Archive for the Duyurular Category

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 11/02/2017 by Karakök
1leon czolgosz

Leon Czolgosz

1- Leon Czolgosz (ABD Başkanı William McKinley)

Anarşist Emma Goldman’ın Cleveland’daki konuşmalarını duyan Leon Czolgosz bir amaç için kahramanca bir şey yapmak ister. Başkan McKinley’e birçok kez yaklaşır ama hamle yapmaz. Bir gün Başkan Niagara Şelale’lerinden dönmüş ve halkla buluşuyordur. Czolgosz da sıraya girer, silahını mendille kapatır ve sıra ona geldiğinde McKinley’i karnından iki kez vurur.

Amerikan toplumunun eşitlik ve adalet temelinde yükselmediğini düşünerek toplum açısından sarsıcı bir eylem arayışına girmiştir. Bu eylem hem toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliği vurgulayacak, hem kimsenin dokunulmaz olmadığını ispatlayacak, hem de yayılmacı politikalar izleyen bir büyük başı ortadan kaldıracaktı.

Emma Goldman ile ilk karşılaşmasında kendisine kitap önermesini rica ediyor. Anarşizme adım atacak ama nereden başlayacağını bilemeyen bir hali vardır. Camiaya katılmaya çalışırken gösterdiği çaba kimilerince ajan olduğu şeklinde yorumlanıyor. Emma Goldman hemen tekzip edilmesi için yazılar yazıyor bunu iddia eden dergiye. Gözünde gördüğü ışıltıyı hatırlıyor genç adamın, yanılmış olamayacağını biliyor. Bir süre sonra başkan William McKinley’i vuruyor bu çocuk. Emma Goldman’ın azmettirdiği çıkıyor tüm basında.

Leon Czolgosz: ” Ben bir yöneticiye gereksinim duyduğumuzu düşünmüyorum.”

” Başkanı öldürdüm çünkü o iyi insanların – iyi emekçi insanların düşmanıydı. bundan dolayı üzgün değilim.”

2- Emile Henry ve Sante Geronimo (Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot )

Emile Henry

Emile Henry

Emile Henry’nin asıl hedefi Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot’tu ancak Elysee Sarayı çevresindeki yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle zenginlerin buluşma yeri olan Cafe Terminus’u bombaladı.

Cáfe Terminus’u bombalamasının nedeni, bu mekânı burjuvazinin bir temsili olarak görmesiydi. Bombayı yerleştirirken olabildiğince çok sayıda burjuvanın ölmesini amaçlıyordu. Eylemleri nedeniyle mahkemeye çıkarıldığında, neden boşu boşuna birçok masum insanın zarar görmesine yol açtığı sorulunca, mahkemeye şöyle yanıt verdi, ‘ Masum burjuva yoktur.’

‘Senin ellerin kana bulanmış’ diyen hâkimi de ‘aynen sizin cüppeniz gibi’ diye cevaplamıştır.

Emile Henry: “Burjuvazi, savunmasız grevci işçilerin üzerine ayrım gözetmeksizin ateş açabiliyorsa; bunun sonucunun, eğlendiği restoranda patlayan bir bomba olabileceğini de hesaba katmalıdır.”

**
Henry’nin idamından hemen sonra İtalyan bir anarşist olan Sante Geronimo Caserio, Carnot’u Lyon’da bıçaklayarak öldürdü. O da giyotinin başında Henry’nin sözlerini İtalyanca olarak tekrarlayacaktı ‘Coraggio cugini – evviva l’anarchia!’ yani ‘ Cesaret yoldaşlar – yaşasın anarşizm! ‘

3- Gaetano Bresci ( İtalya kralı 1. Umberto )

Gaetano Bresci

Gaetano Bresci

İtalya’nın 1896’da Adowa Savaşı’nda Etiyopya’ya yenilmesi ise İtalyan sömürgeciliğinin sonunu getirdi.

Umberto tırmanan toplumsal huzursuzluk karşısında 1898’de sıkıyönetim ilan etti ve özellikle Milano’da şiddetli bir baskı politikası uygulamaya başladı. Kargaşanın doruğunda Gaetano Bresci adında bir anarşist tarafından öldürüldü.

Gaetano Bresci: ” Ben Umberto’yu öldürmedim. Ben kralı, bir ilkeyi öldürdüm.”

4- Simon Radowitzky ( Arjantin Emniyet Müdürü Ramon Lorenzo Falcon)

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky eylemde birçok işçinin öldürülmesinden sorumlu tutulan bir emniyet müdürünü olan Ramón Falcón’un arabasına ev yapımı bir bomba attı. Emniyet müdürü hastane yolunda öldü.

1909 yılında, bugün Congreso dediğimiz, o zamanın Lorea meydanında kutlanır Buenos Aires’teki 1 Mayıs. FORA (Arjantin Cumhuriyeti İşçi Federasyonu)’nın düzenlediği eyleme katılan binlerce işçinin talebi, sekiz saatlik işgünüdür. İşte o sırada, Buenos Aires emniyet müdürü Albay Ramon Falcon komutasındaki asker ve polisler, FORA üyelerine saldırır. Silahlar patlar, ondan fazla işçi hayatını kaybeder.

Henüz daha yirmisine varmamış Simon Radowitzky, Ukraynalı bir Yahudi ailesinin oğludur. Kısa zaman önce Arjantin’e göç etmiş, FORA’ya katılmıştır. Yoldaşlarının intikamını almak isteğiyle bir bombayı Falcon’un evine fırlatır. 1 Mayıs katliamının şefi Ramon Falcon, bunun altı ay sonrasında Radowitzky’nin eylemiyle ölür. Radowitzky’ye yaşı genç olduğu için ölüm cezası verilmez ama dünyanın ucuna gönderilir. Antarktika’ya komşu Ateş Toprakları’nda, dünyanın en güney ucundaki kent olan Ushuaia’da bir hücreye hapsedilir.

Falcon’u öldüren bu anarşist genç her ne kadar hücreye tıkılmışsa da, halk onu bağrına basar. Adı dilden dile dolaşır, Patagonya çöllerinde halk şiirlerine, şarkılarına konu olur. Yrigoyen hükümeti, ülkeyi terk etmesi kaydıyla 1930’da serbest bırakır ömür boyu hapis cezası mahkûmu Radowitzky’yi. Bir süre Uruguay’da yaşar, 1936’da Franco’ya karşı savaşmak üzere İspanya yolunu tutar, faşizmin zaferi ertesinde pekçoklarıyla beraber Meksika’ya sığınır. Radowitzky hayatının sonuna kadar devrimci bir işçi olarak yaşar. 1956’da Meksika’da hayata veda ettiği güne kadar, bir oyuncak fabrikasında çalışacaktır.

5- Michele Angiolillo ( İspanya Başbakanı Canovas del Castillo )

Michele Angiolillo

Michele Angiolillo

İtalya’da doğan Michele Angiolillo da o dönemin karakterine uygun davranan anarşistlerden biridir. İspanya halkına (ve onun sömürgesi olan Küba ve Filipinler halklarına) yaptığı eşsiz zulümle tanınan İspanyol başbakanı Canovas del Castillo’yu Santa Agueda’da 8 Ağustos 1897’de lüks yazlığında keyif çatarken öldürmüştür. Bu olaydan 12 gün sonra da 20 ağustos 1897’de idam edilmiştir.

6- Luigi Lucheni ( Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Elisabeth ‘ Sisi’ )

6Luigi_Lucheni

Luigi Lucheni

Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Sisi Eylül 1898 bir İsviçre ziyareti yaparken Cenevre’de Luigi Lucheni adlı bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sisi’nin son sözü ‘ Bana ne oldu ‘ olmuştur.

Luigi Lucheni: ” Ben inançlı bir anarşistim. Cenevre’ye bir egemeni öldürmek için geldim. Acı çekenlere ve sosyal konumunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlara örnek olmak için yaptım bunu. Hangi egemeni öldüreceğim benim için önemli değildi. Benim vurduğum bir kadın değildi, bir imparatoriçeydi, benim onda gördüğüm kraliyet tacıydı.”

7- Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles (İspanya Başbakanı Eduardo Dato)

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Dato üç Katalan anarşisti tarafından öldürüldü. Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles bu eylemi motorsiklet üzerinde gerçekleştirdiler.

8- Manuel Pardiñas ( İspanya Başbakanı Jose Canaleias )

Manuel Pardiñas

Manuel Pardiñas

1912’de Madrid merkezinde bir kitapçının vitrininden edebiyat romanlarına bakınırken anarşist Manuel Pardinyas tarafından öldürüldü. İşçiler arasındaki kaynaşmayı bastırmak için aldığı sert önlemler ve cumhuriyetçiler arasında yarattığı hoşnutsuzluk, anarşist Manuel Pardiñas tarafından öldürülmesinde önemli rol oynadı.

9- Narodnaya Volya ( Rus Çarı 2. Aleksandr)

2. Aleksandr

2. Aleksandr

Narodnaya Volya 1878’de Petersburg polis şefini, aynı tarihte Kiev jandarma şefini, 1879’da Rus jandarma komutanını ve nihayet 1 Mart 1881’de Çar II Aleksandr’ı öldürerek doruk noktalarına ulaştılar. 2. Aleksandr 1879’da yeniden canlanan devrimci şiddetin hedefi olarak sayısız suikast girişimi atlattı. 13 Mart 1881’de Narodnaya Volya’nın (Türkçesi: Halkın İradesi ) gerçekleştirdiği bombalı bir suikast sonucunda ağır yaralanarak öldü.

Lenin, Halkın İradesi’nin ütopik programını ve (suikast) taktiklerini eleştirmiş, fakat aynı zamanda onların çarlığa karşı kararlı mücadelesine saygı duymuş, katı ve sarsılmaz örgütlenme biçimlerine, sıkı merkeziyetçiliklerine büyük değer vermiştir.

Lenin’in abisi Aleksander İlyiç bir Halkın İradesi örgütü üyesiydi. Rus aydınında Halkın İradesi’nin “halk için kendini feda eden kahramanları” her zaman saygı görmüştü ve büyük bir etkiye sahipti. Lenin, bu saygıyı paylaşmakla birlikte, Narodniklerin işçi sınıfının önderliğinde gelişecek bir halk hareketinin yerine kahramanların fedakarlığını, suikastları ve silahlı propaganda eylemlerini koymalarını şiddetle eleştiriyordu. Narodnikler Rus feodalizminin “toplumculuğunu” idealleştiriyorlar, kapitalizmin gelişmesine karşı, toprak ve mülkiyet ilişkileri bakımından bir tür “köy kolektivizmi” olan eski “mir” düzenini savunuyorlar, köylülüğü de toplumsal değişimin yekpare gücü olarak görüyorlardı.

Yaşları otuzun altında olan bir avuç genç, Rusya okyanusu içerisinde bir su damlası, devin karşısında cüceler gibiydiler. Bununla birlikte o tarihlerde iktidarı korkudan titretmeyi başardılar. “Kayayı havaya uçurmayı” kararlaştırdıklarında, hayatlarını önceden feda etmişlerdi. Çar II. Alexander’ı öldüren bomba, aynı anda onları da yok etti.

Mahir Çayan’a göre;
1. Narodnikler savaşın, sadece sabotaj ve suikast bölümüne ağırlık veriyorlardı…
2. Narodnikler için devrimci yayın önemli değildi. Yurt çapında çıkan bir gazetenin önemi yoktu.
3. Narodnikler ideolojik eğitimi reddediyorlardı.

Sosyalizmi siyasetle bağdaşmaz bir şey olarak gören Narodnikler, siyasi hürriyetler uğruna mücadelenin ancak burjuvaziye yaradığını düşünüyorlar ve kapitalizmin ilerici hiçbir yanının bulunmadığını ileri sürüyorlardı.

http://www.bianet.org/biamag/siyaset/156236-halkin-iradesi-orgutu-narodnikler-ve-lenin

10- Alexandros Schinas ( Yunanistan Kralı George )

Alexandros Schinas

Alexandros Schinas

1913’te Bakunin ve Kropotkin’le tanışarak onlardan etkilenen Alexandros (Alekos ) Schinas Selanik’te Kral George’a suikast düzenlemiştir. Schinas hükümetlere, özellikle de aristokrasiye ve monarşiye karşıydı. 6 Mayıs’ta Selanik jandarma karakolunun penceresinden atlayarak intihar ettiği söylenir.

11- Pavel Gorgulov ( Fransa Cumhurbaşkanı Paul Doumer)

Pavel Gorgulov

Pavel Gorgulov

Henüz bir yılını doldurduğu bir sırada, Pavel Gorgulov adlı bir Rus anarşisti tarafından vurularak öldürüldü.

12- Kurt Gustav Wilckens ( Arjantinli Albay Hector Benigno Varela )

Kurt Gustav Wilckens

Kurt Gustav Wilckens

Radikal görüşleri yüzünden Amerika’dan ihraç edilen 35 yaşındaki Alman göçmen Kurt Gustav Wilckens, Arjantin’de tersane ve çiftliklerde çalışıyor, bir yandan da anarşist Alarm of Hamburg ve Syndicalist of Berlin gazeteleri için muhabirlik yapıyordu. Wilckens, Valera’yı yeni taşındığı evinin önünde silahlı ve bombalı bir saldırıyla öldürdü.

20. yüzyılın başında I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden kaçmak isteyen çoğunluğunu İspanyol, Alman, İngiliz ve Slavlar’ın oluşturduğu büyük bir göçmen grubu, neredeyse kimsenin yaşamadığı Arjantin’in Santa Cruz vilayetine bağlı Patagonya bölgesine yerleşmeye başladı. Onları buraya çeken bölgedeki koyun yetiştiriciliğine bağlı olarak gelişmiş yün endüstrisiydi, ama savaştan sonra ithalat oranlarındaki ani düşüş ciddi bir ekonomik krize yol açtı. Özellikle İspanyol göçmenlerin ilericilik idealleri işçiler arasında yayılmaya başladı ve 1920’de başlayan grevlerin tetikleyicisi oldu. 1922’deki son grevin hükümet tarafından kanlı biçimde bastırılması ve sonrasında gelişen olaylara Patagonya İsyanı ya da Trajedisi dendi. Hipolito Yrigoyen’in başkanlığı döneminde Arjantin ordusu, büyük bir bölümü zaten teslim olmuş olan 1,500 kadar greve giden işçiyi topluca kurşuna dizerek öldürdü.

Santa Cruz’da çıkan ilk ayaklanmaları 1 Kasım 1920’de gerçekleşen genel grev izledi. Otoriteyle yaşanan ilk silahlı çatışma sonrası bölge valisi olağanüstü hal ilan edilmesini talep etti. Bunun üzerine Albay Héctor Benigno Varela’nın komutasındaki 10. süvari alayını bölgeye yönlendirildi ve bölge limanları donanma tarafından kontrol altına alındı.

10. süvari alayı Kasım ayında tekrar bölgeye döndü ve ilerleyen günlerde grevci işçiler büyük gruplar halinde katledilmeye başlandı. Paso Ibáñez’de 900 kadar silahlı grevci Albay Varela ile makul bir pazarlık yolu bulmaya çalıştı, fakat geri çevrildiler. Bu sırada polis kuvvetleri Cañadón León’da 500 kadar grevci sempatizanını tutukladı ya da öldürdü. La Anita and Menéndez Behety çiftliklerine düzenlenen operasyonlarda yine 500 kadar grevci infaz edildi. Silahlı grevciler, ümitsiz de olsa son bir kez Teheulches tren istasyonunda direnseler de bir saatlik çatışmanın ardından yakalanarak kurşuna dizildiler.

http://vegunleryurumeyebasladi.tumblr.com/post/43301514354/subat-17

http://sosyalsavas.org/2015/01/anarsistlerin-isledigi-12-suikast/

Reklamlar

SEYDO : İKTİDAR ve GÜRUHU

Posted in Duyurular with tags on 03/12/2016 by Karakök

adolf-hitler

Türkiye’de özellikle 2013 Gezi Ayaklanması’ndan sonra ayyuka çıkan ve radikalleşen bir kutuplaşma söz konusu. Halk temelli tüm örgütlü ayaklanma veya yükselen direnişlerin zirvelerinde iktidarın “meşrutiyet” sorgulaması yapılırken; iktidar da bu tepkiye karşılık olarak kendi tabanını öne sürerek hatta defalarca sahaya çıkarma tehdidinde bulunarak bu ‘suçlamayı’ bertaraf etme yolunu seçti. memlekette son yıllardaki tüm infialler iktidarın bir uzantısı olarak, daha doğrusu onu yaratan yığınların kültürlerin dinamiklerinde gelmektedir. infialler memleketi allak bullak ederken bunların sık olması da refleksif eylemleri kendiliğinden getirmektedir.

iktidarın şiddet sarmalına soktuğu memleket, iki yönlü bir çıkış yolu bulmaya çalışırken bir kısır döngüde olduğu açıkça ortada. Tarafların bir araya gelmesi özellikle ezilenlerin yaşadığı travma itibariyle mümkün görülmektedir. 15 Temmuz darbesi bir araya gelmek için iktidarın kullandığı ve birkaç gün de olsa başarılı olduğu bir bahaneyken bunun da suni bir ittifak olduğu tarafların kendi çizgilerine dönmeleriyle belli oldu.

Memleketteki hemen hemen herkesin önceliği, deyim yerindeyse günü kurtarmak üzerine kurulu. Uzun vadeli planlar her iki kutup da politik bunalımda olduğu için bir öngörü yoksunluğu çekmektedir. Hamasi söylemler, mesnetsiz suçlamalar, çarpıtmalarla, tutuklamalarla… iktidar kendini var ederken; bir türlü yok edemediği muhalif kesim ise baskılar sonrasında sokak gücünü kaybetmesiyle içine dönüp tartışarak bir yol bulmaya çalışmaktadır.

geleceği görememenin, daha doğrusu bu iki tarafın da neredeyse tamamen birbirinden kopmuş olması ve bir araya gelme zeminin ortadan kaybolmuş olması, iki tarafın kamuoyunda da altı boş olmayan bir “savaş”ın çıkma ihtimalinden söz etmektedir. hatta bunun hazırlıklarının yapıldığı bilinmektedir.

AKP iktidarı taraflarıyla ve AKP iktidarı karşıtları arasında yıllar içinde olgunlaşan kutuplaşmada, aşağıda iktidarın kimden ve ne olduğu kısaca anlatılacaktır. Daha sonra paylaşacağımız metinde ise AKP iktidarı karşıtlarının kimlerden oluştuğunu anlatıp sonrasında genel olarak anarşistlerden söz edeceğiz.

 

İKTİDAR ve GÜRUHU

Devletin bugün geldiği konumu, hitap ettiği kitleleriyle kendisi birbirine daha fazla muhtaç hale gelmiştir. Göklere çıkarırcasına gösterilen, orada burada birbirini sıvazlayan bu ilişkinin birbirine duyduğu sevgi de, sarsılmazmışçasına dosta güven, düşmana (bize) korku salmak için sık sık tehdit aracına dönüştürülmekte. 15 yıllık tek iktidarın sürekliliğinde -7 Haziran hariç- tüm seçimlerde zaferle ayrılmasının nedeni de dostlarının sayısını da sürekli arttırmayı başarmasındandır. Bu yolculuğunda yaratıcı aktörüyle düşmanlaşmış olsa bile onun kitleleri soğurmuştur.

Dostlarını kırmamaya çalışırken iktidar, bir yanda da onların kılıflarında hem söylem hem de pratikte kendini en radikal biçimde gösterebilmiştir. Söz gelimi, hitap ettiği kitleler liberalse, en liberal; cihatçıysa, en cihatçı; milliyetçiyse, en milliyetçi; istismarcıysa kurumsal dostları, tüm ‘değerleri’ yerle bir ederek istismarcı; yeri geldikçe mafya, holigan, maganda olan, Kemalizm’e göz kırpan… bir biçime bürünmüştür. Geçen zaman içerisinde bu ilişkilerin hepsini bünyesinde hemhâl ederek kendi karakterini tek boyutluluktan çıkarıp çok boyutluluğa dönüştürmüştür. Sonuç olarak; birbirine çok da uzak olmayan sadece nüans farkları olan parçalı toplumsal yapıları kendinde bütünleştiren iktidar, tarihsel geçmişin argümanlarıyla modern bir kültür yaratmıştır. Devletin bu toplamdaki karakterinin hitap ettiği kitlelerin niteliği şimdilerde, devletle barışıklığından kaynaklanan daha da yozlaşmış bir varoluşu meydana getirmiştir.

İktidar, hedef kitlesine rüştünü ispat ederek, TC’nin yeni rejimine kazasız belasız ulaşabilmişken(!); Yeni Türkiye’sinde yığınların tamamen teslim olması sonucunda, onlara adeta lastik misali davranıp onları istediği yöne çekmektedir. Bu, güvenin inşasından öte, artık kat çıkmaktır. (…) Yeter ki iktidar kendi cisminde onların da otoritesi olduğunu hatırlatsın; rahatlıklarına rahatlık katsın, mesut dünyalarına ilişmediği gibi zenginleştirebilsin.

Otoriter, hiyerarşik, tahakkümcü yaşam tarzlarıyla barışık olan bu yapılar, ideolojilerinden gelen bu yaşamı, en ideal form olarak zihinlerinde kabul etmişken; hele ki devletten yeteri kadar pay almaları söz konusu olduğu müddetçe şu süreçte asla değişip dönüşmeyecektir. Temsiliyetleri sembolleştirildiği müddetçe küfürleri asla bitmeyecektir, faşist zihniyetleri asla tükenmeyecektir, kendilerinden olmayanın katlini vacip göreceklerdir. Onlar için iktidar da bir güç unsuru olarak bunu yeteri kadar yerine getirmekle mükelleftir.

İktidar istediğinde silahlanan/silahlanacak olan yığınların, kendilerinde biten fiili durumun yarattığı günümüz koşulları, hayatlarımız onların namlulularının ucuna kadar gelmişken, koruma kollama yöntemiyle tüm devlet, tarikat, STK kurumları radikal söylemlerle cansiperane iktidarı, dolayısıyla çıkarını savunmaktadır. Bu, gönül rızasıyla karşılıklı olarak aynı safı tutarken ister istemez bir özgüvene dönüşmektedir. Sosyal medyada veya özellikle ana akım medyada sözünü dinledikleri köşe yazarlarının öncülüğüyle girişilen silahlanma çağrıları, kendinden olmayan herkesin yok edilmesi gerektiğine dair fetva niteliğindeki söylemleri; tehdit unsuru olarak görüldüğümüzü ve henüz fethedilemediğimizi göstermektedir. Her adımda “Yeniden Diriliş”, “2.Kurtuluş Savaşı”… söylemleri devlet şiddetinin dozu gitgide kendilerinden olmayanların üzerine “şok etkisi” uygularken, öyle görülüyor ki artarak devam edecektir.

Karşılıklı fayda üzerine kurulan bu ilişkinin bozulmaması için olağanüstü çaba sarf edilirken, bu çabada muhabbetin çözülmesi durumunda, güçten düştüğü anda çırılçıplak ortada kalma endişesi yer almaktadır. Bu yüzden en ufak bir aşınma riskine karşı bile bıçak sırtında olduklarının hatırlatmasını yapmaktadırlar. Kendilerini bir arada tutan statükonun çökmesi ortamında en başta maddi çıkarlar olmak üzere suni maneviyatın da paramparça olacağını bilmektedirler.

İktidarın dostlarını arttırma kotası dolmuştur artık. Bunu yaparken de karşısına aldığı ve hayatlarını çarçur ettiği sayı da had safhaya ulaşmıştır. Kutuplaşma gitgide derinleşmekte, nefretini ve öfkesini de beraberinde örgütlemektedir.

Bu karşılıklı sömürü ve tahakküm içeren ilişkiye dahil olmayan, en azından iktidar otoritesinin dışında kalanlar kendi ideolojik gelenek ve farklılıklarını koruyarak son çare olarak öbekler oluşturmaktadır. Devletin kendine itaat ettiremediği, kendisiyle barıştıramadığı, aslında hiçbir zaman güven vermediği devrimci, demokrat değerlere bağlı etnisiteler, örgütler, oluşumlar dayanışma çağrılarıyla bir araya gelmektedirler. Bu zeminde politika kendine hatlar çizmektedir.

Genel olarak muhalif hareketlerde düzen karşıtlığı onu var eden maddi nedenlerden çok bu nedenlerin simgeleştiği kişilere yöneldiğinden bu itiraz soyut düzlemde kalmıştır. Tek bir figürün al aşağı edilmesiyle her şeyin düzeleceği yanılsamasına kapıldığımız, gün gibi aşikarken; bunu çok önceden dillendirenlerin haklı olduğu ortaya çıkmıştır. İktidarı kendilerinden var eden yığınlar görmezden gelindikçe ve buna karşı kültürel argümanın retoriği geliştirilmedikçe iktidara dokunup onu aşağı çekmenin başarısızlığını daha birçok defa tadacağız. İktidarın tüm katliamlarından -kendi öznelliğinde- azade olmadığı gibi bu yığınlar onu var eden esas nedendir. Somut olarak hemen hemen her yerde karşılaştığımız yığınlardırlar bu insanlar ve iktidarın başka başka tezahürleridirler. Kendi aralarında kurdukları güven ilişkileri gündeliktir ve çıkar üzerine kuruludur. Dünden razı oldukları anlaşılan savaş naralarını da tüm kanallar aracılığıyla ağızlarından her gün duymamız, bizlerin yaşamlarına olan tahammülden bir an önce kurtulma isteklerinden gelmektedir. Bunlar sokağa çıkma cesaretini gösterdiklerinden mücadele artık buradan verilecektir. Ama neden, nasıl ve hangi düzlemde?

(…)

SEYDO

http://www.sosyalsavaş.org

Argentinien: Repression gegen feministische Demo

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Duyurular, English, Espanol, Feminizm, Français with tags on 09/11/2016 by Karakök

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

Posted in Direnis, Duyurular, Feminizm, Queer with tags , on 27/06/2016 by Karakök

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

İlk günden itibaren polisin ve işbirlikçisi faşist çetelerin tehditlerine rağmen süren Onur Haftası’ nın son günü gerçekleşen Onur Yürüyüşü’ne polis biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Onur haftası komitesi ve eyleme katılan bir çok kişiye yapılan gözaltıların yanı sıra, anarşist ve anti-otoriterler de gözaltına alındı.
Bu, devlet şiddetine direnişle, var olmakla alakalı.  Özgürlük hayallerimizi elimizden almalarına izin vermemekle alakalı.
Hayatlarımız şiddetle baskı altında. Varoluşumuz için eyleme geçen herkesle dayanışma içerisindeyiz.
ABC İSTANBUL

Onur Haftası Komitesi’nin açıklaması şöyle:

“Dağılıyoruz, dağılıyoruz, dağılıyoruz”

Bilindiği gibi, geçen sene polisin saldırdığı LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 14. senesinde de İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Benzer şekilde, bir hafta önce yapılan Trans Onur Yürüyüşü de açıklanan yasak üzerine polis tarafından engellendi.

Bu gelişmeler üzerine, 24. LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi olarak, 26 Haziran günü saat 17.00’da Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak üzere İstanbul Valiliği’ne bildirimde bulunduk ancak “uygun görülmediği” yanıtını aldık. Valilik, yasak gerekçesi olarak gösterdiği tehditlere karşı bizleri korumak yerine, Anayasa’da demokratik bir hak olarak yer alan “Gösteri ve Toplantı Yürüyüşleri Kanunu”nu ihlal etmeyi tercih etti.

14. Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştiremeyeceğimizi üzüntüyle duyuruyoruz. Ancak bizim kendimize duyduğumuz güven, ufkumuz ve hayallerimiz bir yürüyüşten, İstiklal Caddesi’nden, bu şehirden ve bu ülkeden çok daha geniştir. Varoluş mücadelemiz dünü, bugünü ve geleceği aşar çünkü biz hep buradaydık, buradayız ve burada olacağız.

Hatırlarsanız, Emniyet güçleri Trans Onur Yürüyüşü’nde basın açıklamasını okumaya ve bir arada durmaya çalışan insanlara “Lütfen dağılın ve hayatın normal akışına dönmesine izin verin,” diye seslenmişti.

Biz de bu çağrıya riayet ediyoruz: 26 Haziran Pazar günü, İstiklal Caddesi’nin her köşesine dağılıyoruz. “Hayatı ‘normal’ akışına döndürmek” için Pazar günü Beyoğlu’nun her sokağında, her caddesinde birbirimize kavuşuyoruz.

12 yıl boyunca büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz Onur Yürüyüşleri varoluşumuzu, onurlu bir yaşam sürme ısrarımızı ve her geçen yıl büyüyen mücadelemizi kutladığımız bir alandır. Sadece LGBTİ+ bireylerin değil, herkesin hayatına etki eder. Onur Yürüyüşü,insanlığa bir hayal kurdurur: Bu dünya başka türlü olsaydı, nasıl insanlar olurduk? Ne giyer, ne arzular, ne eyler, ne söylerdik? Bu kentin sokakları neye benzerdi? Aşkla örgütlenseydik, bizi birbirimizden ne koparabilirdi? Bedenimiz, emeğimiz ve geleceğimiz bizim elimizde olsaydı, nasıl olurdu? Yürüyüşümüzü gerçekleştiremesek de aklımızda bu hayallerle İstiklal’in sokaklarını doldurmaktan vazgeçmiyoruz.

Bize dayatılan hayatı reddediyoruz. Şiddeti ve baskıyı normalleştiren, bizi yok sayan bir hayat değil, kendi seçtiğimiz, onurla varolduğumuz hayatı yaşamaya devam ediyoruz ve “Hayatı ‘normal’ akışına döndürerek”:

DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ…

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu

Gǎi Dào Nr. 65 – Mai 2016

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Duyurular, English, Espanol with tags on 31/05/2016 by Karakök

gaidao65-coverLiebe Gefährt*innen, liebe Interessierte,

ihr haltet hier die 65. Ausgabe der Gai Dào in euren Händen (oder habt sie auf das Medium eurer Wahl geladen). Und wieder erwarten euch spannende Themen rund um unser Lieblingsthema – die Anarchie.

Anlässlich des 1.Mai, der auch einen festen Platz in der anarchistischen Geschichte belegt, scheiden sich wieder einmal die Geister bezüglich des Israel-Palästina-Konflikts. In Berlin offenbaren sich durch den Eintritt der Gruppen BDS (Boycott, Divestment and Sanctions) und F.O.R. Palestine innerhalb des „Revolutionären-1.Mai-Bündnisses“ unüberwindbare Konflikte.
In der aktuellen Gai Dào findet ihr diesmal zwei verschiedene Stellungnahmen hinsichtlich der BDS-Kampagne und ähnlichen Gruppierungen, die mögliche anarchistische Perspektiven auf das Thema aufzeigen. Ist Israel-Kritik per se antisemitisch oder kann sie gerechtfertigt sein? Wie kann eine Positionierung zu Israel-kritischen und pro-palästinensischen Kampagnen und Bewegungen aussehen? Und wie können wir als Anarchist*innen vielleicht eine Position abseits der zwei unvereinbaren Lager finden?

Ein weiteres Thema in dieser Ausgabe sind die politischen und sozialen Prozesse in kurdischen Gebieten. Rojava erfährt gerade weltweite Aufmerksamkeit und auch viele Anarchist*innen verfolgen interessiert das dortige Geschehen. In immer mehr kurdischen Gegenden werden Stimmen laut, die sich für eine herrschaftsfreie und solidarische Gesellschaft einsetzen. Der Artikel von Zaher Baher beschäftigt sich mit den Entwicklungen im irakischen Teil Kurdistans und erörtert Wege hin zu einer möglichen anarchistischen Gesellschaft.

In Frankreich gehen seit einigen Wochen immer wieder Hundertausende auf die Straßen, um gegen die neue Arbeitsmarktreform der angeblich „sozialistischen“ Regierung unter François Hollande zu demonstrieren. Doch der Widerstand richtet sich nicht allein gegen diese Reform, auch andere Themen geraten immer weiter in den Vordergrund, wie der anhaltende Notstand, die Ereignisse in Calais oder Frankreichs Energiepolitik. Ein Text des Internationalen Referats der Fédération Anarchiste beleuchtet näher, wie sich daraus eine soziale Bewegung entwickelt hat und analysiert, wie gewerkschaftlich organisierte Anarchist*innen sich in diese Kämpfe einbringen könnten.

Abschließend sei noch ein Mal auf die anarchistischen Tage in Jena (20. – 21. Mai) hingewiesen, über die wir in der letzten Ausgabe berichtet haben. Sie sind jetzt auch online zu erreichen unter: antje.noblogs.org. Also schaut mal ins Programm, es lohnt sich.

Viel Spaß und Diskussion wünscht,

die Gai Dào-Redaktion

Internationales Anarchistisches Treffen – Istanbul, Izmir, Eskisehir, Ankara (16-22. April 2016)

Posted in Deutschsprachige Artikel, Duyurular, English, Espanol, Français with tags , , , on 07/04/2016 by Karakök

2. afiş renkliInternationales Anarchistisches Treffen – Istanbul, Izmir, Eskisehir, Ankara (16-22. April 2016)

Die anarchistische Bewegung, Solidarität mit Migrant_innen, Antirassismus, Antikapitalismus und Antimilitarismus in Europa

Anarchist_innen aus Zürich (Schweiz) werden uns in verschiedenen Städten der Türkei ihre Aktivitäten und Projekte vorstellen. Gleichzeitig werden wir unsere Tätigkeiten, Projekte und Kämpfe aus dem türkischsprachigen Raum mit ihnen teilen. Im Rahmen dieses antinationalen Treffens wollen wir unsere Erfahrungen, Emotionen und Gedanken mittels gegenseitiger Fragen, Antworten und Diskussionen austauschen. Wir freuen uns auf eine Teilnahme von Gefährt_innen und Freund_innen in Istanbul, Izmir, Eskisehir und Ankara, um gemeinsam eine anarchistische Position in verschiedenen Kämpfen und Bereichen voranzutreiben, verschiedene Gebiete untereinander zu vernetzen und die gegenseitige Hilfe untereinander zu stärken.

Die aus Zürich teilnehmenden Genoss_innen sind in unterschiedlichen Zusammenhängen aktiv. Diskutierte Themen werden unter anderem die anarchistische Bewegung in der Schweiz und in Europa, Solidarität mit Migrant_innen, Antirassismus, Antikapitalismus, Antimilitarismus sowie Solidarität mit Gefangenen sein. Umgekehrt werden wir unsere Projekte, Praktiken und Erfahrungen in der Türkei und in Kurdistan vorstellen. Zur besseren Vernetzung und Ausarbeitung gemeinsamer Perspektiven wird das Treffen in 4 verschiedenen Städten durchgeführt.

Antinationale Solidarität!

Kontakt: audioslave@riseup.net

Übersicht der vorgestellten Gruppen und Projekte aus Europa:

* Fermento (Anarchistische Bibliothek in Zürich)

* Dissonanz (Anarchistische Zeitung)

* Kernstrasse (Besetztes Haus)

* Kampf gegen Bundeslager

* Karakök Autonome und FdA (Forum deutschsprachiger Anarchist_innen)

* Druckereikollektiv A4 (anarchistische Druckerei in Zürich)

Agenda:

Istanbul, 16. April 2016, Samstag

Ort: Infial – Bülbül mah.Turan cad.No:36A Tarlabaşı-Beyoğlu

Uhrzeit: 17:00

İzmir -19. April 2016, Dienstag

Ort: Basmane Kapılar -1270 sok. No: 8/A

Uhrzeit: 19:00

Eskişehir – 20. April 2016, Mittwoch

Ort: Tutmayan Projeler Müzesi -İstiklal mah. Şirinyer sok. 10/3

Uhrzeit: 19:00

Anarchistische Initiative Eskişehir

Ankara -22. April 2016, Freitag

Ort: Tayfa Kitabevi – Meşrutiyet mah. Selanik cad. 82/32 Kızılay

Uhrzeit: 18:00

Anarchistische Initiative Ankara

International Anarchist Meeting – Istanbul, Izmir, Eskisehir, Ankara (16-22. April 2016)

The Anarchist Movement, Solidarity with refugees, Anti-Racism, Anti-Capitalism and Antimilitarism in Europe

Anarchists from Zurich (Switzerland) will tell us from their activities and projects in different cities of Turkey. On the other hand, we will share our activities, projects and struggles as anarchists who live in Turkey. As part of this antinational meeting, we’d like to exchange our experiences, emotions and thoughts by means of mutual questions, answers and discussions. We are looking forward to any participation of comrades and friends in Istanbul, Izmir, Eskisehir and Ankara. It may help us to promote an anarchist position in different struggles and areas, to connect different regions with each other and to support mutual aid.

