Miting için arşiv

1 Mart 2014’de Bern sehrinde Antirasist, antifasist miting

Posted in Avrupa haberler, Direnis, Haberler with tags , , , , , on 01/03/2014 by Karakök

d b1db 2db 3Protest against approved immigration referendumdb 5Gecen hafta isvicrede yabancilar sayisinda sinirlama oylamasi sonucunda cikan yasaya karsi Bern sehrinde bugun 1.mart.2014  de Anti rasist, Antifasist12.000 kisinin katildigi  miting yapildi.

db 6db7

Reklamlar

Kadıköy: Londra’da, Baden-Baden’de, Strasbourg’da Ayaklanan Dostlara Selam

Posted in Direnis, Duyurular, Haberler with tags , , , , on 04/04/2009 by Karakök

Kadıköy: Londra’da, Baden-Baden’de, Strasbourg’da Ayaklanan Dostlara Selam

NATO’nun 66. yılını protesto etmek için dün Baden-Baden’de bugün de Strasbourg başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde NATO karşıtları sokaklardaydı. Kıbrıs, Adana, Ankara ve İstanbul’da onbinlerce NATO karşıtı savaşa, militarizme ve kapitalizme karşı hayır demek için meydanlara çıktılar. İstanbul’da bir grup anarşist 60. kan ve gözyaşı dolu yılında NATO’ya karşı öfkelerini dile getirmek ve Londra’daki G-20 zirvesine karşı sokakları kapitalislere dar eden, Baden-Baden’de ve Strasbourg’da savaş kışkırtıcısı NATO devlet liderlerinin başını ağrıtan ve Yunanistan’da, Amerika’da, Kanada ve Rusya’da efendilerin korkulu rüyası olan tüm yoldaşlarla dayanışmak için Kadıköy’deki NATO Karşıtı mitinge katıldılar.


Miting alanına doğru yürüyüşte kara, kara-kızıl ve kara-kızıl bayrak taşıyan fakat kortej oluşturmayan grup, mitingde bildiri dağıtarak, çeşitli yazılamalar yaparak ve bazı reklam afişlerini bozuma uğratarak yer aldı. Yapılan yazılamalar arasında “Kapitalizme Karşı Sosyal Devrim”, “Vatandaş Değil Birey, Devlet Değil Toplum”, “Devlet Bölücüdür”, “NATO’ya, Kapitalizme, Devletlere ve Sınırlara Hayır!”, McDonalds Katildir! ve “1 Mayıs…2009 Hazır mısın?” sloganları vardı. Ayrıca Irkçı-faşist Muhsin Yazıcıoğlu afişlerinin üzerlerine; “Merhumu Irkçı Bilirdik”, “Maraş’ı Unutmadık, İlahi Adalet İşte” sloganları yazıldı. Bir AKP pankartı da ters çevrilerek arkasına “NATO’ya, Kapitalizme, Devletlere ve Sınırlara Hayır!” Arama noktasına kadar gelen grup Kadıköy sokaklarına doğru dağıldılar.

Kadıköy’deki miting herhangi bir olay çıkmadan sonlandı.

Mitingde dağıtılan bildiri:

NATO’YA, KAPİTALİZME, DEVLETLERE VE SINIRLARA HAYIR!

Savaş kışkırtıcısı NATO-devletleri NATO’nun savaş, kan ve yıkım dolu 60 yılını kutlamak için Fransa’nın Strasbourg kentinde bir araya geldiler. Buna karşın, zulme karşı isyan bayrağını açanlar bugün Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da, Yunanistan’da, Kürdistan’da ve gezegenin dört bir yanında olduğu gibi sokakları tiranlara dar ediyor. Anti-kapitalist, anti-militarist, anarşist, devrimci, özgürlükçü ve anti-otoriter dostlarımız küresel savaş kışkırtıcılardan neden oldukları savaş, kan, açlık, yoksulluk ve yıkımların hesabını soruyor.

Onların Güvenliği ve Barışı, Toplumun Değil
Bugün moda olmuş “güvenlik” ve “barış” kandırmacasıyla varlığını meşrulaştırmaya çalışan küresel efendilerin savaş kışkırtıcı politikaları, Irak’ta, Afganistan’da, Yugoslavya’da ve dünyanın bir çok bölgesinde onbinlerce insanın yaşamına mal olmuş, sosyal altyapının çöküşüne, gıda kıtlığına ve yüzbinlerce insanın ülkelerinden ölümcül yolculuklardan geçerek gelişmiş ülkelere ümitsiz yolculuklara çıkmalarına neden olmaktadır. Küresel kapitalizmin son aylardaki modalaşmış pazarlama stratejisi “kriz” yönetiminin de gösterdiği gibi hükümetlerin güvenlik ve barış politikası sadece patronlar ve yöneten sınıf için geçerlidir. İşçiler, köylüler, kamu çalışanları, işsizler, öğrenciler kısacası yoksullaştırılmış nüfusun büyük çoğunluğu bir avuç küresel aç gözlü azınlık tarafından daha da yoksullaştırılmakta ve kriminalize edilmektedir.  %100 vergi indirimleriyle, özelleştirmelerle ve yabancı yatırımcıları teşvik etmeleriyle güvenliğini korudukları tek şey bize empoze edildiğinin aksine kapitalistlerin çıkarlarıdır.   Barış ise NATO için baskıcı rejimleri desteklemek, insani yardım adı altında askeri egemenliği ve toplumun militarizasyonunu sağlamak kısacası savaştır. Güvenlik ve barış kelimeleri sadece yeni savaş planlarının ve silah anlaşmalarının örtbas edildiği birer yanılsamadır.

NATO’nun gerçekleştirdiği bir çok askeri tatbikat, silah denemesi ve savaş eğitimleri için kullandığı bölgeler çevresel olarak yok edilmekte ve geri dönüşümü olmayan yıkımlara yol açmaktadır. Bu bölgelerde yaşayan yerli insanlar göç etmeye zorlanmışlardır. NATO’nun askeri tatbikatları gezegendeki bütün yaşam biçimleri için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

Dünyanın bütün kolonici iktidarları, geçmişte olduğu gibi bugün de her yerinde halklara ve yerli insanlara kapitalist yaşam biçimlerini kabul ettirebilmek için ittifak kurmuşturlar. Geçmişin birleşik koloni orduları bugünün NATO’sudur. Gezegenimizi ve doğal dünyamızı son hücresine kadar istila etmeye, paylaşmaya çabalıyorlar.

İnsani Yardım = Toplumun Militarizasyonu
NATO’nun, “insani yardım” veya “kalkınma yardımından” anladığı Afganistan’da i Irak’ta yaptığı gibi işgal ettiği topraklarda yaşayan insanların baskıcı rejimler altında militarizasyonu ve savaşı daha da kalıcı hale getirmektir. Çünkü NATO savaştan beslenen bir aygıttır. Emperyalist devletlerin organize suç örgütüdür. Tüm barış yalanları ile NATO-devletleri Afganistan’dan çekilmekten ziyade daha fazla asker gönderilmesini talep ediyor. Türkiye Devleti de Afganistan’daki NATO-devletleri arasında da üçüncü büyük güce sahiptir. NATO’nun Afganistan işgalinin başrol oyuncularından birisidir. Bu anlamda Türkiye Devleti bizleri bu topraklardaki halklara uyguladığı baskı ve zulme ek olarak, diğer halkların yaşadığı toprakların işgal edilmesine ve onlara baskı, savaş, kan ve gözyaşı götürmeye hizmet etmek zorunda bıraktığından NATO’ya karşı direnişin zeminleri genişletilmelidir.

Bugün AB devletleri küresel ekonomik kontrolünü genişletmek adına savaş ve barış arasında bir farkın kalmadığı gibi iç ve dış güvenlik arasındaki uçurumu da kaldırmak istiyor. Böylelikle kapitalist politikaları hem yerel hem de küresel anlamda empoze edebilecek güce sahip olabilmeyi planlamaktadır. Bu amaçla Avrupa çapında ordu, polis ve sivil yardım kuruluşları gibi örgütlenmeleri yaratarak uluslararsı arenaya kontrolünü kabul ettirmeyi hedeflemektedir. Frontex (Avrupa Sınır Güvenliği Ajansı) AB devletlerinin küresel çapta büyük güç olduğunu kabul ettirmek ve AB devletlerinin dış sınırlarının etrafındaki hakimiyeti genişletmek adına kurulmuştur. Özellikle de Akdeniz ve Batı Afrika’nın sahil kısımlarından giriş yapan mültecileri Avrupa’ya sokmamak Frontex’in en önemli amaçlarından birisidir. Devriye gezen Avrupa savaş gemileri mülteci ve ilticacıların uzun ve tehlikeli rotalardan gitmelerine zorlayarak Akdeniz ve Atlantik denizinde binlerce insanın ölümlerine neden olmaktadırlar. Sınırlardaki polisler daha da silahlandırılmaktadır. Savaşların kışkırtıldığı bölgelerden kaçan insanlar yine savaş kışkırtıcıları tarafından savaşın bir parçası haline getirilmektedir.

Kendi ülkelerindeki savaştan ve ekonomik çöküşten kaçmaya çalışan insanlara Avrupa kapılarının kapatılması kapitalistlerin başka bir kriz yönetimi şeklidir. NATO devletlerinin “kontrolsüz göç hareketini” savaş nedeni olarak sayması da bu nedenle rastlantı değildir. Avrupa’daki on binlerce mülteci kampında mülteci ve ilticacıların temel haklarınının bile verilmemesi bu ırkçı rejimin bir ürünüdür.

Devletlere ve Sınırlara Karşı Mücadele, Kapitalizme Karşı Mücadele
Mülteciler açısından Türkiye’deki durum da bundan farksız. Bir çok ilde binlerce mülteci açlık, susuzluk, baskı, kaba dayak, tehdit ve işkence altında herhangi bir haktan yoksun olarak misafirhanelerde tutulmaktadırlar. Bu nedenle mültecilerin ve ilticacıların mücadelelerinde onlarla dayanışma halinde olmalı, milliyetçi/ırkçı devlet politikalarına, ordulara, sınırlara ve devletlere karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Bugün Avrupa çapında anti-kapitalist, anti-militarist, anti-otoriter hareketlere yönelik yeni baskıcı yasaların çıkartılması NATO’ya, Kapitalizme ve Devletlere karşı mücadelenin önünü kesemeyecektir. Baskı, sömürü ve zulmün olduğu heryerde yeniden ve yeniden patlak verecektir. Fabrikalardan, üniversitelere, sokaklardan evlere ve tüm yaşam alanlarına bu sisteme karşı sosyal adalet talebi bitmeyecektir. Barınma hakkı için mücadele edenlerden sosyal/ekonomik hakları için dövüşen çalışanlara, üniversitelerde baskıcı yasalara karşı işgaller gerçekleştirenlerden homo/transfobik erkek egemen kültüre karşı dur diyenlere, cezaevlerinde direnen tutsaklardan doğa savunması ve hayvan kurtuluşu için çabalayan aktivistlere, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı savaşanlardan kendi topraklarını ve kültürlerini korumaya çalışan yerli halklara kadar isyan ve direniş iktidarların olduğu her zaman ve her yerde sürecektir.

ANADOLU YAKASINDAN ANARŞİSTLER
anadoluyakasianarsi@gmail.com

Binlerce doktor greve girdi

Posted in Avrupa haberler, Direnis with tags , , on 02/04/2009 by Karakök

doktorlar51

doktorlar2

Isvicre devleti ve sigorta sirketleri yeni laboratuar tarifleri cikartmak istediklerinden dolayi, doktorlar ,muayenehane asistanlari, Tip ogrencileri, (Karakok Otonomu ve Devrimci Bagimsiz doktorlar) protesto etti. Planlanan yeni yasaya göre, sigortalar artik doktorlarin kendi muayenehanelerindeki laboratuar tahlil ucretlerini (örnegin kan ve idrar tahlilleri, virüs tesbitleri) artik ödemeyecek. Doktorlar tahlil yapilacak numunelerini  özel büyük laboratuarlara göndermek zorunda kalacaklar.

Bu yasa saglik sisteminin özellestirilmesine ve sigorta sirketlerinin karlarini daha da yukseltmek icin kapitalist bir oyundur. Doktorlar bu saglik politikasini protesto edip  1 nisan 2009 da Zurih. Bern ve Basel sehirlerinde binlerce doktor isbirakma eylemi ve miting düzenlendiler.

Ilk tepki olarak 1 nisandan ihtibaren muayenehanesi olan doktorlar ölüm raporlarini  imzalamayacaklar.

Doktorlar, saglik bakani Couchepin eger bu yasayi geri cekmezse, her ay eylem yapacaklarini söylediler. Couchepin’in Saglik bakanligindan istifasini istediler.

İstanbulAhali: 15 Şubat Kadıköy Mitingine Çağrımızdır

Posted in Duyurular with tags , , on 12/02/2009 by Karakök

İstanbulAhali: 15 Şubat Kadıköy Mitingine Çağrımızdır

İnsanlığın krizi ‘açgözlülük ideolojisi, kar için üretim ve zenginler için tüketim üzerine kurulu bir ekonomi olan’ kapitalizmdir. Mevcut kriz ise kapitalistlerin krizidir. Bu krizin yükü kapitalistlerin sırtından alınıp yoksulların omuzlarına bindirilmeye çalışılmaktadır. Devletler ve şirketler tarafından krize karşı hazırlanan herhangi bir çözüm, “kapitalizm için bir çözüm” olarak kalacaktır. Bu ezilenler için çözüm olmayacaktır. Doğrusu, her krizde olduğu gibi, finansal sermaye büyük miktarda devletçe desteklenirken, ezilenler krizin faturasını öderler. Devletin yapabileceği; kapitalistlere bir çıkış yolu önermekten ibarettir. Bankalara verilen sübvansiyonlar (devlet destekleri), devletin kimin çıkarlarına hizmet ettiğini göstermektedir. ABD, İngiltere ve başka yerlerde, sübvansiyonlar -sermayenin de tam desteğiyle- sorunlu mali kurumların devletleştirilmesine döndü. Bu göstermektedir ki kapitalistlerin “devlet mülkiyeti” ile hiçbir esaslı sorunu yoktur. Zaten ulusüstü şirketler devletleşirken; devletler ulusal şirketlere dönüşmektedirler.

Bizleri bekleyen işsizlik ve yoksulluğun katmerlenmiş halini, açlığın sembolü boş tencerelerde göreceğiz. Kapitalizmin krizine kanmayacağımızı, krizle gelen yoksulluk ve açlığı sokaklara dökülerek, ifade etmek için tencerelere vura vura sesimizi daha çok çıkaracağız.

İstanbulAhali olarak 15 Şubat Pazar günü, tepkisini göstermek isteyen herkesi *tenceresiyle “İşsizliğe ve Yoksulluğa Karşı Birleşik Mücadele Mitingi”nde aramızda olmaya çağırıyoruz.

*15 Şubat Pazar Kadıköy‘ de bayraksız, tencerelerimizle yürüyeceğiz.

Saat: 10.00

Yer: Nautulius