Halil Savda : Cenevre 3 ve beklentiler

images

Cenevre 3 ve beklentiler
Suriye iç savaşının yeni bir kritik dönemin eşiğine geldiği kesin.
25 Ocak 2016 Pazar günü Cenevre’de Suriye barış görüşmeleri yapılacak. Toplantıya DAİŞ terör örgütü dışındaki tüm tarafların katılımı bekleniyor. Ancak Türk tarafı Kürtleri veto ederek toplantıyı sabote etmeye çalışıyor.
Başbakan Ahmet Davutoğlu gittiği Londra’da bu yönde provokatif bir dil kullandı.
Türk tarafının bu çabalarının sonuç vermesi zor görünüyor. Çünkü Kürtlerin olmadığı bir Suriye barış toplantısının başarı şansı zayıf.      
Kürtlerin Kobané’de DAİŞ’e karşı sağladığı başarı onları Suriye’de vazgeçilemeyecek bir güç haline getirdi. Kobané, Ortadoğu’da küçük bir çatışmanın büyük reaksiyonel etkiler yapabileceğinin önemli bir örneği. Kobané küçüktü lakin sonuçları yalnızca Suriye içlerindeki gelişmeleri etkilemedi aynı zamanda bu Türkiye’nin içlerine de yansıdı. Etkilerini bugün daha yoğun olarak yaşıyoruz. Yaşıyoruz çünkü çözüm sürecinin Nisan 2015’te Türk devleti tarafından buzdolabına konulması buradaki gelişmelerle ilintilidir. Buradan koalisyonla kurulan ilişkiler ve Afrinle birleşme ihtimalinin ortaya çıkması Türk hükümetini yeni bir strateji geliştirmesini sağlamış oldu. Cenevre’de Suriye barış görüşmelerine birkaç gün kala Erdoğan çözüm sürecini buzdolabından çıkarttı ve onu ‘bitirdi’.
Türkiye’deki gelişmelerin de aynı şekilde Suriye’deki gelişmeleri etkileme özelliği var. Dolayısıyla bir adım atarken bu reaksiyonel etkiyi hesaplamak kaçınılmazdır.
Etnik ve mezhebi popülasyonunun etkilediği yeni birlikler oluşurken siyaset anlayışlarının da değişmesi önlenemez.
Ortadoğu’da yaşayan halklar birbirlerine karşı güvensiz. Bu Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de böyle.
“Halklar kardeştir” sloganı çok güzel. Nitekim İnsanın genetik ve kültürel kodlarına bakıldığında etkilemenin helezonik etkisi görülür. Dolayısıyla tüm insanlık kardeştir. Ancak bu kültürel ve ulusal aidiyeti önemsiz kılmaz. Aksine tarih birazda bu kültürel ve ulusal aidiyetlerin ve farklılıkların yarattığı bir dizi çatışma, ayrılma ve kurumlaşmadır.
Halklar kardeştir fikri karşıtlığı halkların bir arada yaşama ihtimalini yok eder. Lakin “halklar kardeştir” deyip özgünlükleri ve etnik kültürel kimliği grileştiren yaklaşımlar halk olma bilincini yok eder ki bu ciddi bir kültürel yok oluşla sonuçlanır. Bu gelecek için tehlikelidir. Tehlikelidir çünkü bir süre sonra ‘hepimiz kardeşiz işte, biriz’ demeye görürür. Bu ise resmi Türk aklının sıklıkla tekrarladığı ‘tek millet’ şovenizmine teslim olmayı sağlar.
Bugün Suriye ve Ortadoğu’da yaşananlar Fransız devrimi ve ya Ekim devrimi gibi bir şey değildir. Etnik ve mezhebi özellikleri var. Tıpkı Irak, Lübnan ve Türkiye’deki gibi… Suriye’de sağlanacak çözüm kuşku yok ki sahip olunan etnik ve mezhebi popülasyona göre olacaktır. Haritaya bakarsanız bunu daha iyi anlarsınız.
Irak’ta Şii, Sunni ve Kürt federasyonlarının ortaya çıkması bu popülasyonla ilgilidir. Benzer bir gelişmeyi Suriye’de görüyoruz.
Suriye’de nihai çözümün Irak benzeri bir federasyonla sonuçlanması kaçınılmaz gibi görünüyor. Cenevre 3’te tüm tarafların katılacak olması bu yönde önemli bir işaret.
Kobané ile Efrin’in birleşme çabası etnik popülasyonun gerçekleşmesiyle alakalı. Kürtler bunu yok sayacak hiçbir ilişki ve ittifaka “evet” demezler.
Rus ve Esad ordusuyla koordine içinde Azez kırsalı, Halep , Menbiç ve El Bab’ı içine alan bir birleştirme mi, yoksa cerablus ve Azez’i içine alan bir operasyon mu?
Bu yabana atılamayacak bir olasılık…!
ABD’nin DAİŞ’e karşı yürüttüğü askeri operasyonun sözcüsü albay Warren, “ ZDF batıdaki ilerlemesinin son sınırına geldi” dedi. Albay Warren’in dediklerine paralel bir açıklamayı da Demokratik Suriye Güçleri (DSG) sözcüsü de yaptı; “Tışrin operasyonumuz başarıyla sona ermiştir”.
Tüm bunlar yukardaki ihtimali masaya koyuyor.
Bu ABD koalisyonunun DSG ile Menbiç üzerinden bir Cerablus operasyonunu imkansız mı kılıyor?
Kanımca hayır. Çünkü Albay Warren’in açıklamasından hemen sonra ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby, “YPG’yi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Bu desteğin tam olarak nasıl olacağı ve nerede olacağı netleşmiş değildir. Yine de Cerablus operasyonunu işaret ediyor olabilir. Çünkü Cerablus DAİŞ’in elindeyken Kürt güçleri Rakka operasyonuna sıcak bakmazlar.
Ayrıca Cerablus operasyonu için ABD ciddi engeller çıkartırsa Rus ve Esad güçleriyle böyle bir olasılık var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: