelen ülkeler hangisi?

İngiltere ve Amerika. Bunun sebebi hayvan deneylerinin orada başlamış olması. Hangi ülke deney sayısını arttırısa gördüğü tepkiden dolayı alternatife yönelmek durumunda kalıyor.

“HAYVANLARIN NASIL ÖLDÜRÜLECEĞİ HÜKME BAĞLANIYOR”

Türkiye’de durum ne?

Türkiye’de batıyı takip etme durumu söz konusu. Batıda hala hayvan deneyleri baskın olduğu için biz de devam ediyoruz. Ama Avrupa’da 2013’den bu yana kozmetik ürünlerinde hayvan deneyleri yapılmıyor ve bu önemli bir gelişme. AB müktesabatında yer alan hayvan refahı fasılasında Türkiye ve bu fasıla bitmeden bir sonraki fasılaya da geçilemeyecek. O yüzden alelacele bir dizi yönetmelik çıkarıyor ama bürokratlar, yasa koyucular, Türkiye koşullarını göz ardı ederek, kopyala-yapıştır yasa yapmakta bir sakınca görmüyor. Hayvan özgürlüğünden yana bireyler olarak, devletin çıkartmış olduğu hiçbir yasadan, yönetmelikten memnun olmamız da beklenemez çünkü tüm bu mevzuat, hayvanların nasıl öldürüleceğini hükme bağlamak için.

Hayvanlar en fazla ne kadar deneye dayanabiliyor?

Bunu bize göstermedikleri için bilmemiz imkansız. Ama Avrupa’da bilimci olarak kendini gizleyen kişiler birkaç aylık çalışmanın ardından bilgi ve görüntüleri halka ifşa ediyor. Bunu herkesin bilmeye hakkı var.

Deney için seçilen hayvanlar nereden alınıyor?

Özel üretim oluyorlar. Mesela kanser deneyi için üretilmiş özel bir hayvan olabiliyor. Işık görmeyen ortamlarda kafes içinde yetiştiriyorlar. Ancak deneyler sadece ilaç ve tıp endüstrisi ile sınırlı değil. Kozmetik sanayisinde, kimya endüstrisinde, silah endüstrisinde kullanılan milyonlarca hayvan var. Bir bombanın ya da silahın canlılara ne şekilde zarar vereceğini kanıtlamak için binlerce hayvan hedef tahtası haline getiriliyor.

İlaç deney oranları mı yüksek kimyasal deneyler mi?

2011 yılında İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kanser için sadece 10 bin deney yapılmışken toksikoloji (Zehirli madde) deney sayısı 399 bin. Yani kanserin 40 katı kadar zehir deneyi yapılıyor ve hayvanlar bu sebepten öldürülüyor. İlaçlar bizim yararımız için yapılmadığı için endüstrinin elindeki bilimi sorguluyoruz.

Hayvan deneyi yapmayan büyük firmaların etkisi olmuyor mu?

Tavşan logosu koyulduğunda o markanın hayvan deneyi yapmadığını anlıyoruz ama bu bizde o markaya karşı bir sempati oluşturmuyor. Biz, artık tüketmek yerine nasıl üretebilirizi yaymaya çalışıyoruz. Balon ihtiyaç kavramını değiştirmek önemli.

Üretme kısmında yardımcı olacak bir site var mı?

zehirsizev.com diye bir site var. Parfümünüzden yer temizleyicisine kadar her şeyi evinizde rahatlıkla yapma imkanı sunuyorlar.

Buradaki amaç tam olarak ne?

Tüketim kültürünü sorgulama… Esas önemli kısmı ise içinde bilmediğimiz bir sürü zehir olan kimyasalların bize zararı.

HAYVAN DENEYLERİNDEN BAZILARINI AŞAĞIDA BELİRTİLEN LİNKLERDE İZLEYEBİLİRSİNİZ…

KÖPEK DENEYLERİ İÇİN TIKLAYINIZ…  +18

FARE DENEYLERİ İÇİN TIKLAYINIZ…  +18

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: