Archive for the Duyurular Category

Atina’daki Milliyetçi Mitinge İlişkin Rapor

Posted in Avrupa haberler, Direnis, Duyurular with tags on 28/06/2018 by Karakök

Atina’da 4 Şubat Pazar günü, “Makedonya” sorunu üzerinde kitlesel bir milliyetçi miting
düzenlendi. Organizatörler bir milyondan (!) fazla kişinin katıldığını söylerken, polis
açıklaması 140.000 kişinin katıldığı yönünde. Muhtemelen polisin resmi açıklamasından çok
daha fazla insan olsa da katılım organizatörlerin, bir temenniden ibaret olan iddialarına
yakın bile değil. Bu, aynı konuyla ilgili bir ay içerisindeki ikinci gösteri idi. İlk
gösteri, Ocak ayının sonlarında Selanik’te düzenlendi. —- Her iki gösteriyi tetikleyen
“Makedonya sorunu”, en azından görünüşte, komşu bir devletin resmi adı olan, Eski Yugoslav
Makedonya Cumhuriyeti (Former Yugoslavian Republic of Macedonia – FYROM) etrafında
dönüyor. ‘Makedonya’nın bir ulusal tanımlama olarak tali anlamı, kuzey bölgesinde
Makedonya olarak adlandırılan bir bölge bulunan Yunanistan’ın toprak bütünlüğüne tehdit
oluşturduğu gerekçesiyle Yunan devletinin karşı olduğu bir şey. Bu Balkanlar’da iyi
bilinen bir konu ve Yunanistan ile Makedonya / FYROM devleti arasında gerçek bir çatışma
noktası. Doğal olarak, Makedonya meselesi her iki ülkedeki milliyetçilerin fikirlerini ve
gündemlerini öne çıkarmak amacıyla çok yatırım yaptıkları bir başlık.

Konu Yunanistan’da ilk kez büyük milliyetçi mitinglerin düzenlendiği 1992’ye dayanırken,
isim üzerine tartışmalar yeni hükümeti karşılıklı diplomatik çözüme dair daha açık bir
duruş benimseyeceği anlaşılan FYROM’daki son olaylarla ile yeniden alevlendi. Yunan
hükümeti konuyla ilgili bölünmüş görünüyor; solcu ana ortak SYRIZA bu tür pragmatik bir
anlaşmayı desteklerken, sağcı küçük ortağı ANEL, Makedonya’nın adını kullanmayı içeren
herhangi bir çözüme karşı çıkıyor. Yunan hükümetine ayrıca NATO’daki ‘müttefikleri’
tarafından Yunanistan’ın FYROM’un örgüte katılmasına dair vetosunun kaldırılmasını
sağlayacak bir çözüm bulmaları yönünde baskı uygulanıyor. Bu, Makedonya meselesinin genel
jeopolitik bağlamını oluşturuyor ve çeşitli siyasi aktörlerin eylemlerini belirliyor.

Ayrıntıları net olmaktan uzak ve çok sayıda olsa da, beklenen çözüm, FYROM devletinin
daimi olarak (erga omnes) kullanacağı sabit bir isme (örn. Kuzey Makedonya veya Yeni
Makedonya) sahip olmasını içeriyor. Yunan milliyetçileri, bu tür bir çözüme şiddetle karşı
çıkıyorlar çünkü komşu devletin adında herhangi bir koşulda Makedonya sözcüğünün
bulunmasını istemiyorlar. Selanik ve Atina’daki yürüyüşler “Makedonya birdir ve Yunandır”
şeklinde milliyetçi sloganda özetlenen, uzun geçmişi olan bu konu üzerine gerçekleşti.

Her iki mitingde de kalabalığın heterojen olduğu doğru sayılır ve organizatörler arasında,
muhtemelen uzun vadede dengede tutulması çok kolay olmayan, birçok farklı gündem söz
konusu. Dün aynı sokaklarda, üstü örtülü ama kuşkusuz milliyetçi bir görüşe sahip olan
Yunan Makedonları’nın kültür derneklerini, Yeni Demokrasi’den (ana muhalefet partisi) ve
diğer sağcı siyasi partilerden milletvekillerini, aralarında tabii ki Neo-Nazi Altın Şafak
olan çeşitli faşist grupları ve militanları ve tüm bunlar kadar önemli olan Yunan Ortodoks
Kilisesi vardı. Tüm bu gruplar, geleneksel olarak derin devletle “eklektik ilişkileri”
olan Yunanistan sağının yelpazesini oluşturuyorlar. Yurtsever solun bir kısmının
mitinglere sözlü destek verdiği ve bunun milliyetçi sayılmaması gerektiğini iddia ettiği
vurgulanmalıdır. Ancak, bildiğimiz kadarıyla hiçbir sol grup, mekanizmalarını harekete
geçirmedi ve mitingin organizasyonunda yer almadı.

Dolayısıyla mitingin siyasi rengi konusunda herhangi bir soru işareti yok: bu açıkça
milliyetçi ve çoğu durumda komşu ülkeye agresif bir söylem dağıtan sağcı bir hareket.
Miting, FYROM’un, modern ulus-devlet sisteminin temeli olan, kendi kaderini tayin hakkına
etkili bir biçimde karşı çıkıyordu. Kuşkusuz, Makedonya’nın onlarca yıldır diğer
devletlerin çoğunluğu tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında bütün bu hikaye biraz
gülünç olsa da Yunanistan’daki milliyetçi söylemin görünüşte merak uyandırıcı
kalıcılığının psikolojik ve politik yönleri üzerinde derinlemesine tartışmak için çok daha
fazla yere ihtiyaç olacaktı. Tutarsızlık kesinlikle hiç kimsenin rolünü yerine getirmesine
engel değildir.

Atina sokaklarında, mitingin koruması altında hareket eden faşist grupların varlığı,
anarşist hareketin alarm durumuna geçmesine neden oldu ve antifaşist reflekslerini
gösterme fırsatı oluşturdu. Selanik topraklarında faşistler “Libertatia” işgal evine
saldırıp onu yakıp yıktıkları için endişelerin sağlam bir zemini vardı. Atina şehri
çevresindeki ve elbette karşıt hareketin “kalbi” olan Exarcheia’daki işgal evlerini ve
sosyal merkezleri korumak için gerekli önlemler alınmalıydı. Mültecilere ev sahipliği
yapan işgal evlerinin korunması da ayrıca çok önemliydi.

Çalışmaları koordine etmek ve etkin bir tepki vermek için toplantılar yapıldı. İki esas
hedef belirlendi: şehrin tamamındaki işgal evlerinin ve sosyal merkezlerin korunmasının
daha koordine hale getirilmesinin yanı sıra, Atina merkezinde karşıt bir gösteri
örgütleyerek milliyetçilere merkezi politik bir tepki verilmesi. Temel fikir, sokakların
faşist haydutların merhametine bırakılmamasıydı.

Pazar günü saat 4’ten itibaren bir karşı kampanya başlatıldı. Şehrin her yerinden anarşist
ve antifa siyasi gruplar, Atina sokaklarında milliyetçilik karşıtlığı, antimilitarizm ve
enternasyonalizm ile ilgili metinler dağıtmaya başladılar. Cumartesi gecesi, miting
öncesinde, antifa devriyeler Atina’nın birçok mahallesinde konumlandı. 3/2/2018’de
gerçekleşen ve Nazilerin yerel liderlerinden bazılarının dövülüp bırakıldığı, Pire’deki
Golden şafak ofislerine yönelik saldırı dikkat çekicidir. Dahası, Exarchia ve
Monastiraki’de isyan polisi ile çatışmalar yaşandı ve bir yoldaş polisler tarafından
gerçekten kötü bir şekilde dövüldü ve gözaltına alındı.

Miting süresince, Propylea’da (milliyetçi mitingin gerçekleştiği Syntagma’ya yakın bir
meydanda) gerçekleştirilen karşı gösteride anarşist ve radikal soldan oluşan 2000
civarında yoldaş toplandı. İsyan polisi, antifa eylemi ile faşistler arasında durduğu
sürece işler sakindi. Alandaki 4 saatin sonunda eylem Exarchya’da devam etti. Sonrasında
mahallenin çevresindeki bir sürü faşist kovalandı. Faşistler denemelerine rağmen
Selanik’te yaptıklarını tekrar etmeyi başaramadılar. Milliyetçi miting tümüyle sona
erdikten sonra, milliyetçilerin toplandığı yere yakın bir yerde bulunan, işgal edilmiş bir
tiyatro olan Empresor’a yönelik organize bir saldırı gerçekleşti. Bununla birlikte, işgal
edilen binada gerekli önlemler alınmıştı ve antifaşist savunma faşistleri püskürtmeyi
başardı. İkinci bir saldırı söylentileri vardı, ancak olay gerçekleşmeden polis (beklenen
şekilde) geldi.

Verili koşullar altında, düşüncemiz her şeyin iyi gittiği yönündedir. Yunanistan’daki
hareket, refleks gösterdi ve faşistlerin mitingi kendileri için bir festival günü haline
getirmelerine izin vermedi. Mesaj açık: her zaman karşılarında olacağız. Şunu
belirtmeliyiz ki; milliyetçi gündem etrafındaki şekillenen bir kitlesel hareket bizi
tetikte tutmalı ve eksiklik ve sınırlarımız üzerine düşünmemizi sağlamalı. Milliyetçilik
tüm dünyada yükseliyor ve bu, yalnızca konunun semptomları ile değil fenomenin kendisi ile
ilgilenen örgütlü bir tepkiyi gerektiriyor. Kesin olan şu ki:

Hiçbir ulus bizi birleştirmez / Hiçbir isim bizi ayırmaz

Atina’dan yoldaşlar

Çeviri: Yeryüzü Postası

Reklamlar

Seçim öncesi Hakkari’de 30 bölgeye giriş yasağı konuldu

Posted in Duyurular with tags on 23/04/2018 by Karakök

Hakkari Valiliği, il merkezi ile Çukurca, Şemdinli, Yüksekova ilçe sınırlarında bulunan 30 alanı, “özel güvenlik alanı” ilan etti. Valilik tarafından yapılan açıklamaya göre sözkonusu bölgeler 24 Nisan gece yarısından itibaren 8 Mayıs’a kadar yasaklı olarak.

Valilik bu kararına gerekçe olarak PKK eylemlerini göstererek, “Bu eylemler neticesinde vatandaşlarımız; ekonomik, sosyal faaliyetlerini yürütme ve seyahat etme haklarını kullanmaktan mahrum kalmıştır” dedi.

açıklamada, sivillerin girişine kapatılan bölgelerde nasıl ekonomik ve sosyal faaliyet yürütüleceği, seyahat hakkını nasıl kullanılacağına dair herhangi bir ifade yer almadı.

BUTUN DEVLETLER YALANCIDIR.

Posted in Duyurular with tags , , on 29/03/2018 by Karakök

 

Bütün devletler yalancidir.

türk devleti hepsinden daha yalancidir.

Yukaridan asagidan dogru yalanla dogar, yalanla yasar.  Tarihinden, kültürüne,  dininden, egitimine  kadar yalan  dolan dolu bir devlet.

Iste türk basini afrinde;

Efrînli ‘ÖSO talan etti’ dedi, Habertürk ‘YPG’ diye sundu

Veyis Ateş: Afrinli burada yaşayan insanlara öncesi ve sonrasını, yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin sağladığıyla iki hafta öncesinin mukayesesini soracağız. Neydi ne oldu?

Afrinli 1: Ehlê Efrîn em dixwazin hiro, mezahir muselliha (hêzên çekdar) di Efrîn da tine be. Innû Ceyşîl Hûrr ne Ceyşîl Hûrr e. Diz in. Mixerrebî nin, îrhab in. Malêt me birin. Jinêt me… Şeva çû, sê qîzik xera kirin. Emrê wê deh û pênc salî…

[Türkçesi: Biz buraya ait olmayan silahlı güçleri burada istemiyoruz. Özgür [Suriye] Ordusu, özgür bir ordu değil. Onlar hırsız. Teröristtirler. Mallarımızı aldılar, kadınlarımızı… Dün gece üç kızımızın ırzına geçtiler. Yaşı 15 olan…]

Çevirmen: Biz burada Afrinli olmayan insanların Afrin içinde barınmasını istemiyoruz. YPG buraya ait bir örgüt değildi, buraya sonradan geldi. Malımızı mülkümüzü talan ettiler, namusumuza göz diktiler ve onları burada biz istemiyoruz. Onlar buranın gerçek sahipleri değillerdir.

Veyis Ateş: Sorar mısın, çocuklarını ya da torunlarını, komşularını, gelip mallarını, hayvanlarını evlerinden çocuk askerler için çalıp götürdükleri olmuş mu?

Afrinli 3: Li Şêx Meqsûd… Sê çewal şelandine. Hem zêr birine, pereyê jinan… Bi qilakê jinan ketine… Dest kirine sîngê jinika zêra deraser kirine.

[Türkçesi: Şêx Meqsut’ta… Üç çuval, soygun yapmışlar… Kadınların hem altın hem paralarını… Kadınların kulaklarına dadanmışlar. Ellerini kadınların koynuna sokup altın almışlar…]

Çevirmen: Kızlarımızı zorla aldılar, çocuklarımızı zorla aldılar, kadınlarımızın zorla mücevherlerini aldılar, küpelerini zorla aldılar. Saat 10.00’dan sonra özellikle evimize girip kadınların mücevherlerini aldılar. Kadınlar mücevherlerini takarken boyunlarından aldılar. İki üç gün bu böyle sürdü.

Antinasyonalist Anarsist Haukur Hilmarsson Afrin’de turk ordusuna karsi savasirken öldü.

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 26/03/2018 by Karakök

Rojava Devrimini savunmak ve isgalci turk devletine karsi Afrin’de savasan Anarsist Haukur Hilmarsson topraga verildi. Annesi kendi wep sayfasindan haberi ulastirdi. Antinasyonal Anarsist  Haukur Hilmarsson’un olumunu Atinadaki yoldaslari tarafindan Anarsist haber sayfasinda yayinladilar.

Annesinin sayfasi: http://www.norn.is/page/2/

 

Anarsist yoldaslarin sayfasi https://barrikade.info/Carry-the-spark-inside-your-heart-Fight-for-Efrin-954

 

Savaşa Hayır, Diktatörlere ve Devletlere Hayır, Şirketlere Hayır, Hayıra Hayır dinler, milliyetçiliğe hayır!

Posted in anti militer, Direnis, Duyurular with tags , , , on 30/01/2018 by Karakök

Savaşa Hayır, Diktatörlere ve Devletlere Hayır, Şirketlere Hayır, Hayıra Hayır
dinler, milliyetçiliğe hayır!

Sevgili Anarşist Yoldaşlar nerede olursanız olun

Biz anarşistler, savaşa, askeri saldırılara karşı olduğumuzızı vurguluyoruz
ve milisler. Sivilleri öldürmekten ve fırlatmaktan kesinlikle
köylere, kasaba ve şehirlere yönelik saldırılar masum insanları öldürüyor
Ayrımcılık yapmak ve yerlerini yok etmek.

İnanıyoruz ki ne herhangi bir eyalette ne de herhangi bir grubun saldırma hakkı yoktur.
din, uyrukluk, toprak anlaşmazlıkları ve diğer
diğerleri. Gerekçe ne olursa olsun saldırı ve
Savaşları başlatmak sadece özgürlük ve insanlık aleyhinedir.

Devletimizin mevcut savaşa karşı tutum ve tutumumuz
Türkiye, Afrin’e, Rojava’nın geri kalanına ve vatandaşlarına başlamadı
çünkü biz Kürtçe veya Kürtçe konuşuyoruz. Tüm savaşlara karşı,
dünyanın dört bir yanındaki prensip meselesidir.

Kim başlattığına karşı anarşizm ilkelerimizle sağlam duruyoruz
Bu tür bir savaş. Aynı tutuma ve aynı pozisyona sahip olsak bile
Kürtler herhangi birinin özgürlüğünü, kültürlerini ve toplumunu istila etmek için savaş başlatıyor
etnik gruplar veya gruplar. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılma konusundaki duruşumuz
Rojava’ya karşı savaş bu konumdan artık ve değil. Biz
savaşa karşı, Devlete karşı, her türlü üstünlüğe karşı, sınıf
bölme ve kapitalist sisteme karşı.

Yukarıdaki düşünceyle, bizce başlatılan her türlü savaşı reddediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Rojava ya da başka bir Devlete karşı bazı uluslara karşı
dünyanın herhangi bir yerinde grup.
Savaşa karşı olmalıyız ve onu kınarız diye inanıyoruz,
Savaş ve savaş mangosunu yüceltmeye karşı herhangi bir şekilde kampanya yürütmek. Bu bizim tek
İnsanları savaşa karşı ayakta durmaya teşvik etmek ve ikna etmekle yükümlüdür. Bu bizim
Savaşın yalnızca daha fazla kâr getirdiği ve savaşın daha
Özellikle askeri alanlardaki şirketler için ilgi. İçinde
Bu arada bize daha fazla yoksulluk, daha fazla sefalet, daha fazla yerinden etme,
sevdiklerimizi kaybetmek, yükselen fiyatlar, evsizlik, işsizlik,
yerimizi ve iklimimizi yok ederek, hepimizi böldüğümüz gibi.

Ayrıca bölgedeki tüm TV kanallarını ve sosyal medyayı
saldırgan saldırılar başladığından beri, saldırgan saldırıları reddetmeye çalışıyorlardı.
Afrin ve Rojava’daki insanların hakları ve onların
meşru müdafaa. İnsanları aldatıyor ve harekete geçmeye çalışıyorlar.
farklı nedenlerle Türkiye Cumhuriyeti Devletini desteklemek ve
Onları haklı kılmak getiriyor.

Devlete ve milliyetçiliğe hayır
Yetkiye Hayır
Din’in gücüne hayır
Parlamento Sistemine Hayır
Militya’nın gücüne hayır
Siyasi Partiye ve Kapitalizme Hayır
Evet, kendi kendini örgütleme, kendi kendini yönetme

Kürtçe konuşan anarşist forum (KAF)
22/01/2018

Efrin’e hava saldırısı

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Direnis, Duyurular with tags on 20/01/2018 by Karakök

Türk devletinin dün başlattığı Efrin’e yönelik işgal girişimi devam ediyor. Efrin’in Cindirêsê ilçesi kırsalı Türk savaş ucaları tarafından bombalandı.

Türk ordusu ve ÖSO çeteleri, dün gece Efrin ve Şehba bölgesinin birçok noktasında YPG/YPJ ve öz savunma güçleri mevzilerine saldırdı. Ancak saldırılar püskürtüldü.

Karadan ilerleyemeyen Türk ordusu ve çeteleri, hava saldırılarına başladı.

Alınan bilgilere göre, Cindirêsê kırsalı Türk savaş uçakları tarafından bombalandı. Saldırının sonuçlarına ilişkin net bilgi edinilemedi.

 

Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Efrin’i işgal etme saldırısı için sinyal vermesi ardından bölgede başlayan hareketlilik bir haftayı geride bıraktı. Türk devleti uzun süredir Hatay, Kilis, Antep gibi kentlerde eğittiği cihatçı-selefi çeteleri de sahaya sürerken, İdlib’te El Kaideci gruplarla mevzi arkadaşlığını da sürdürdü.

Türk devleti Suriye’ye “terör ihraç etme” politikasını dün Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçirdiği 20 araçlık konvoyla alenileştirdi. Ezaz’a geçirilen otobüsler dolusu çete, Erdoğan’ın içeride çatırdayan “Milli Mutabakat” ittifakına harç olmak için dün gece harekete geçirildi.

Bab, Ezaz ve Mera’dan Şehba Bölgesi’ne saldırıya geçen Fırat Kalkanı grupları, Ceyş El Suwar ve Cephet El Ekrat savaşçılarının direnişiyle karşılaştı. Şehba Bölgesi’nin Hezwan ve Ziwan köylerini yapılan saldırı püskürtülürken, geride 4 ölü ve 5 yaralı bırakan Fırat Kalkanı grupları geri çekilmek zorunda kaldı.

ÇETELERE DARBE

Hezwan ve Ziwan köylerine yapılan saldırıya misilleme yapan Ceyş El Suwar ve Cephet El Ekrat savaşçıları, Türk ordusunun Mera ve Bab kentlerinde bulunan üslerini hedef aldı.

Askeri kaynakları, Bab kentinin doğusunda bulunan Tiwes köyü karakoluna yapılan eylemde 2 çetenin öldürüldüğü, 12 çetenin yaralandığı bilgisini doğrularken, Bab’ın Şexaqil köyünün kuzeydoğusunda bulunan Türk üssüne yönelik gerçekleştirilen eylemin sonuçları hakkında kesin bilgi edinemediklerini aktardı.

Ancak yerel kaynaklar çatışmaların ardından Bab’taki Türk üssünden 5 ambulansın Rai (Çobanbeyi) kentinden Kilis’e geçtiğini belirtiyor.

OBÜS VE HAVAN ATIŞLARI DEVAM EDİYOR

Sınır bölgesi üzerinde bulunan Türk karakollarından dün gün boyunca Efrin’nin Raco, Şerawa, Bilbile ve Şiye ilçesi köylerine yönelik obüs ve havan atışları devam ederken, Mare ve Ezaz kentine konuşlanan Türk ordusu ayrıca Halep’in kuzey köyleri, Herbel köyü, Um El-Hoş ve Şehba’ya bağlı Til Rifet kentlerini de top atışına tuttu.

Çatışma ve saldırı haberleriyle doğrudan bağlantılı olarak bölgede varlık gösteren güçlerin tutumuna ilişkin de Erdoğan’dan önce Efrin’e sefer düzenleyen Türk medyası tarafından ortaya bazı iddialar atılsa da söz konusu haberler hem muhatapları tarafından hem de burada konuştuğumuz üst düzey YPG’li yetkililer tarafından yalanlandı.

Anadolu Ajansı (AA)’nın “Rus askerleri Efrin’den çekildi” yönünde geçtiği haberin doğruluk derecesini sorduğumuz üst düzey bir YPG’li komutan, söz konusu iddiayı doğrulamadı.

YPG’li yetkililer, her duruma göre hazırlıklı olduklarını ve tüm saldırılara karşılık verebilecek şekilde konumlandıklarını aktardı.

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 11/02/2017 by Karakök
1leon czolgosz

Leon Czolgosz

1- Leon Czolgosz (ABD Başkanı William McKinley)

Anarşist Emma Goldman’ın Cleveland’daki konuşmalarını duyan Leon Czolgosz bir amaç için kahramanca bir şey yapmak ister. Başkan McKinley’e birçok kez yaklaşır ama hamle yapmaz. Bir gün Başkan Niagara Şelale’lerinden dönmüş ve halkla buluşuyordur. Czolgosz da sıraya girer, silahını mendille kapatır ve sıra ona geldiğinde McKinley’i karnından iki kez vurur.

Amerikan toplumunun eşitlik ve adalet temelinde yükselmediğini düşünerek toplum açısından sarsıcı bir eylem arayışına girmiştir. Bu eylem hem toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliği vurgulayacak, hem kimsenin dokunulmaz olmadığını ispatlayacak, hem de yayılmacı politikalar izleyen bir büyük başı ortadan kaldıracaktı.

Emma Goldman ile ilk karşılaşmasında kendisine kitap önermesini rica ediyor. Anarşizme adım atacak ama nereden başlayacağını bilemeyen bir hali vardır. Camiaya katılmaya çalışırken gösterdiği çaba kimilerince ajan olduğu şeklinde yorumlanıyor. Emma Goldman hemen tekzip edilmesi için yazılar yazıyor bunu iddia eden dergiye. Gözünde gördüğü ışıltıyı hatırlıyor genç adamın, yanılmış olamayacağını biliyor. Bir süre sonra başkan William McKinley’i vuruyor bu çocuk. Emma Goldman’ın azmettirdiği çıkıyor tüm basında.

Leon Czolgosz: ” Ben bir yöneticiye gereksinim duyduğumuzu düşünmüyorum.”

” Başkanı öldürdüm çünkü o iyi insanların – iyi emekçi insanların düşmanıydı. bundan dolayı üzgün değilim.”

2- Emile Henry ve Sante Geronimo (Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot )

Emile Henry

Emile Henry

Emile Henry’nin asıl hedefi Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot’tu ancak Elysee Sarayı çevresindeki yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle zenginlerin buluşma yeri olan Cafe Terminus’u bombaladı.

Cáfe Terminus’u bombalamasının nedeni, bu mekânı burjuvazinin bir temsili olarak görmesiydi. Bombayı yerleştirirken olabildiğince çok sayıda burjuvanın ölmesini amaçlıyordu. Eylemleri nedeniyle mahkemeye çıkarıldığında, neden boşu boşuna birçok masum insanın zarar görmesine yol açtığı sorulunca, mahkemeye şöyle yanıt verdi, ‘ Masum burjuva yoktur.’

‘Senin ellerin kana bulanmış’ diyen hâkimi de ‘aynen sizin cüppeniz gibi’ diye cevaplamıştır.

Emile Henry: “Burjuvazi, savunmasız grevci işçilerin üzerine ayrım gözetmeksizin ateş açabiliyorsa; bunun sonucunun, eğlendiği restoranda patlayan bir bomba olabileceğini de hesaba katmalıdır.”

**
Henry’nin idamından hemen sonra İtalyan bir anarşist olan Sante Geronimo Caserio, Carnot’u Lyon’da bıçaklayarak öldürdü. O da giyotinin başında Henry’nin sözlerini İtalyanca olarak tekrarlayacaktı ‘Coraggio cugini – evviva l’anarchia!’ yani ‘ Cesaret yoldaşlar – yaşasın anarşizm! ‘

3- Gaetano Bresci ( İtalya kralı 1. Umberto )

Gaetano Bresci

Gaetano Bresci

İtalya’nın 1896’da Adowa Savaşı’nda Etiyopya’ya yenilmesi ise İtalyan sömürgeciliğinin sonunu getirdi.

Umberto tırmanan toplumsal huzursuzluk karşısında 1898’de sıkıyönetim ilan etti ve özellikle Milano’da şiddetli bir baskı politikası uygulamaya başladı. Kargaşanın doruğunda Gaetano Bresci adında bir anarşist tarafından öldürüldü.

Gaetano Bresci: ” Ben Umberto’yu öldürmedim. Ben kralı, bir ilkeyi öldürdüm.”

4- Simon Radowitzky ( Arjantin Emniyet Müdürü Ramon Lorenzo Falcon)

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky eylemde birçok işçinin öldürülmesinden sorumlu tutulan bir emniyet müdürünü olan Ramón Falcón’un arabasına ev yapımı bir bomba attı. Emniyet müdürü hastane yolunda öldü.

1909 yılında, bugün Congreso dediğimiz, o zamanın Lorea meydanında kutlanır Buenos Aires’teki 1 Mayıs. FORA (Arjantin Cumhuriyeti İşçi Federasyonu)’nın düzenlediği eyleme katılan binlerce işçinin talebi, sekiz saatlik işgünüdür. İşte o sırada, Buenos Aires emniyet müdürü Albay Ramon Falcon komutasındaki asker ve polisler, FORA üyelerine saldırır. Silahlar patlar, ondan fazla işçi hayatını kaybeder.

Henüz daha yirmisine varmamış Simon Radowitzky, Ukraynalı bir Yahudi ailesinin oğludur. Kısa zaman önce Arjantin’e göç etmiş, FORA’ya katılmıştır. Yoldaşlarının intikamını almak isteğiyle bir bombayı Falcon’un evine fırlatır. 1 Mayıs katliamının şefi Ramon Falcon, bunun altı ay sonrasında Radowitzky’nin eylemiyle ölür. Radowitzky’ye yaşı genç olduğu için ölüm cezası verilmez ama dünyanın ucuna gönderilir. Antarktika’ya komşu Ateş Toprakları’nda, dünyanın en güney ucundaki kent olan Ushuaia’da bir hücreye hapsedilir.

Falcon’u öldüren bu anarşist genç her ne kadar hücreye tıkılmışsa da, halk onu bağrına basar. Adı dilden dile dolaşır, Patagonya çöllerinde halk şiirlerine, şarkılarına konu olur. Yrigoyen hükümeti, ülkeyi terk etmesi kaydıyla 1930’da serbest bırakır ömür boyu hapis cezası mahkûmu Radowitzky’yi. Bir süre Uruguay’da yaşar, 1936’da Franco’ya karşı savaşmak üzere İspanya yolunu tutar, faşizmin zaferi ertesinde pekçoklarıyla beraber Meksika’ya sığınır. Radowitzky hayatının sonuna kadar devrimci bir işçi olarak yaşar. 1956’da Meksika’da hayata veda ettiği güne kadar, bir oyuncak fabrikasında çalışacaktır.

5- Michele Angiolillo ( İspanya Başbakanı Canovas del Castillo )

Michele Angiolillo

Michele Angiolillo

İtalya’da doğan Michele Angiolillo da o dönemin karakterine uygun davranan anarşistlerden biridir. İspanya halkına (ve onun sömürgesi olan Küba ve Filipinler halklarına) yaptığı eşsiz zulümle tanınan İspanyol başbakanı Canovas del Castillo’yu Santa Agueda’da 8 Ağustos 1897’de lüks yazlığında keyif çatarken öldürmüştür. Bu olaydan 12 gün sonra da 20 ağustos 1897’de idam edilmiştir.

6- Luigi Lucheni ( Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Elisabeth ‘ Sisi’ )

6Luigi_Lucheni

Luigi Lucheni

Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Sisi Eylül 1898 bir İsviçre ziyareti yaparken Cenevre’de Luigi Lucheni adlı bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sisi’nin son sözü ‘ Bana ne oldu ‘ olmuştur.

Luigi Lucheni: ” Ben inançlı bir anarşistim. Cenevre’ye bir egemeni öldürmek için geldim. Acı çekenlere ve sosyal konumunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlara örnek olmak için yaptım bunu. Hangi egemeni öldüreceğim benim için önemli değildi. Benim vurduğum bir kadın değildi, bir imparatoriçeydi, benim onda gördüğüm kraliyet tacıydı.”

7- Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles (İspanya Başbakanı Eduardo Dato)

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Dato üç Katalan anarşisti tarafından öldürüldü. Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles bu eylemi motorsiklet üzerinde gerçekleştirdiler.

8- Manuel Pardiñas ( İspanya Başbakanı Jose Canaleias )

Manuel Pardiñas

Manuel Pardiñas

1912’de Madrid merkezinde bir kitapçının vitrininden edebiyat romanlarına bakınırken anarşist Manuel Pardinyas tarafından öldürüldü. İşçiler arasındaki kaynaşmayı bastırmak için aldığı sert önlemler ve cumhuriyetçiler arasında yarattığı hoşnutsuzluk, anarşist Manuel Pardiñas tarafından öldürülmesinde önemli rol oynadı.

9- Narodnaya Volya ( Rus Çarı 2. Aleksandr)

2. Aleksandr

2. Aleksandr

Narodnaya Volya 1878’de Petersburg polis şefini, aynı tarihte Kiev jandarma şefini, 1879’da Rus jandarma komutanını ve nihayet 1 Mart 1881’de Çar II Aleksandr’ı öldürerek doruk noktalarına ulaştılar. 2. Aleksandr 1879’da yeniden canlanan devrimci şiddetin hedefi olarak sayısız suikast girişimi atlattı. 13 Mart 1881’de Narodnaya Volya’nın (Türkçesi: Halkın İradesi ) gerçekleştirdiği bombalı bir suikast sonucunda ağır yaralanarak öldü.

Lenin, Halkın İradesi’nin ütopik programını ve (suikast) taktiklerini eleştirmiş, fakat aynı zamanda onların çarlığa karşı kararlı mücadelesine saygı duymuş, katı ve sarsılmaz örgütlenme biçimlerine, sıkı merkeziyetçiliklerine büyük değer vermiştir.

Lenin’in abisi Aleksander İlyiç bir Halkın İradesi örgütü üyesiydi. Rus aydınında Halkın İradesi’nin “halk için kendini feda eden kahramanları” her zaman saygı görmüştü ve büyük bir etkiye sahipti. Lenin, bu saygıyı paylaşmakla birlikte, Narodniklerin işçi sınıfının önderliğinde gelişecek bir halk hareketinin yerine kahramanların fedakarlığını, suikastları ve silahlı propaganda eylemlerini koymalarını şiddetle eleştiriyordu. Narodnikler Rus feodalizminin “toplumculuğunu” idealleştiriyorlar, kapitalizmin gelişmesine karşı, toprak ve mülkiyet ilişkileri bakımından bir tür “köy kolektivizmi” olan eski “mir” düzenini savunuyorlar, köylülüğü de toplumsal değişimin yekpare gücü olarak görüyorlardı.

Yaşları otuzun altında olan bir avuç genç, Rusya okyanusu içerisinde bir su damlası, devin karşısında cüceler gibiydiler. Bununla birlikte o tarihlerde iktidarı korkudan titretmeyi başardılar. “Kayayı havaya uçurmayı” kararlaştırdıklarında, hayatlarını önceden feda etmişlerdi. Çar II. Alexander’ı öldüren bomba, aynı anda onları da yok etti.

Mahir Çayan’a göre;
1. Narodnikler savaşın, sadece sabotaj ve suikast bölümüne ağırlık veriyorlardı…
2. Narodnikler için devrimci yayın önemli değildi. Yurt çapında çıkan bir gazetenin önemi yoktu.
3. Narodnikler ideolojik eğitimi reddediyorlardı.

Sosyalizmi siyasetle bağdaşmaz bir şey olarak gören Narodnikler, siyasi hürriyetler uğruna mücadelenin ancak burjuvaziye yaradığını düşünüyorlar ve kapitalizmin ilerici hiçbir yanının bulunmadığını ileri sürüyorlardı.

http://www.bianet.org/biamag/siyaset/156236-halkin-iradesi-orgutu-narodnikler-ve-lenin

10- Alexandros Schinas ( Yunanistan Kralı George )

Alexandros Schinas

Alexandros Schinas

1913’te Bakunin ve Kropotkin’le tanışarak onlardan etkilenen Alexandros (Alekos ) Schinas Selanik’te Kral George’a suikast düzenlemiştir. Schinas hükümetlere, özellikle de aristokrasiye ve monarşiye karşıydı. 6 Mayıs’ta Selanik jandarma karakolunun penceresinden atlayarak intihar ettiği söylenir.

11- Pavel Gorgulov ( Fransa Cumhurbaşkanı Paul Doumer)

Pavel Gorgulov

Pavel Gorgulov

Henüz bir yılını doldurduğu bir sırada, Pavel Gorgulov adlı bir Rus anarşisti tarafından vurularak öldürüldü.

12- Kurt Gustav Wilckens ( Arjantinli Albay Hector Benigno Varela )

Kurt Gustav Wilckens

Kurt Gustav Wilckens

Radikal görüşleri yüzünden Amerika’dan ihraç edilen 35 yaşındaki Alman göçmen Kurt Gustav Wilckens, Arjantin’de tersane ve çiftliklerde çalışıyor, bir yandan da anarşist Alarm of Hamburg ve Syndicalist of Berlin gazeteleri için muhabirlik yapıyordu. Wilckens, Valera’yı yeni taşındığı evinin önünde silahlı ve bombalı bir saldırıyla öldürdü.

20. yüzyılın başında I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden kaçmak isteyen çoğunluğunu İspanyol, Alman, İngiliz ve Slavlar’ın oluşturduğu büyük bir göçmen grubu, neredeyse kimsenin yaşamadığı Arjantin’in Santa Cruz vilayetine bağlı Patagonya bölgesine yerleşmeye başladı. Onları buraya çeken bölgedeki koyun yetiştiriciliğine bağlı olarak gelişmiş yün endüstrisiydi, ama savaştan sonra ithalat oranlarındaki ani düşüş ciddi bir ekonomik krize yol açtı. Özellikle İspanyol göçmenlerin ilericilik idealleri işçiler arasında yayılmaya başladı ve 1920’de başlayan grevlerin tetikleyicisi oldu. 1922’deki son grevin hükümet tarafından kanlı biçimde bastırılması ve sonrasında gelişen olaylara Patagonya İsyanı ya da Trajedisi dendi. Hipolito Yrigoyen’in başkanlığı döneminde Arjantin ordusu, büyük bir bölümü zaten teslim olmuş olan 1,500 kadar greve giden işçiyi topluca kurşuna dizerek öldürdü.

Santa Cruz’da çıkan ilk ayaklanmaları 1 Kasım 1920’de gerçekleşen genel grev izledi. Otoriteyle yaşanan ilk silahlı çatışma sonrası bölge valisi olağanüstü hal ilan edilmesini talep etti. Bunun üzerine Albay Héctor Benigno Varela’nın komutasındaki 10. süvari alayını bölgeye yönlendirildi ve bölge limanları donanma tarafından kontrol altına alındı.

10. süvari alayı Kasım ayında tekrar bölgeye döndü ve ilerleyen günlerde grevci işçiler büyük gruplar halinde katledilmeye başlandı. Paso Ibáñez’de 900 kadar silahlı grevci Albay Varela ile makul bir pazarlık yolu bulmaya çalıştı, fakat geri çevrildiler. Bu sırada polis kuvvetleri Cañadón León’da 500 kadar grevci sempatizanını tutukladı ya da öldürdü. La Anita and Menéndez Behety çiftliklerine düzenlenen operasyonlarda yine 500 kadar grevci infaz edildi. Silahlı grevciler, ümitsiz de olsa son bir kez Teheulches tren istasyonunda direnseler de bir saatlik çatışmanın ardından yakalanarak kurşuna dizildiler.

http://vegunleryurumeyebasladi.tumblr.com/post/43301514354/subat-17

http://sosyalsavas.org/2015/01/anarsistlerin-isledigi-12-suikast/