The comrades from Zurich are taking place in different contexts. Topics discussed will be: the anarchist movement in Switzerland and Europe, Solidarity with refugees, Anti-Racism, Anti-Capitalism, Antimilitarism and Solidarity with prisoners. At the same time we will present projects, activities and experiences from Turkey and Kurdistan. With the aim of better networking and elaboration of a common perspective, the meeting will be held in 4 different cities.

Antinational solidarity!

Contact: audioslave@riseup.net

Some of the presented groups and projects from Europe:

* Fermento (Anarchist library in Zurich)

* Dissonanz (Anarchist newspaper)

* Kernstrasse (Squat)

* Struggle against the „Bundeslager“

* Karakök Autonome and FdA (Forum of German-speaking Anarchists)

* Printing collective A4 (anarchist printshop in Zurich)

Timetable:

Istanbul, 16. April 2016, Saturday

Place: Infial – Bülbül mah.Turan cad.No:36A Tarlabaşı-Beyoğlu

Time: 17:00

İzmir -19. April 2016, Tuesday

Place: Basmane Kapılar -1270 sok. No: 8/A

Time: 19:00

Eskişehir – 20. April 2016, Wednesday

Place: Tutmayan Projeler Müzesi -İstiklal mah. Şirinyer sok. 10/3

Time: 19:00

Anarchist Initiative Eskişehir

Ankara -22. April 2016, Friday

Place: Tayfa Kitabevi – Meşrutiyet mah. Selanik cad. 82/32 Kızılay

Time: 18:00

Anarchist Initiative Ankara

Uluslararası Anarşist Buluşma – İstanbul, İzmir, Eskişehir, Ankara (16-22 Nisan 2016)

Posted in Duyurular, Eko yazilari, English, Espanol with tags , , , on 06/04/2016 by Karakök

Uluslararası Anarşist Buluşma – İstanbul, İzmir, Eskişehir, Ankara (16-22 Nisan 2016)

Avrupa’da Anarşist Hareket, Mülteci Dayanışması, Irkçılığa, Kapitalizme ve Savaşa Karşı Mücadele Üzerine

İsviçre’nin Zürih kentindeki anarşistler Türkiye’nin farklı şehirlerinde (İstanbul, İzmir, Eskişehir, Ankara) bizlere projelerini ve aktivitelerini anlatacaklar. Bizler de Türkiye’deki anarşistler olarak çalışmalarımızı, projelerimizi ve mücadele deneyimlerimizi onlarla paylaşacağız. Bu antinasyonal buluşmada duygu ve düşüncelerimizi karşılıklı soru, cevap ve sohbet biçiminde aktaracağız. Farklı alanlarda süregelen mücadeleler içerisindeki anarşist duruşu ileriye taşımak, yereller arası dayanışma ve karşılıklı yardımlaşmayı kuvvetlendirmek için İstanbul, İzmir, Eskişehir ve Ankara’daki tüm dostlarımızı, yoldaşlarımızı bekliyoruz.

Zürih’ten gelecek olan yoldaşların her biri farklı projeler içerisinde yer almaktadırlar. İsviçre ve Avrupa’daki anarşist hareketler, mülteci dayanışması, ırkçılığa, kapitalizme ve savaşa karşı mücadele ve tutsak dayanışması gibi konularda yürüttükleri mücadelelerden aktarımlar yapacaklar. Aynı şekilde Türkiye ve Kürdistan’daki anarşistler olarak bizler de onlara içinde bulunduğumuz pratikler ve projeler hakkında deneyim ve bilgi aktarımı yapacağız. Avrupa ve Türkiye’deki ortak sorunlara karşı ortak tavır belirlenmesi açısından bu anarşist buluşma 4 ayrı şehirde gerçekleşecektir.

Antinasyonal Dayanışmayla..


Etkinliğe Avrupa’dan katılım gösterecek grup ve projeler şöyle:

-Fermento (Zürih’te bulunan Anarşist Kütüphane),
-Dissonanz (Anarşist dergi),
-Kernstrasse (İşgal Evi),
-Bundeslager (Avrupa ülkelerinde yeni hapishane benzeri iltica merkezi sistemi) ve ona karşı mücadele,
-Karakök Otonomu ve FdA (Almanca konuşan anarsistler federasyonu) çalışmaları,
-A4 Matbaa (Zürih’te bulunan anarşist matbaa).


Şehirlerde etkinlikler şöyle:

İstanbul – 16 Nisan 2016 Cumartesi

Yer: İnfial- Bülbül mah.Turan cad.No:36A Tarlabaşı-Beyoğlu

Saat: 17:00

İzmir -19 Nisan 2016 Salı

Yer: Basmane Kapılar -1270 sok. No: 8/A

Saat: 19:00

Eskişehir – 20 Nisan 2016 Çarşamba

Yer: Tutmayan Projeler Müzesi -İstiklal mah. Şirinyer sok. 10/3

Saat: 19:00

Eskişehir Anarşi İnisiyatifi

Ankara -22 Nisan 2016 Cuma

Yer: Tayfa Kitabevi – Meşrutiyet mah. Selanik cad. 82/32 Kızılay

Ankara Anarşi İnisiyatifi

2.-afiş-renkli-768x1086

Uluslararası Anarşist Buluşma – İstanbul, İzmir, Eskişehir, Ankara (16-22 Nisan 2016)