Kobanê ve No Pasaran

EVRENSEL GAZETESİ/YENİGÜN
Ender İMREK
enderimrek@hotmail.com  @enderimrek Kobanê ve No Pasaran*!

1936 İspanya iç savaşının ünlü sloganı… Dünyanın tüm devrimcileri,
yüreği halkla, işçi ve emekçilerle atan her kesimin benimseyip
kullandığı, hafızasının bir yerinde hep diri tuttuğu bir slogandır; No
Pasaran!

Faşist Franko birliklerine karşı halk direnişinin ünlü sloganı. Tüm
dünya halklarının benimsediği ve nerede faşist, gerici, halk düşmanı bir
savaş cephesi varsı ona karşı birleşen halk güçlerinin hafızalarının
derinliklerinden çıkarıp haykırdıkları bir slogan.

Hitler faşizmine, Mussolini, Salazar, Bakossa… Mubarek, bin Ali ve
tarihin çöp sepetine atılmış tüm halk düşmanlarına, tüm diktatörlere ve
diktatörlüklere karşı yüreği halktan yana atan herkesin, hepimizi
sloganıdır ‘No Pasaran’.

Ve, No Pasaran bu gün Kobanê’dir. Rojava’dır.

Bir dönem Vietnam ne ise, bu gün Kobanê ve Rojava odur.

Filistin’de cepheye katılan Denizlerin gösterdiği tavrı hatırlamamak mümkün mü?

1930’lu yıllarda Franko faşizmine karşı İspanya halkının direnişi farklı
boyutlarda, farklı cephelerde, farklı konjonktürde bu gün Rojava’da,
Kobanê’de sürüyor.

Filistin’de işgalci İsrail’e, Yunanistan’da faşizme karşı direnişe güç
ve destek vermek, gidip halk cephesinde yer almak nasıl onurlu bir
davranışsa, bugün Kobanê’de olmak, Rojava halklarıyla birlikte mücadele
etmek, dayanışma göstermek o kadar değerlidir.

Direniş sadece Rojava ve bölge halklarının üzerine salınan IŞİD
çetelerine karşı değildir; direniş halk düşmanı, demokrasi, emek ve
özgürlük düşmanı tüm bölge güçlere karşı sürüyor.

Dolayısıyla, emperyalizmin, bölge gerici güçlerinin, tüm
diktatörlüklerin ve Erdoğan gibi diktatörlük heveslilerinin destekleyip,
güç ve silah yığdıkları IŞİD’in Rojava devrimini boğma hesapları
tarihsel bir hesaplaşmadır. Rojava devrimi tüm bölgenin, Türkiye’nin
nasıl bir gelecek tahayyül ettiğiyle dolaysız bir ilişki içindedir.
Kobanê, Ortadoğu ve Türkiye’nin geleceği üzerinde hesap yapan tüm
emperyalist güçler ve bölge gerici devletleri için kırmızı çizgi haline
gelmiştir. Tüm devrimci güçlerin, tüm halk güçlerinin direnme noktası ve
kazanılmış bir halk mevzisidir de. Aynı zamanda bir gelecek
tahayyülüdür.

Bu hesaplaşma karşısında saf tutmak, taraf olmak, bulunduğu alanda güç,
destek sunmak ve dayanışma içinde olmak, direnişe katılmak sadece
devrimci bir görev ve sorumluluk değil, aynı zamanda insan olmanın,
tarih karşısında insani sorumluluğunu bilmenin de bir gereği olsa gerek.

Zira bugün Rojava’nın Kobanê Kantonu’nda bölge tarihinin unutulmaz ve en
etkileyici direnişi yaşanıyor. Geriye dönüp bakıldığında tarihin böyle
yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Halkların tarihi Kobanê’deki gibi
yazılmaktadır. Bugün özgürlük sesinin yankılanarak tüm dünya
devrimcilerine selam verdiği bir mücadele alanıdır Kobanê.

Bir yandan Suriye yönetimi, bir yandan İran, bir yandan Irak bir yandan
KDP yönetimi, bir yandan Türkiye’nin kuşatması var. Ambargo hâlâ
sürüyor. Rojava’ya ilaç gönderilmesine izin vermeyen, çocuk maması
ulaştırılmasına bin bir güçlük çıkaran bu bölge güçleri, IŞİD karşısında
ya seyirci kalıyor, zımnen destekliyor ya da Türkiye gibi TIR’lar
dolusu, top mermisi, cephane, silah, mühimmat, para ve eleman
taşıyorlar.

Tunus’un AKP muadili, Gannuşi’nin Nahta’sı Türkiye üzerinden IŞİD
çetelerine eleman  göndermeye devam ediyor.  Bölgenin emek ve halk
düşmanı güçleriyle birlikte, onların arkasındaki tüm emperyalist güçler
de çıban başı olarak görüp kazımak istedikleri Rojava devrimini boğmak
istiyor. İki güç arasında bir savaş sürüyor. Bir yandan halklar, karşıda
bölge diktatörlükleri ve emperyalistler. Bir yanda zalimler diğer
tarafta mazlumlar.

Ancak Kobanê’de halk ‘No Pasaran’ diyor.

Yaşlı kadınlar, yeni kurulan yönetimin bakanları, eli silah tutan herkes
cephede yerini almış durumda. Devrimin boğulmasının ne anlama
geldiğinin bilincindeler.

Ve günlerdir dişe diş bir mücadele sürüyor.

Dün İspanya’da, İtalya’da, Fransa’da, Almanya’da, Küba’da, Kolombiya’da
süren mücadelenin devamıdır bu gün Kobanê’de sürmekte olan.

Onun içindir ki, emperyalistlerce çizilmiş sınır boyları halkların
coşkulu direnişine sahne oluyor. Onun içindir ki, Birecik’te, Suruç’ta,
Ceylanpınar’da, Nusaybin’de sınır boylarındaki dikenli tellere
yüreklerimizi asıyoruz.

No Pasaran!

IŞİD’e, halk düşmanlarına geçit yok!

(*) Geçit yok

http://www.evrensel.net/kose-yazisi/71909/koban-ve-no-pasaran.html#.U9eFm0BTuho

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: