Nisan, 2015 için arşiv

GECEYI USTUNUZE YIKMAYA GELIYORUZ

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 30/04/2015 by Karakök
11210516_674495469346227_393115470154604014_n


Not just for something; for everything.
From Haymarket to Taksim, long live the conquest of bread!
For the state and all its other forms, the night is a crime; it is the intended threat and it is a partner in crime. The other day a mineworker was buried alive, today a woman gets killed by her husband who has learned to do so from the state, and the day after a sex worker will be found dead in a side street. An infant will be sent to the bedroom of a phedophile by force right after playing in the streets, teenagers will be drugged in another street, and the wind of a disaster will gave birth to mutated babies through the grains. People forced to migrate to cities won’t be able to find homes in the urban-transformed streets of civilization, feel trapped between the skyscrapers and the scraped sky of the most polluted cities in the world, join in the nights of the cities; and the state that is no better at anything than fabricate a crime and find a criminal will confront us will the new legislation.
The state, the main representative of every kind of domination on the nature, labour, and women, is assaulting the lands of Anatolia through power stations and constructions; the Middle East and Kurdistan through wars and massacres; the women through abortion laws and “keen words and jests”. The sinking refugee ships in the Mediterranean Sea, murders of refugees in Kumkapı: Now, to live is a matter of chance.
Cameras and the flow of fascist propaganda of the state is restricting our livings as the state wants nobody outside the little playgrounds it created. Although the outsiders will be labeled as “violents and terrorists” and the impulsive bullet of the police will try to prevent the danger, the streets will meet more rebels every day.
We, the anarchists, are fighting with fascism and capitalism now and at all times. We are flaring up the fire that has been started in Haymarket by the anarchists in 1886 and now is in the forbidden zone of the state, Taksim; with our barricades and slings, we are coming to knock the night over you.
In solidarity with Greece, Chile, Rojava, with all the comrades refusing to be oppressed, with all the partners in crime!
With the scream of Özgecan,
In response to the price that Nevin has paid!
With a rock a child throws, from Haymarket to Taksim, in all barricades!
Rebel! Revolt! Anarchy!
İstanbul Anarchy Initiative
Reklamlar

1 MAYIS DA TAKSIME ve TUM MEYDANLARA; ISYAN, DIRENIS, ANARSI

Posted in Direnis, Duyurular with tags , , , on 30/04/2015 by Karakök

Emekciler, Devrimciler, Anarsistler, ogrenciler, yoksul insanlar,

Bulundugumuz her yerde, her alanda sisteme ve tum kurumlarina karsi barikatlarda, cephelerde var gucumuzle direnmeli ve sesimizi haykirmaliyiz. Devleti yikana kadar isyan.

karakok otonomu

mai-krawall-540x304

4 Mayis Chicago 1886 da iscilerin devlete karsi savasinda  4 Anarsist isci Haymarket de  idam edildi, tutuklandi, yaralandi. 1 Mayis bundan sonra Emekcilerin isyan ve ozgurluk gunu olarak anildi.

Anarsistler unutmadi idam edilen  iscileri.

HaymarketRiot-Harpers

 

Anarchists: ‘we found the Rojava revolution to be our own’

Posted in Deutschsprachige Artikel, Direnis, English with tags , on 30/04/2015 by Karakök

Cahide Harputlu/Beritan Elyakut
20150401_11342820150401_18490420150401_112507

KOBANÊ – Anarchists who traveled to Kobanê to see the revolution for themselves and to make a documentary say the Rojava revolution is an example of what anarchists have tried to bring to life throughout their history of struggle.

Zeki Yılmaz and Su Ender, of the International of Anarchist Federations, are currently in Kobanê, where they came to acquaint the world with the revolution ongoing in Rojava by making a documentary.

“In Kobanê, at the same time as there’s a war, there’s a new life being woven here,” explained Su. “Because of the morale built here, there’s a really wonderful solidarity between people.” She said that the struggle in Rojava had a number of points of intersection with the anarchist struggle around the world.

“We see a number of things that we have very much in common with the society being built here. Along with the federal structure, there’s the fact that women are so much in the forefront here,” she said. “From the very beginning, an important mission of this revolution has been for women to always be in the front ranks.”

She touched on the history of the anarchist movement, noting that women like Emma Goldman would be at home in Rojava.

“There have been a number of anarchist societies in history, but they have been small and short-lived,” she said. “The system and thinking here is very broad, including many cultures, languages, religions and ethnic identities. For there to be a society like this is extraordinary; it’s a first in history.”

Zeki Yılmaz says their group had long been in close conversation with people in Kobanê, but they returned to Kobanê to make their connections more concrete. They have been working in the city with the people for the last two and a half months, particularly trying to show the human toll of war on the people there.

“They say it’s like Stalingrad, but it’s worse than that,” he said. “You need to analyze this place according to its own conditions. It’s been totally ruined, more than Stalingrad, and the people have suffered more. In addition to all this, we’re talking about a people whose country has been sacked, whose language and culture have been ignored.

“However much we can express anarchism in theory, there are few examples of it being brought to life,” said Zeki. “That’s why the system being brought to life here is so important to us.”

jinha.

İstanbul: Anarşistlerden 1 Mayıs çağrısı

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 27/04/2015 by Karakök

Istanbul Anarsi Insiyatifi 1 Mayis cagrisi

1 Mayıs’ta kara bayraklarımızla, her zamanki gibi yine ait oldugumuz yerdeyiz; Haymarket’ten Taksim’e Anarşi her yerde.

 

 

 

Gölgesizler, Anarşist Devrimci Federasyon, Antifa İstanbul, Black Bloc İstanbul 1 Mayis cagrisi:

Haymarket idamlarının ve Louis Lingg intiharının ardından; 1889 yılında toplanan ‘İkinci Enternasyonal’de Fransız işçi temsilcisinin önerisiyle, 1 Mayıs gününün tüm dünyada birlik, dayanışma ve mücadele günü olmasına karar verilmiştir! 1887 Haymarket katliamının ardından, devrimciler ve işçi sınıfı her yıl 1 Mayıs gününü ‘Dünya İşçi Bayramı’ olarak kabul edip kutlamak isterler! Komünist ve sosyalistler 1 Mayıs gününü sadece proleter sınıf üzerinden değerlendirerek, sadece kendilerine mal etmeye çalışsalar da; 1 Mayıs’lar, Anarşistlerin ideallerinin gelenekselleştirilmesiyle, tüm dünya emekçilerine armağan edilmiştir! Bu sebeple, Anarşistler için 1 Mayıs günü bir bayram değil; ‘Dayanışma, Anma ve İsyan günüdür!! Evet, günümüz koşullarında ise tamamen isyan İSYAN!! (A)!

1 Mayıs 2015
Saat: 09.00
Yer: Beşiktaş Çarşı

 

 

http://sosyalsavas.org/2015/04/istanbul-anarsistlerden-1-mayis-cagrisi/#more-26396

‘Ermenilere yapılan zulmün ruhu’ Talat Paşa

Posted in Duyurular with tags on 25/04/2015 by Karakök

Tarihçi Hans-Lukas Kieser, Metternich’in 7 Aralık 1915’te Şansölye’ye yazdığı mektubunda belirttiği benzetmeyle ‘Ermenilere yapılan zulmün ruhu’ olan Talat Paşa’nın bir fail olarak portresini yazdı.

Mehmet Talat Bey (1874 – 1921), 1910’lu yıllarda Osmanlı siyasetinin baş aktörlerinden biriydi. 1917’de Sadrazam makamına ve paşa unvanına erişti. Bu, eski bir postane memurunun, Osmanlı İmparatorluğu’nda sultandan sonraki en üst makama olağanüstü bir şekilde yükselişi anlamına geliyordu. 1908 Jön Türk Devrimi öncesinde, Selanik-Makedonya’da bir posta memuru olarak çalışan Talat, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) adıyla bilinen ve II. Abdülhamid’i devirmek için kurulan gizli ağın lideri olarak öne çıkmaya başlamıştı. Muhalif örgüt İTC’yi ilgilendiren sadece Hamid despotizmi değil, aynı zamanda Makedonya meselesiydi. İTC’nin gözünde bu mesele, Avrupalı güçlerin içişlerine müdahale tehlikesi ve Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan bu bereketli toprakların kaybedilme kaygısı demekti.

Darbecilerin safında

1908 Devrimi’nden sonra Talat, Meclis-i Mebusan üyesi ve birinci reis vekili oldu. Ağustos 1909’da Dâhiliye Nazırlığı’na getirilen iki İTC kabinesi üyesinden biriydi. Ocak 1913’te, 1912 Haziranı’ndaki darbeyle yönetime gelmiş olan ve liberal Osmanlı hükümetine yapılan darbe girişiminde başı çeken Enver’in saflarına katıldı. İTC ve komitası, 1918 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetti. Bu gizli ve yıkıcı komitacılık, devlet ve imparatorlukla özdeşleşmesi ve Müslümanlarla dayanışma içinde olması açısından Balkanlar, Kafkaslar ve Doğu vilayetlerindeki gayrimüslimlerin komitacılığından ayrışıyor, komplocu devrimci bir ruhla saltanatı yeniden kurma isteğinin birleşimi olarak Küçük Asya’yı tamamen egemen bir Türk yurdu haline getirmeyi amaçlıyordu. Bu Türk yurdu, Kafkaslar ve Balkanlar’dan gelen muhacirler için de sığınak olacaktı.

1913’ten itibaren partinin güçlü adamı ve yeni Dahiliye Nazırı olan Talat, Küçük Asya’da Müslümanların ve Türklerin lehine bir demografik ve ekonomik dönüşüm planladı ve uygulamaya koydu. Talat, böylece bir toplum mühendisi ve Almanya Büyükelçisi Metternich’in 7 Aralık 1915’te Şansölye’ye yazdığı mektubunda belirttiği gibi ‘Ermenilere yapılan zulmün ruhu’ oldu. Talat’ın Hıristiyanlık karşıtı siyaseti öncelikle, 1914 Haziran’ında Ege kıyılarından kovulan ve yerlerine Balkan muhacirlerinin yerleştirildiği sayıları 150 bini bulan Rumlara yönelik oldu. Ardından I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarından itibaren Ermenileri ve Süryanileri hedef aldı. 1915’teki Ermeni Soykırımı, Osmanlı’nın toplumsal dokusunun sonuna gelindiğini ve saltanatın kaldırılmasını 1922’den çok daha önce haber veriyordu.

Hallacyan’la birlikte

Özellikle Balkanlar’da kök salmış olan İTC ve Talat, açıkça Ermeni karşıtı değildi; hatta Taşnaktsutyun’la (Ermeni Devrimci Federasyonu) işbirliğini övüyordu. İTC, Meclis-i Mebusan üyesi olan Kirkor Zohrab’ın da dahil olduğu Ermeni mebuslar, Taşnaktsutyun üyeleri ve İTC’de yer alan Bedros Hallacyan gibi isimlerle iletişim halindeydi. 1911’de Ticaret ve Ziraat Nazırı olan Hallacyan, Talat kabinesinin bir üyesiydi. Bununla birlikte Hallacyan, aynı kabinenin üyesi Maliye Nazırı Cavit Bey’in kendi gazetesinde eleştirel bir tonda belirttiği gibi ‘küçük ortak’ muamelesi görüyordu. Talat ve İTC’nin büyük çoğunluğu, Doğu vilayetlerindeki toprak sorunları, yani yerel aşiret liderlerinin yasadışı bir şekilde el koyduğu Ermeni mülklerinin iadesi meselesinde karşılaşılan zorluklardan ötürü, açıkça Ermeni karşıtı oldular.

Başta Ermeniler ve devrimci Ermeni meslektaşlarıyla aynı yerde duran İTC, bu durumu, Doğu illerinin Ermeni karşıtı ve Müslüman olan gayrıresmi temsilcileriyle işbirliğine girerek bitirdi ki, bu Doğu illerinde, Rusya tarafından Ermeni temsilcilerin de desteğiyle yeniden harekete geçirilen uluslararası diplomasi, Berlin Antlaşması’nın Ermenilerin için öngördüğü reformların uygulanmasını talep ediyordu. Talat Paşa’yla Osmanlı Ermenileri temsilcileri arasında yapılan ve Talat’ın hasmını esas olarak ifşa ettiği son müzakereler sırasında olanlar da dahil 1913-1914’teki her şey, o dönemi işaret ediyordu. Onların Avrupa emperyalizmiyle bir olduğuna, dolayısıyla Osmanlı egemenliğine karşı geldiklerine ve Küçük Asya’da yaşanacağı düşünülen Türk geleceğiyle bağdaşmadıklarına inanmıştı.

Reformlar askıda

İTC’nin diğer güçlü adamı Enver ve beraberinde Talat, Temmuz 1914’te yaklaşan genel savaşa hemen dahil olmanın yollarını arıyorlardı. Alman diplomasisi, onların Almanya’nın yanında yer alma talebini ilk etapta reddetti. Ancak Kayzer ve generaller, yaklaşan savaşta Alman kumandası altına girdikleri takdirde Osmanlı ordusunun belirleyici rol oynayabileceğine ikna olmuştu. Jön Türk hükümeti, savaşa dahi girmeden, Almanlarla 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli savaş antlaşmasının ilk kazananıydı, çünkü bu antlaşmayla onların içişlerinde egemenlik hakkı ilk defa tanınıyordu. Hükümet bundan dolayı, 8 Şubat 1914’te imzalanan ‘Ermeni reformları’nı askıya aldı ve kapitülasyonları feshetti. Almanya ise Osmanlı ordusunun tekrar düzenlenip silahlandırılması ve seferberliğin sağlanmasına şevkle katkıda bulunarak, silahlı mücadeleyi kışkırttı. Osmanlı ordusunun Kafkaslar’da, Kuzey İran’da ve Süveyş Kanalı’ndaki yenilgileri, Harbiye Nazırı Enver’in prestijine zarar vermişti; ama Talat, Enver’in pozisyonunu sağlamlaştırarak ona destek çıktı.

Doğu ve Batı cephelerinde İtilaf Devletleri’nin tehdidi altında bulunan ama Alman generallerin yönetimindeki Gelibolu ve Çanakkale savunmalarında elde edilen başarı nedeniyle güven kazanmış olan Talat, 24 Nisan 1915’te Ermeni karşıtı aşırılıkçı siyasetini başlattı. Anadolu’daki Ermenilerin isyan ettiğine yönelik stratejik yalan, Ermeni aydınlarının yok edilmesini, insanları ölüme sürükleyen tehciri ve Ermeni mülklerinin gaspını haklı göstermeye hizmet etti. Talat, Ağustos’a varmadan, Nisan ayına ait suçlamaları, yine Almanlarla işbirliği halinde, geçmişe dönük olarak kanıtlama peşine düşmüştü. Almanların tehcir konusunda verdiği somut destek, askeri kullanımla sınırlıydı. Beklenmeyen bu soykırım karşısındaki takınılan edilgen tutum ve bu kandırmacadaki ortak sorumluluk, Alman siyasi kültürüne büyük zarar vermiş, öyle ki, ‘Talat sistemi’ ile yakın temas, 1918 sonbaharına kadar devam etmişti.

Türkçülük miti

Yenilgiden sonra eski Sadrazam Talat, milliyetçi İT hareketinin eski lideri Mustafa Kemal’le bağlantısını sürdürerek, Berlin’e sığındı. Talat, Mart 1921’de bir Ermeni tarafından intikam amacıyla öldürüldü. Türkiye Cumhuriyeti adı altında, Talat’ın emrindeki kamu görevlilerini büyük ölçüde yerinde tutarak ‘Türk Yurdu’nu hayata geçiren ise Mustafa Kemal’di. Kemalizm öncesi Türkiye’nin babası olarak Talat, 1913’ten sonra, siyasal İslam’la açık ittifak halindeki Türk milliyetçiliğini temsil ediyordu. Bu, ondan sonra gelen Kemalizm ile ayrışıyordu. Talat, sınıf savaşını etnik-dinî savaşla karıştırıp, aynı zamanda Türkçülük gibi emperyalist bir miti benimseyen sağcı bir ihtilalciydi.

FOTOĞRAF • ANTOINE AGOUDJIANFOTOĞRAF • ANTOINE AGOUDJIAN

Kadikoy ; Anarsist Queer festivali

Posted in Haberler on 13/04/2015 by Karakök

Cumartesi Kadikoydeki Ayvalitas Parkinda Queer Anarsist Festivali yogun ilgi odagi oldu. Cesitli etkinlikler ve katilimcilarla renkli gecen festival Anarsistlerin propaganda faliyetleriyle son buldu. Bircok anarsist grub ve aktivistler standlar ve atolye calismalarinda bulundu. Karakok Otonomu kitap, burosur ve afis standi acti. Otonomuzun sunacagi Rojava Devrimi ve Federalizm konulu panel bazi nedenlerden dolayi yapilmadi. Tum katilimcilardan ozur diliyoruz. Ayni konulu paneli en yakin zamanda sizlerle paylasacagimizi bilidiriyoruz.

karakok otonomu

BATI KOBANIDE YENI CADIR ALANI ACILDI.

Posted in Haberler with tags on 13/04/2015 by Karakök

Suruc daki kobani gocmenler topraklarina geri donuyor. Evleri yikilanlar icin gecici cadir alanlari acildi. Kobani Mala Gel (Halkevleri) nin organizesiyle, cadir kurmak ve alanlar acmak icin calismalarina devam ediyor. Kobanili halk, Mala Gel, Mala Jin aktivistleride calismalarda yer aliyor.

20150405_14365420150405_14354320150405_143710