Archive for the Direnis Category

Amerikalı anarşist Rakka’nın IŞİD’den özgürleştirilmesi sırasında öldürüldü

Posted in Avrupa haberler, Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Français with tags , on 11/07/2017 by Karakök

Rojava’daki anarşist gerilla birimi IRPGF (Uluslararası Halkın Gerilla Güçleri), DAIS’e karşı Rojava konfederalist devrim için savaşan ABD’li anarşist Heval Demhat’ın Rakka’nın DAIS cetelerin’den temizlenmesi sırasında öldürüldüğünü duyurdu.

Heval Demhat, 2014’teki Kobane işgali bitisinde  YPG saflarina  katılmıştı.

AKP iktidari yikilana dek Anarsist recete gecerlidir.

Posted in Direnis with tags , on 27/06/2017 by Karakök

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Anarşistlerin İşlediği 12 Suikast

Posted in Direnis, Duyurular with tags on 11/02/2017 by Karakök
1leon czolgosz

Leon Czolgosz

1- Leon Czolgosz (ABD Başkanı William McKinley)

Anarşist Emma Goldman’ın Cleveland’daki konuşmalarını duyan Leon Czolgosz bir amaç için kahramanca bir şey yapmak ister. Başkan McKinley’e birçok kez yaklaşır ama hamle yapmaz. Bir gün Başkan Niagara Şelale’lerinden dönmüş ve halkla buluşuyordur. Czolgosz da sıraya girer, silahını mendille kapatır ve sıra ona geldiğinde McKinley’i karnından iki kez vurur.

Amerikan toplumunun eşitlik ve adalet temelinde yükselmediğini düşünerek toplum açısından sarsıcı bir eylem arayışına girmiştir. Bu eylem hem toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliği vurgulayacak, hem kimsenin dokunulmaz olmadığını ispatlayacak, hem de yayılmacı politikalar izleyen bir büyük başı ortadan kaldıracaktı.

Emma Goldman ile ilk karşılaşmasında kendisine kitap önermesini rica ediyor. Anarşizme adım atacak ama nereden başlayacağını bilemeyen bir hali vardır. Camiaya katılmaya çalışırken gösterdiği çaba kimilerince ajan olduğu şeklinde yorumlanıyor. Emma Goldman hemen tekzip edilmesi için yazılar yazıyor bunu iddia eden dergiye. Gözünde gördüğü ışıltıyı hatırlıyor genç adamın, yanılmış olamayacağını biliyor. Bir süre sonra başkan William McKinley’i vuruyor bu çocuk. Emma Goldman’ın azmettirdiği çıkıyor tüm basında.

Leon Czolgosz: ” Ben bir yöneticiye gereksinim duyduğumuzu düşünmüyorum.”

” Başkanı öldürdüm çünkü o iyi insanların – iyi emekçi insanların düşmanıydı. bundan dolayı üzgün değilim.”

2- Emile Henry ve Sante Geronimo (Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot )

Emile Henry

Emile Henry

Emile Henry’nin asıl hedefi Fransa Cumhurbaşkanı Sadi Carnot’tu ancak Elysee Sarayı çevresindeki yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle zenginlerin buluşma yeri olan Cafe Terminus’u bombaladı.

Cáfe Terminus’u bombalamasının nedeni, bu mekânı burjuvazinin bir temsili olarak görmesiydi. Bombayı yerleştirirken olabildiğince çok sayıda burjuvanın ölmesini amaçlıyordu. Eylemleri nedeniyle mahkemeye çıkarıldığında, neden boşu boşuna birçok masum insanın zarar görmesine yol açtığı sorulunca, mahkemeye şöyle yanıt verdi, ‘ Masum burjuva yoktur.’

‘Senin ellerin kana bulanmış’ diyen hâkimi de ‘aynen sizin cüppeniz gibi’ diye cevaplamıştır.

Emile Henry: “Burjuvazi, savunmasız grevci işçilerin üzerine ayrım gözetmeksizin ateş açabiliyorsa; bunun sonucunun, eğlendiği restoranda patlayan bir bomba olabileceğini de hesaba katmalıdır.”

**
Henry’nin idamından hemen sonra İtalyan bir anarşist olan Sante Geronimo Caserio, Carnot’u Lyon’da bıçaklayarak öldürdü. O da giyotinin başında Henry’nin sözlerini İtalyanca olarak tekrarlayacaktı ‘Coraggio cugini – evviva l’anarchia!’ yani ‘ Cesaret yoldaşlar – yaşasın anarşizm! ‘

3- Gaetano Bresci ( İtalya kralı 1. Umberto )

Gaetano Bresci

Gaetano Bresci

İtalya’nın 1896’da Adowa Savaşı’nda Etiyopya’ya yenilmesi ise İtalyan sömürgeciliğinin sonunu getirdi.

Umberto tırmanan toplumsal huzursuzluk karşısında 1898’de sıkıyönetim ilan etti ve özellikle Milano’da şiddetli bir baskı politikası uygulamaya başladı. Kargaşanın doruğunda Gaetano Bresci adında bir anarşist tarafından öldürüldü.

Gaetano Bresci: ” Ben Umberto’yu öldürmedim. Ben kralı, bir ilkeyi öldürdüm.”

4- Simon Radowitzky ( Arjantin Emniyet Müdürü Ramon Lorenzo Falcon)

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky

Simon Radowitzky eylemde birçok işçinin öldürülmesinden sorumlu tutulan bir emniyet müdürünü olan Ramón Falcón’un arabasına ev yapımı bir bomba attı. Emniyet müdürü hastane yolunda öldü.

1909 yılında, bugün Congreso dediğimiz, o zamanın Lorea meydanında kutlanır Buenos Aires’teki 1 Mayıs. FORA (Arjantin Cumhuriyeti İşçi Federasyonu)’nın düzenlediği eyleme katılan binlerce işçinin talebi, sekiz saatlik işgünüdür. İşte o sırada, Buenos Aires emniyet müdürü Albay Ramon Falcon komutasındaki asker ve polisler, FORA üyelerine saldırır. Silahlar patlar, ondan fazla işçi hayatını kaybeder.

Henüz daha yirmisine varmamış Simon Radowitzky, Ukraynalı bir Yahudi ailesinin oğludur. Kısa zaman önce Arjantin’e göç etmiş, FORA’ya katılmıştır. Yoldaşlarının intikamını almak isteğiyle bir bombayı Falcon’un evine fırlatır. 1 Mayıs katliamının şefi Ramon Falcon, bunun altı ay sonrasında Radowitzky’nin eylemiyle ölür. Radowitzky’ye yaşı genç olduğu için ölüm cezası verilmez ama dünyanın ucuna gönderilir. Antarktika’ya komşu Ateş Toprakları’nda, dünyanın en güney ucundaki kent olan Ushuaia’da bir hücreye hapsedilir.

Falcon’u öldüren bu anarşist genç her ne kadar hücreye tıkılmışsa da, halk onu bağrına basar. Adı dilden dile dolaşır, Patagonya çöllerinde halk şiirlerine, şarkılarına konu olur. Yrigoyen hükümeti, ülkeyi terk etmesi kaydıyla 1930’da serbest bırakır ömür boyu hapis cezası mahkûmu Radowitzky’yi. Bir süre Uruguay’da yaşar, 1936’da Franco’ya karşı savaşmak üzere İspanya yolunu tutar, faşizmin zaferi ertesinde pekçoklarıyla beraber Meksika’ya sığınır. Radowitzky hayatının sonuna kadar devrimci bir işçi olarak yaşar. 1956’da Meksika’da hayata veda ettiği güne kadar, bir oyuncak fabrikasında çalışacaktır.

5- Michele Angiolillo ( İspanya Başbakanı Canovas del Castillo )

Michele Angiolillo

Michele Angiolillo

İtalya’da doğan Michele Angiolillo da o dönemin karakterine uygun davranan anarşistlerden biridir. İspanya halkına (ve onun sömürgesi olan Küba ve Filipinler halklarına) yaptığı eşsiz zulümle tanınan İspanyol başbakanı Canovas del Castillo’yu Santa Agueda’da 8 Ağustos 1897’de lüks yazlığında keyif çatarken öldürmüştür. Bu olaydan 12 gün sonra da 20 ağustos 1897’de idam edilmiştir.

6- Luigi Lucheni ( Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Elisabeth ‘ Sisi’ )

6Luigi_Lucheni

Luigi Lucheni

Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Sisi Eylül 1898 bir İsviçre ziyareti yaparken Cenevre’de Luigi Lucheni adlı bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Sisi’nin son sözü ‘ Bana ne oldu ‘ olmuştur.

Luigi Lucheni: ” Ben inançlı bir anarşistim. Cenevre’ye bir egemeni öldürmek için geldim. Acı çekenlere ve sosyal konumunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlara örnek olmak için yaptım bunu. Hangi egemeni öldüreceğim benim için önemli değildi. Benim vurduğum bir kadın değildi, bir imparatoriçeydi, benim onda gördüğüm kraliyet tacıydı.”

7- Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles (İspanya Başbakanı Eduardo Dato)

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles

Dato üç Katalan anarşisti tarafından öldürüldü. Lluis Nicolau, Pere Mateu ve Ramon Casanelles bu eylemi motorsiklet üzerinde gerçekleştirdiler.

8- Manuel Pardiñas ( İspanya Başbakanı Jose Canaleias )

Manuel Pardiñas

Manuel Pardiñas

1912’de Madrid merkezinde bir kitapçının vitrininden edebiyat romanlarına bakınırken anarşist Manuel Pardinyas tarafından öldürüldü. İşçiler arasındaki kaynaşmayı bastırmak için aldığı sert önlemler ve cumhuriyetçiler arasında yarattığı hoşnutsuzluk, anarşist Manuel Pardiñas tarafından öldürülmesinde önemli rol oynadı.

9- Narodnaya Volya ( Rus Çarı 2. Aleksandr)

2. Aleksandr

2. Aleksandr

Narodnaya Volya 1878’de Petersburg polis şefini, aynı tarihte Kiev jandarma şefini, 1879’da Rus jandarma komutanını ve nihayet 1 Mart 1881’de Çar II Aleksandr’ı öldürerek doruk noktalarına ulaştılar. 2. Aleksandr 1879’da yeniden canlanan devrimci şiddetin hedefi olarak sayısız suikast girişimi atlattı. 13 Mart 1881’de Narodnaya Volya’nın (Türkçesi: Halkın İradesi ) gerçekleştirdiği bombalı bir suikast sonucunda ağır yaralanarak öldü.

Lenin, Halkın İradesi’nin ütopik programını ve (suikast) taktiklerini eleştirmiş, fakat aynı zamanda onların çarlığa karşı kararlı mücadelesine saygı duymuş, katı ve sarsılmaz örgütlenme biçimlerine, sıkı merkeziyetçiliklerine büyük değer vermiştir.

Lenin’in abisi Aleksander İlyiç bir Halkın İradesi örgütü üyesiydi. Rus aydınında Halkın İradesi’nin “halk için kendini feda eden kahramanları” her zaman saygı görmüştü ve büyük bir etkiye sahipti. Lenin, bu saygıyı paylaşmakla birlikte, Narodniklerin işçi sınıfının önderliğinde gelişecek bir halk hareketinin yerine kahramanların fedakarlığını, suikastları ve silahlı propaganda eylemlerini koymalarını şiddetle eleştiriyordu. Narodnikler Rus feodalizminin “toplumculuğunu” idealleştiriyorlar, kapitalizmin gelişmesine karşı, toprak ve mülkiyet ilişkileri bakımından bir tür “köy kolektivizmi” olan eski “mir” düzenini savunuyorlar, köylülüğü de toplumsal değişimin yekpare gücü olarak görüyorlardı.

Yaşları otuzun altında olan bir avuç genç, Rusya okyanusu içerisinde bir su damlası, devin karşısında cüceler gibiydiler. Bununla birlikte o tarihlerde iktidarı korkudan titretmeyi başardılar. “Kayayı havaya uçurmayı” kararlaştırdıklarında, hayatlarını önceden feda etmişlerdi. Çar II. Alexander’ı öldüren bomba, aynı anda onları da yok etti.

Mahir Çayan’a göre;
1. Narodnikler savaşın, sadece sabotaj ve suikast bölümüne ağırlık veriyorlardı…
2. Narodnikler için devrimci yayın önemli değildi. Yurt çapında çıkan bir gazetenin önemi yoktu.
3. Narodnikler ideolojik eğitimi reddediyorlardı.

Sosyalizmi siyasetle bağdaşmaz bir şey olarak gören Narodnikler, siyasi hürriyetler uğruna mücadelenin ancak burjuvaziye yaradığını düşünüyorlar ve kapitalizmin ilerici hiçbir yanının bulunmadığını ileri sürüyorlardı.

http://www.bianet.org/biamag/siyaset/156236-halkin-iradesi-orgutu-narodnikler-ve-lenin

10- Alexandros Schinas ( Yunanistan Kralı George )

Alexandros Schinas

Alexandros Schinas

1913’te Bakunin ve Kropotkin’le tanışarak onlardan etkilenen Alexandros (Alekos ) Schinas Selanik’te Kral George’a suikast düzenlemiştir. Schinas hükümetlere, özellikle de aristokrasiye ve monarşiye karşıydı. 6 Mayıs’ta Selanik jandarma karakolunun penceresinden atlayarak intihar ettiği söylenir.

11- Pavel Gorgulov ( Fransa Cumhurbaşkanı Paul Doumer)

Pavel Gorgulov

Pavel Gorgulov

Henüz bir yılını doldurduğu bir sırada, Pavel Gorgulov adlı bir Rus anarşisti tarafından vurularak öldürüldü.

12- Kurt Gustav Wilckens ( Arjantinli Albay Hector Benigno Varela )

Kurt Gustav Wilckens

Kurt Gustav Wilckens

Radikal görüşleri yüzünden Amerika’dan ihraç edilen 35 yaşındaki Alman göçmen Kurt Gustav Wilckens, Arjantin’de tersane ve çiftliklerde çalışıyor, bir yandan da anarşist Alarm of Hamburg ve Syndicalist of Berlin gazeteleri için muhabirlik yapıyordu. Wilckens, Valera’yı yeni taşındığı evinin önünde silahlı ve bombalı bir saldırıyla öldürdü.

20. yüzyılın başında I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden kaçmak isteyen çoğunluğunu İspanyol, Alman, İngiliz ve Slavlar’ın oluşturduğu büyük bir göçmen grubu, neredeyse kimsenin yaşamadığı Arjantin’in Santa Cruz vilayetine bağlı Patagonya bölgesine yerleşmeye başladı. Onları buraya çeken bölgedeki koyun yetiştiriciliğine bağlı olarak gelişmiş yün endüstrisiydi, ama savaştan sonra ithalat oranlarındaki ani düşüş ciddi bir ekonomik krize yol açtı. Özellikle İspanyol göçmenlerin ilericilik idealleri işçiler arasında yayılmaya başladı ve 1920’de başlayan grevlerin tetikleyicisi oldu. 1922’deki son grevin hükümet tarafından kanlı biçimde bastırılması ve sonrasında gelişen olaylara Patagonya İsyanı ya da Trajedisi dendi. Hipolito Yrigoyen’in başkanlığı döneminde Arjantin ordusu, büyük bir bölümü zaten teslim olmuş olan 1,500 kadar greve giden işçiyi topluca kurşuna dizerek öldürdü.

Santa Cruz’da çıkan ilk ayaklanmaları 1 Kasım 1920’de gerçekleşen genel grev izledi. Otoriteyle yaşanan ilk silahlı çatışma sonrası bölge valisi olağanüstü hal ilan edilmesini talep etti. Bunun üzerine Albay Héctor Benigno Varela’nın komutasındaki 10. süvari alayını bölgeye yönlendirildi ve bölge limanları donanma tarafından kontrol altına alındı.

10. süvari alayı Kasım ayında tekrar bölgeye döndü ve ilerleyen günlerde grevci işçiler büyük gruplar halinde katledilmeye başlandı. Paso Ibáñez’de 900 kadar silahlı grevci Albay Varela ile makul bir pazarlık yolu bulmaya çalıştı, fakat geri çevrildiler. Bu sırada polis kuvvetleri Cañadón León’da 500 kadar grevci sempatizanını tutukladı ya da öldürdü. La Anita and Menéndez Behety çiftliklerine düzenlenen operasyonlarda yine 500 kadar grevci infaz edildi. Silahlı grevciler, ümitsiz de olsa son bir kez Teheulches tren istasyonunda direnseler de bir saatlik çatışmanın ardından yakalanarak kurşuna dizildiler.

http://vegunleryurumeyebasladi.tumblr.com/post/43301514354/subat-17

http://sosyalsavas.org/2015/01/anarsistlerin-isledigi-12-suikast/

anti-Trump protest

Posted in Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Espanol, Français with tags on 21/01/2017 by Karakök

Seattleites Form Neighborhood Groups to Resist Trump

Posted in Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Espanol, Français with tags , on 19/12/2016 by Karakök

web1_161205-sea-news-neighborhoodactioncouncils_2-1200x800

 

As soon as the results were in on election night, Seattle-based activist Kaya Axelsson and several fellow organizers knew they had to do something — fast. While the idea of community-based activism driven by Neighborhood Action Councils (NACs) was a concept Axelsson and her colleagues were familiar with, November 8, 2016 “is the first time we said it out loud to each other,” she says. To prepare for a Trump administration, the feeling was extremely clear: “We need to do this.”

Within days, Axelsson and some 50 Seattleites had formed what’s now been dubbed the Neighborhood Action Coalition, an all-volunteer umbrella for the hyperlocal groups being created across the city to help guard against the President-elect’s agenda—which, so far, could include everything from creating a Muslim registry to denying climate change to defunding all sanctuary cities like Seattle, which effectively shield undocumented immigrants from federal officials.

Five days after election night, Axelsson helped organize a forum where hundreds gathered to discuss their fears (so many, in fact, that the bar where it was held overflowed onto a nearby park). On Sunday, December 4, the second event Axelsson helped with — the Neighborhood Action Coalition’s official kickoff — drew almost as many people, and within minutes, attendees had stopped wanting to talk about their post-Trump feelings and begun pulling up lists of concrete, local actions. “In the first 15 minutes of the event, they were ready to go,” Axelsson says.

Examples include anti-racist education, particularly with regards to Muslim and immigrant communities. One idea, for instance, is a series of workshops that debunk persistent stereotypes about Islam. “The first step for us is going to be fighting that xenophobic rhetoric, especially if we are a sanctuary city and funding does get cut for us,” Axelsson says. “People are going to feel the sting of that” and it could, potentially, create bad feeling, as “it’s easy to be in solidarity when it’s no cost to you.”

One community organizer says he’ll work to create a hate-free zone in Rainier Beach, according to a Neighborhood Action Coalition press release; another says she’ll help create a phone tree so that Seattleites can mobilize when needed. Another idea, says Axelsson, is for activists to be ready, in the event of an Immigration & Customs Enforcement raid, to dispatch large groups of people to the scene in order to “confuse an ICE officer.” Activists are looking to take to the streets on inauguration day, and brainstorming ways to protect their digital communications against federal surveillance. During the second half of Sunday’s event, more than two dozen local nonprofits gathered for a “Community Action Fair,” too, which also offered people concrete ways to get involved.

“I’m excited about gently, but firmly, pushing my community to take more political risk,” says Axelsson, who grew up in Capitol Hill. Solidarity, to her, means action. She’s organized for gender justice, climate change, and racial justice issues in the past; she says she’s “someone who puts their body on the line fairly often for political causes” and is still dealing with the repercussions of being arrested for that. A future with even more arrests in it looks scary. “I fear political persecution,” she says. “If the NSA made a list of troublemakers, I would be on it.” But a bigger fear than that one is that people won’t take those risks, at a time when, she believes, we have to. “We’re pushing a political line… we have to push it forward because [a Trump administration] is going to try to push it back.”

There are now NACs for every Seattle City Council district, and Facebook groups for each, which will soon be posted on the Coalition’s website and Facebook page. Those interested in getting involved — and really, Axelsson says, “all levels of engagement are welcome and necessary right now,” even just bringing food to meetings — could connect to either the main group or their neighborhood’s group. The Coalition has a listserv and an email address (SeattleNAC@gmail.com) that people who aren’t on Facebook can contact, too.

The galvanizing effect of what even our state attorney general has called “unthinkable” is definitely a good thing, Axelsson adds, but she’s loathe to use the term “silver lining.” As “happy as we are to have each other in this time,” she says of herself and fellow organizers, “We’re not happy.” In order to maintain a sense of urgency, which organizers are reminded of constantly, “You have to feel that sadness and that fear.”

http://www.seattleweekly.com/news/seattleites-form-neighborhood-groups-to-resist-trump/

Rest In Power anarchist comrade Michael Israel, killed fighting ‘Islamic State’ fascists in Rojava

Posted in Deutschsprachige Artikel, Direnis, English, Espanol, Français with tags , on 01/12/2016 by Karakök

michael_israel

**UPDATE** via Kurdish Question

People’s Protection Units (YPG) volunteers, American Michael Israel (27) from Colorado and German Anton Neshek (Zana Ciwan), were killed by Turkish warplanes on 29 November according to another international volunteer fighting alongside the pair against the Islamic State group (IS/ISIS/ISIL), north of Raqqa. [updated].

On his Facebook page, the international volunteer, who was amongst the group killed by Turkish warplanes wrote:

“We were taking a small village when we got hit by Turkish jets in the night. Two of my friends, Anton and Michael were killed among many others. I’m staying to finish out my six months. Fuck Erdogan and Fuck Turkey.”

The YPG have informed both men’s families.

Another of Micheal Israel’s comrades posted the following message on his Facebook page:

“It’s with a heavy heart that I learn today heval [friend] Michael Israel has passed away fighting ISIS as a volunteer with the YPG in Rojava. Michael was a man of extremely powerful convictions; an inspiring, idealistic fighter who struggled unlike any other for a better world, not just for a better Kurdistan and a better America. He spent his whole life fighting systems of injustice that deny peace, and trekked the states spreading awareness against the Iraq war. He conferred his experiences and lessons from both Syria and the states with everyone. He died the very way he lived, and his legacy is an example of how a true revolutionary should be. History will exalt him as one of the greatest of our generation, like many others. He taught me a lot, I’ll never forget him. Rest in power heval”

According to reports Michael Israel was an anarchist and member of IWW (Industrial Workers of the World).

In a Facebook post on 11 August 2016, Israel, who had spent two stints in Rojava wrote:

“I am back in Rojava again and will be here for the next several months to do my part in defending the revolution.

The Rojava struggle is the most dynamic and ground breaking revolutionary movement of our time. I am determined that it is the job of leftist allies and internationalists to rally behind this movement, to help build it up and learn from it. Things that we may have only dreamed of in theoretical writing are acted upon in Rojava, modified and adapted to their struggle and made real. Rojava is doing this all and reorganizing society despite the chaos and destruction of 5 years of civil war. The gains of the revolution under such austere and harsh conditions is truly remarkable.

Now that I am back in Rojava, I know all my needs will be met. Here I will never be in want of basic necessities for lack of money. I, like all others in Rojava, will never go without food and water, clothing or a place to rest my head at night. The movement takes care of people here.

That is not to say though that Rojava and the rest of Syria do not need help though.

I’m calling on all of my friends and comrades to learn about the Rojava revolution and how they have been leading the charge in the war against ISIS fascists. I’m calling on all of you who are able, to do your part in helping or sending donations so that this revolution may become stronger with the aid of the international community.”

Michael Israel becomes the 5th American YPG volunteer to be killed in battle against the Islamic State in Rojava but the first to be killed by Turkish fire.

Anton Neshek is the 4th German to be killed in the ranks of the Kurdish forces.

It is not known how many other fighters of the YPG, a leading force in the multi-ethnic SDF which launched the ‘Wrath of Euphrates’ operation to liberate Raqqa from IS, were killed in the aerial attack.

01.12.16:

Anarchist comrade and member of the IWW (Industrial Workers of the World) Michael Israel from the US has been killed in action fighting alongside YPG / YPJ forces against ‘Islamic State’ fascists in Rojava, Northern Syria. Full details of the circumstances surrounding the comrades death have not been released yet.

Here is part of a message Michael posted to his Facebook page on August 11, 2016:

Hey everyone,

I am back in Rojava again and will be here for the next several months to do my part in defending the revolution.

The Rojava struggle is the most dynamic and ground breaking revolutionary movement of our time. I am determined that it is the job of leftist allies and internationalists to rally behind this movement, to help build it up and learn from it. Things that we may have only dreamed of in theoretical writing are acted upon in Rojava, modified and adapted to their struggle and made real. Rojava is doing this all and reorganizing society despite the chaos and destruction of 5 years of civil war. The gains of the revolution under such austere and harsh conditions is truly remarkable.

Now that I am back in Rojava, I know all my needs will be met. Here I will never be in want of basic necessities for lack of money. I, like all others in Rojava, will never go without food and water, clothing or a place to rest my head at night. The movement takes care of people here.

That is not to say though that Rojava and the rest of Syria do not need help though.

I’m calling on all of my friends and comrades to learn about the Rojava revolution and how they have been leading the charge in the war against ISIS fascists. I’m calling on all of you who are able, to do your part in helping or sending donations so that this revolution may become stronger with the aid of the international community.

Mike

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

Posted in Direnis, Duyurular, Feminizm, Queer with tags , on 27/06/2016 by Karakök

İstanbul: Onur Yürüyüşüne Saldırı, Anarşistlere Gözaltı

İlk günden itibaren polisin ve işbirlikçisi faşist çetelerin tehditlerine rağmen süren Onur Haftası’ nın son günü gerçekleşen Onur Yürüyüşü’ne polis biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Onur haftası komitesi ve eyleme katılan bir çok kişiye yapılan gözaltıların yanı sıra, anarşist ve anti-otoriterler de gözaltına alındı.
Bu, devlet şiddetine direnişle, var olmakla alakalı.  Özgürlük hayallerimizi elimizden almalarına izin vermemekle alakalı.
Hayatlarımız şiddetle baskı altında. Varoluşumuz için eyleme geçen herkesle dayanışma içerisindeyiz.
ABC İSTANBUL

Onur Haftası Komitesi’nin açıklaması şöyle:

“Dağılıyoruz, dağılıyoruz, dağılıyoruz”

Bilindiği gibi, geçen sene polisin saldırdığı LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 14. senesinde de İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Benzer şekilde, bir hafta önce yapılan Trans Onur Yürüyüşü de açıklanan yasak üzerine polis tarafından engellendi.

Bu gelişmeler üzerine, 24. LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi olarak, 26 Haziran günü saat 17.00’da Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak üzere İstanbul Valiliği’ne bildirimde bulunduk ancak “uygun görülmediği” yanıtını aldık. Valilik, yasak gerekçesi olarak gösterdiği tehditlere karşı bizleri korumak yerine, Anayasa’da demokratik bir hak olarak yer alan “Gösteri ve Toplantı Yürüyüşleri Kanunu”nu ihlal etmeyi tercih etti.

14. Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştiremeyeceğimizi üzüntüyle duyuruyoruz. Ancak bizim kendimize duyduğumuz güven, ufkumuz ve hayallerimiz bir yürüyüşten, İstiklal Caddesi’nden, bu şehirden ve bu ülkeden çok daha geniştir. Varoluş mücadelemiz dünü, bugünü ve geleceği aşar çünkü biz hep buradaydık, buradayız ve burada olacağız.

Hatırlarsanız, Emniyet güçleri Trans Onur Yürüyüşü’nde basın açıklamasını okumaya ve bir arada durmaya çalışan insanlara “Lütfen dağılın ve hayatın normal akışına dönmesine izin verin,” diye seslenmişti.

Biz de bu çağrıya riayet ediyoruz: 26 Haziran Pazar günü, İstiklal Caddesi’nin her köşesine dağılıyoruz. “Hayatı ‘normal’ akışına döndürmek” için Pazar günü Beyoğlu’nun her sokağında, her caddesinde birbirimize kavuşuyoruz.

12 yıl boyunca büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz Onur Yürüyüşleri varoluşumuzu, onurlu bir yaşam sürme ısrarımızı ve her geçen yıl büyüyen mücadelemizi kutladığımız bir alandır. Sadece LGBTİ+ bireylerin değil, herkesin hayatına etki eder. Onur Yürüyüşü,insanlığa bir hayal kurdurur: Bu dünya başka türlü olsaydı, nasıl insanlar olurduk? Ne giyer, ne arzular, ne eyler, ne söylerdik? Bu kentin sokakları neye benzerdi? Aşkla örgütlenseydik, bizi birbirimizden ne koparabilirdi? Bedenimiz, emeğimiz ve geleceğimiz bizim elimizde olsaydı, nasıl olurdu? Yürüyüşümüzü gerçekleştiremesek de aklımızda bu hayallerle İstiklal’in sokaklarını doldurmaktan vazgeçmiyoruz.

Bize dayatılan hayatı reddediyoruz. Şiddeti ve baskıyı normalleştiren, bizi yok sayan bir hayat değil, kendi seçtiğimiz, onurla varolduğumuz hayatı yaşamaya devam ediyoruz ve “Hayatı ‘normal’ akışına döndürerek”:

DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ, DAĞILIYORUZ…

24. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu