Oysa ne devletin yaptıkları gizlenir ne de Hrant’ın söyledikleri unutulur.

“Biz yaşadığı cehennemi,
Cennette çevirmeye talip insanlardık…”
HRANT DİNK

12510339_789501747845598_6660747058857135652_n
Eğer ki bir muktedirin tarihi çerçevesinde düşünecek olsak bile; “Eski Türkiye”nin “Yeni Türkiye”ye bıraktığı büyük miras, eskinin çocuktan katil yaratan zihniyetinin oluk oluk akıttığı kandan, yeninin artık dökülen kandan banyo yapmasına varmış olduğunu görürüz. T.C kısacık tarihinden bir an olsun kopukluk yaşamamış olması, üzerinde temel aldığı görüşün getirisidir. İktidarlar değişse de, söylemlerini yenilese bile, getirdiği davranışın geleneği süreklilik arz eder. Yaptığı, yaşa(tama)dığı tarihiyle bir kültür devamı. Eski ile Yeni’nin uzlaşı noktası her zaman olacaktır. Sonuç: öldürmenin verdiği keyfin başka fanteziye ulaşması…

Bizatihi devletin eskiye olan hıncı bir çıkar kavgasıdır. Söylemleri Eski olanla çok uzaklaşmadığı gibi, kapsama alanı kendi dar çıkar çerçevesinde devinip durur ve buna karşı çıkan her şeyin bir çomak olduğunu bağıra çağıra kitlesine şikayet eder ve nefreti daha da yükseltir. Hrant Dink bir Ermeni, Ermeni kanını akıtarak haz duymak, faşist güruhun ve zihniyetinin duygularını okşayan bir katliamı beraberinde getirmiştir. “Böyle yönetilmek istiyorum”la, şöyle “yönetirsem iktidarım payidar kalır”ın birlikteliğinin teminatıdır bu katliam. Böylece, iktidarın kendisi faşizmle iş birlik etmesi temel taştır bir yerde. Kendisine biat etmeyenin, yola gelmeyenin ölümü; tek zihniyetin çok insanı tarafından istenen bir suikast ortaya çıkartmıştır. Yeni’nin taşıdığı iddia iktidarın yaşamak için ortaya attığı bir zırvadan öteye geçmez böylece.

Faşist ideolojinin neredeyse bütün dinamiklerini barındıran, yaşanılır olmayan bütün düşüncelerini üzerimize çöreklendiren; egemen ideolojinin altında ezilen diğerleri grubu. Topyekûn Hrant Dink de bir başkası. Bir yerde, hepimizin toplamı ifade eder. Tıpkı T.C. ve onu yeniden üreten faşistlerinin nazarında olduğu gibi, diğerlerinin de hepsinin karşısındaki karşılığıdır. Burada ezilmemek olanaksızdır. Barışık olunamayan bir durum söz konusudur Devlet aygıtı kendini koruma adına, pazarladığı iktidar aracını sahaya yok etmek için sürerken; başkasının kendisini gerçekleştirmesini mümkün kılmaz. istese de olamaz. Hadi diyelim ki istedi, yarattığı koşullardan dolayı eski-yeni kimlik altında reddedilse kadim kimlik yaşatılamayacağı için biz Hrant Dink’ler, her hangi bir gün olan 1954’ün 15 Eylül’ünde, doğduğu günden 19 Ocak 2007’e kadar ölü, Malatya’daki emekleyen günlerinden İstanbul Osmanbey’de kaldırıma düşürüldüğü ana kadarki her adımda ise öldürülenleriz.

Artık, Ulus-devletin mutlak idealine doğru “başka, yabancı” olanlara 20.yy’ın başında çekilen hançer silahların 21. yy’ın başlarına doğru türlü kez, türlü kere yaratıla(maya)n ulusun tüm ezilmişliğini bedeninde, zihninde, yüreğinde taşıyanların yere kapaklanması gerekli. Ancak Türk’lük, dim dik, gururlu bir şekilde yoluna istikrarlı bir şekilde devam eder böylece. Hrant Dink, ölümü gerekli bir vatan haini… ‘Hrant bir Ermeni dölü.’ canına kıyılması vaciptir. Ki sözüm ona Allah nazarında mükâfat gören bir davranıştır. Buna cesaret eden vatan evladı bir bayrakla aynı karede yer almak polis için bir onur, tetiği çeken ise beyaz bereli bir kahraman.

Hrant’ın sesi, devletin sesinden yüksek çıkmıştır. Savunduğu şey her ne ise, bize ve kendine ait olduğu için her faşisti susturmuştur. Varlığı, devletin söyleminin önüne geçmiştir. Devletin sesini kesmiştir kimi zaman. Bu durum hem faşistleri hem de onları temsil eden devletin gözünden kaçmamıştır. Devreye giren devletin Güç’lerinin yerine getirmesi gereken, geçmişindeki tüm kirli ilişkileri askıya alıp bir an önce organize olup bu sesi kısmaya yönelik çözüm üretmeye dönüktür olmuştur. Topluca ortaklaşabilecekleri tek nokta da budur zaten. Kanında nefret taşıyanların potansiyelini düşünebiliyor muyuz? Bu iş birlikçiler böyle konular dışında bir araya gelmez esasen, düşmanıdır birbirinin. Omurgasız katiller sürüsünün ortaklığında ortaya çıkan suikast araçları çıkan her sesin nasıl kısalacağını gösterir. Katliamdan sonra devletin ortaya attığı yaygara kendi suçunu bertaraf etmektir. Hrant’ın söylemlerini unutturmaktadır.
Oysa ne devletin yaptıkları gizlenir ne de Hrant’ın söyledikleri unutulur. Hrant gibi, Tahir Elçi gibi söz ağızdan çıkmıştır bir kere. Bu sözlerin ardında gizlenen hiçbir şey yoktur. Söyledikleri hakikati göstermiştir. Can pahasına olsa bile bu hakikatten uzaklaşılmamıştır. Mücadelenin şekillendiği büyüdüğü yerlerden biri de bu hakikattir bir yerde…

STANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: