Kobane Kuşatmasını Parçalamak İçin Acil Olarak Yapılabilir Şeyler

Demir Küçükaydın

Kobane Kuşatmasını Parçalamak İçin Acil Olarak Yapılabilir Şeyler

Şu an Kobane kuşatma altında ve eğer İŞİD büyük askeri gücüyle Kobane’yi ele
geçirirse hem orada bir katliam yaşanır hem de Ortadoğu’daki Demokratik
güçler ciddi bir yenilgi ve moral bozukluğu yaşar. Hem de “barış süreci”
biter. Çünkü aslında Özgürlük Hareketi’nin düşmanı olan hükümet kendi elini
güçlü görür. Egemenler ancak güçsüz olduklarında taviz verirler. Barış
sürecini de başlatan özgürlük hareketinin her alanda kaydettiği ilerlemeler
ve Suriye’de elde edilen mevziler olmuştu.

Bu nedenle Kobane’nin direnişi ve oradaki kuşatmanın kaldırılması bugün en
acil ve hayati sorundur.     

*

Kobane’dekiler kahramanca direniyor; moralleri yerinde örgütlülüklerini her
an geliştiriyorlar; korkup girenlerden tekrar cesaret bulup dönenler oluyor.

Ancak Kobane’ye desteğin tüm olanakları zorladığını ve başarılı olduğunu
söylemek güç.

İşte Suruç’tan yeni gelen bir arkadaşın birkaç cümleyle izlenimleri:

“Gözlemlerini çok kısa ve net ifade edebilirim: Kobane’nin kuşatılması
neredeyse herkes tarafından seyrediliyor. Kürt Hareketi yeterli kitle
desteğini harekete geçiremiyor. Yardım çabaları var, ama bölgede
belediyelerin ve Kürt kurumlarının yeterli bir yardım altyapı çalışması ve
hazırlığı yok. Batı’dan gelen KESK, Tabipler Odası gibi kurumlar birkaç gün
kalıp geri dönüyor. Kalıcı bir yardım altyapısı örgütleyemiyorlar.

Bildiğiniz gibi, ABD, Kobane çevresindeki İŞİD mevzilerini bombalamıyor.
Türkiye’nin talebi ve pazarlık şartı bu. Kobane gerçekten düşebilir. Birkaç
gün bile büyük önem taşıyor.

Herkesin elinden geleni yapması gerekiyor. Zira yine bildiğiniz gibi Kobane
düşerse katliam yapacaklar. Tampon bölge zaten Kürtleri bastırmayı hedef
alıyor.

Bunlar gerçekleşirse, Türkiye’deki çatışmasızlığın son bulacağı kesin
görünüyor. Daha büyük insan kayıpları yaşanabilir ve uzun bir süre tekrar
savaş ortamına dönülebilir.

Durum böyle…”

Bu durumda neler yapılabileceği üzerine kafa yormaya devam edelim.

Elbet uzun vadeli ve stratejik yapılması gerekenler var. Stratejik olarak
İŞİD alanları ele geçiriyor ama insanlar ondan kaçıyor. Bu onun yenilgisinin
tohumlarını da içerir. Ama şu an askeri bir savaş var ve her şey cepheye
tabi olmalıdır.

Ama şu an kısa vadede, taktik ve askeri olarak ne yapılabileceği üzerine
kafa yormak gerekiyor. Çünkü birlikleri, tankların ve mermilerin hızı
politik ve stratejik kararların yayılma ve uygulama hızından her zaman çok
daha büyüktür.

*

Peki, askeri olarak neler yapılabilir?

İçten ve dıştan yapılacak olanlar vardır.

Örneğin Kobane’ye ve Rojava’ya ters yönde akın başlatmak. Şu ana kadar
Kobane’dekiler kaçtı ve onlardan geri dönenler oluyor. Ama şimdi ters yönde
bir akın başlatmak gerekiyor.

“Kobane’de akrabalarımla, dostlarımla birlikte ölmek istiyorum; onları böyle
bir günde İŞİD çeteleriyle yalnız bırakmak istemiyorum” diye bir hareket
başlatılabilir. Hudut köyleri ve kasabalarındakiler Hudut kapılarına akın
ederek Kobane ve Rojava’ya geçmek için bir kitlesel hareket başlatabilir.

Bu hem hükümetin; hem diğer devletlerin hem de Türkiye ve Dünya kamuoyu
üzerinde bir baskı oluşturur. Hem de kuşatılmış durumdaki savaşçılara
muazzam bir moral destek anlamına gelir.

*

Bir diğeri, Devlet Kobane ve Rojava’ya yardım etmiyorsa halkın yardımını
engellemesin hareketi başlatıp, hududun Kobane’de ve diğer yerlerde açılması
için bir hareket başlatmak olabilir.

Ama sadece politik bir talep olarak değil, fiilen böyle bir örgütlenmeyi de
yaratmaya girişilebilir.

Hükümetin tampon bölge planlarına karşı Türkiye’de Rojava ve Kobane’ye “Dost

Bölge”; “Destek Bölgesi” ilan edebilir köyler, kasabalar; orada kendi
alternatif örgütlerini kurabilirler.

*

Ama bunların yanı sıra esas yapılması gereken ve yapılabilecek olan İŞİD’i
askeri olarak arkadan vurmak olabilir.

Bize neler yapılabileceğini bizzat canlı yayınla naklen İŞİD’liler gösterdi.

Dün İMC TV’deki canlı yayında birtakım İŞİD savaşçısının demiryolunun oradan
Kobane’nin savunma mevzilerini arkadan kuşatma girişimine şahit olduk.
Bereket Kobane’yi savunanlar iyi bir stratejik konumda bulundukları için
kuşatmaya kalkanların ilerlemeleri mümkün olmadı ve amaçlarına ulaşamadılar.

Ama bu görüntülerden askeri bakımdan bazı dersler ve sonuçlar çıkarılabilir.

Ve bu yönde girişimlerde bulunulabilir.

Bugün olimpiyatlarda bile sporcuların koşu esnasında stadyumdaki naklen
yayın ekranlarına bakarak taktik geliştirdikleri bir çağda yaşıyoruz. Aynısı
yapılabilir. Savaşlarda ani ve kıvrak karar ve davranışların hayati önemi
vardır. Hatta televizyon kamera ve yayınları veya cep telefonları bile İŞİD
mevzilerini Kobane’de kuşatma altındakilere göstermek için kullanılabilir.
Bugün her cep telefonu bir televizyon kamerasıdır aynı zamanda.

*

Şunları veri olarak kabul edelim.

Halk aslında her zaman silahlıdır. Hele Kürdistan’da ve hudut boylarında
herkesin silahı vardır ve silah kullanmayı bilir. Askere gitmiş olanlar daha
iyisini de bilir.
Halk her zaman kendi yaşadığı bölgeyi yabancılardan daha iyi bilir.

Silahlı ve örgütlü halktan başka bir şey olmayan gerillanın, partizanın gücü
de buradan gelir.

Gerillanın gücü, hareket yeteneğinde ve hiç umulmadık yerde ortaya
çıkmasında; özellikle cephe savaşları ile bir arada olduğunda, düşman
safların arkasındaki eylemlerindedir.

İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlerde ve bütün Avrupa’da, Hitler ordularının
arkasında, binlerce gerilla mücadele ediyordu. Çok büyük zararlar
veriyorlardı Hitler ordularına.

Bugünkü Kobane kuşatması, hatta tüm olarak Rojava kuşatması da benzer bir
durumdadır. Bir yandan kuşatılmış durumda,  savunmadadır ve adeta bir cephe
savaşı yürütmektedir.

Ama aslında İŞİD için şu an ilerlediği topraklar, Kürtlerin yaşadığı
topraklar olduğundan, İŞİD için düşman topraklar ve askeri olarak bilinmeyen
topraklardır.

Bu durumda, Hudut boyunca, Türkiye tarafında uzun bir hat boyunca, zaten
silahlı ve silah kullanmayı bilen; gerek akrabaları ve yakınları orada
yaşadığı için; gerek kaçakçılık ve diğer ekonomik zorluklar nedeniyle
hududun öte tarafını da aynen bu tarafı gibi bilen ve gönlü
Kobane’dekilerden yana geniş bir nüfus bulunmaktadır.

Bu gücün, bu potansiyelin acil olarak harekete geçmesi gerekmektedir.

Bu güç örgütlenip harekete geçtiği takdirde, Kobane kuşatması parçalanabilir
ve kuşatanlar kuşatılabilir.

Savaşlarda karşı tarafın arkadan kuşatabilen güçler kazanırlar. Savaşta her
zaman, her cephede birçok zayıf nokta vardır. Önemli olan bu noktaları
görmek, karar alıp seri ve yaratıcı davranabilmektir. Bunu yapabilen
kazanır.

Kendi yaşadığımız bir tecrübeden iki örnek verelim. Çünkü birçok bakımdan
bugünkü duruma benzemektedirler.

1969 yılında İstanbul Üniversitesinde bizler bir seri askeri başarılar ile
Üniversite’yi faşistlerden temizlemiştik Ama bunlar içinde ikisi hayati
önemdeydi ve ikisi de aslında faşistleri arkadan kuşatma sayesinde
kazanılmıştı.

İlkinde savunma yapacak iyi kötü malzememiz vardı ama Faşistlerin silah
üstünlüğü karşısında onlarla açıktan savaşa girecek bir gücümüz yoktu. Bu
nedenle Merkez binayı ele geçirdik ve oraya yerleştik. Faşistler bizi
kuşattı.

Ancak geniş öğrenci kitlesi de bir seyirci gibi faşistlerin arkasında
birikmeye başladı. Bu kitlenin çok büyük bir bölümü bizim sempatizanımız
olmasına rağmen, örgütsüz ve dağınık oldukları için, faşistleri de fiilen
kuşatmış olmalarına rağmen, hiçbir şey yapmıyorlar, hareket etmiyorlardı;
seyirci konumundaydılar.

Aslında onlar bir parçacık örgütlü olsa, biz ve onlar koordineli bir
şekilde, biz içerden onlar dışarıdan saldırıya geçtiğimizde faşistlerin o
saniyede işi bitebilirdi.

Biz bu durumu görüyorduk ama o zamanlar cep telefonu falan da olmadığından
kendimizden habercileri veya böyle bir davranışı örgütleyebilecek olanları
da dışarı yollayamadığımızdan, bunu gerçekleştiremiyorduk.

Akşama kadar biz içerde faşistler dışarıda karşılıklı bekleştik. Mermiler
sıkıldı, taşlar atıldı. Ve akşama doğru faşistler muhtemelen arkalarında
örgütsüz ama kendilerine düşmanca bakan seyircilerden de çekinip kuşatmayı
kaldırdılar ve biz bir zafer kazanıp binadan çıktığımızda o seyirci
kalabalık bizim zaferimizin kutlamasına katıldı.

Bugün Kobane’de benzer bir durum var. Hududun bu tarafında kalbi Kobane ile
çarpanlar seyirci durumundadır. Örneğin var olan huduttan Türk devletinin
İŞİD’e yardım geçirmemesi için sembolik nöbet tutmaktadır. Ama bu yanlış bir
stratejidir.

Ulusal devletlerin koyduğu bu hududu tanımayarak, yardım için girişimler
başlatılabilir. Bu biçimde Polis’in gazına ve saldırısına maruz
kalınmaktadır. Güçler dağıtılarak, her yerden karşıya kitlesel geçişler
denenebilir mesela. Protesto değil, doğrudan eylem ve doğrudan eylem
aracılığıyla protesto daha etkili bir yöntem olarak kullanılabilir. Türk
Devletinin sınırlarını korumaktan, sorgulamaya geçilebilir.

Onların gücünü güçsüzlüğe çevirecek; bizim güçsüzlüğümüzü güce dönüştürecek
taktik ve mücadele biçimleri ortaya çıkarılabilir. 500 kişi polisin gazını
yiyeceğine, onar kişilik elli grupla tüm hudut boylarında çok farklı şeyler
yapamaz mı?

*

İkincisi de Kesin zaferi kazandığımız bir çatışmadır. Bizler yine Hukuk
anifsinin oradaydık, yani yine binadaydık. Faşistler yine dışarıya egemendi
ve bize saldırıyorlardı. Onların yine silah üstünlüğü vardı. Geniş öğrenci
kitlesi ki büyük bir çoğunluğu yine bizlere sempati duyuyordu, yemekhanenin
oradaki yemek kuyruğunda bekliyor ve çatışmayı izliyordu.

Bizler o noktada orada savunmada kaldığımız takdirde yenileceğimizi; çok
elverişsiz bir durumda olduğumuzu görüyorduk. Ama daha kıvrak düşünüp daha
seri hareket ettik. Küçük bir grupla (sanırım sekiz on kişiydik), içerdeki
arkadaşlar faşistleri oyalarken, arkadan çevirdik; koşarak ve sloganlar
atarak saldırınca, çok küçük ve ateş gücü düşük bir güç olmamıza rağmen,
faşistler bozguna uğradı ve panik içinde kaçmaya başladılar. Kelimenin tam
anlamıyla onları Bakırcılar Çarşısı’na döktük. Bunlar olurken tabii her
zaman olduğu gibi, kuyrukta bekleyenler bizim zafer kazanacağımızı görünce
hemen faşistlerin kovalanmasına katıldılar ve bizlerin yanında yer aldılar.

Şu an Kobane’deki durum benzeridir. Hudut boyundaki nedeyse bütün yerleşim
birimleri Kobane’nin sempatizanıdır. Ama tıpkı bize sempati duyan öğrenci
kitlesi gibi askeri olarak hiçbir davranışta bulunmamaktadır.

Hâlbuki bölgenin ahalisi, sınırın neresinde ne olduğunu ve sınırın öte
tarafını bilir. Canlı yayında nasıl İŞİD’in demiryolunu kullanarak Kobane
savunmasını arkadan kuşatmasına şahit olduysak; bunun aynısını çok daha iyi
olarak, Türkiye tarafından ve özellikle bölgenin insanları ve gençleri
tarafından yapmak mümkündür. Yüzlerce kilometrelik sınır vardır. Bu sınırda
Türk askerleri bekliyor ama yine de boşluklar, özellikle hava karardıktan
sonra, bulunabilir ve zaten oranın ahalisi bunları herkesten iyi bilir.

Ahalinin bu bilgisi, gerillanın savaş taktikleriyle birleştirilebilirse İŞİD
kuşatması arkadan kuşatılabilir ve can alıcı noktalara vurulabilir. Bu
kritik durumda her yolu göze almak gerekir.

Pek ala sınırın bu tarafından İŞİD mevzileri gözlenebilir. Geceleri
demiryolu ve mayın tarlaları geçilerek (ki çoğu yerde mayın da yok artık
bildiğimiz kadarıyla) İŞİD Mevzilerine arkadan saldırılar yapılabilir.
Böylece hudut boyu İŞİD için tehlikeli ve riskli uzak durulması gereken bir
bölge haline getirilebilir. Daha derine gece akınları yaparak, Lojistik
destek hatları kırılabilir. Birkaç küçük ve etkili eylem bile muazzam askeri
sonuç yaratır. İŞİD o andan itibaren, Türkiye tarafından gelecek saldırılara
karşı konumlanmak zorunda kalır. Ama bölgeyi bilen köylüler pek ala onları
kolayca avlayabilirler.

*

Gerilla’nın en büyük özelliği hareket yeteneğidir. Ve karanlık gerillanın en
büyük dostudur. Karanlıkta çemberleri yarabilir, düşman hatlarının içinden
geçebilir; onu arkadan vurabilir.

Kobane’de YPG, geceleri ve karanlığı, fedai saldırıları düzenleyerek İŞİD’in
gündüz aldığı mevzileri karşı saldırılarla yeniden ele geçirmek için
başarıyla kullandı. Ama bütün bunlara rağmen savaş esas olarak bir mevzi
savaşı olarak kalmaya devam etmektedir.

Kobane’nin yerlileri kendi bölgelerini en iyi bilenlerdir. Bu bilgi,
Gerilla’nın hareket gücüyle birleştirilebilirse, mevzii savaşının yanı sıra
gerilla savaşı ile İŞİD mevzilerini arkadan vurmak mümkün olabilir. Küçük ve
hareketli gruplar, İŞİD mevzilerinin arkasına geçerek benzer tacizlerde
bulunup karşı tarafın savaş gücüne çok ciddi darbeler indirebilirler.

*

Bugün slogan şu olmalıdır: kuşatanları kuşatalım.

Hududun her yerinden İŞİD’in elindeki bölgelere geçip oralarda gerilla
saldırıları düzenlenebilir. Bunu bizzat mahalli halk yapabilir. Un ve şeker
vardır sadece bundan helva yapacak ustalar eksiktir.

Bunu örgütleyecek bilgi, ilişkiler vs. hepsi bölge halkında ve Kürt Özgürlük
hareketinde vardır. Yapılması gereken, bunu düşünmek; inisiyatif gösterip
harekete geçmek ve kararlı küçük gruplarla uygulamaya geçmektir.

Elbet bunları düşünenler olabilir ve muhtemelen vardır.

Ama bazen öyle olur ki, herkes nasıl olsa birileri bunu düşünüyordur;
yapıyordur diye düşündüğü için kimse bir şey yapamaz.

Bu nedenle bu satırları yazıyoruz. Belki birilerinin aklına bir şeyler
düşer.

Merkezi bir organizasyon beklemeden her köyden, her kasabadan gençler,

insanlar, gönlü Kobane ile çarpanlar böyle küçük gruplar kurup harekete
geçebilirler.

Kobane’yi savunmak barışı savunmaktır. Barış için savaş.

02 Ekim 2014 Perşembe

Demir Küçükaydın

demiraltona@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: