13- Taksim Gezi Parki: Kendini kapta gel!

Bireylerin kendini özgürlestirme cabalari; siyasi görüsleri ile duygularini sekillendirir.Kendi icindeki ve disindaki dengeleri degistirmeye cabalar. Gecmisi ve simdiyi anlayabilmesi icin cabalarini, dönüstürme icin kullanir. Insanlarin örgütlenis bicimini yeniler ve degistirerek alternatifler yaratabilirler.  Bu özgür hissetme duygusuyla kendi ve kendileri gibi düsünen cogunluklar yaratmakta hic zorlanmazlar.  Kendimizi ifade etmek olan bu insanlik tarihine sorumlulugumuzla  kendimiz olma ve yapma gücümüz Taksim direnisi ile ilk adimi atmis durumdadir.

Darbelerle – Iskencelerle- Ölümlerle- Gözalti kayiplarla- Cezaevleriyle-Katliamlarla- Yasaklarla- Kutuplasmalarla- vb. insanlarin yasam kalitesinin diplere vurdugu sürecleri bu güne kadar tasiyanlarin disa vurumuda güclü olmaktadir.

Fasist Cunta nin ezip yok ettigi yalniz  siyasi yapilar ve bu yapilarda yer alan insanlar degildi. Ayni zamanda insanlarin simdiye kadar inandiklari birlikteligin ve örgütlenmedeki basarisizligi da umutsuzluk yaratmisti. Kisacasi artik bir daha ayni acilari yasamama adina unutmak istegi yada bir daha denememek icin naifce duyularini kullanmamayi tercih ettiler. 12 eylül’ün  insanlar üzerine bir ölü toprak gibi yayildiginin farkina varamadan simdiki süreclere gelinildi.

Bizim topraklarda özellikle aile – din- devlet politikalari bir bütünlük tasimakdadir. ( otoriter- itaatkar- hiyerarsik gibi ortak özellikleri) Aile kurumu tek reislik ve gorev dagilimi agir basan gelenekci yapisini korumaktadir. Aile de asiri sevgi yogunlugun dayattigi feodal bagimlilik, ailereisi durumundaki ana- babanin (tahsilli- tahsilsiz, varlikli- varliksiz, kentli-koylu ) insiyatifi- cocuklarin kendilerine ait bir parca olarak görülmesi- cocuklarin icinde yetistigi ve büyüdügü bir feodal kurum olmaktadir.

Ayni zamanda es, dost akraba, sosyal cevre ayni sekilde kisiyi sekillendiren bir kurum islevi görür.. LGBTQ hareketine karsi pozitif düsünen veya yeralan birinin kendi ailesine, yakinlarina akraba cevresine bu durumu saklamasi ve savunamamasi gibi bir süre örnek verilebilinir. Insanlar homofobik olup bunu sorgulayamamaktadirlar.

Evlilik kurumunun devamini ailesinden aldigi miras gibi devam ettirir. Aile ve cevresi disinda daha genis politik örgütlenme ile tanisan kisi ise örgütün hiyerarsik ve otoriter yapisi icine girmistir.

Örgütlenme bicimleri yukardan asagiya- illegal örgütlenme – kadro örgütlenmesi – mücadele programlari- hiyerarsik ve otoriter yapisi kisinin yasamini belirlemektedir. Goruyoruz ki devrimi marksist- leninist cizgiyle daraltan, turkiyenin devrim tahlilini bu cizgiyle degerlendirmeleri basarisizliga neden olmustur. Örgütlerin liderleri etrafinda, kitlelerinde örgütleri etrafinda hareket etmesi olarak sekillenmisti. Bu örgütlenme bicimi toplumsal evrelerden gecerek gelecek icin umut olmaktan cikmis ve üretemez hale gelmislerdir. Insanlar üzerinde ise umutsuzluk yaratmis oldugu icin cogunluk psikolojisi ile kendi ananevi degerlere dönmelerine neden olmaktadir. ( ornek olarak 12 eylül sonrasi ve simdiye kadar ki sürecte dinin hizla yayilmasi- kemalist- laikligin altinda nasyonalist bir yapinin cikisi – geleneksel aile biciminin güclenmesi, devlet bayragi gibi)

Dünya da baslayan 1968 hareketinden türkiye ögrenci gencligi yalnizca siyasi olarak anti emperyalist, marksist- leninist cizgiyi almistir. Kemalist ordu dan milli demokratik devrim teorisiyle harmanlanmistir. Turkiye toplumunda yetismis devrimci genclik dunya 68 lerin isteklerine gözünü kapamis vede gormemezlige gelmistir. Turkiyenin feodal, millici kulturu ve dini zaten buna izinde vermezdi. Devletin kendilerini sucladiklari anarsistler gercekten kendilerimiydi. Anarsizm ne idi , feminist oda ne, cicek cocuklari(savasma ask yap), tüm bireysel özgürlükler, cinsel tercihler, dini tabular, ekolojik – hayvan haklari vb mucadele alanlarini bilmiyorlar veya es geciyorlardi. O dönemde teknolojik iletisimin olmamasi ve baska ülkeleri görme sansinin olmamasindandir ki, bilgi yetersizligi ve bilgi yalnisligi olmaktaydi.

Sadece radyo kisadalga yayin üzerinden Belgrat- sofya ve tirandan haberler dinleniliyordu. Yabanci yurd disina tatil ve egitim icin giden, dil bilen bir kac aydin kesimin sansürlü kominist enternasyonelin onayladigi kitaplar tercüme ediliyordu. Cuba devrimi; Che nin romantizmi, Vietnam isgali hasper kader turkiye ye ulasiyordu. Turkiye icinden kemalist ordunun devrimci yani ve verdigi anti emperyalist savas surekli anlatilarak manupulasyona ugruyorlardi. Nazim Hikmet in Turk ve Kemalist siirleri, Kivilcim in ve Mihri Belli nin ordu hayranligi, devrimci ordu 60 darbesi derken turk bayragiyla samsundan vatan kurtarmaya yola cikmislardir. Türkiye 68 kusagini böylesi bir eksiklikle 1973 lere kadar tasimistir.1990 lardan sonra tarihi eksikligini tamamlamaya calismaktadir.

Bu gun dünyanin teknolojik ve elektronik agi cok genis ve hizli olup , istenilen bütün bilgilere ulasilmaktadir. Yani dünya cok kücüldü. Bilgiler hafizalara yüklendi. 1980 ile 2013 arasi yasanan olumsuzluklarin, mutsuzluklarin birikimi bu gün Taksim gezi parki direnisi ile patladi.

Bu bir kusak ile ( 1990 ) sinirlanamayacagi ve tarihsel bir eksigin tüm kusaklar tarafindan el birligi ile tamamlanmasidir. Bu kusagi hareketlendiren 68 , 78 ile 90 kusaginin birlikte olusturduklari Eko platformu ve aktiviteleridir. Platformun eylem cagrisi, her yastan insani ve farkli düsünenleri biraraya getirmesi ile de bunu göstermektedir.

Eylemliklerdeki bu farkli düsünceler icinde AKP ye karsi MHP nin fasist yapisina es degerli ve hatta daha tehlikeli bir IP li cuntaci, Atatürkcü düsünce ve bayrak fetisizmi getirilmeye calisilan nasyonalist tehlikedir. Vatan bolucu kürt düsmanligini körüklenmektedir. Bu gün iktidarda olan akp nin vucut buldugu dinci politikasina karsi darbeci, laiklik-kemalistlik-vatan-millet -sakarya dusuncesiyle fasist mhp nin disinda bu yeni nasyonalist yapi eklenmistir.

Akp iktidarini diger iktidar partilerinden ayiran, sermaye ve kapitalist ulkelere sirtini dayayip muslumanlik adina yasaklar getirmesi, ortacag metodu olan:ezberci egitim sistemi- camiler, mescitlere, imam okullarinin acilmasinin abartilmasi – kilik kiyafette, aile planlamasina , ahlakli nesil yetistirilmesi adi altinda beyinleri uyusturma calismalari-kisilerin aliskanliklarina( sigar-icki vb.) % 50 lerdeki oyuyla iktidar gücüne sahip bir kisinin emirlerine cogunlugun itiaat etmesini dayatmistir.

Iktidardaki zihniyete karsi kitlelerin suskunlugu, akp nin basarisi degildi. 12 eylül darbesi sonrasi geride kalan ölü topragin üzerinde din sermayenin iktidar olmasini, savastan yenilgiyle cikmis insanlar üzerinde uyguladi. Darbe sonrasi insanlarin umutsuzlugunu yasamalarina bile izin verilmedi. Kitleler bu agir ve zor yillarin etkisinde hareketsizlesmistir. Iktidarda bu kadar uzun süre kalmalari, muhalefet partilerinin basarisizligi olmayip bu umutsuz insanlarin muhalafete olmamalaridir.

Toplumsal muhalefetin, ilk tepkisi Hrand Drink katledilmesi sonrasi gösterilerdir. Iktidara tepki olarak türk bayraklari ile gelip hepimiz Ermeniyiz slogani olmustur. Din- sermayenin baskisina karsi ermeni- türk kardesligini türk bayragi ile birlestirilmesidir.

Ermeni soy kiyimi yillar önce yapilmis ama tarih iste gercegi ile yine karsimiza cikarmistir.

Ayni sekilde su anki biz her türlü milliyetciligi karsiyiz, kürt milliyetciliginde ayni bakiyoruz anlayisi olan konservativ sol. Kürt halki ne zaman baska bir halkla esitlesti. Düne kadar kürtce konusmak yasakti. Bu halk asagilandi, varliklari red edildi, kültürleri ellerinden alindi, kendilerini red ederek yasamaya zorlandilar. Bu halkin mücadelesi ulusalcilikla suclamak; yani basinizdaki isci partili ulusalcilari- yani basinizdaki mhp – hep tepedeki devlet politikalari- cebindeki turk kimligi bunlar egemen guc ulusalcilik olmuyorlar. Kürt halkinin kendilerini ifade etmesi ise ulusalcilikla tehlike görülüyor. Eger ulusalcilik yasanacaksa türk halki nasil mücadele edecekse vede ediyorsa ayni hakki da kürt halkinda beklediginiz an Kürt- Türk kardestir sloganin anlam bulur.

Dünyada bir cok örnegi vardir dinleri- dilleri – gelenek -görenekleri- hatta ic islerinde kendi dis iclerinde ülkelerine bagli olan yönetimlerde vardir. Bizde ise ya ulusalci- ya vatan bölen- düsmanca önyargi- etiketlerimiz hemen hazir. Kürt halkinin kabullenilmesi türkiye topraklarinda yasayan tüm halklarin kardesligi ile birlesecektir. Demokratiklesmeye yardimci oldugu ve ulusalciligi alasagi ettigi an olacaktir.

Istanbulda agaclarin kesilmesi karadenizde barajlarin yapilmasi icin agaclarin kesilmesi- ic savas durumunda oldugu dönemde kürt halkinin agaclarinin kesilmesi- yakilmasina karsi tepkimiz ortak oldugunda demokratiklesmeyi basarabiliriz. Bayragi -vatani insan üstünlügünün yerine koyan mantiga karsi insanligimiz olmalidir, dedigimizde iste o zaman Insan olacagiz. Yada bayrak- vatan- millet- sakarya naralari ile türkiye topraklarinda at üzerinde cirit atip herkesi düsünce boyutunda kilictan gecirecegiz.

Devrim: yalnizca kurumlar ve ekonomik- siyasi iliskiler uzerinden yorumlamalarla degil, kendimizden basladigimizda canli- cansiz tüm evrenle dogayla girdigimiz iliskilerin bilinci ile icinde oldugumuz her seyi yasami yorumlayisimizdadir.

Türkiye topraklarinda 12 eylül fasizminden sonra ortaya cikan ilkler: ilk aktiviteler, marksist bir ideolojinin disinda bir baska dünya mümkün diyen Anarsizm – Sokak tiyatrolari – Calismalari -Feminist örgütlenme bicimlerinin cesitli kollari – Eko anarsizmi – Hayvan haklari-Vicdani red hareketi -Savas karsitligi – Ötekilestirmeme icin aktiviteler- Kürt hareketinin kendini ifade etmesi – Gerillara halkin  sahiplenilmesi- Kayip annnelerin hak arama cabalari – grevler ve grevlerinin biciminin degismeye baslamasi yani tek bir bireyin bile hakkini arama cesareti-  Quer hareketi ve örgütlenmeleri- Mülteciler sorununun sahiplenilmesi- sokak catismalari ve tartisma platformlari- vb.hareketlenme ile aktivistlerin olumlu – olumsuz -farkinda yada farkinda olmadan yasadiklari deneyimlerle birlikte bireyin belirleyicigini yansittilar. Toplumsal degisimin baska kulvarininda olacagini göstermis oldular.

Hem kendileri icin hem var olduklari toplum icinde bir ayna görevini yaptilar. Insanlar simdiye kadar hep örgütlü ve ait olduklari bir grupla degil tek bir birey olarakta güclerini farkettiler.

12 eylül fasist darbeyle insanlarin beyinlerine yüreklerine hapis edilen hak aralamalarinin sokaklarda özgürlesmesine yardimci oldular.

( bizler gibi darbeler yasayan latin halklarindada benzeri sürecler yasamasi paralellik tasimaktadir)

Taksim geziparki eylemde, eko aktiviteleri ile halkin sistemle olan mutsuzlugunu birlestirdi.

Taksimin ilk baslama noktasi:

24 mayis konseri „ dik oyna“ konseri –cagri icerigi:

Horon asktir,
ozgurluktur horon direnmektir, isyandir dememizin ustunden iki yil gecti. Iki
yilda yasam alanlari icin direnen yuzlerce insan hakkinda davalar acildi,
dogaya ve yasama sahip cikanlar “suclu” ilan edilip sorusturmalara,
gozaltilara, yargilamalara ve tutuklamalara maruz kaldi.

Yine bu iki yil
icerisinde topragini, suyunu, havasini savunanlar; yasam dusmani sirketleri
koruyan polis/jandarma siddetiyle, copla, gaz bombasiyla, silah dipcigiyle
korkutulmaya ve yildirilmaya calisildi.

Bizler hala daglarin
doruklarindan kopup gelen dereler gibi ritim tutuyoruz koylerde, sehirlerde ve
sokaklarda. “Korkmadik, bezmedik ve hala buradayiz” diyoruz.

Doga bizlere simdi
daha guclu, simdi daha yuksek bir sesle “komut” veriyor: DIK OYNA

Ekolojik yikima;

rant projelerine, dillerin-kulturlerin yok edilmesine, doganin ve yasamin her
alaninin talan edilerek ticarilestirilmesine karsi dik oynamak icin yasami
savunan tum dostlari Karadeniz Isyan ve Dayanisma Konserinde bir araya gelmeye
cagiriyoruz

Konserden sonraki asamada ise geziparki agaclarin sahiplenilmesi icin protestosu duyurusunun iceriginin özgür ve gönüllü olusudur.

Gezi parkinin eylem cagrisi olan; Yemeğini/ yüreğini/ sanatını / çocuğunu / aklını / çadırını / KENDİNİ kap da gel!

Parklar, meydanlar, sokaklar, mahalleler, bu kent bizimle baslayan , icerigi, eylem sekli, eyleme hazirlanma bicimidir.

24 mayisda Konserle baslayan- 27 mayisda eyleme dönüsen – 31 mayisda ise gönüllü dayanisma ile tr bir cok yerine yayilmistir.

12 eylül sonrasi yukarda anlatmaya calistigim aktiviteler devam etti. Bu ilk aktiviteler bireyin kendin yap- degisimi kendinden baslat bilincinin ortaya cikmasina olanak sagladi. Gezi parki eylemcilerine saldiran polise karsi ilk müdahale eden ve makinalarin önüne gecen Sirri Süreyya Önder eylemi basina tasiyip kamuoyu yaratmistir. Parlementer kimligini hice saymasi ve bu eylemli baslatan eylemcilerle ayni sekilde sahiplenmesi akp den memnun olmayanlarida eyleme gecirmistir.

Mücadelenin agaclarin sahiplenilmesinin, insan haklarininda birbirleriyle bütünlük icinde olusunun bir yanini yansitmistir. Cevremizdeki her hangi bir degisim herseyi etkilemektedir. Cevremize karsi ilgisiz ve kör olmak, kendimize de kor olmaktir. Geziparki platformunun basin aciklamasinda talepler ve eylemler butunlesmistir.

Gezi parkinin park olarak kalmasi, Agaclarin kesilmemesi. AVM yapilmamasi, orantisiz siddet uygulayan polis, valilarden hesap sorulmasi, gözaltina alinanlarin serbest birakilmasi, turkiye nin tüm kamusal alanlarda toplanti, gösteri, eylem yasaklarina, fiili engellemelere son verilmesi ve ifade özgürlügünün önünde engellerin kalkmasi.

Ayni sekilde sloganlarda eylemin rengini yansitmaktadir. Herkes bir seyler yazma özgürlügünü kullanmistir.

Alkolu yasakladin millet ayildi – Her yer Taksim her yer direnis- geleneksel gaz festivaline hosgeldiniz_ korkma biziz halk- 3-5 agac baksana ne yapiyor – rabbime sordum direngezi dedi- polis dudaklarina yapisip kalicam- ne devrim ne seriat sadece saygi- korkak medya- anamizi aldik geldik- ben gezi parkinda kanat carpan kelebegin kizilayda yarattigi firtinayi istiyorum- kahvaltimi yaptim simdi catisabilirim- direndik icimizdeki ölü vatandasi kurtajla aldirdik-Polis kardes gercekten gözlerimizi yasartiyorsun- devrim televizyonlarda yayinlanamayacak. Vb sloganlar da taleplerle bir paralellik bütünlük tasiyor.

1978 kusaginin ait olan bir slogan ise ilk defa herkes tarafindan kullanildi “ Fasizme Karsi Omuz Omuza“ direnisde ortak soylenen slogan oldu.

Kisacasi eylemin baslangici – simdiye kadar devam eden dayanismaci- toleransli – ozguvenle dusuncesini soylemesi – kutuplasmama- herkesin gönüllü ve canla basla calismalari , bu alternatif yasam bicimi ilk oldu.

Komun düsüncesi ise dünyada 68 kusaginda yasanirken bizler o dönemde komun yasami bilmiyorduk. Dogal olarak 68 de yasanmasi gerekeninin gecikmeli olarak su an yasanmasida kendi icinde bir cok sorunda tasiyacaktir. Anti komuncu olusumuz atasözlerimize kadar islenmistir. Her koyun kendi bacagindan asilir, kapini acik birakma komsunu hirsiz yaparsin, vb.

Komun yasam iste simdi Taksimin ortasinda vucut bulmustur. Insanlar örgütlenme bicimini degistiriyorlar. Kendinde ve cevresinde bir seyleri degistirebiliyorlar. Cesitli orgutlenme bicimleri yaratmaktadirlar.. Otonom, kollektif ve ozgurlukcu yasam bicimine dogru gidilmektedir.

Insanlar artik yasam kararlarim bana aittir, bana emir verme ve yasak koyma tepkisiyle yola ciktilar. Bunu düsündügüm icinde suclu degilim ve suclu hissetmiyorum vede yalniz degilim ifadesini paylasarak gösteriyorlar. Icimizdeki hapislerimiz, özgür olmak istemektedirler. Bunuda deneyleriyle bir sonraki sürece tasimaktadirlar.

Bir coklari devrim demektedir, devrimdende cok bir basikaldiridir. Kisilerin birey olarak varolduklari zeminin farkinda olmalari ve o zemin icin mücadele etmenin özgürlügünü yasamasidir. Ben varimin, bizde varizlara gönüllü dönüsmesidir. Uzun zamandir beklenilen ve gec yasanan cok sesli uyanistir.

„ Direndik icimizdeki ölü vatandasi kurtajla aldirdik“ duvar yazisindadir.

iris yilmaz.

20.06.2013

Bir Yanıt to “13- Taksim Gezi Parki: Kendini kapta gel!”

  1. pinar elbir Says:

    GEZIDE YENI VE ILKLER.

    Eskinin icinde varolan bu yeni durum; ilklerle, farkindaliklarla, yenilenmelerle sekillenmektedir.

    Yeni ve ilk olan durumun kabul görmesi henuz kavranmamistir.

    Halen israrla yeni olani eski yöntemle anlama ve aciklama yanlisi yapmaktadir.

    Yeni durum degerlendirilmesinin saglikli olmasi icin, bu gune kadar bilinenin disinda olaya kendi özgül kosullarinda ciplak gözle bakmak gerekmektedir.

    Elimizde adalet terazisi ile dolasmanin maktiksizligi ve külfeti de ortadadir.
    Sokaklarda adil olmanin direk demokrasinin en ufak nuveleri denenmektedir. Kendileri icin ve baskalari icin adalet terazisi bu yeni durumda bireyin kendisidir. Bilincli – bilincsiz bunu herkes gönüllü paylasimla göstermektedir.

    Bunun ilerisi ne olur düsüncesi- kaygisi olmasi zaten bu yeni duruma ters düsmektedir. Cünkü burda hedefe kitlenme yoktur. Hedef zaten vardir. Hedefden cok insani boyutta ne yapabilirimin , sokaklarda anlam bulmasindaki ne yapabilirizlere dönüsmesidir.

    Gezide ortada olan, ortak tüm insanlarla paylasilarak insani boyutta mümkün oldugu kadar kollektif kararlar alabilmek ve pratige uygulamaktir. Varolan platformun rolu o insanlarin ortak paylasimlarindaki kararlari dile getirmesidir. Bu platform informatiktir. Karar yetkisi yoktur. Ve bundandir ki, merkezi olmayan ve her an degisken durumlar sergiler. Ayni sekilde sabit kalmadigi icinde hareketlidir. Degisken olusu her durum yada olayda zaman-mekan-sartlar gözönünde tutmasindandir. Bundandir ki farkli farkli alternatifler her duruma göre yaratilmaktadir. Bu su anki platformun dogal halidir. Sürec icinde, insiyatifin insanlardan ayrilmasi ile kurumlasabilme tehlikeside vardir. Fakat korkmanin bir faydasi olmayacak yine rahatsiz olanlar kendileri belirlemeye calisacaklardir. Hatalar, yalnislar yapilmasi ilklerde rastlanan bir durumdur.

    Bu platformun disinda farkli katilimcilarin kendi platformlarida olacaktir. Örgütlenme bicimleri geregi ayni alani paylasan farkli platformlarin ortaya cikmasi kacinilmazdir.Bu farkli platformlarin deneyimleri egiticide, körelticide olabilir. Bu cok sesliligin bir yansimasidir.

    Yeni durumu ciplak kendi özeli ile düsünme -anlamayi, iktidari-hüküm sahibi durusla teorik yorumlarla cözmek ve önermeler getirmek sonucsuz kalmaktadir. Yükümlülükler sunmak – programlar cizmek ortada olan gercegi degistirmeyecektir. Beklenmedik bir baslangicla geldigi gibi almasi gereken sekildede kalacaktir. Yenilmek ve kaybetmek korkusu yoktur.

    Yenilgiden ve kaybetmekten korkmanin nedeni sahipliktir, aittliktir. Sahiplenmek korumayi, korumaksa güc gerektirir, güc iste burda önemlidir.

    Güc; insanlik temelinde ve özgür bireylerle paylasimin oldugu bir toplumun kendisini ifadesi mi?
    Güc: Ideolojik örgütlenme birliktelikleri ile biraraya gelmis özgurluk mücadelesindeki bireylerin kendilerini ifadelerimi ?
    Alttan yukari dogru- yukardan asagi dogrumu yada her taraftan baslayip asagi ve yukari kavramini yok etmek midir.?

    Toplumsal beklenmedik olaylara karsi anlamayi kendilerinde yetkili sayan basin kalemsörleri. Bu olaylar basladiginda gazetelerinde gercegi yayinlamayanlarin hic bir etkisi olmayacaktir. Onlar kendi tarihi görevlerini uslenmekle vede insanlikta kendi tarihi görevleri yüklenmekle ayni atmosferi suluyacaklaridir. Kimse kimsenin yargici olmayacak herkes kendi kendisinin yargi mercisi olacaktir. Yasamin realitesi ise ögreticiligini koruyacaktir.

    Düne kadar yasanmis deneyimler sonucunda alternatif bir tablo ortada olan. Yani bu güne kadarki yasananlar tez- su an yasananlar anti tezdir. Sentez icin daha cok erken zamana ihtiyac var. Ki insanlar sokaklarda bunun bilinciyle „bu daha baslangic „ demektedirler.

    Politik- apolitik, örgütlü- örgütsüz, sembollerle- sembolsuz, ideoloji- anti ideoloji, merkezci- merkezi olmayan, popilist- anti popilist, kariyerist- antikariyerist, vb. Özellikleri ile bir karakteri ve ruhu olan özgürlükcü harekettir. Insanda herseyin baslayip bittiginin farkinda olmaktir.

    „Kadinlar olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadinlar kurtulmaz“ sloganindaki anlayisin tam tersidir su an yasananlar.
    Slogandan anlasilan ,bir degisim icin materialler yani insanlar, onlar olmazsa degisim olmayacaktir. Onlarla degisim gerceklesecektir. Temel insandir burda fakat devrim temel gösterilir.
    Temel gösterilen devrim yine temel gösterilerek insanlara özgürlük vaad edecektir. Yani burda yine insan temel degildir.
    Su an ise devrimi yapacak temel güc insan olarak, devrimle yer degistirme cabasindadir. Insanlar devrimi kendilerinde gerceklestirmediklerinde ne kadar mükemmel bir ideoloji olursa olsun gerilemeye kacinilmazdir.
    Ve bundandirki, hedef amac olan ideoloji temel degildir. Temel olan insanlardir. Cünkü insanlarin özgürlükleri icin ideoloji yaratilmistir. Dünyada önce insan vardi.
    Insanlar gecmis ve simdiyi anlama cabalari ile kendilerinden baslayarak dönüstürmek ve degistirmek istemi ile birseyler yapmak istiyorlar.

    Sanal yasamin getirdigi bilgilendirme birikimi, information fazlaligi bireyleri iki tercihe zorlamaktadir. Kendisinin yasadigi ortama ve dünyaya yabanci olmak kendi bilgileri ile kendi hapishanesini yasamak yada bu birikimin disa yansimasi olan kendini yaratmak, özgür kilmak.

    Insanlar önce teknolojinin uyusmasini ve uyanmasini da internetle, sanali sokaklarla birlestirdiler. Bu sokaklara tasima sekli ile eskisi gibi bir örgüt- örgütlenmeye ihtiyac olmamaktadir.
    Devletin hukuk isleyisindeki yasasi baski- cezalandirma- hapis olan devleti yikmayada suc teskil etmeyi ortadan kaldirmaktadir. Cünkü örgüt yok ama sokaklarda her birey bir örgüt olmaktadir. Herkes kendisinden sorumludur. Ayni alanda diger katilimcilarda kosulsuz insani temelde kendisi olarak görür.Ve bu özgür hissetme duygusuyla kendi ve kendileri gibi düsünen cogunluklar yaratmakta hic zorlanmazlar.

    Örgüt olmadigi icinde merkezden yönlendirme ve karar yok. Görev paylasimi yok. Kisacasi önceden planlanan hic bir sey yok. Gelen gelir, gelmeyen gelmez. Gelenlerlede o onda dogal paylasilmasi gerekenler olur. Bu isleyis dünyanin bir cok yerindede ayni sekilde olmaktadir.

    Birara gelme gönüllü ve özgür oldugunda yapilmasi gereken bütün isler elbirligi ile yolunda gider ve gitmezsede dünyanin sonu gelmez. Yerini alacak baska bir alternatiflerde düsünülür. Insanlar özgür olduklarini hissettikleri ortamda yaratici olmaktadirlar. Özgüvenle paylasim birlesmesi yaratticiligi zenginlestirmektedir. Bu durumda insanlar örgütlenislerini yeniler ve degistirerek alternatifler yaratabilirler.

    Bu günkü eylemliliklerin karekteri önemlidir. Cünkü bu gün eylemin malzemesi ( agaclar-insan- hayvan vb) devleti yikmaktan cok devletin islevinde insanlarin söz haklari agirligini tasimasi ve tabiki demokrasi- iktidara karsi iktidari ayakta tutanlarin kendileri oldugunu farketmeleridir.

    Kendilerinin devleti ayakta tutan temel güc oldugu bilinci insanlarda yenidir. Ve bundan dolayidir ki gözaltindaki – mahkemedeki tavirda eylemi gibi kendisine aittir. Bu güclü bir savunma moral gücü eyleme enerji vermektedir.Kalici vede kendiliginden örgütlemeleri deneyimlerle daha yenilere yelpazelerini acmaktalar.

    Eylemlerinde kullandiklari kendilerini savunma taktikleride farklilik tasimaktadir. Polis teskilatinin devletle baginin degerlendirilmesi ve insan olma boyutuna tasiyarak iktidari teshir derken üniforma altindaki insani ortaya cikarma cabalari. Orantisiz gücü kamuoyuna tasimalari, siddete karsi sivil itiaatsiz eylemi ile yanitlamalari.

    En önemlisi sokakta olmalarini, eylemlerini, düsündüklerini, taleplerini hic bir yasadisilik duygusu tasimadan sahiplenmeleridir. Sokaklarda güclü olmalari yalnizca bu nedenler olmayip, tr devrimci mücadeleci kusaklarin bu Geziparki eylemleri ile baslayan tüm eylemliklere tam destek vermesidir. Tr topraklarindaki devrimci mücadelesi icinde yer almis örgütlü – örgütsüz her insanin birey bazinda haklarini su an sokaklarda aramasi iki celiskiyi de ortaya koymaktadir.
    Gecmisle (örgütlü yaptigini su an örgütsüzlerle ) ve bu gündeki farkliliklari karsilastirmasina neden olmaktadir.
    Kendi birey olarak nerde oldugu arayisini kendisinin sorgulamasina, olanlari kendisinin persfektifinden anlamaya calismaktadir. Bu yeni durumun icinde, alisik olmayan biciminde kendisine hitap edecek bir dil yakalayabilmek icin anlamaya calisiriken zorlanmaktadir. Zamanla ya orta bir yol, ya eskiyi, yada yeniyi yakalayacaktir.

    Yeni mücadele seklinin böyle oldugu gibi kabul edilmesi, mudahale edilmemesi gerekmektedir. Cünkü daha sentezi sekillenmemistir. Nasil beklenmeden geldiyse, kendisini ifadesi ile özgür yasamin icinde sekillenmelidir. Insanlar kendilerini özgür hissettiklerinde yaratacaklari yine yasama geri dönecektir.
    Bu yeni bir dünya yorumu ile birseyleri degistirme istemidir. Insanlar üzerinde vucut bulan, baskici devlet gücünün kaynaginin temelindekiler olarak bireyler uyandilar. Artik onlarin konusma zamanidir. Yanlislarda olacaktir. Apolitik sifatlanmasi ile anilanlarin sokaklardaki insiyatifi ayni zamanda bir koca elestiri niteligide tasimaktadir.
    Her insan bir örgüt oldugu kadar, yine her insanda devleti ve iktidari kendisinde tasir.

    Iris yilmaz
    15.07.2013

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: