Nevşehir’de polis-MHP LI FASISTLER el ele

Nevşehir’de 25 Nisan’da ırkçı yapılanma “ülkücü”ler tarafından 2 Kürt öğrencinin saldırıya uğramasının ardından İHD Ankara Şubesi, kente giderek öğrenciler ve mülki idareciler ile üniversite yönetimiyle görüştü ve olayı raporlaştırdı. Polisin ve ülkücülerin birlikte hareket etmesinden ötürü saldırganlar hakkında herhangi bir işlem yapılmazken, valilik ve savcılıkla yapılan görüşmelere rağmen ülkücüler tarafından ırkçı bir kampanya başlatıldığı belirtilen raporda saldırıya uğrayan öğrencilerin can güvenliklerinin olmadığına dikkat çekildi.

Nevşehir’de Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde okuyan 2 öğrenci kaldıkları yurtta kendilerini “reis” olarak tanımlayan ırkçı oluşumun saldırısına uğradı. Aynı gün Kürt ve Arap öğrenciler, saldırının ardından İHD Ankara Şubesi’ne başvurdu. Başvurunun ardından 29 Nisan’da İHD Ankara Şubesi Başkanı Av. Halil İbrahim Vargün ile İHD üyesi Av. Emel Sayın, Nevşehir’e giderek öğrencilerle görüştü.

İHD Ankara Şubesi de bu görüşmelerden sonra Nevşehir’de yaşananlara ilişkin bir rapor hazırladı. 

EMNİYET: ‘HAFTA SONU’ KAPALIYIZ

3 Kürt öğrencinin, arkadaşlarının saldırıya uğramasından hemen sonra emniyete kendi can güvenliklerinden de endişe ettikleri için dilekçe vermek istediklerini fakat “hafta sonu olduğu” gerekçesiyle dilekçelerinin alınmadığı belirtilen raporda, olaydan 3 gün sonra 28 Nisan günü savcılığa pek çok öğrencinin dilekçe ile başvurarak suç duyurusunda bulunduğu kaydedildi. 

YASADA BOŞLUK VAR ŞİKAYETLERDEN BİR ŞEY ÇIKMAZ!

Aynı gün öğrencilerin kendi aralarında oluşturduğu bir heyetle valilik ve rektör yardımcısı ile görüşme yaptıkları aktarılan raporda, “Fakat tüm görüşmelerden sonra her kurumun sorumluluktan kaçınarak ‘kanun boşluğu var, bu şikayetlerden bir şey çıkmaz, dışarıda olan olaylar okulu ilgilendirmez’ türünde cevaplar aldıkları için kaygılarının daha çok arttığını ifade ettiler” denildi. 

YURTTA KALMASALAR DA GEÇİŞ İZİNLERİ VAR

Nevşehir Üniversitesi’nde kendilerine de “reis” dedirten ülkücü öğrencilerin sözlü, fiziksel ve türlü saldırılarına maruz kalan öğrencilerin, bu saldırıların birkaç defa arkadaşlarının darp edilmesiyle sonuçlandığına dikkat çekilen raporda, “Öğrenciler, kantinde reis olan kişilerin masasının olduğu, bu masada oturan kişilerin kendilerini sürekli bakışlarıyla, bazen de sözleriyle taciz ve tehdit ettiğini, son bir yılda da 4 defa arkadaşlarının saldırıya maruz kaldığını bildirmişlerdir. Saldırılar genellikle 20 ve üzerinde ülkücünün bir ve iki Kürt öğrenciyi tek yakalayıp dövmesi şeklinde gerçekleştiği söz konusu. Gerekçelerin ise ‘niye poşu takıyorsun, o ne biçim sakal, PKK’nin piçlerini burada yaşatmayız…’ türünden. Yurtta yaşanan don saldırıda ise yurt öğrencisi olmayan 15 kişinin yurda girmesiyle 20 kişiyi aşan bir grup tarafından S.Ç ve M.O isimli öğrenciler darp edilirken, S.Ç.’nin kafası iki yerden muşta ile kırılmıştır” denildi.

ÜLKÜCÜ-POLİS EL ELE

“Bu, S.Ç.’nin son 3 ayda yaşadığı ikinci saldırıdır” denilen raporda, “Fakat Kredi Yurtlar Kurumu’nun Kayseri’den gelen müdürü S.Ç.’ye ‘neden hep seni dövüyorlar’ diyerek yurttan çıkışını almasını istemiştir ve saldırıya uğrayan 2 öğrenci ‘kendi istekleri ile’ yurttan 28 Nisan’da ayrılmışlardır. Ülkücü öğrencilerin her fırsatta ’emniyet, rektör bizim arkamızda, sizi burada yaşatmayacağız’ dediklerini ifade ettiler. Yine kendisine ‘dayı’ dedirten bir sivil polisin de daha önceki saldırılarda suç duyurusu yapılmasını engellediğini ‘biz hallederiz’ dediğini bildirmişlerdir. Bir yılı aşkın bir süredir polisin bu saldırıları bildiği fakat hiçbir önlem alınmadığını, kendilerinin de polis tarafından psikolojik baskı altına alındığını, sürekli gözlendiklerini, sosyal yaşamlarının denetim ve baskı altında olduğunu aktardılar” diye ifade edildi.

BAŞSAVCIYLA GÖRÜŞME

İHD’nin raporunda aynı gün suç duyurularının akıbetini öğrenmek üzere öğrencilerden biriyle birlikte başsavcı ile görüşme gerçekleştirildiği belirtilen raporda, bu görüşmeye dair şunlar dile getirildi: “Başsavcı görüşmede hem adli soruşturmalarda adli makamların üzerine düşeni yapmak zorunda olduğunu ifade etti hem de sorunun toplumsal bir sorun olduğunu, bu anlamda üzerine düşeni yaparak valilikle ve rektörlükle görüşmeler yapacağını, bu tarz saldırıların engellenmesi için diyalog yolunun açılmasını sağlayacağını söyledi. Öğrenciler suç duyurularını alan nöbetçi savcının ‘buradan bir şey çıkmaz’ şeklindeki sözlerini de başsavcıya bildirdik.”

‘YURTTA OLANLAR REKTÖRLÜĞÜ İLGİLENDİRMİYOR!’

Rektör vekili olan rektör yardımcısı, güvenlik müdürü ve Öğrenci İşleri müdürü ile yine öğrencilerle birlikte bir görüşme yapıldığı belirtilen raporda, devamla şunlar yer aldı: “Başsavcı tarafından gösterilen sorumlu ve duyarlı tavrın aksine rektör vekili tarafından ‘öğrencilerin bu işleri abarttığı, okulunda böyle şeylerin olmadığı, aslında kendisinin bu olaylardan haberdar olmadığı, başka bir rektör yardımcısının bildiği, ama yine böyle olayların olmadığı, kendisinin Kürt Türk ayrımı yapmadığı, yurtta olan hadiselerin kendisini ilgilendirmediği’ tarafımıza iletildi. Fakat rektör yardımcısı okulunda böyle olayların olmadığını beyan etmesine rağmen bizim ayrılmamızdan hemen sonra saldırıya katılan ülkücü öğrenciler de rektörlüğe girdiler. Saldırıya uğrayan öğrenciler tanıdıkları için bu grubu bize gösterdi.”

‘ÜLKÜCÜLER SALDIRDI POLİS BİBER GAZI VE SİLAH KULLANDI’

Dersten çıkan S.Ç. ve M.O. ile daha önce saldırıya maruz kalan başka öğrencilerle de görüşmeler yapıldığı ifade edilen raporda, İHD heyetinin görüşme yaptığı öğrencilerin evinden çıktıktan sonra kalabalık bir ülkücü öğrenci grubunun ikinci bir saldırısının gerçekleştiği kaydedildi. Ülkücü ve Kürt öğrencilerin aynı semtte hatta kimilerinin aynı apartmanda yaşadıkları aktarılan raporda, “Fakat kentten çıkmadan gelen grup tarafından saldırı olduğu bilgisi ulaşınca geri döndük. 2 Kürt öğrencinin biri başından biri dizinden olmak üzere yaralandığını öğrendik ve hastaneye gittik. Uzun süre öğrencilerin yanında bekledik ve daha sonra öğrencilerin kaldıkları evlere geçtik. Saldırı sebebiyle ve can güvenliklerinden endişe ettikleri için yaklaşık 40 kişi aynı eve sığınmışlardı. Tümü ülkücülerin kendilerine sallama, muşta ve sopalarla saldırdıklarını, polisin ise kendilerine biber gazı sıktığını, polisin olayları dağıtmak için havaya üç el silah sıktığını, havaya silah sıkanın sivil polis olduğunu, bu polisin öncesinde öğrencilerden birisine copla vurduğunu ve silahını önce bu kişiye yönelttiğini ardından havaya ateş açtığı bilgisini verdi öğrenciler” diye belirtildi.

POLİSTEKİ KEYFİYET

İHD heyetinin hastaneye gittiğinde yaralı öğrencilerden A.Ö’nün Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne götürüldüğünü öğrendiğine dikkat çekilen raporda, şunlar aktarıldı: “Diğer yaralı öğrenci F.Ç de heyetimiz şubedeyken getirildi. TEM şube, bir ülkücü öğrencinin bıçakla yaralandığını ifade ederek kasten yaralama suçundan soruşturma yürüttüklerini ifade etti ve yaralı öğrencilerin ifadelerini aldı. Bu aşamaya kadar da savcının gözaltı talimatının olmadığı ifadelerde susma hakkının kullanılmasından sonra savcıya bilgi verildiği ve savcının gözaltı talimatı verdiği tarafımıza bildirildi. Fakat kasten yaralama suçunun kendi görev alanlarına girmediği tarafımızca da ifade edilmiş, sonrasında bize ülkücü öğrencilerin Güvenlik Şube’de olması nedeniyle yaralı öğrencileri getirdiklerini, kendilerinin soruşturmayla ilgilerinin olmadığı beyan etmiş ve bu yaralı Kürt öğrenciler Güvenlik Şube’ye nakledilmişlerdir.”

30 Nisan gecesi heyetin ziyaret ettiği öğrenci evine polis baskını yapıldığı ifade edilen raporda, evde arama yapıldığı ve 10 öğrencinin daha gözaltına alındığı kaydedildi. Savcılıkla yapılan görüşmede gözaltı kararının olmadığı belirtilen raporda, sadece “ifadelerinin alınacağı, alıkoyma yapıldığı”nın söylendiği dile getirildi.

Aynı gün İHD heyeti ve bir öğrencinin valilikle görüşme yaptığı ifade edilen raporda, şunlar belirtildi: “Bizzat vali ile yapılan görüşmede valinin olayları sonlandırmak için ne gerekirse yapacağı, tüm adli ve idari önlemlerin alınacağını, sorunun toplumsal boyutunu da çözmek için tarafımızdan öneri beklediklerini beyan etti. Aynı gün başsavcı, baro başkanı ve vali, yaptıkları toplantıdan sonra Ülkü Ocakları Başkanı ve MHP İl Başkanı ile görüşerek sağduyu çağrısı yapılmasını talep ettiklerini ifade ettiler. Heyetimiz ve öğrenciler adliyedeyken adliye önünde 100 kişiyi aşkın bir grup toplanarak, ‘Aponun pi… yıldıramaz bizleri, kahrolsun PKK’ gibi slogan atarak İstiklal Marşı okumuşlardır. Heyetimizin de bizzat tanık olduğu biçimde başsavcının ve valinin talimatı üzerine grup dağıtılmış, adliyede serbest kalan Kürt ve Arap öğrencilerin güvenli biçimde yurt ve evlerine gönderilmesi için önlem de alınmıştır.”

IRKÇI KAMPANYA BAŞLATILDI

İHD heyetinin Nevşehir’den döndükten sonra 2 Mayıs’ta öğrencilerden yeniden bir başvuru geldiği belirtilen raporun son bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta ‘Nevşehir’de bölücüleri istemiyoruz’ diye bir sayfanın açıldığını, kendilerinin resimlerinin burada paylaşarak teşhir edildiklerini, tehdit edildiklerini, evlerinden çıkamadıklarını, okullarına gidemediklerini ifade etmişlerdir. Bu durum tarafımızca vali ve başsavcıya bildirilmiştir. Fakat rektör vekili tüm girişimlerimize rağmen heyetimizle görüşmeyi reddetmiştir. Raporun yazıldığı anda da düzenli olarak görüştüğümüz başvurucularımızın can güvenliklerinden endişe ettikleri için halen evlerinden dışarıya çıkamıyorlar.” 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: